Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

Tavas Barış Gazetesi - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı Haber

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı

Denizli’de İYİ Parti heyetinin gerçekleştirdiği basın toplantısında, Türkiye ekonomisine yönelik eleştiriler ve güncel siyasi tartışmalar öne çıktı. Özellikle TÜİK verileri ve enflasyon politikaları üzerinden iktidarı hedef alan Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, ekonomik yönetimi sert sözlerle eleştirirken; parti kurmayları sahadan gelen sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. İl teşkilatı programı kapsamında Denizli’ye gelen İYİ Parti heyeti, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ve İYİ Parti Denizli İl Başkanı Süleyman Semerci katıldı. TÜİK’E SERT ELEŞTİRİ: “VERİLER ŞEFFAF DEĞİL” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. TÜİK’in hesaplama yöntemlerinin şeffaf olmadığını savunan Türkeş, enflasyon sepetinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi. Türkeş, yanlış açıklanan enflasyon verilerinin maaş zamlarından piyasa beklentilerine kadar tüm ekonomik dengeleri olumsuz etkilediğini belirterek, “Bu durum emeklinin, işçinin ve sabit gelirlinin hakkının eksik verilmesine neden oluyor” dedi. “ENFLASYON DEĞİL, YAŞAM MALİYETİ ESAS ALINMALI” Ekonomik politikaların gerçek hayatla örtüşmediğini vurgulayan Türkeş, İYİ Parti olarak “yaşam maliyeti endeksi” önerisinde bulunduklarını açıkladı. Türkeş, kira, gıda ve eğitim gibi temel harcamaların esas alınması gerektiğini ifade ederek, mevcut sistemin vatandaşın gerçek yükünü yansıtmadığını dile getirdi. “TÜRKİYE’DE GÜVEN YOK, EKONOMİ İŞLEMİYOR” Ekonominin temelinde güvenin olduğunu belirten Türkeş, mevcut yönetim anlayışında bu güven ortamının kaybolduğunu söyledi. Türkeş, “Güven olmayan yerde yatırım da olmaz, üretim de olmaz” diyerek ekonomik programın başarısız olduğunu savundu. Türkiye’nin uzun süredir ekonomik kriz içinde olduğunu ifade eden Türkeş, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 seviyelerinde olduğunu belirterek, “Bu tablo alarm veriyor” dedi. “SANAYİ VE TARIM GERİLİYOR” Denizli ziyaretinde esnaf ve sanayicilerle görüştüklerini aktaran Türkeş, hem üreticinin hem de esnafın ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Tekstil sektörünün yurt dışına kaydığına dikkat çeken Türkeş, tarım sektöründe de gerileme yaşandığını belirtti. Türkiye’nin üretimden uzaklaştığını savunan Türkeş, “Türkiye’nin kaynak sorunu yok, yönetim sorunu var” ifadelerini kullandı. “YANLIŞ YÖNETİM TÜM KAYNAKLARI ERİTİYOR” Hükümetin ekonomik politikalarını eleştiren Türkeş, bütçe gelirlerinin büyük kısmının faiz ödemelerine gittiğini belirterek, bunun ülke ekonomisi açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Türkeş, denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını ifade ederek sistem değişikliği çağrısında bulundu. OFLUOĞLU: “ESNAF KAN AĞLIYOR” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu ise sahada vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıların açıkça görüldüğünü belirtti. Ofluoğlu, esnafın artan maliyetler ve vergiler nedeniyle zor durumda olduğunu ifade ederek, “Orta direk yok edildi” dedi. İYİ Parti’nin sahada aktif bir şekilde vatandaşın sorunlarını dinlediğini söyleyen Ofluoğlu, partilerinin çözüm odaklı siyaset anlayışıyla hareket ettiğini vurguladı. ÖZTÜRK: “HOBİ BAHÇELERİNDE PLANSIZLIK VAR” Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ise hobi bahçelerine yönelik düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mevcut uygulamaların plansız olduğunu belirten Öztürk, gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ancak vatandaşın mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi. Öztürk, getirilen düzenlemelerin etki analizinin yapılmadan hayata geçirildiğini savunarak, bu durumun yönetim zafiyetini ortaya koyduğunu ifade etti. “ERKEN SEÇİM GEREKLİ” Seçim tartışmalarına da değinen Öztürk, ara seçim yerine erken seçimin daha doğru olacağını belirterek, “Türkiye’nin gündeminin seçim tartışmalarıyla değil, doğrudan seçimle netleştirilmesi gerekiyor” dedi. Toplantıda konuşan İYİ Parti heyeti, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözümü için güçlü bir değişim gerektiğini vurgulayarak, vatandaşlara destek çağrısında bulundu.

