Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

Tavas Barış Gazetesi - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kasapoğlu: "Erken sanayisizleşme riskine karşı üretimi koruyacak adımlar şart" Haber

Kasapoğlu: "Erken sanayisizleşme riskine karşı üretimi koruyacak adımlar şart"

Toplantıda; küresel ve ulusal ekonomideki gelişmeler, sanayinin güncel görünümü, üretim ve ihracattaki son durum, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, ABD’nin tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik yeni tarife düzenlemeleri ile döviz dönüşüm desteğindeki değişiklikler değerlendirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, üretim gücünün korunmasının rekabetçiliği ve finansmana erişimi destekleyen politikalarla mümkün olacağını vurgulayarak, erken sanayisizleşme riskine karşı üretim kapasitesini koruyacak adımların önemine dikkat çekti. Toplantıda ayrıca DSO Bilişim Komisyonu Üyesi Buğra Yüksel’in “Sanayide Yapay Zekâ ile Stratejik Yönetim” başlıklı sunumu ile Odanın Stratejik Plan revizyonu Meclis Üyeleriyle paylaşılırken, Temmuz ayı Oda faaliyetleri hakkında da bilgilendirme yapıldı. Üretim Ekonomisinin Güçlendirilmesi Ortak Öncelik Olmalı Toplantıda konuşan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, yaklaşık üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının sanayi üzerindeki yansımalarına değinerek, üretim, ihracat ve istihdamın ekonomi politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Özellikle emek yoğun sektörlerde artan maliyetlerin Türkiye'nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattığını dile getiren Kasapoğlu, finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin ve yüksek finansman maliyetlerinin sanayicinin üzerindeki baskıyı artırdığını kaydetti. Sanayinin Ekonomideki Payındaki Gerileme Dikkatle Değerlendirilmeli Temmuz ayına ilişkin ekonomik göstergeleri de meclis üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verisinin 47,7 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, endeksin eşik değer olan 50'nin altında kalmaya devam etmesinin üretim tarafındaki yavaşlamanın sürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Enflasyonda kademeli bir gerileme görülmesine rağmen üretim cephesindeki kırılganlığın devam ettiğini belirten Kasapoğlu, enflasyonla mücadele yürütülürken üretim kapasitesinin korunmasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Denizli İhracatta Güçlü Performansını Koruyor Konuşmasında Temmuz ayı ihracat verilerine de yer veren Kasapoğlu, Denizli ihracatının 483,9 milyon dolara ulaşarak Haziran 2022'den bu yana en yüksek aylık seviyesini gördüğünü belirtti. Kentin yılın ilk yedi ayında Türkiye ortalamasının üzerinde ihracat artışı yakaladığını aktaran Kasapoğlu, geçen yılın aynı döneminin bayram ayına denk gelmesi nedeniyle yıllık artış oranlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tutar bazındaki yükselişin sevindirici olduğunu ancak miktar bazındaki gelişmelerin de dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Finansmana Erişim Sanayinin Öncelikli Gündemi Finansal göstergelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, takipteki kredi tutarları ile karşılıksız çek oranlarında yaşanan yükselişin işletmelerin nakit akışındaki sıkışıklığı açıkça gösterdiğini ifade etti. Buna karşın Denizli'nin diğer sanayi şehirleriyle kıyaslandığında dayanıklılığını koruduğunu belirten Kasapoğlu, kentin KOBİ ağırlıklı üretim yapısının değişen piyasa koşullarına daha hızlı uyum sağlayabilmesine katkı sunduğunu söyledi. Sanayicinin beklentisinin daha fazla borçlanmak olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, üretimin devamlılığını sağlayacak sürdürülebilir bir finansman ortamının oluşturulmasının hem ihracat hem de istihdam açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Türk İhracatçısı Küresel Pazarda Eşit Şartlarla Rekabet Etmeli ABD'nin tekstil ve hazır giyim ürünlerine yönelik