Bugün sokakta yürüyen her gencin sırtında görünmeyen bir yük var.
O yükün adı: işsizlik.
Bir zamanlar “oku, mesleğini eline al, hayatın kurtulsun” denirdi.
Gençler okudu.
Liseler, üniversiteler, yüksek lisanslar bitirildi.
Ama hayat kurtulmadı.
Diplomalar duvarda asılı kaldı,
umutlar ise çekmecelere kaldırıldı.
Birçok genç artık sabah alarm kurmuyor.
Çünkü gidecek bir işi yok.
Ama bu, erken uyanmadıkları anlamına gelmiyor.
Aksine, geceleri geç yatıyorlar.
Çünkü düşünmekten uyuyamıyorlar.
“Tecrüben var mı?” diye soruluyor.
Genç henüz iş bulamamışken
nasıl tecrübe edinecek?
Staj adı altında ücretsiz çalıştırılan,
“şimdilik böyle idare et” denilerek oyalana oyalana
yılları geçen bir gençlik var karşımızda.
Sorun sadece işsizlik değil.
Sorun niteliksiz istihdam.
Genç, aldığı eğitimin dışında bir işte çalışmak zorunda kalıyor.
Mühendis tezgahta,
öğretmen satışta,
mezunlar çağrı merkezlerinde…
Çalışıyorlar ama tutunamıyorlar.
Toplum olarak kolay bir yol bulduk:
“Gençler beğenmiyor.”
Oysa gerçek şu:
Gençler sömürülmek istemiyor.
Uzun mesailer, düşük ücretler,
gelecek vaadi olmayan işler…
Bunlara “fırsat” denmesini kabul etmiyorlar.
Bir de görünmeyen baskı var.
Aile baskısı.
“Komşunun çocuğu işe girmiş.”
“Sen hâlâ evdesin.”
Oysa kimse sormuyor:
O iş sürdürülebilir mi?
O genç mutlu mu?
İşsizlik sadece cebin boş olması değildir.
İşsizlik, insanın kendine olan güvenini kemirir.
Toplumdan koparır.
Hayattan soğutur.
Bugün evlenmeyen,
çocuk yapmaktan korkan,
gelecek planı kuramayan bir gençlik varsa
sebebi tembellik değil, belirsizliktir.
Bir ülkenin gençleri umutluysa,
o ülke ayaktadır.
Gençleri umutsuzsa,
duvarları sağlam olsa ne yazar?
Bu mesele sadece ekonomik değil.
Bu, sosyal bir kırılmadır.
Ve her kırılma,
zamanında onarılmazsa çatlağa dönüşür.
Bugün gençler iş arıyor.
Yarın ülke, gençlerini arayacak.
Ama o yarın geldiğinde
bazıları çoktan vazgeçmiş,
bazıları da çoktan gitmiş olacak.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özay ALABAŞ
Bir Neslin En Büyük Sınavı: İşsizlik
Bugün sokakta yürüyen her gencin sırtında görünmeyen bir yük var.
O yükün adı: işsizlik.
Bir zamanlar “oku, mesleğini eline al, hayatın kurtulsun” denirdi.
Gençler okudu.
Liseler, üniversiteler, yüksek lisanslar bitirildi.
Ama hayat kurtulmadı.
Diplomalar duvarda asılı kaldı,
umutlar ise çekmecelere kaldırıldı.
Birçok genç artık sabah alarm kurmuyor.
Çünkü gidecek bir işi yok.
Ama bu, erken uyanmadıkları anlamına gelmiyor.
Aksine, geceleri geç yatıyorlar.
Çünkü düşünmekten uyuyamıyorlar.
“Tecrüben var mı?” diye soruluyor.
Genç henüz iş bulamamışken
nasıl tecrübe edinecek?
Staj adı altında ücretsiz çalıştırılan,
“şimdilik böyle idare et” denilerek oyalana oyalana
yılları geçen bir gençlik var karşımızda.
Sorun sadece işsizlik değil.
Sorun niteliksiz istihdam.
Genç, aldığı eğitimin dışında bir işte çalışmak zorunda kalıyor.
Mühendis tezgahta,
öğretmen satışta,
mezunlar çağrı merkezlerinde…
Çalışıyorlar ama tutunamıyorlar.
Toplum olarak kolay bir yol bulduk:
“Gençler beğenmiyor.”
Oysa gerçek şu:
Gençler sömürülmek istemiyor.
Uzun mesailer, düşük ücretler,
gelecek vaadi olmayan işler…
Bunlara “fırsat” denmesini kabul etmiyorlar.
Bir de görünmeyen baskı var.
Aile baskısı.
“Komşunun çocuğu işe girmiş.”
“Sen hâlâ evdesin.”
Oysa kimse sormuyor:
O iş sürdürülebilir mi?
O genç mutlu mu?
İşsizlik sadece cebin boş olması değildir.
İşsizlik, insanın kendine olan güvenini kemirir.
Toplumdan koparır.
Hayattan soğutur.
Bugün evlenmeyen,
çocuk yapmaktan korkan,
gelecek planı kuramayan bir gençlik varsa
sebebi tembellik değil, belirsizliktir.
Bir ülkenin gençleri umutluysa,
o ülke ayaktadır.
Gençleri umutsuzsa,
duvarları sağlam olsa ne yazar?
Bu mesele sadece ekonomik değil.
Bu, sosyal bir kırılmadır.
Ve her kırılma,
zamanında onarılmazsa çatlağa dönüşür.
Bugün gençler iş arıyor.
Yarın ülke, gençlerini arayacak.
Ama o yarın geldiğinde
bazıları çoktan vazgeçmiş,
bazıları da çoktan gitmiş olacak.