Zeybekci DSO’ya Konuk Oldu Haber

Zeybekci DSO’ya Konuk Oldu

DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada,Türkiye ve Denizli ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sanayicilerin öncelikli ihtiyaçlarını paylaştı. Kasapoğlu konuşmasına“Bugün meclisimizde hep birlikte bir fotoğrafa bakacağız. Bu fotoğrafın içinde küresel ekonomi, Türkiye ve en çok da Denizli var. İçinde bulunduğumuz dönemi doğru okumak, riskleri açıkça konuşmak ve birlikte yol haritası çizmek istiyoruz” diyerek başladı.Küresel belirsizliklerin üretim üzerindeki baskısını artırdığını ifade eden Kasapoğlu, sanayide yaşanan istihdam kaybına işaret ederek “Sanayisizleşme artık akademik bir tartışma değil, ekonominin yeni gerçeğidir” dedi. “Sanayici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor” Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sanayicinin giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kasapoğlu, “Küresel atmosferin boğuculuğunu sanayicimiz iliklerine kadar hissediyor. Artan rekabet ortamında üretim yapımızı dönüştürmeye çalışıyoruz ancak bu dönüşüm her geçen gün daha maliyetli ve daha riskli hale geliyor” dedi. Sanayicilerin artan ve zorlaşan rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim şekillerine uyarlamaya gayret ettiğini vurgulayan Kasapoğlu şöyle devam etti: “Ancak bu gayretin her geçen gün daha maliyetli, daha riskli hale geldiğini de hep birlikte yaşıyoruz.Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı bir ayda %50’ye yakın bir artışla 100 dolar seviyesinin üzerine çıkmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz.Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her yükseliş cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturuyor.” Büyüme Var Ama Sanayi Zayıflıyor 2025 yılı büyüme verilerini değerlendiren Kasapoğlu, 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,6’lık büyüdüğünü hatırlatarak,konunun detaylarında dikkat çekici bir tablo olduğunu belirtti: “İlk bakışta olumlu gibi görünen bu verinin altını kazıdığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tarım %8,8 daralıyor, sanayi %2,9 büyüyor ve manşetin altında kalıyor. Daha da önemlisi, sanayinin milli gelir içindeki payı son birkaç yılda %26’lardan %18’lere düşüyor. Sanayide çalışan sayısında azalma var, 174 bin kişi sistemin dışına çıkmış. Açık söylemek lazım: Sanayisizleşme patikası artık akademik bir tartışmanın ötesinde, reel sektörün gündelik gerçeğidir. Sanayi zayıflarsa ekonomi yavaşlamaz, yönünü kaybeder.” Sanayicinin en temel ihtiyacının öngörülebilirlik olduğunu ifade eden Kasapoğlu, kur politikası, enflasyonla mücadele ve finansmana erişim konularında kısa vadeli reflekslerin ötesine geçen, uzun erimli ve tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ekledi.Kasapoğlu, yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan kısıtların yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek; ihracat ve yatırım kredilerinin desteklenmesi, kurda istikrar sağlanması ve maliyet unsurlarının rekabetçiliği gözeten bir yapıya kavuşturulmasının önemine işaret etti. Gümrük Birliği’nde Denge Arayışı, “Made in Europe” Sürecinde Yeni Fırsatlar Gümrük Birliği sürecine de değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında dezavantajlı konumda kaldığını belirtti.Kasapoğlu “Made in Europe” Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısınınDenizli açısından fırsatlar sunabileceğini şöyleifade etti: “Başta çelik olmak üzere, çimento ve beton bağlantılı ürünler, metal işleme, makine, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerin daha görünür alanlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Sektörler ve ürün grupları açısından olası etkileri erkenden değerlendirmek önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımızla koordine bir biçimde gelişmeleri yakından takip edeceğiz.” “Yeni Başarı Hikâyeleri Yazmak Zorundayız” Denizli sanayisinin potansiyeline dikkat çeken Kasapoğlu, savunma sanayii başta olmak üzere yeni yatırım ve tedarik zinciri alanlarına odaklanılması gerektiğini vurgularken, Denizli’nin artık yeni başarı hikâyeleri yazması gerektiğini şöyle ifade etti: “Yolu Denizli’ye her düşenin girişimci kasımızı övmesiyle böbürlenmek bizi bir yere taşımıyor. Savunma sanayiinde gerek yatırımcı gerekse tedarik zincirinin bir parçası olarak açmaya çalıştığımız alanlara dört elle sarılmalıyız. TEİ Tedarikçi Buluşmaları kapsamında 27 firmamızı bir araya getirdik. TEİ Yan Sanayi Geliştirme Ekibinin üç günlük program sonundaki izlenimi, Denizli’nin makine imalat altyapısı düşünülenin çok daha üzerinde bir potansiyele sahip olduğuydu. Kablo, mermer işleme, gıda ve makine sektörlerinde önemli atılımlarımız var. Bilişim, yazılım ve cam sektörlerinde de yüz ağartan önemli işler yapıyoruz. Bu başarıları yukarı taşıyacak, dışarıya anlatacak ve destekleyecek hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışıyoruz.” Zeybekci: “Denizli Güçlü Üretim Altyapısıyla Öne Çıkıyor” Toplantıya konuk olarak katılan önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomi İşleri Başkanı Sayın Nihat Zeybekci, Türkiye’nin zorlu ancak fırsatlarla dolu bir coğrafyada bulunduğunu ifade ederek küresel ekonomide güç dengelerinin değiştiğine ve çok kutuplu bir yapıya geçildiğine dikkat çekti. Artan küresel rekabet ortamında ülkelerin ekonomik ve siyasi stratejilerini yeniden şekillendirdiğini belirtti. Avrupa’daki yeni ticaret ve çevre düzenlemeleri ile Orta Doğu’daki gelişmelerinTürkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine değinen Zeybekci, ekonomik göstergeler doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla daha dengeli bir sürece girilebileceğini, faizlerdeki düşüşle birlikte kredi ve finansmana erişimin kolaylaşmasının beklendiğini ifade etti. “Birlikte Hareket Etmek Zorundayız” Denizli özelinde de değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, şehrin güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve girişimci yapısıyla Türkiye ekonomisi açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı. Zeybekci, Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa ile daha dengeli bir ekonomik yapı kurulmasının önemine değinerek hizmetler sektörü ve kamu alımlarında eşit hak sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Çok yönlü dünya düzeninde Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Zeybekci, Hürmüz Boğazı ve savaş ortamının ekonomiye olumsuz etkileri ve küresel belirsizliklere rağmen bu zorlu süreçte Denizli için birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Toplantının sonunda katılımcıların yönelttiği soruları yanıtlayan Zeybekci, artan maliyetler ile sınırlı fiyatlama imkânı arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik mevcut ve planlanan teşvik mekanizmalarının önemli rol oynayacağını ifade etti. 2026 yılı beklentilerine de değinen Zeybekci, özellikle finansmana erişim konusunda sanayiciyi rahatlatacak iyileştirmelerin hayata geçirilmesinin planlandığını belirtti. Mevcut zorlu sürecin aşılmasında en önemli unsurun ise tüm kurumların topyekûn bir anlayışla hareket etmesi olduğunu vurguladı.