yeni gümrük vergisi düzenlemesini değerlendiren Kasapoğlu, uygulamanın Türkiye'nin rakip ülkeler karşısındaki rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Maliyet baskılarının devam ettiği bir dönemde ilave tarife yükünün ihracatçılar açısından yeni bir zorluk oluşturduğunu ifade eden Kasapoğlu, siparişlerin alternatif ülkelere yönelmesi riskine dikkat çekti.Türkiye ile ABD arasında yürütülmesi planlanan müzakere sürecinin sektör açısından önemli olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, beklentilerinin Türk ihracatçısını dezavantajlı konuma düşüren koşulların giderilmesi ve küresel pazarlarda eşit rekabet şartlarının sağlanması olduğunu söyledi. İhracatın Rekabet Gücü İçin Destek Mekanizmaları Önemli Kasapoğlu, ihracatçılara yönelik döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılmasını olumlu karşıladıklarını belirterek, yeni düzenlemeyle birlikte katma değer, kârlılık ve iş gücü maliyetleri dikkate alınarak farklılaşan bir sisteme geçileceğini ifade etti. 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe girecek uygulamanın, ihracatçıların finansmana erişimine katkı sağlayacağını belirten Kasapoğlu, “Finansman maliyetlerinin yüksek, küresel rekabetin yoğun olduğu bu dönemde ihracatçımıza nefes aldıran her destek kıymetlidir. Ancak üretim ve ihracat gücümüzü korumak için rekabetçiliğimizi artıracak ilave adımlara da ihtiyaç var.” dedi. Denizli’nin 2035 Vizyonu Ele Alındı DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, “Denizli 2035 Yol Haritası” sunumunda Denizli’nin sanayi ve ihracat potansiyelini farklı illerle karşılaştırmalı bir biçimde değerlendirerek, rekabet gücünün korunması için altyapı yatırımları, yatırım ortamının geliştirilmesi ve stratejik planlamanın önemine dikkat çekti.Konyalıoğlu, Denizli’nin güçlü üretim kültürünü geleceğe taşıyabilmesi için ortak vizyonla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Yapay Zekâ Sanayinin Geleceğini Şekillendiriyor DSO Bilişim Komisyonu Üyesi Buğra Yüksel tarafından "Sanayide Yapay Zekâ ile Stratejik Yönetim" başlıklı bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda, yapay zekâ teknolojilerinin sanayide stratejik yönetim anlayışına etkileri, üretimden finansa, insan kaynaklarından proje yönetimine kadar farklı iş süreçlerinde sunduğu uygulama alanları ile işletmelerin dijital dönüşümüne sağlayacağı katkılar ele alındı. Ayrıca yapay zekâ destekli karar alma mekanizmaları, rekabet gücünün artırılması ve geleceğin üretim modellerine ilişkin değerlendirmeler Meclis Üyeleriyle paylaşıldı. Stratejik Plan Revizyonu: Geleceğin Sanayisi İçin Yenilenen Yol Haritası DSO’nun mevcut 2024–2028 Stratejik Planı; üyelerin değişen ihtiyaçları, Denizli sanayisinin dönüşen yapısı, Odanın gelişen hizmet kapasitesi ve TOBB Oda/Borsa Akreditasyon Sistemi’nin güncellenen standartları doğrultusunda revize edildi. DSO Genel Sekreteri Dr. Sezgi Akbaş tarafından Meclis Üyelerine sunulan revize Stratejik Plan, yapılan değerlendirmelerin ardından oy birliğiyle kabul edildi. Ortak akıl anlayışıyla hazırlanan plan, DSO Yönetim Kurulu’nun önümüzdeki dönem çalışmalarına yön verecek, kaynakların etkin kullanılmasını sağlayacak ve Odanın üyelere yönelik hizmet kapasitesini geliştirecek stratejik bir rehber olarak değerlendirildi. Revize Stratejik Plan; Denizli sanayisinin dijital ve yeşil dönüşümünün hızlandırılması, uluslararası rekabet gücünün artırılması, hedef sektörlerde farklılaşma ve katma değerli üretimin desteklenmesi, nitelikli işgücünün geliştirilmesi ve DSO’nunüyelerine sunduğu hizmetlerin çeşitlendirilerek güçlendirilmesi doğrultusunda hazırlandı. Planın uygulanmasıyla birlikte üye işletmelerin dönüşüm süreçlerine daha etkin biçimde rehberlik edilmesi, firmaların değişen küresel rekabet koşullarına uyum kapasitesinin artırılması ve DSO’nun sanayicilere sunduğu katma değerli hizmetlerin somut ve ölçülebilir sonuçlar üzerinden geliştirilmesi hedefleniyor.

