Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erken Tanı

Tavas Barış Gazetesi - Erken Tanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Tanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi Haber

 Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi

Denizli'de çölyak hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği, kortej yürüyüşüyle kenti harekete geçirdi. Gazi İlkokulu'ndan Çınar Meydanı'na uzanan yürüyüşte yükselen sloganlar, çölyaklı bireylerin sesini duyururken; meydanda yapılan konuşmalarda erken tanının önemi, güvenilir glütensiz gıdaya erişim ve toplumsal farkındalık çağrısı öne çıktı. Denizli Çölyak Derneği öncülüğünde, Denizli Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları ve Dr. Schr sponsorluğunda düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği Denizli'de geniş katılımla gerçekleştirildi. İki gün süren programın ilk günü bilimsel oturumlarla başladı. Hekim ve diyetisyen toplantısıyla Çölyak Hastalığı her konusuyla irdelenirken, çölyak farkındalığına dem vuran Hayal Perdesinin sahneye koyduğu ‘Sana Rağmen' tiyatro oyunu büyük beğeni topladı. Etkinliğin ikinci gününde ise, farkındalığın Denizli sokaklarına indiği kortej yürüyüşü, Çınar Meydanında gerçekleşen konuşmalar ve Çamlık'ta glütensiz piknik etkinliği ile devam etti. Çölyak Hastalığına dikkat çekmek, farkındalığı arttırmak amacıyla Denizli'nin tarihi Gazi İlkokulu önünden başlayan ve Çınar Meydanı'nda sona eren kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne oldu. 7'den 70'e onlarca kişinin katıldığı yürüyüşte, "Çölyak için yan yanayız" ve "Glütensiz hayat için buradayız" sloganları atıldı. Katılımcılar, çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek farkındalığı şehir merkezine taşıdı. Kortej boyunca taşınan pankartlar ve atılan sloganlarla, glütensiz yaşamın bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Yürüyüş, çölyak hastalarının görünürlüğünü artıran en güçlü anlardan biri oldu. Kortejin ardından Çınar Meydanı'nda düzenlenen programda, çölyak hastalarının yaşam mücadelesi ve beklentileri dile getirildi. Denizli Çölyak Derneği Başkanı Keziban Uçar, "Çölyak Hastalığı günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir durumdur. Hâlâ yeterince anlaşılmamaktadır. Birçok çocuk, erken tanı alamadığı için sağlığından olmaktadır. Oysaki erken tanı ve doğru beslenme ile tamamen sağlıklı bir yaşam mümkündür" dedi. "Çölyak bir yaşam biçimidir" Uçar, glütensiz beslenmenin tek tedavi yöntemi olduğunu vurgulayarak, "Çünkü Çölyak bir hastalık değil, yaşam biçimidir. Tek tedavisi ömür boyu glutensiz beslenmedir. Bir tercihtir. Bugün burada yalnız olmadığımızı göstermek ve toplumun her kesimine çağrıda bulunmak için bir aradayız" ifadelerini kullandı. "Türkiye'yi stratejik bir üst haline getirdik" Dr. Schr Türkiye Genel Müdürü Özgür Erdoğan ise konuşmasında hem küresel deneyimi hem de Türkiye'de yürütülen çalışmaları detaylı şekilde aktardı. Şirketin yapısını ve Türkiye'nin konumunu aktaran Erdoğan; "Yüzyılı aşkın süredir özel beslenme alanında faaliyet gösteren, glutensiz ürünlerde ise yaklaşık 40 yıllık deneyime sahip bir markanın temsilcisiyiz. Bugün 18 ülkede aktif olarak faaliyet yürütüyor, 100'den fazla ülkeye ürün ulaştırıyoruz. Türkiye'de 2022 yılında üretime başladık ve çok kısa sürede ülkemizi sadece iç pazar için değil; Orta Doğu, Balkanlar, Asya ve Kuzey Afrika'yı kapsayan geniş bir coğrafya için stratejik bir üretim ve dağıtım