Bakan Işıkhan, gençleri heyecanlandıran müjdeleri ardı ardına verdi Haber

Bakan Işıkhan, gençleri heyecanlandıran müjdeleri ardı ardına verdi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Denizli programının son durağında iş dünyasıyla istişare toplantısında buluştu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan programda konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, kentin tarım, turizm, ticaret ve gelişmiş sanayi altyapısıyla ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayan öncü şehirlerden biri olduğunu vurguladı. Kablo, tekstil ve doğal taş başta olmak üzere birçok sektörde üretim gerçekleştirildiğini, ulusal ve uluslararası pazarlarda kentin rekabet gücünün yüksek olduğunu ifade eden Vali Köşger, "Yaklaşık 5 milyar dolara yaklaşan ihracat hacmiyle hem dış ticarette hem de iç piyasada adından söz ettirmektedir. 2025 yılında İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde ilimizden 37 başarılı şirket ödül sahibi olmuş, "Tim İlk 1000 İhracatçı Listesi"nde ise ilimizden 24 şirket yer almaktadır. Devletimizin üretimi, yatırımı ve istihdamı önceleyen politikaları doğrultusunda; KOSGEB desteklerinden etkin şekilde faydalanan KOBİ’lerimiz, organize sanayi bölgelerimizde hayata geçirilen yatırımlar ve sağlanan ilave istihdam imkânları ile ilimiz ekonomik büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. "İhracatçılarımızın gösterdiği üstün gayret takdire şayandır" Denizli’nin güçlü altyapısı sayesinde işsizlik oranlarının en düşük olduğu büyükşehirler arasında üst sıralarda olduğunu ifade eden Vali Köşger, kentin sanayi, ihracat ve ticaretin merkezlerinden biri olarak öne çıktığını dile getirdi. Özellikle tekstil, tarım ve hizmet sektörlerinde sağlanan yoğun istihdam ile Türkiye ortalamasının üzerinde bir performans sergilendiğini belirten Vali Köşger, "İŞKUR’dan alınan verilere göre; 2025 yılında açık iş sayımız, 39 bin 339 iken işe yerleştirme sayımız, 18 bin 770 olmuştur. En fazla açık iş talebi alınan sektör sanayide tekstil ve mermer sektörleri olmuştur. 2026 yılı Ocak-Mart dönemi açık iş sayımız 7 bin 416 iken işe yerleştirme sayımız üç aylık süreçte 2 bin 634’tür. Yine bu yıl da en fazla açık iş alınan sektörlerimiz, sanayide tekstil ve mermerdir. Yine TUİK verilerine göre 2025 yılında, Denizli’de ihracatın yüzde 5,82 artışla 4 milyar 674 milyon 402 bin 255 dolar seviyesine ulaştığını ve ilimizin ihracatta ülke genelinde dokuzuncu sırada yer aldığını memnuniyetle ifade etmek isterim. İhraç ettiğimiz ürünler arasında bakır telde, tekstil ürünlerinden havlu, bornoz ve nevresimde ayrı ayrı, işlenmiş doğal taşta ve tarımda leblebi ile ay çekirdeği üretiminde Türkiye birinciliğimiz; kabloda ise Türkiye ikinciliğimiz mevcut. Bu başarılar ile ülke ihracatına sunduğu katkı için ihracatçılarımızın gösterdiği üstün gayret takdire şayandır. Bu çalışkanlığın ve özverinin sonucu elde edilen başarı, şehrimizin ekonomik dinamizmini güçlendirmekte, aynı zamanda ülkemizin uluslararası pazarlardaki etkinliğini de pekiştirmektedir" diye konuştu. "Sizlerin azmi ve kararlılığı ülkemizin çalışma hayatını daha güçlü kılıyor" Sanayicilerin üretimi devam ettikçe Türkiye’nin kalkınmasının ivmelendiğini dile getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Ülkemizin geleceği söz konusu olduğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen iş dünyamızın milli dayanışma ruhunu takdirle izliyoruz. Özellikle yerel kalkınma sürecine büyük destek veren yatırımcımız, üretimcimiz, işverenlerimiz, esnaflarımız, ticaret erbabımız geleceğin her bakımdan güçlü, tam bağımsız, kalkınmış Türkiye’sine giden yolda bizim en değerli yol arkadaşlarımızdır. Sizlerin azmi ve kararlılığı, hem şehrimizin hem de ülkemizin çalışma hayatını daha güçlü kılıyor. Sizler ürettikçe, kalkınmamız ivme kazanıyor. Türkiye olarak; bölgemizde ve dünyada gittikçe büyüyen ve yayılan çatışma ortamına rağmen bugün ulaştığımız nokta, hem gücümüzün sınırlarına, hem de gelecekte başarabileceklerimize dair önemli göstergedir. Ülkemizi güçlendirme hedefimiz istikametindeki kararlılığımızı, azmimizi koruduğumuz sürece her alanda olumlu sonuçlar almaya devam edeceğimize inanıyorum" dedi. "Herkes faaliyet gösterdiği alanda en iyisi olmak için daha