Karaca,"Yüzde 12,5 gümrük vergisi tekstili vurdu" Haber

Karaca,"Yüzde 12,5 gümrük vergisi tekstili vurdu"

HABER:MURAT DEMİRBİLEK "DOSTUM DİYEN TRUMP'IN EN BÜYÜK KAZIĞI YÜZDE 12,5 GÜMRÜK VERGİSİ OLDU" TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada dikkat çeken ifadeler kullanan Karaca, NATO Zirvesi kapsamında Türkiye'ye gelen ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik iktidarın yaklaşımını eleştirdi. Karaca, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "NATO Zirvesi için gelen, iktidarı pışpışlayan, 'Dostum' diyerek övgüler düzen, Denizlimizin meşhur yanık kokulu yoğurdunu yiyen Trump'ın sizlere ve ülkemize, bu sektöre attığı en büyük 'dost' kazıklarından biri neydi? Yüzde 12,5 ek ilave gümrük vergisi." DENİZLİ'DE BİNLERCE KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ Denizli ekonomisinin alarm verdiğini ifade eden Karaca, işsizlik rakamlarının her geçen gün arttığını söyledi. Paylaştığı verilere göre; Denizli'de Ocak 2026 itibarıyla son bir yılda 5 bin 196 kişi işsiz kaldı. Türkiye genelinde ise son iki yılda tekstil ve konfeksiyon sektöründe 153 bin kişilik kayıtlı istihdam kaybı yaşandı. Takipteki kredi oranı ise son bir yılda yüzde 78 arttı. Karaca, bu tabloyun üretim, ihracat ve istihdam açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti. "SEKTÖR DESTEK BEKLİYOR" Tekstil sektörünün ayakta kalabilmesi için hükümetin acil adımlar atması gerektiğini belirten Karaca, çözüm önerilerini de TBMM kürsüsünden sıraladı. Karaca'nın önerileri arasında şu başlıklar yer aldı: EXIMBANK ve benzeri ihracat destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, Üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, Ekonomide milli ve kararlı bir duruş sergilenmesi, İhracatı olumsuz etkileyen kur baskısına kalıcı çözüm üretilmesi, Sektör temsilcilerinin taleplerinin doğrudan dinlenerek politika oluşturulması. DENİZLİ TEKSTİLİ İÇİN UYARI Denizli'nin Türkiye'nin en önemli ihracat ve tekstil merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Karaca, üretimin sürdürülebilirliği için ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma, özellikle tekstil sektörünün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları ve ihracatçıların yaşadığı sorunları bir kez daha Meclis gündemine taşırken, Denizli ekonomisinin geleceğine ilişkin önemli uyarılar da içerdi.

“Gerçek tehdit nato’nun kendisidir!” Haber

“Gerçek tehdit nato’nun kendisidir!”

