Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deprem

Tavas Barış Gazetesi - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Felaketin Nedeni Bilimden Uzak Yaklaşımlar” Haber

“Felaketin Nedeni Bilimden Uzak Yaklaşımlar”

MURAT DEMİRBİLEK Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Denizli İl Koordinasyon Kurulu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde bir anma ve değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, depremlerde yaşanan büyük kayıplar anılırken, afetlere karşı alınması gereken önlemler ve kentlerin depreme dirençli hale getirilmesi konuları ele alındı. Mimarlar Odası Denizli Şubesi’ndeki toplantıda konuşan TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, 6 Şubat depremlerinde on binlerce yurttaşın hayatını kaybettiğini, yüz binlercesinin yaralandığını ve milyonlarca insanın evsiz kaldığını hatırlattı. Aradan geçen zamana rağmen hem acının hem de sorumlulukların sürdüğünü belirten Öztürk, yaşanan yıkımın temelinde bilimsel ilkelerden uzak yapılaşma anlayışının bulunduğunu ifade etti. Depremin bir doğa olayı olduğunu, ancak felakete dönüşmesinin insan eliyle alınan yanlış kararların sonucu olduğunu vurgulayan Öztürk, rant odaklı kentleşme politikaları, yetersiz denetim ve mühendislik hizmetlerinden uzak yapı üretiminin ağır bedeller doğurduğunu söyledi. Toplantıda söz alan meslek odası temsilcileri de afetlere dirençli kentler oluşturulması için yıllardır uyarılarda bulunduklarını dile getirerek; bilimsel ve kamucu planlama anlayışının benimsenmesi, güvenli yapı üretimi ve etkin, bağımsız yapı denetiminin hayati önemde olduğuna dikkat çekti. Deprem bölgesinde barınma, altyapı, sağlık ve sosyal yaşam sorunlarının hâlen tam anlamıyla çözülemediğinin ifade edildiği toplantıda, yeniden inşa sürecinin şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Meslek odaları ve bilim insanlarının sürece aktif biçimde dahil edilmesinin önemine işaret edildi. Toplantı sonunda TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu tarafından; afet risklerini azaltan bütüncül planlama politikalarının hayata geçirilmesi, mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, meslek odalarının karar süreçlerinde etkin rol alması ve halkın can güvenliğini önceleyen kamucu bir anlayışın benimsenmesi yönünde çağrıda bulunuldu. Etkinlik TMMOB’a bağlı odaların başkanlarının sunumuyla devam ederek sona erdi.