çok çalışmalıdır" Türkiye’yi güçlü kılacak her mecrada duraksama, tereddüt etme lüksü olmadığını ifade eden Bakan Işıkhan, "Şunu unutmamalıyız ki tam bağımsız güçlü bir ekonomi ve kendi kendine yetebilen bir Türkiye demek; aynı zamanda, daha adil, daha huzurlu bir dünya demektir. Çünkü bugün Türkiye, küresel güvensizlik ortamında üstlendiği uluslararası sorumluluklar, tarihi ve kültürel misyonu ile sadece bölgesinin değil dünyanın da can simidi olmaya devam etmektedir. Bölgesel tehditlerin kapımıza kadar ulaşmış olması, bize, büyüme yolunda atmamız gereken kararlı adımları bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu sebeple, başta çalışma hayatı olmak üzere, Türkiye’yi içeride ve dışarıda daha güçlü kılacak her mecrada; durma, duraksama, adımlarımızda tereddüt etme, kabuğumuza çekilme lüksümüzün olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Herkes, faaliyet gösterdiği alanda en iyisi olmak için daha çok çalışmalı ve daha fazla katma değer üretmelidir. Bu anlamda Denizli’nin üretim gücüne, potansiyeline inanıyoruz" şeklinde konuştu. Çalışma hayatına yön veren her sektöre yapılan yatırımlarla, iş dünyasının katkılarıyla Denizli’nin hak ettiği konuma ulaşacağını dile getiren Bakan Işıkhan, Denizli halkının mahrum kaldığı yerel hizmetleri telafi etmeye devam edeceklerini söyledi. Çalışma hayatı ve ekonomi güçlendikçe Türkiye’nin de istikrarla büyüyeceğini ifade eden Bakan Işıkhan, ekonomi güçlendikçe, istihdam ve üretim arttıkça, yatırımlar çoğaldıkça bu refahı nüfusun tamamına yaymak için kapsamlı politikalar üretmeye devam edeceklerini açıkladı. Bakan Işıkhan gençleri heyecanlandıran müjdeleri verdi Konuşmasının sonunda gençlere yönelik müjdeleri ardı ardına sıralayan Bakan Işıkhan, "Bugün genç kardeşlerimiz de burada. Gençlerin enerjisi, bu şehrin dinamizmi; gençlerin hayalleri, Türkiye’nin hedefleridir. Günümüz dünyasında gençlerimizin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, eğitimden iş hayatına geçiş sürecidir. Birçok gencimiz, okuldan mezun olduktan sonra iş bulma sürecinde zorluklar yaşamakta, tecrübe eksikliği nedeniyle geri planda kalmaktadır. Bu durumun, toplumsal olarak da çözmemiz gereken önemli bir mesele olduğunu biliyoruz. İşte tam da bu noktada, Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle gençlerimizi üretim sürecine daha erken dahil etmek, onları hayatın içine daha güçlü şekilde katmak amacıyla yeni bir adım attık. İŞKUR öncülüğünde başlattığımız 'Gençliğin Üretim Çağı - GÜÇ Programı', gençlerimizin çalışma hayatına daha erken, daha donanımlı ve daha güçlü bir şekilde katılmasını hedeflemektedir. Bu programla; Gençlerimize staj imkanları sunuyor, Meslek sahibi olmalarını teşvik ediyor, Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizi çalışma hayatına kazandırıyor, İlk iş deneyimlerini edinmelerine destek oluyoruz. Staj Desteği programıyla 3 yılda 800 bin gencimizin staj yapmasını sağlayacağız. Geleceğim Meslekte Programı ile meslek okulu mezunlarını kendi mesleklerinde çalışmaya teşvik edeceğiz. NEET İşgücü Uyum Programı ile, ne eğitimde ne istihdamda olan 450 bin genci kamu kurumları ile işbirliği içinde çalışma hayatına dahil edeceğiz. İşe ilk adım programı ile 3 yılda 750 bin gencin 6 ay boyunca ücretinin tamamını veya 18 ay boyunca ücretinin yarısını ödeyeceğiz. Böylece tecrübe eksikliği nedeniyle ilk iş deneyimlerinde zorluk yaşayan gençlere deneyim de kazandıracağız. Özellikle işe alımda tecrübe şartı arayan işverenlerimizi de tecrübesiz gençleri istihdam etmesi ve tecrübe kazandırması noktasında teşvik edeceğiz. Geçen sene başlattığımız İŞKUR GENÇLİK Programı ile de, bildiğiniz gibi üniversite öğrencilerimizi yarı zamanlı modelle çalışma hayatına alıştırmaya, tecrübe katmaya devam ediyoruz. Gençlerimiz, Türkiye’nin geleceği. Gençlerimizin eğitim sonrası çalışma hayatından uzak kaldıkları her gün, Türkiye’nin kaybıdır. Bu nedenle gençlerimiz bizim en büyük önceliğimizdir. Bu vesileyle ülkemizin ve şehirlerimizin kalkınması için, her daim sahada olan iş dünyamızın temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarımız, belediyelerimiz, gençlerimiz ve kamu kurumlarımızla birlikte istişarelerle ihtiyaç ve talepleri almaya, sorunları çözmeye devam edeceğiz" dedi.