Vatan Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Millî Savunma Bakanlığı, NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargâhı kurulmakta olduğunu ve Karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6. Kolordu Komutanlığı’nın görevlendirildiğini duyurmuştur. En önemlisi, Güneydoğu’da NATO Bölgesel Planı kapsamında Kolordu Karargâhı kurulmasına ilişkin açıklamada 'tehdit değerlendirmesinin Müttefiklerce daha önceden onaylandığı' ifade edilmektedir. Buradan da anlaşıldığı üzere, Türkiye’ye yönelik tehdidi Türkiye değil NATO belirlemiştir. NATO’nun patronu, ABD emperyalizmidir. ABD’nin savaş ortağı da İsrail’dir. Açıkçası, Tayyip Erdoğan iktidarı, Türkiye’yi hedef alan tehdidi, ABD ve NATO stratejisine göre belirlemektedir. NATO kendisi tehdittir. Türkiye’ye tehdit belirleyemez. NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı' kurmak, tuzağa düşmektir. Türkiye, NATO tuzağına düşürülemeyecek ve bu zorlu süreçten bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü kesin güvence altına alan bir devrimle çıkacaktır.” Riyad’da imzalanan bildiriye de değinen Çobanoğlu, bu bildirinin; imza atan bütün bölge ülkeleri için, tuzağa düşme taahhüdüne imza olduğunu ifade ederek çünkü bildiri, ABD ve İsrail tehdidini gizliyor ve bölge ülkelerinin ortak geleceği için savaşan İran’ı hedef alıyor. Riyad Bildirisi, Türkiye’yi aldatmak yanında, İran, Rusya, Çin gibi gerçek müttefikler ile Türkiye’nin arasını açmaya yöneliktir. Dahası Riyad Bildirisi, Türkiye’de iktidar konumunda olan Cumhur ittifakını bölmeye yöneliktir. MHP, kararlı olarak 'ABD ve İsrail Şer ittifakına karşı Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakını' savunmaktadır. Riyad Bildirisi ve NATO yandaşlığı bu ittifaka karşıdır dedi. AZERBAYCAN’DA C-130 UÇAĞIMIZI İSRAİL DÜŞÜRDÜ! Vatan Partisi İl başkanı Mehmet Çobanoğlu önemli iddialarda da bulundu. “ABD ve İsrail’in savaş stratejisiyle uyumlu bir tehdit belirlenirken, Ukrayna, İstanbul Boğazı’nın 14-15 mil kuzeyinde, Türk şirketine ait petrol taşıyan 'Altura' tankerini kasıtlı olarak vurmuştur. Ukrayna Deniz Kuvvetleri, bu saldırıyı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin saptamasına göre, İDA (İnsansız Deniz Aracı) denen silahla yapmıştır. Türkiye, Rusya’ya karşı savaşan Ukrayna’ya İHA ve SİHA veriyor. Ukrayna, Türk tankerini vuruyor. C-130 kargo uçağımızın Azerbaycan’dan gelirken düşürülmesinin ve 20 subayımızın şehit edilmesinin, kaza olmadığında ısrar ediyoruz: Uçağımız İsrail tarafından düşürüldü ve subaylarımız, İsrail tarafından şehit edildi. Kaza Kırım Raporu, aylar geçti, hâlâ açıklanamıyor. Çünkü kaza yok! Tehdit İsrail ve ABD’den gelince susmak var! NATO Stratejisine bağlanırsanız şehitlerinize bile sahip çıkamazsınız. Ayrıca Libya Genel Kurmay Başkanı’nın uçağının Ankara hava sahasında düşürülmesi de, İsrail ve ABD operasyonudur. Tehdit, NATO stratejisine uymayınca, tehdit olmaktan çıkıyor! Öte yandan İran’dan Türkiye’ye füzeler atıldı masallarıyla ABD ve İsrail’in 'Sahte Bayrak' uygulamalarına hizmet sunuluyor. En son dün Millî Savunma Bakanlığı, 'İran’dan ateşlendiği belirlenen ve Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO Hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini' açıkladı. Görüldüğü gibi AK Parti iktidarı, NATO’nun Türkiye’yi koruduğu masallarıyla ABD ve İsrail’in psikolojik