OYAK ÇimentoARKE Arama ve Kurtarma Ekibi Kuruldu Haber

OYAK ÇimentoARKE Arama ve Kurtarma Ekibi Kuruldu

Türkiye çimento sektörünün lideri OYAK Çimento, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) vizyonunu toplumsal sorumlulukla birleştirerek şirket çalışanlarından oluşan arama kurtarma ekibi ARKE’yi hayata geçirdi. AFAD Kentsel Arama Kurtarma akreditasyon süreci kapsamında kurulan ARKE, şirketin afetlere karşı kurumsal hazırlık kapasitesini sürdürülebilir bir modele dönüştürüyor. 6 Şubat depremleri sonrası deprem bölgesinde hem arama kurtarma hem de yardımların ulaştırılması konusunda etkin bir rol alan OYAK Çimento, sahadaki deneyimlerini profesyonel bir yapıya kavuşturma kararı alarak, "ARKE – OYAK Çimento Arama ve Kurtarma Ekibi"ni kurdu. Farklı üretim tesislerinden gönüllü çalışanların katılımıyla oluşturulan ARKE ekibi; arama-kurtarma teknikleri, ilk yardım, enkazda çalışma ve kriz yönetimi gibi kritik alanlarda yoğun teorik ve uygulamalı eğitim süreçlerini tamamladı. 5 Aralık 2025 itibarıyla eğitimlerini başarıyla bitiren ekip, AFAD Kentsel Arama Kurtarma Hafif Seviye Akreditasyon sürecininardından profesyonel düzeyde operasyonlara katılabilecek yetkinliğe sahip olacak. “Afet hazırlığını somut bir kurumsal kapasiteye dönüştürdük” Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Selaşunları söyledi:"OYAK Çimento olarak afetlere karşı hazırlıklı olmayı bir kurumsal ve sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede şirketimizin iş sürekliliğini düşünürken, insan hayatını önceleyen bir yaklaşımı benimsemek ve içselleştirmek zorundayız. Afetlere hazırlığı somut bir kurumsal kapasiteye dönüştürmek çok önemli bir karar, bunun sonucu olarak AFAD Kentsel Arama Kurtarma akreditasyon süreci kapsamında kurduğumuz ARKE – OYAK Çimento Arama ve Kurtarma Ekibi, bu yaklaşımın sahadaki karşılığı olarak konumlanıyor. Farklı tesislerimizden oluşturulan ekibimiz, yoğun eğitimler ile gerçek operasyon senaryolarına hazır hale geldi. ARKE, sadece OYAK Çimento tesisleri için değil ihtiyaç duyulması halinde bulunduğumuz bölgelerde de destek verebilecek donanıma sahiptir. Bu yapıyı sürekli geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya devam edeceğiz." Sürdürülebilir afet yönetimi ve toplumsal katkı ARKE, OYAK Çimento’nun sadece kendi tesis ve çalışan güvenliğini korumakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin genel afet müdahale kapasitesine de katkı sunma hedefini taşıyor. Şirketin İSG odaklı dönüşüm stratejisinin bir parçası olan bu girişim, çalışan bağlılığını artırırken kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını da pekiştiriyor. CIMPOR / OYAK Çimento Hakkında: Türkiye Çimento ve Beton sektöründe ilklerin temsilcisi olan OYAK Çimento, bugün geldiği noktada güçlü finansal performansı, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve yenilikçi uygulamaları ile endüstrinin en dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor. Bir yandan Türkiye pazarındaki lider konumunu sürdürürken, geleceğe yönelik daha da büyük hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Küresel çimento ihtiyacını analiz ederek yeni pazarlara yatırım yapma, yenilikçilik anlayışı ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlama hedefi, şirketteki bu büyük dönüşümün temelini oluşturuyor. Portekiz'in en köklü yapı malzemeleri markalarından biri ve sektör lideri CIMPOR Global Holdings’in Portekiz ve Cape Verde operasyonlarının 2019 yılında OYAK Çimento tarafından satın alınması, OYAK Çimento'nun uluslararası arenadaki ilk önemli adımlarından biriydi. 2024 ise CIMPOR ve OYAK Çimento için küresel çimento devi TCC GroupHoldings çatısı altında güçlerini birleştirerek tarihi adım attıkları bir yıl oldu. Bu birleşme sonrasında, dünya çimento sektöründe (Çin hariç) 3. büyük çimento üreticisi konumuna gelen TCC Group altında faaliyet göstermeye başlayan ve küresel pazarlardaki konumunu daha da güçlendiren bir marka haline gelen CIMPOR, Türkiye inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe OYAK Çimento markası ile faaliyet gösteriyor. CIMPOR markasıyla dünya arenasında daha da güçlü bir şekilde ilerleyen şirket, bu yeni dönemde büyümeye, gelişmeye, çevreye duyarlılık ve daha yüksek ürün kalitesi prensipleri doğrultusunda sektörde fark yaratmaya devam ediyor.