Sıcak paracıya, hortumcuya altın kıyağı! Haber

Sıcak paracıya, hortumcuya altın kıyağı!

Ali Korkmazcan, ABD merkezli Bloomberg adlı yayın kuruluşunun, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nın, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının başlamasının ardından geçen iki haftada yaklaşık 60 ton altın sattığını yazdığını söyledi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, mart başından bu yana Türkiye’den 15 milyar dolarlık sıcak para çıktığını ifade eden Korkmazcan, sıcak paranın çıkışının döviz şoku yaratmasını ve enflasyonda ivmelenme meydana getirmesini önlemek amacıyla döviz rezervlerinde satış yoluna gittiğini söyledi. BİR AN ÖNCE SABİT KUR UYGULAMASINA GEÇİLMELİ! 60 tonluk altın satışını, yabancı sıcak para hortumcularına ucuza kazanç sağlandığını taşıdığını belirten Korkmazcan, “Biz ‘carry trade’cilere bedava para verdik. Serbest kur rejimi bizi zaaf içerisinde bırakıyor ve kur şoku olmasın diye rezerv satmak zorunda kalıyoruz.” dedi. Sıcak paraya dayalı ekonomi rejiminin, Türkiye’nin zayıf karnı olduğuna işaret eden Korkmazcan, şöyle devam etti: “Döviz Tekstil ihracatçıları ve diğer sanayi kolu ihracatçıları mağdur etmeyecek şekilde gerçek değerine oturtulmalı ve ardından hemen sabit kur rejimine geçmeliyiz. Dövizle tasarruf yasaklanmalı. Bu politika uygulandığında ‘ülkeye döviz girişi olmaz’ diyorlar. Peki, sermaye kontrolleri olan Çin’e nasıl giriyor. Çin’e her yıl 200 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım ve sıcak para giriyor. Serbest kur rejimi, ABD ve IMF’nin Türkiye’ye operasyon yapabilmesi için bir açık alandır. Adamlar bölgede bir gerginlik olduğu zaman, parasını alıp gidiyor. Ve onlara garanti kazanç sağlamış oluyoruz. Hem döviz kurunu sabit tutuyoruz hem yüksek faiz veriyoruz, döviz bazında muazzam kazanç sağlıyorlar. Yüzde 20-30 kazanç elde ediyorlar. Biz de bu kârlarını finanse ediyoruz. Cebimizden garanti para verdik. Peki, ne uğruna yapıldı bu? Kredi derecelendirme kuruluşları notumuzu artırsın, CDS primimiz düzelsin diye. Ancak hala bu kuruluşlar için yatırım yapılabilir ülke seviyesinde değiliz. Peki, 3 senedir neden bu faizi veriyoruz! Bu serbest piyasa saçmalığı artık sonlanmalı. Bu saçma ısrar çok büyük başarısızlık, ekonomiye zarar veriyor, kaynaklarımızı israf ediyor ve yabancılara risksiz kazanç sağlıyoruz. Tefecilere haraç veriyoruz. Kazanç sağladık ancak bir yatırıma da dönüşmedi. Batı’dan Türkiye’ye fabrika yatırımı, doğrudan yatırım da gelmedi.” ‘TÜRKİYE ALTIN REZERVİ BİRİKTİRMEYE DEVAM ETMELİ’ Türkiye’nin altın rezervi biriktirmeye devam etmesi gerektiğini vurgulayan Korkmazcan, Hürmüz krizinden sonra Körfez ülkelerinin de eskisi gibi ABD tahvilleri almayacaklarını ve dolardan uzaklaşmanın hızlanacağını belirtti.

“Sanayinin Gücü Kadının Emeğiyle Büyüyor” Haber

“Sanayinin Gücü Kadının Emeğiyle Büyüyor”

Başkan Sarı, kadınların üretimin her aşamasında giderek daha fazla yer aldığını belirterek, sanayinin gelişiminde kadınların katkısının büyük rol oynadığını vurguladı. Makine sanayisinin Türkiye’nin üretim gücünün, teknolojik dönüşümünün ve ihracat kapasitesinin en stratejik sektörlerinden biri olduğunu ifade eden Sarı, artık bu güçlü sektörün her aşamasında kadınların imzası bulunduğunu söyledi. Atölyelerden üretim bantlarına, mühendislik ofislerinden kalite kontrol laboratuvarlarına ve yönetim kadrolarına kadar pek çok alanda kadınların aktif rol aldığını belirten Sarı, kadınların yalnızca görev almakla kalmadığını, aynı zamanda sanayinin dönüşümüne yön verdiğini dile getirdi. Kadınların üretime kattığı disiplin, titizlik, yenilikçi düşünce ve sorumluluk bilincinin makine sanayisine büyük değer kazandırdığını ifade eden Sarı, sanayide kadın emeği arttıkça kalite ve verimliliğin de yükseldiğini söyledi. Sarı, “Sanayinin gerçek gücü sadece çelikten, makinelerden ve teknolojiden gelmez. Asıl güç, o makineleri aklıyla, emeğiyle ve vizyonuyla yöneten insan kaynağından gelir” dedi. Kadınların üretimde daha fazla yer aldığı bir sanayinin daha güçlü bir ekonomi, daha sürdürülebilir kalkınma ve daha aydınlık bir gelecek anlamına geldiğini belirten Sarı, dernek olarak hedeflerinin kadınların sanayi sektöründe daha görünür olduğu bir üretim ekosistemi oluşturmak olduğunu kaydetti. Genç kızların mühendislik, teknoloji ve üretim alanlarına yönelmesini desteklediklerini ifade eden Sarı, bunun sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda ülkenin geleceği için bir zorunluluk olduğunu söyledi. Sarı açıklamasında, “Kadının emeği üretime dokunduğunda sanayi büyür, ülke güçlenir” sözleriyle kadın emeğinin önemini vurgularken, üretimin her kademesinde emek veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.