harekâtına yardımcı olmaktadır. ABD ekonomisi inişte, dolar saltanatı yıkılıyor! NATO paramparça! NATO dağılıyor! NATO’nun patronu olan ABD, 'NATO kâğıttan kaplandır' saptamasında bulunuyor! NATO’nun Avrupalı üyeleri NATO’ya isyan halinde! NATO’ya AK PARTİ hariciyesi dışında bel bağlayan kalmadı! Avrupa Birliği, bunalımda, Avrupa’da istikrar yok, kriz var! Atlantik kampında istikrarsızlık var, iç kavga var, çözülme var! Kendi içinde istikrarsızlığa sürüklenen Atlantik Sistemi, Batı Asya’ya veya dünyanın herhangi bir iklimine barış ve istikrar getiremez! Atlantik Sistemi, barış ve istikrarın düşmanıdır! Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO toplantısı, NATO’nun cenaze merasimi olacaktır! Ankara, NATO mezarlığı değildir, hele NATO çöplüğü kesinlikle olamaz! DENGE POLİTİKASI ADI ALTINDA NATO GÜDÜMÜNÜN İFLAS ETTİĞİ YERDEYİZ! AK PARTİ iktidarı, ABD ve İsrail ile uyumlu politikalarını 'denge politikasının' arkasına gizlemektedir. Denge politikası iflas etmiştir. Riyad Bildirisi, iflasın bildirisidir. 'Arabuluculuk' gibi rollere talip olmak, yalnızca iflası gizlemeye yol açıyor ve Türkiye’yi yalnızlaştırıyor. Türkiye’nin Güneydoğusunda yeni NATO Karargâhı kurulmasına razı olmak, iflasın çırpınışıdır. İncirlik üssünde ABD’nin nükleer silah bulundurmasına boyun eğmek, felâkete davet çıkarmaktır. İsrail istihbaratının ileri hattı olan Kürecik Radar Üssü’nün faaliyetine devam etmesi, Konya’dan kalkan NATO AWACS uçaklarının İran’ı gözetlemesi, Türkiye’yi İran’a karşı cephe ülkesi yapma girişiminin parçasıdır. Türkiye bugün Doğu Akdeniz’den, Kıbrıs’tan, Ege’den, Trakya’dan namlu doğrultan ABD ve İsrail tehdidini ancak Rusya, İran, Çin ve diğer komşularıyla birlikte caydırabilir. Doğu Akdeniz’de ABD-İsrail-Yunanistan-Ukrayna savaş ortaklığına karşı Türkiye’ye güçlü donanması ve nükleer caydırıcılığı olan müttefik gerekir. Bu açıdan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 'ABD ve İsrail belâsına karşı Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı' önerisi, Türkiye için erken uyarıdır ve hayatî önemdedir. Vatan Partisi altmış yıldır vurguluyor: Türkiye için Atlantik Sistemi içinde bağımsızlık yok, toprak bütünlüğü tehlikede, Üretim ekonomisi yok, borç batağı var! Türkiye, bugün ancak yükselen Asya Uygarlığı içinde tam bağımsız olur, Türk Dünyası ile aynı safta yer alır, Üretim Devrimini başarır ve Çağdaş Uygarlığın öncüleri arasında konumlanır! TÜRKİYE KESİNLİKLE ABD-İSRAİL TUZAĞINA DÜŞMEYECEKTİR Denge politikasının iflas ettiği, Atlantik Sisteminin derin bir krize ve istikrarsızlığa yuvarlandığı, NATO’nun dağıldığı koşullarda, Türkiye kesinlikle ve kesinlikle ABD İsrail Tuzağına düşmeyecektir. Türkiye için, tarihî bir fırsat doğmuştur. Türkiye, Yükselen Asya Uygarlığının öncü konumlarında yer alacak, oluşan Rusya, Çin, İran İttifakı içinde yer alacak, BRICS’e katılacak ve iki yüzyıllık Türk Devrimini Üretim Devrimi yoluyla kesin zafere ulaştıracaktır. Bu amaçla Türk Milletinin tarihî birikimine dayanan ve bütün millî ve üretici sınıfları birleştiren bir hükümetin kurulması, önümüzdeki görevdir ve kaçınılmazdır. Vatan Partisi, şiddetlenen savaş koşullarında Türkiye’mizin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve Üretim Devrimi için, siyasal partilerimizle görüşmeler yapacak ve Türkiye Rusya Çin İran İttifakı Platformu kurmayı önerecektir."