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir” Haber

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir”

MURAT DEMİRBİLEK (ÖZEL HABER) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba kanun kapsamında yer alan “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 21, 22, 23 ve 24. maddeleri, jeofizik ve jeoloji mühendisleri başta olmak üzere yerbilimleri camiasında ciddi kaygılara yol açtı. Konuya ilişkin açıklama yapan Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, söz konusu düzenlemelerin bilimsel denetimi zayıflatabileceği, mesleki yetkileri daraltabileceği ve binlerce mühendisi işsiz bırakma riski taşıdığı uyarısında bulundu. Bayram, yeraltı kaynaklarının aranması, kullanılması ve işletilmesi konusunda yıllardır bilimsel standartların oluşturulması için mücadele ettiklerini hatırlatarak, özellikle deprem gerçeğinin acı sonuçlarının yaşandığı bir ülkede bu düzenlemelerin siyaset üstü ve titizlikle ele alınması gerektiğini vurguladı. “Müelliflik sistemi fiilen tasfiye ediliyor” Kanun teklifinin, Jeofizik Mühendisliğinin temel taşlarından biri olan etüt ve proje müellifliği sistemini fiilen ortadan kaldırdığını savunan Bayram, bu durumun bireysel mühendislik hizmetlerini yok saydığını belirtti. Bayram, “Bu yaklaşım, bilgi üretimini, uzmanlaşmayı ve mesleki gelişimi engelliyor. Jeofizik mühendisleri bağımsız bilim insanları olmaktan çıkarılıp, sorgulamayan ve standart uygulamalara mahkûm edilen bir yapıya sürükleniyor” dedi. Standartlara karşı olmadıklarının altını çizen Bayram, taban fiyatların belirlenmesi ve bilimsel kabullerin netleştirilmesinin meslek adına değerli olduğunu, ancak bunun mesleği dışlayarak değil, güçlendirerek yapılması gerektiğini ifade etti. Zemin etütlerinde yetki devri ve işsizlik riski Kanun teklifiyle birlikte zemin ve temel etütlerinin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilecek sınırlı sayıdaki firmalara bırakılmasının öngörüldüğünü belirten Murat Bayram, bu firmalarda kimlerin çalışacağına dahi Bakanlığın karar vermesinin planlandığını söyledi. Bayram, “Bugün birçok meslektaşımızın büyük sermayelerle şirket kurma imkânı yok. Bu yaklaşım, ülke genelinde yaklaşık 550 yetkin firmada çalışan binlerce Jeofizik Mühendisini doğrudan işsizlik riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır” diye konuştu. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve sendikaların bir yük değil, bilimsel hizmetin kalitesini artıran yapılar olduğuna dikkat çeken Bayram, “Bizler sorgulayan ve eleştirel düşünen mühendisleriz. Yeraltındaki suyu arayabiliyor, zemini kazmadan özelliklerini belirleyebiliyor, kayıp altyapıları tespit edebiliyor, arkeolojik çalışmalara ve madenciliğe katkı sunabiliyoruz. Kısacası biz yeraltını modelliyoruz” ifadelerini kullandı. “Deprem gerçeği yok sayılamaz” Son yıllarda yaşanan büyük depremlerin, zemin etütlerinin yapı güvenliğindeki hayati rolünü acı bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Bayram, binlerce yurttaşın zemin kaynaklı hatalar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. “Bu gerçekler karşısında yapılması gereken; denetimi güçlendirmek, bilimsel ve çok disiplinli bir sistemi tesis etmektir” diyen Bayram, kanun teklifinin ise denetimi bağımsız ve bilimsel bir süreç olmaktan çıkararak tekçi ve merkezi bir yapıya dönüştürdüğünü savundu. Kota ve uygulanamaz yükümlülükler eleştirisi Kanun teklifinin 24. maddesiyle zemin ve temel etütlerini yapacak kişi ve kuruluşlara kota ve sayısal sınırlamalar getirildiğini belirten Bayram, bunun binlerce mühendisin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hale getirebileceğini söyledi. maddeyle zemin laboratuvarlarına, görev tanımlarında olmamasına rağmen numuneleri bizzat alma yükümlülüğü getirildiğine dikkat çeken Bayram, bu durumun sahada uygulanamaz süreçlere, kapasite aşımına ve denetimsiz raporların önünün açılmasına neden olacağını ifade etti. “Sorun değil, karışıklık var; çözüm bilimde” Açıklamasının sonunda kanunun henüz kanunlaşma aşamasında olduğunu ve yönetmelik sürecinin belirleyici olacağını hatırlatan Murat Bayram, “Biz bunu bir ‘sorun’ olarak adlandırmak istemiyoruz. Bir karışıklık ve tedirginlik var. Yetkili mercilerin meslek örgütleriyle birlikte bu konuları değerlendireceğine inanıyoruz” dedi. Bayram sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Bizler artık her depremde sevdiklerimizi kaybetmekten yorulduk. Bilimi ve mühendisliği dışlamayan, mesleki yetki ve sorumlulukları koruyan, kamu yararını ve can güvenliğini esas alan bir düzenleme istiyoruz. Lütfen bizleri duyun.”