Özatıcı’dan Denizli’de sert siyasi mesajlar Haber

Özatıcı’dan Denizli’de sert siyasi mesajlar

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Denizli’de düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin siyasi, hukuki ve ekonomik gündemine ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Yeni bakan atamalarından yargı-siyaset ilişkisine, “terörsüz Türkiye” raporundan erken seçim tartışmalarına kadar birçok başlıkta konuşan Özatıcı, mevcut yönetim anlayışını hedef aldı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, konuşmasının ilk bölümünde, ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na vurgu yaptı. Gazetecilik mesleğinin itibarının korunması gerektiğini ifade eden Özatıcı, bu alanda bir meslek yasasına duyulan ihtiyacı güçlü ifadelerle dile getirdi. Gazeteciliğin sıradan bir uğraş değil, doğrudan kamuoyunu ilgilendiren onurlu bir kamu görevi olduğunu belirten Özatıcı, medyanın yasama, yürütme ve yargının yanında “dördüncü erk” olduğunu hatırlattı. Bu nedenle gazeteciliğin herkesin keyfine göre yapılabilecek bir alan olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MAKAMI BELİRLİ BİR YAKINLIKLA ANILIR HALE GELDİ” Yeni İçişleri Bakanı atamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özatıcı, yapılan tercihler üzerinden devlet kurumlarının tarafsızlığına gölge düştüğünü savundu. Yeni İçişleri Bakanı atamasına sert eleştiri getiren Özatıcı “Paylaşımlara baktığınızda milli bayram yok, Atatürk yok. Sadece İlim Yayma Vakfı’na dair bir yakınlık görüyorsunuz. Buradan şu sonuç çıkıyor: Türkiye’de İçişleri Bakanlığı müessesesi, Bilal Erdoğan’a yakın olmaktan geçiyor algısı oluşuyor” dedi. “BİR HAFTA ÖNCE CÜBBE, BİR HAFTA SONRA ROZET” Adalet Bakanı’nın görev sürecini eleştiren Özatıcı, yargıdan yürütmeye geçişin siyasi tercihlerle şekillendiğini dile getirdi. Atamanın yargının siyasallaştığını gösteren bir örnek olduğunu ileri süren Özatıcı; “Geçen hafta cübbeniz var, cübbenizde düğme yok; bir hafta sonra artık bakansınız, rozet takıyorsunuz. Beni geçtiğimiz hafta yargılayan savcı, bu hafta siyasi kimlik kazanıyor. Böyle bir sistemde yargının bağımsızlığından söz edilemez” dedi. “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ TÜM DENGELERİ BOZDU” Mevcut yönetim modelini sert sözlerle eleştiren Özatıcı, sistemin devlet yapısını işlevsiz hale getirdiğini söyledi. Özatıcı, sistem eleştirisini şu ifadelerle dile getirdi; “Bir cumhurbaşkanı düşünün; bir taraftan vali atıyor, bir taraftan parti il başkanı atıyor. Cumhuriyet Başsavcısı’nı bir hafta sonra Adalet Bakanı yapıyor. Bu ne parlamenter demokrasi ne başkanlık sistemi. Bunun dünyada bir örneği yok.” “TERÖRSÜZ TÜRKİYE RAPORU YENİ BİR MİLLET TANIMI GETİRİYOR” İYİ Parti’nin rapora neden imza atmadığını ayrıntılı şekilde anlatan Özatıcı, metnin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleriyle çeliştiğini savundu. Raporu değerlendiren Özatıcı, “Raporu kelime kelime inceledim. Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran halka Türk milleti denir’ tanımından uzaklaşılıyor. Lübnan modeline, Suriye modeline kapı aralayan bir metinle karşı karşıyayız” dedi. “BU BİR KARDEŞLİK PROJESİ DEĞİL, SEÇİM HESABIDIR” İktidarın yürüttüğü sürece dair eleştirilerini sürdüren Özatıcı, hedefin siyasi olduğunu ileri sürerek; “Bu bir kardeşlik projesi falan değil. Tek amaçları, Öcalan üzerinden DEM Parti’yi kontrol edip, bir sonraki seçimde AKP–MHP bloğuna eklemek. Başka hiçbir dertleri yok” iddiasında bulundu. “EKONOMİ BU HALDEYKEN ERKEN SEÇİM YAPAMAZLAR” Ekonomik veriler üzerinden erken seçim ihtimalini değerlendiren Özatıcı, iktidarın sandıktan kaçınacağını savundu. Erken seçim öngörmediğini belirten Özatıcı; “2026 bütçesinde 2,7 trilyon lira faize gidiyor. Emekli maaşı 20 bin, açlık sınırı 31 bin lira. Asgari ücret 28 bin lira. Açlık sınırının altında. Ülkenin yarısı açlık sınırının altında yaşarken bu iktidar erken seçime gitmez” dedi. “BENİM ÖNGÖRÜM 2027’NİN SONU” Seçim takvimine ilişkin kişisel öngörüsünü paylaşan Özatıcı, sürecin bilinçli olarak uzatıldığını söyledi. Seçim günüyle ilgili düşüncelerini aktaran Özatıcı; “Erken seçim yapamazlar, tam zamanında da yapamazlar. Benim şahsi projeksiyonumda gördüğüm, 2027 yılının sonuna doğru bir seçim yapılacağıdır” dedi. “BÜTÜNLEŞİK MUHALEFET STRATEJİSİ ŞART” Muhalefetin izlemesi gereken yol haritasına da değinen Özatıcı, ortak değerler etrafında birlik çağrısı yaparak; “Farklılıklarımız olacak ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesine, üniter yapısına sahip çıkan partiler, en doğru stratejiyle milletin teveccühünü alabilir” dedi. Bu yaklaşımın, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu tarafından daha önce “bütünleşik muhalefet” kavramıyla ortaya konulduğunu hatırlattı. “SEÇİM GÜNÜNÜ BEKLEMEDEN SAHADAYIZ” İYİ Parti’nin sahaya bakışını da anlatan Özatıcı, siyaset anlayışlarının seçim odaklı olmadığını vurguladı. Özatıcı; “Seçim satıldığı zaman ortaya çıkan siyasetçi anlayışını reddediyoruz. Milletin siyasetçisini görmek istediği zamanda sahadayız ve bu programlara devam edeceğiz” dedi.