Sıcak paracıya, hortumcuya altın kıyağı! Haber

Sıcak paracıya, hortumcuya altın kıyağı!

Ali Korkmazcan, ABD merkezli Bloomberg adlı yayın kuruluşunun, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nın, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının başlamasının ardından geçen iki haftada yaklaşık 60 ton altın sattığını yazdığını söyledi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, mart başından bu yana Türkiye’den 15 milyar dolarlık sıcak para çıktığını ifade eden Korkmazcan, sıcak paranın çıkışının döviz şoku yaratmasını ve enflasyonda ivmelenme meydana getirmesini önlemek amacıyla döviz rezervlerinde satış yoluna gittiğini söyledi. BİR AN ÖNCE SABİT KUR UYGULAMASINA GEÇİLMELİ! 60 tonluk altın satışını, yabancı sıcak para hortumcularına ucuza kazanç sağlandığını taşıdığını belirten Korkmazcan, “Biz ‘carry trade’cilere bedava para verdik. Serbest kur rejimi bizi zaaf içerisinde bırakıyor ve kur şoku olmasın diye rezerv satmak zorunda kalıyoruz.” dedi. Sıcak paraya dayalı ekonomi rejiminin, Türkiye’nin zayıf karnı olduğuna işaret eden Korkmazcan, şöyle devam etti: “Döviz Tekstil ihracatçıları ve diğer sanayi kolu ihracatçıları mağdur etmeyecek şekilde gerçek değerine oturtulmalı ve ardından hemen sabit kur rejimine geçmeliyiz. Dövizle tasarruf yasaklanmalı. Bu politika uygulandığında ‘ülkeye döviz girişi olmaz’ diyorlar. Peki, sermaye kontrolleri olan Çin’e nasıl giriyor. Çin’e her yıl 200 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım ve sıcak para giriyor. Serbest kur rejimi, ABD ve IMF’nin Türkiye’ye operasyon yapabilmesi için bir açık alandır. Adamlar bölgede bir gerginlik olduğu zaman, parasını alıp gidiyor. Ve onlara garanti kazanç sağlamış oluyoruz. Hem döviz kurunu sabit tutuyoruz hem yüksek faiz veriyoruz, döviz bazında muazzam kazanç sağlıyorlar. Yüzde 20-30 kazanç elde ediyorlar. Biz de bu kârlarını finanse ediyoruz. Cebimizden garanti para verdik. Peki, ne uğruna yapıldı bu? Kredi derecelendirme kuruluşları notumuzu artırsın, CDS primimiz düzelsin diye. Ancak hala bu kuruluşlar için yatırım yapılabilir ülke seviyesinde değiliz. Peki, 3 senedir neden bu faizi veriyoruz! Bu serbest piyasa saçmalığı artık sonlanmalı. Bu saçma ısrar çok büyük başarısızlık, ekonomiye zarar veriyor, kaynaklarımızı israf ediyor ve yabancılara risksiz kazanç sağlıyoruz. Tefecilere haraç veriyoruz. Kazanç sağladık ancak bir yatırıma da dönüşmedi. Batı’dan Türkiye’ye fabrika yatırımı, doğrudan yatırım da gelmedi.” ‘TÜRKİYE ALTIN REZERVİ BİRİKTİRMEYE DEVAM ETMELİ’ Türkiye’nin altın rezervi biriktirmeye devam etmesi gerektiğini vurgulayan Korkmazcan, Hürmüz krizinden sonra Körfez ülkelerinin de eskisi gibi ABD tahvilleri almayacaklarını ve dolardan uzaklaşmanın hızlanacağını belirtti.

“İran’a Saldırı Türkiye’ye Saldırıdır” Haber

“İran’a Saldırı Türkiye’ye Saldırıdır”

Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlattığını belirterek yazılı bir basın açıklaması yaptı. İl Sekreteri Güray Kubilay Gürsoy yaptığı açıklamada, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” dedi. Açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’e karşı direncinin yalnızca kendi ulusal çıkarları için değil, bölge ülkeleri ve insanlık için olduğu savunularak, ABD emperyalizminin çıkmazda olduğu ifade edildi. Saldırgan politikaların ABD’yi çöküşten kurtaramayacağı belirtilen metinde, Türk milletinin İran’ın yanında olduğu vurgulandı. “İncirlik ve Kürecik TSK Denetimine Alınmalı” Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı açıklamasında, Türkiye’nin ABD ve İsrail’in saldırganlığına hizmet ettiği öne sürülen üsler konusunda adım atması gerektiği kaydedildi. Bu kapsamda, İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün derhal Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam denetimine alınması ve ABD askerleri ile diğer görevlilerin ülkeden çıkarılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, hükümetin “tarihi sorumluluğunun İran’la dayanışma içinde olmak” olduğu ifade edildi. “Emperyalizme Karşı Birlik Zamanı” Metinde, Türk milletinin 1920’li yıllarda emperyalizme karşı verdiği mücadele hatırlatılarak, bugün de benzer bir tehdit altında olunduğu ileri sürüldü. “Gün emperyalizme karşı birlik olma zamanıdır” ifadelerine yer verilen açıklamada, ABD ve İsrail’e karşı İran’la dayanışma çağrısı yapıldı. Vatan Partisi örgütlerinin görev başında olduğu belirtilen açıklama, “ABD Batı Asya’dan kovulacaktır” ve “Yaşasın Türkiye-İran dostluğu” sloganlarıyla sona erdi.