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir” Haber

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir”

MURAT DEMİRBİLEK (ÖZEL HABER) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba kanun kapsamında yer alan **“Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”**nin 21, 22, 23 ve 24. maddeleri, jeofizik ve jeoloji mühendisleri başta olmak üzere yerbilimleri camiasında ciddi kaygılara yol açtı. Konuya ilişkin açıklama yapan Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, söz konusu düzenlemelerin bilimsel denetimi zayıflatabileceği, mesleki yetkileri daraltabileceği ve binlerce mühendisi işsiz bırakma riski taşıdığı uyarısında bulundu. Bayram, yeraltı kaynaklarının aranması, kullanılması ve işletilmesi konusunda yıllardır bilimsel standartların oluşturulması için mücadele ettiklerini hatırlatarak, özellikle deprem gerçeğinin acı sonuçlarının yaşandığı bir ülkede bu düzenlemelerin siyaset üstü ve titizlikle ele alınması gerektiğini vurguladı. “Müelliflik sistemi fiilen tasfiye ediliyor” Kanun teklifinin, Jeofizik Mühendisliğinin temel taşlarından biri olan etüt ve proje müellifliği sistemini fiilen ortadan kaldırdığını savunan Bayram, bu durumun bireysel mühendislik hizmetlerini yok saydığını belirtti. Bayram, “Bu yaklaşım, bilgi üretimini, uzmanlaşmayı ve mesleki gelişimi engelliyor. Jeofizik mühendisleri bağımsız bilim insanları olmaktan çıkarılıp, sorgulamayan ve standart uygulamalara mahkûm edilen bir yapıya sürükleniyor” dedi. Standartlara karşı olmadıklarının altını çizen Bayram, taban fiyatların belirlenmesi ve bilimsel kabullerin netleştirilmesinin meslek adına değerli olduğunu, ancak bunun mesleği dışlayarak değil, güçlendirerek yapılması gerektiğini ifade etti. Zemin etütlerinde yetki devri ve işsizlik riski Kanun teklifiyle birlikte zemin ve temel etütlerinin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilecek sınırlı sayıdaki firmalara bırakılmasının öngörüldüğünü belirten Murat Bayram, bu firmalarda kimlerin çalışacağına dahi Bakanlığın karar vermesinin planlandığını söyledi. Bayram, “Bugün birçok meslektaşımızın büyük sermayelerle şirket kurma imkânı yok. Bu yaklaşım, ülke genelinde yaklaşık 550 yetkin firmada çalışan binlerce Jeofizik Mühendisini doğrudan işsizlik riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır” diye konuştu. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve sendikaların bir yük değil, bilimsel hizmetin kalitesini artıran yapılar olduğuna dikkat çeken Bayram, “Bizler sorgulayan ve eleştirel düşünen mühendisleriz. Yeraltındaki suyu arayabiliyor, zemini kazmadan özelliklerini belirleyebiliyor, kayıp altyapıları tespit edebiliyor, arkeolojik çalışmalara ve madenciliğe katkı sunabiliyoruz. Kısacası biz yeraltını modelliyoruz” ifadelerini kullandı. “Deprem gerçeği yok sayılamaz” Son yıllarda yaşanan büyük depremlerin, zemin etütlerinin yapı güvenliğindeki hayati rolünü acı bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Bayram, binlerce yurttaşın zemin kaynaklı hatalar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. “Bu gerçekler karşısında yapılması gereken; denetimi güçlendirmek, bilimsel ve çok disiplinli bir sistemi tesis etmektir” diyen Bayram, kanun teklifinin ise denetimi bağımsız ve bilimsel bir süreç olmaktan çıkararak tekçi ve merkezi bir yapıya dönüştürdüğünü savundu. Kota ve uygulanamaz yükümlülükler eleştirisi Kanun teklifinin 24. maddesiyle zemin ve temel etütlerini yapacak kişi ve kuruluşlara kota ve sayısal sınırlamalar getirildiğini belirten Bayram, bunun binlerce mühendisin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hale getirebileceğini söyledi. maddeyle zemin laboratuvarlarına, görev tanımlarında olmamasına rağmen numuneleri bizzat alma yükümlülüğü getirildiğine dikkat çeken Bayram, bu durumun sahada uygulanamaz süreçlere, kapasite aşımına ve denetimsiz raporların önünün açılmasına neden olacağını ifade etti. “Sorun değil, karışıklık var; çözüm bilimde” Açıklamasının sonunda kanunun henüz kanunlaşma aşamasında olduğunu ve yönetmelik sürecinin belirleyici olacağını hatırlatan Murat Bayram, “Biz bunu bir ‘sorun’ olarak adlandırmak istemiyoruz. Bir karışıklık ve tedirginlik var. Yetkili mercilerin meslek örgütleriyle birlikte bu konuları değerlendireceğine inanıyoruz” dedi. Bayram sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Bizler artık her depremde sevdiklerimizi kaybetmekten yorulduk. Bilimi ve mühendisliği dışlamayan, mesleki yetki ve sorumlulukları koruyan, kamu yararını ve can güvenliğini esas alan bir düzenleme istiyoruz. Lütfen bizleri duyun.”