Anahtar Parti Denizli’de gövde gösterisi yaptı Haber

Anahtar Parti Denizli’de gövde gösterisi yaptı

Anahtar Parti Denizli teşkilatı, Hakan Saruhan’ın il başkanlığına gelmesinin ardından geçen üç aylık süre içinde ilk büyük organizasyonunu gerçekleştirdi. Teşkilat buluşmasında salonda coşku hakimdi. Zeybek gösterileri ve çocukların sahneye çıktığı programda renkli görüntüler oluştu. Anahtar Partililer, geçtiğimiz hafta sonu Merkezefendi Kültür Merkezi’nde yapılan teşkilat buluşmasında bir araya geldi. Yaklaşık 1500 partili ve vatandaşın katıldığı programa, Teşkilat Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Tahir Keskinkılıç, Teşkilat Başkan Yardımcısı 2. Bölge Başkanı Murat Tekin İl Başkanı Hakan Saruhan, ilçe başkanları, gençlik ve kadın kolları başkanları ve yönetimleri de katıldı. Anahtar Parti Denizli teşkilatının tam kadro hazır bulunduğu programa çevre illerden il başkanları da salonda yerlerini aldı. Çocukların ellerinde Türk Bayrakları ile sahnede yer aldığı programda coşkulu anlar yaşandı. Hakan Saruhan’ın il başkanı olarak atanmasının ardından ilk kez gerçekleşen program, katılımcılar ve partililerden tam not aldı. Günün anlam ve önemine binaen çeşitli hediyelerin de yer aldığı programın açılış konuşmasını Anahtar Parti Denizli İl Başkanı Hakan Saruhan yaptı. SARUHAN EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR ETTİ Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerine başlayan Saruhan, partiyi Denizli’de daha yukarıya taşımak için teşkilat mensupları ile ellerinden geleni yapacaklarına söz verdi. Saruhan, “Göreve gelmemizden kısa bir süre içinde bu kadar büyük bir organizasyonun hayata geçmesi hem partimize duyulan güven, hem de bizlere bir özlem olduğunu bir kez daha gösteriyor. Genel başkanımızın liderliğinde ülke yönetiminde gelecek kuşaklara daha müreffeh bir Türkiye bırakma adına çalışmaya devam edeceğiz. Bizleri yalnız bırakmayan Teşkilat Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Tahir Keskinkılıç ile Teşkilat Başkan Yardımcısı 2. Bölge Başkanı Murat Tekin’e ve herkese teşkilatım ve şahsım adına teşekkür ediyorum” dedi. DENİZLİ’YE TEŞEKKÜR ETTİ Hakan Saruhan’ın göreve geldiği günden bu yana geçen süreçlerin ve Denizli teşkilatının yaptığı faaliyetlerin gösterildiği sinevizyon gösterisinin ardından sahneye gelen Teşkilat Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Tahir Keskinkılıç, Denizli’ye övgü dolu sözler sarf ederek sözlerine başladı. +Videoyu izlerken gülen çocukları gördük. Açıkçası bizim idealimiz, hayalimiz bu videoda saklı” diyen Keskinkılıç, “Anahtar Parti olarak, millet olarak çocukların yüzündeki gülücüklerin eksik olmadığı bir denklem, bir memleket kurmak olmalı. İnşallah bu yolculukta da sizlerle beraberi. Bu gibi toplantılar hakikaten çok kıymetli. Özellikle pazarın erken saatinde bu kadar kalabalığı toplamak herkesin mahareti değil. Hakan Başkan’a teşekkür ediyorum. Emekleriniz için, varlığınız için, katkılarınız için teşekkür ediyorum” dedi ANAHTAR PARTİNİN KURULUŞ NEDENİNİ ANLATTI "Anahtar Parti, memleketin her alanda ihtiyacı olduğu bir alanda; hukuktan sanayiye, eğitimden sağlığa kadar her alanda sıkışık olduğu bir dönemde, bu ihtiyaç üzerine kurulmuş bir partidir” diyen Keskinkılıç, “Anahtar Parti biliyorsunuz, memleketin her alanında bu zamanlarda sıkışık bir denklem üzerinde yaşıyoruz. Hukuktan eğitime, sağlıktan... Tabii bunun majör sebebi, liyakatla devlet arasındaki bağın kopmuş olmasıdır. Farkındasınız, dolayısıyla 22 yıllık iktidar sonucunda bizim bulduğumuz miras; liyakatla değil, sadakatle, biatla bir devlet yönetimi mirasıdır. Anahtar Parti tam da burada, Sayın Genel Başkanımızın 30 yıllık siyasi mirası üzerine liyakatla devleti buluşturma yolculuğunun adı ve tarifi olaraktan kurulmuştur. İşte sizler de bizimle beraber bu tarifin, bu yolculuğun kutlu neferlerisiniz” dedi. ”BOYUN EĞMEYECEĞİZ” Ekonomiye atıf yapan Keskinkılıç, “Çiftçinin bereketinde, esnafın siftahında, bir ailenin sofrasında, bir babanın çocuğuna bıraktığı harçlıkta ekonomi yaşanıyor. O yüzden ekonominin ne halde olduğunu hepiniz yaşayarak; sokakta, çarşıda, pazarda görüyorsunuz. Son dönemeçteyiz. Şu an gördüğünüz oyunlar, kurgulanan tiyatro farkındaysanız bir veliaht düzeninin, bir hanedanlık düzeninin kurulması noktasına doğru bizi içine çekiyor. Biz buna izin vermeyeceğiz. Neden izin vermeyeceğiz? Biz çünkü demokratik bir Cumhuriyetle yönetilmeye alışmış, bunun kutsallığı içerisinde yaşamaya alışmış bir milletiz. Boyun eğmeyeceğiz. Ancak siyasetimizi; nobran, ayrıştıran, ötekileştiren bir dille de yapmayacağız. Sayın Genel Başkanımızın belki de siyaset arenasına kazandırdığı en büyük şeylerden bir tanesi, nezaket dilinin siyasete kazandırılması olsa gerek. En derin, en kalbi muhalefet eden düşmanlarımız diye adlandıracağımız muhalefetin dahi kendi adaletimizden, bizden, nezaketimizden, merhametimizden, vicdanımızdan emin olduğu bir ilişki hattında durmak zorundayız. Halkımızı, toplumu, milletimizi böyle kucaklayacağız. Teşekkür ediyorum Denizli iyi ki varsınız” dedi.