Denizli Sol Parti’den ABD-İsrailsaldırılarına tepki Haber

Denizli Sol Parti’den ABD-İsrailsaldırılarına tepki

Sol Parti Denizli İl Örgütü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarını yazılı açıklama ile kınadı. Parti İl Örgütü Sözcüsü Serdar Aktaş’ın imzasıyla yapılan açıklamada, ABD’nin Ortadoğu politikalarının bölge halklarını yıllardır bombalar altında tuttuğu belirtilerek, İran’a yönelik saldırının bu politikaların nihai hedefi olduğu vurgulandı. Açıklamada, emperyalizmin bölgedeki yıkım ve yağma planlarının ancak dirençle engellenebileceği ifade edildi. ABD’NİN ORTADOĞU’DAN ÇIKMASI TALEP EDİLDİ Serdar Aktaş, açıklamasında ABD’nin bölgeden derhal çekilmesi gerektiğini belirterek, “Amerika sınırsız bir eşkiyalıkla şimdi de İran’a saldırıyor” dedi. Aktaş, Orta Doğu’da halkların yıllarca Amerikan ve İsrail bombaları altında ölüme sürüklendiğini kaydetti. Açıklamada, mevcut saldırganlığın arkasında silah tüccarlarının ve ölüm baronlarının çıkarlarının yattığı savunuldu. 7 EKİM’DEN BU YANA SÜREN SALDIRILAR SIRALANDI Açıklamada, 7 Ekim’den itibaren Gazze’de soykırım yapıldığı, Lübnan, Suriye ve Yemen’in de bombardımana tutulduğu belirtildi. Serdar Aktaş, “ABD-İsrail terörü, bugün nihai hedefi olan İran’a yönelmiştir” ifadelerini kullandı. Hedefin, bölgenin hiçbir direnç göstermeden yıkılması ve yağmalanması olduğu öne sürüldü. NÜKLEER TEHDİT VE ÖZGÜRLÜK SÖYLEMİ ELEŞTİRİLDİ Aktaş, ABD’nin nükleer tehdit iddialarının yalan olduğunu ve özgürlük söyleminin arkasına gizlenen gerçek amacın kanlı paralarla dolu bir iştah olduğunu ifade etti. “Çılgın diktatör kılığında emperyalizmin dümenine oturtulmuş başkanlarının yalanları eşliğinde bir felaket kapısı aralanıyor” denilen açıklamada, bu politikaların bölgeyi karanlığa sürüklediği belirtildi. ÇÖZÜM YOLU OLARAK DİRENÇ VURGULANDI Açıklamada, bölgedeki yıkım ve yağmadan kurtuluşun ancak emperyalizm ve Siyonist yapıdan kurtuluşla mümkün olacağı kaydedildi. Serdar Aktaş, “Bu yıkım ve yağmadan, üzerimize yıkılmaya çalışılan karanlıktan çözüm ancak emperyalizm ve onun Siyonist maşasından kurtuluşla mümkündür” dedi. Tam bağımsız Türkiye ve tam bağımsız Orta Doğu hedefinin altı çizildi.

Vatan Partisi Denizli’den “barış kurulu” tepkisi Haber

Vatan Partisi Denizli’den “barış kurulu” tepkisi

HABER MERKEZİ Vatan Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyurulan ve “Barış Kurulu” olarak adlandırılan oluşuma ilişkin partisinin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Çobanoğlu, söz konusu yapının barış değil, “Amerikan emperyalizminin saldırgan politikalarına uluslararası meşruiyet kazandırma girişimi” olduğunu savundu. Çobanoğlu, yaptığı açıklamada ABD’nin askeri ve ekonomik gücüne dayanan tek kutuplu dünya düzeninin sona erdiğini öne sürerek, Washington yönetiminin gerileyen küresel etkisini yeni girişimlerle telafi etmeye çalıştığını ifade etti. “ABD’nin Hegemonyası Geriliyor” İddiası ABD’nin dünya genelinde birçok cephede aynı anda varlık göstermeye çalıştığını belirten Çobanoğlu, bunun sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. Dünya ekonomisinde Asya ülkelerinin yükselişte olduğunu, ABD’nin ise ekonomik ve askeri açıdan eski gücünde bulunmadığını savunan Çobanoğlu, NATO’nun dağılma sürecine girdiğini iddia etti. Trump’ın ilan ettiği “Barış Kurulu”nun gerçekte uluslararası hukuku devre dışı bırakma ve Birleşmiş Milletler’i işlevsizleştirme amacı taşıdığını öne süren Çobanoğlu, bu girişimin özellikle Filistin meselesi üzerinden ABD ve İsrail politikalarını meşrulaştırmayı hedeflediğini söyledi. “Barış Değil, Vesayet Mekanizması” Basına yansıyan kurul yapısına ilişkin iddialara da değinen Çobanoğlu, üyelerin belirlenmesi, veto yetkisi ve karar süreçlerinde ABD Başkanı’nın belirleyici olduğu yönündeki bilgilerin, yapının “eşit devletler arası bir platform olmadığını” gösterdiğini savundu. Çobanoğlu, “Bu yapı bir barış kurulu değil, emperyalist vesayet mekanizmasıdır. Barış ve hukuk üretmez” ifadelerini kullandı. Türkiye’ye Katılım Uyarısı Açıklamasında Türkiye’nin olası konumuna da değinen Çobanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin başka bir ülke liderinin belirleyici olduğu bir yapıda yer almaması gerektiğini söyledi. Devletler arası ilişkilerin egemen eşitlik temelinde yürütülmesi gerektiğini belirten Çobanoğlu, hükümete bu yönde çağrıda bulundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın hükümet adına söz konusu yapıyla ilgili bir belge imzaladığı iddialarını da eleştiren Çobanoğlu, bunun Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğunu savundu. “İmza Geri Çekilmeli” Çağrısı Vatan Partisi olarak hükümeti uyardıklarını belirten Çobanoğlu, Türkiye’nin ABD politikalarının parçası haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Çobanoğlu, açıklamasının sonunda, söz konusu girişime yönelik imzaların geri çekilmesi çağrısında bulundu.

“Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız” Haber

“Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız”

HABER MERKEZİ Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan, katledilişlerinin 33. ve 25. yılında özlemle anıldı Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde bombalı suikastla şehit edilmesi ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ın 24 Ocak 2001'de silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin yıldönümünde Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı anlamlı bir mesaj yayımladı. Vatan Partisi Basın Yayın Sekreteri Sabri Kasapoğlu imzasıyla yapılan açıklamada, iki yiğit ismin yalnızca aynı tarihte katledilmelerinin değil, aynı zamanda emperyalizme, bölücü ve gerici teröre karşı duruşlarının onları birleştirdiği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kalpaksız kuvvacı Uğur Mumcu ve teröre karşı mücadelenin simge ismi Gaffar Okkan, acımasızca aramızdan alındı. Her ikisi de gerçek yurtsever, halkını seven, bölücü ve gerici teröre karşı mücadele eden, emperyalizmin oyunlarına direnen insanlardı. Büyük devrimci, korkusuz gazeteci, gerçek Atatürkçü Uğur Mumcu, ABD-AB emperyalizmine karşı mücadelenin katıksız savaşçısı olarak aramızdan ayrılışının 33. yılında kalbimizde yaşamaya devam ediyor. Emeği, eşitliği, aydınlanmayı savunan; vahşi kapitalizmle mücadele eden yiğit bir devrimciydi. Korkusuz kalemiyle emperyalizmin üzerine gitti ve geleceğe ışık tuttu. Uğur Mumcu yalnızca gazeteci değil, aynı zamanda büyük bir dava ve eylem adamıdır. Onu hedef yapan, emperyalizmin planlarını açığa vurmasıydı. Bugün bazı kesimler onu farklı göstermeye çalışsa da biz Vatan Partililer olarak Uğur Mumcu’yu ‘Ben Atatürkçüyüm, ben antiemperyalistim, ben terörün karşısındayım’ haykırışıyla hatırlıyoruz. Yaşasaydı Uğur Mumcu’nun yüreği, ABD emperyalizmine direnen Gazze ile birlikte atar; Venezuela’da Maduro’ya göğsünü siper eder; İran’a yönelik ABD planlarına cepheden karşı çıkardı. Ulusal çıkarlarımızın ve ülke bütünlüğümüzün yılmaz savunucusu olduğu için katledildi. Gaffar Okkan ise bölücü terörle mücadelede simge isim oldu. İkisini en mutlu edecek şey, mücadele ettikleri ABD-İsrail güdümlü bölücü terörün bitmesidir. Bu nedenle tüm olumsuzluklara rağmen Bütünleşen Türkiye süreci mutlaka başarıya ulaşmalıdır. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de emperyalizmi denize dökecektir. Bu memlekette ne Mustafa Kemaller, ne Uğur Mumcular, ne de Gaffar Okkanlar tükenir. Sevgili Uğur Mumcu, sevgili Gaffar Okkan… Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.