Tin, “Sosyal Devlet Önceliğimiz” Haber

Tin, “Sosyal Devlet Önceliğimiz”

HABER MERKEZİ AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tin, bütçelerin Türkiye Yüzyılı vizyonuna uygun şekilde hazırlandığını belirterek, “Krizlere karşı dayanıklı, istihdamı ve sosyal güvenliği önceleyen güçlü bir devlet anlayışı bu bütçelerde açıkça görülmektedir” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2026 yılı bütçelerinin kabul edildiğini hatırlatan Tin, bütçelerin kamu yönetiminde etkinliği artıran ve çalışma hayatını güçlendiren yapısal hedefler içerdiğini ifade etti. Cumhurbaşkanlığı bütçesini değerlendiren Şahin Tin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin pandemi, küresel krizler ve deprem gibi zorlu süreçlerde etkinliğini ispatladığını vurguladı. Tin, “2026 yılı için Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artış oranı yüzde 25,75 ile genel bütçe ortalamasının altında kalmıştır. Kaynaklar verimli ve disiplinli şekilde kullanılmaktadır. Savunma sanayimizde yerlilik oranı yüzde 82’ye ulaşmış, 2024’te ihracat 8,5 milyar dolara yükselmiştir. Türkiye artık savunma ürünlerini ithal eden değil, ihraç eden güçlü bir ülke konumundadır” dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesine de değinen Tin, çalışma hayatında insan odaklı güçlü dönüşümlerin hayata geçirildiğini belirtti. SGK açığının milli gelire oranının yüzde 0,42’ye gerilediğini kaydeden Tin, bunun sosyal devlet anlayışının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Deprem bölgesinde istihdamın hızla toparlandığını ifade eden Şahin Tin, sigortalı çalışan sayısının deprem öncesi seviyelerin üzerine çıktığını belirtti. İşsizlik oranının yüzde 8,5’e gerilediğini vurgulayan Tin, önümüzdeki üç yılda yıllık ortalama 842 bin kişiye yeni istihdam sağlanmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi. Milletvekili Şahin Tin, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde emeği koruyan, istihdamı büyüten ve refahı güçlendiren politikalarla yoluna kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.