 “Bir yılın hafıza, kavram ve anlam sınavı” Haber

 “Bir yılın hafıza, kavram ve anlam sınavı”

MURAT DEMİRBİLEK Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, 2025 yılına ilişkin kaleme aldığı değerlendirmede, yıl boyunca yaşanan gelişmeleri ekonomi, siyaset, toplumsal yapı, özgürlükler, hukuk ve bilim başlıkları altında ele aldı. Tatık, 2025’in resmi kayıtlara göre “istikrar”, gayriresmî kayıtlara göre ise kavramların anlam değiştirdiği bir yıl olarak hafızalara kazındığını ifade etti. Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde Tatık, rakamlarla yapılan iyimser açıklamaların vatandaşın günlük hayatına yeterince yansımadığını belirtti. Enflasyonun düşüşüne dair veriler açıklanmasına rağmen mutfaktaki tabloya bunun yansımadığını vurgulayan Tatık, ücretlerin alım gücünün geride kaldığını dile getirdi. Siyaset başlığında ise 2025 yılının “kelimelerin esnekliği” ile öne çıktığını belirten Tatık, geçmişte kesin ifadelerle dile getirilen söylemlerin zamanla farklı yorumlara evrildiğine dikkat çekti. Eleştirilerin niyete, soruların bağlama, cevapların ise ileri tarihlere bırakıldığını ifade etti. Terör ve barış tartışmalarına da değinen Tatık, yıl içerisinde bazı kavramların ve tanımlamaların değiştiğini, toplumun ise bu süreci hafızasıyla birlikte değerlendirdiğini belirtti. Toplumun barış isteğine rağmen, geçmiş acıların ve yaşanmışlıkların göz ardı edilmesine mesafeli durduğunu vurguladı. Toplumsal yapıya ilişkin değerlendirmesinde Tatık, 2025’te toplumun çoklu görüşlerin hâkim olduğu bir yapıya büründüğünü, aynı olaylara farklı gerçekliklerle bakıldığını ifade etti. Ortak noktanın ise insanların yüksek sesle konuşmaktan kaçınması olduğunu dile getirdi. Özgürlükler konusunda düşünce ve ifade özgürlüğünün var olduğunu ancak çeşitli sınırlamalarla karşılaşabildiğini belirten Tatık, hukuk alanında ise süreçlerin yavaş ilerlediğine dikkat çekti. Bilimsel verilerin ve raporların sunulduğunu ancak karar süreçlerinde her zaman belirleyici olamadığını kaydetti. Değerlendirmesinin sonunda 2025’in en önemli dersinin, bir ülkenin en kırılgan unsurunun ekonomi değil hafıza olduğunu vurgulayan Kadir Tatık, “Kelimeler değiştirilebilir, manşetler yenilenebilir; ancak acılar revize edilemez” ifadelerine yer verdi. Tatık, yeni yıl dileğiyle mesajını “Mutlu Yıllar” temennisiyle tamamladı.

DTO, Kırgız Cumhuriyeti temsilcileriyle ticari köprünün temellerini attı Haber

DTO, Kırgız Cumhuriyeti temsilcileriyle ticari köprünün temellerini attı

Kırgız Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, Antalya Başkonsolosu Rustam Koshonov ile Büyükelçilik Ekonomi Müsteşarı Akylbek Rakmanberdı, DTO Başkanı Uğur Erdoğan'ı ziyaret etti. Başkan Erdoğan konuklarını, Denizli ekonomisinin genel durumu, sanayi ve ticari potansiyeli ile ilgili bilgiler verdiği geniş katılımlı bir toplantıda üyeleri ile buluşturdu. Başkan Erdoğan, "Kardeş ülkelerimizin ticaretini el birliği ile güçlendirelim" Toplantının açış konuşmasında daha önce Kırgız Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Rustam Koshonov ile görüşmeler yaptıklarını hatırlatarak, "Kırgızistan ile Türkiye ekonomilerini güçlendirecek, insanlarımızın geleceğini ve refahını artıracak iş birliğimizi büyütebileceğimiz sektörlerimiz var. Denizli Ticaret Odası olarak en kısa zamanda en az 7 sektör belirleyip iş insanlarımızla bazı görüşmelerde bulunacağız. Başkonsolosluk yetkililerimiz ile de kardeş ülke Kırgız Cumhuriyeti'nde gibi yatırımlar yapılabileceğini ele alabiliriz. Sonrasında da Denizli Ticaret Odası olarak heyet halinde ilgilenen firmalarımızı, imkanları yerinde görmek üzere size getirebiliriz. Kırgız iş insanlarının da ilk fırsatta bizdeki imkanları yerinde görüp incelemelerini umuyoruz" dedi. Denizlili yatırımcıları, ülkesine davet etti Büyükelçi Kazakbaev ise Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan'ın kendilerini büyük bir ilgi ve samimiyetle ağırladığını söyledi. Kazakbaev, "Ülkemiz ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği, çok hızlı bir şekilde gelişiyor Geçen sene ticari hacmimiz 1,4 milyar dolardı; bu sene inşallah 1,5 milyar dolara çıkaracağız. Cumhurbaşkanlarımız da gelecek senelerde ülkelerimizin ticari bağını 5 milyar dolara kadar çıkarmayı hedeflediklerini açıkladılar; biz de bu doğrultuda çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye'de gittiğim her şehirde, ticaret odası başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştiriyorum. Denizli'de de Başkanımız Sayın Uğur Erdoğan ile ekibine bizleri konuk ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Denizlili kardeşlerimizi, ata yurdunuz olan ülkemize bekliyoruz; yatırım yapmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Kırgız Büyükelçiye, Denizli horozu biblosu hediye etti Başkan Erdoğan, ziyaretin sonunda konuğu Kazakbaev'e Denizli'yi simgeleyen horoz biblosu hediye etti. Büyükelçi Kazakbaev ise el yapımı Kırgız süs eşyası takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.