üssü haline getirdik. Bu bizim için olduğu kadar Türkiye adına da önemli bir kazanımdır" dedi. "Glutensiz ürünlerde güven olmalıdır" Glütensiz üretimde hassasiyetin altını çizen Erdoğan, "Glutensiz ürün söz konusu olduğunda en küçük bir hata dahi kabul edilemez. Bu nedenle bizim üretim anlayışımızın merkezinde güvenilirlik yer alıyor. Üretim hatlarımızda glutensiz ürün dışında hiçbir üretim yapılmıyor. Çapraz bulaşma riskini ortadan kaldıracak şekilde tüm süreçler kontrol altında tutuluyor. Açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; gluten bizim üretim alanımıza giremez. Çünkü bu konu, doğrudan insan sağlığıyla ilgilidir" dedi. "Piyasada ciddi bir risk var" Erdoğan, piyasadaki denetim sorunlarına dikkat çekerek, "Yapılan bazı akademik çalışmalarda, ‘glutensiz' etiketiyle satılan ürünlerin bir kısmında gluten tespit edildiği görülüyor. Bu da şu anlama geliyor; tüketici marketten güvenle aldığını düşündüğü bir üründe riskle karşı karşıya kalabiliyor. Basit bir örnekle anlatmak gerekirse, birkaç ürün aldığınızda bunlardan birinde gluten çıkma ihtimali söz konusu olabiliyor. Bu durum çölyak hastaları için son derece ciddi bir sorundur ve üzerinde hassasiyetle durulması gerekir" ifadelerini kullandı. "Bu sadece beslenme değil, yaşam kalitesi" Glütensiz ürünlerde lezzetin önemine de değinen Erdoğan, "Glutensiz beslenme sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir unsurdur. ‘Yeter ki doysun' yaklaşımı gerçekçi değildir. İnsanlar nasıl günlük hayatlarında lezzetli ürünler tüketmek istiyorsa, çölyaklı bireyler de aynı beklentiye sahiptir. Bizim hedefimiz, ürettiğimiz glutensiz ürünlerin lezzet açısından da en az standart ürünler kadar güçlü olmasıdır ve bu alanda önemli bir noktaya ulaştığımızı söyleyebilirim" dedi. "Erişilebilirlik herkes için olmalı" Erişilebilirlik ve toplumsal bilinç vurgusu yapan Erdoğan, şöyle konuştu: "Erişilebilirlik iki boyutludur. Birincisi ürüne ulaşabilmek, ikincisi ise o ürünü satın alabilecek ekonomik şartlara sahip olmak. Türkiye'de üretime başlamamızla birlikte özellikle fiyat konusunda önemli bir iyileşme sağladık. Hedefimiz, ithal ürünleri azaltarak yerli üretimi artırmak ve daha fazla insanın glutensiz ürünlere ulaşabilmesini sağlamak. Farkındalık çalışmalarında iki temel hedefimiz var. Birincisi teşhis sürecinin hızlanması; insanların yıllarca bu hastalıkla yaşamak zorunda kalmaması. İkincisi ise toplumun empati kurabilmesi. Çölyaklı olmayan bireylerin de bu yaşamın zorluklarını anlaması ve buna göre davranması gerekiyor. Bu süreçte derneklerle yapılan iş birlikleri bizim için son derece kıymetli" Özgür Erdoğan, Denizli'de düzenlenen etkinliğin yalnızca bir buluşma olmadığını vurgulayarak; "Denizli'de ortaya konan bu güçlü birliktelik, çölyak konusunda farkındalığın ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde hem erken teşhis bilinci artıyor hem de glütensiz yaşamın toplumsal karşılığı güçleniyor. Bizim hedefimiz sadece ürün sunmak değil, çölyaklı bireylerin hayatını kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmak. Denizli'de gördüğümüz bu katılım ve duyarlılık, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu" ifadelerini kullandı. Çınar Meydanı'ndaki programın ardından etkinlik, Çamlık Piknik Alanı'nda düzenlenen glütensiz piknik organizasyonuyla devam etti. Katılımcılara glütensiz ikramlar sunulurken, çocuklara yönelik etkinliklerle gün boyu süren buluşma sosyal dayanışma ortamına dönüştü.

KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Haber

KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek

Denizli İl Sağlık Müdürü ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Öztürk, tüm dünyada 3’üncü ölüm nedeni haline gelen KOAH'ın önlenmesinde ve hastalık yükünün azaltılmasında risk faktörleriyle mücadelenin önemli olduğunu belirtti. KOAH ve akciğer kanserinin sigara içimi başta olmak üzere ortak risk faktörleriyle sık sık bir arada görüldüğünü vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, dünyada on yetişkinden birini etkileyen KOAH hastalığının önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi ve şöyle konuştu; "KOAH, nefes yollarında mikroplarla oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan, nefes darlığı, öksürük, balgam gibi kalıcı solunumsal yakınmalarla ortaya çıkan, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kronik akciğer hastalığıdır. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı, hava kirliliğine maruziyet, iç ve dış ortamda odun ve kömür gibi fosil yakıtlar ile bitki sapları ve tezek gibi yakıtların dumanının solunması, tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmak da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Hastalığın belirtileri yavaş olarak artar ve zamanla şiddetini arttırarak devam eder. İlerleyen zamanlarda kişi ilk başlarda yokuş çıkarken nefes almakta zorlanır. Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Geceleri nefes probleminden dolayı uykusundan uyanır. Zaman içinde durum kötüleşerek, kişi günlük rutin işlerini bile yapamaz hale gelir. Bu kişiler yağışlı, sisli ve soğuk havalardan çok rahatsız olurlar. Kışın havada oluşan kirlilik bu kişiler için büyük bir risktir. KOAH, hastanın önemli ölçüde yaşam kalitesini bozan, aynı zamanda maliyeti de yüksek olan bir hastalıktır" dedi. KOAH hastalarında akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Yapılan çalışmaların KOAH’ın akciğer kanseriyle yakın ilişkisini ortaya koyduğunu ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sigara içenlerde KOAH ve akciğer kanseri oranlarının çok yüksek olduğunu belirtti. Her iki hastalıkta erken tanı ve düzenli doktor kontrolünün önemine dikkat çeken Öztürk: "Sigara, solunum yollarında iltihaplanmayı tetikleyerek KOAH'a neden olurken, aynı zamanda akciğer hücrelerinde mutasyona yol açarak kanser gelişimini başlatabilir. Normal akciğer fonksiyonuna sahip kişilerle karşılaştırıldığında, KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek olduğu görülmüştür. KOAH hastaları, akciğer kanseri açısından risk altındadır. Her sigara içen KOAH olacak kanser olacak diye de bir kural yok ancak sigara riski çok artırır. Akciğer kanseri olan erkeklerde KOAH sıklığının kadınlara göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Dünya genelinde akciğer kanseri; erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci en yaygın kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Akciğer kanserinin en sık gözlenen belirtileri; geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürükle birlikte kan veya kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı, tekrarlayan veya geçmeyen bronşit ve/veya zatürre ataklarıdır. Akciğer kanserinin yayılmadan önce, erken dönemde teşhis edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırsa da, çoğu zaman belirti vermediği için teşhis genellikle ileri evrelerde konur. Ortaya çıkan şikâyetler ise çoğu kez enfeksiyonlar veya sigaranın etkilerine bağlanarak göz ardı edilir. Bu nedenle, hem KOAH hem de akciğer kanserinin yüksek hastalık ve ölüm oranlarıyla seyretmesi, en etkili yaklaşımın bu iki hastalığa zemin hazırlayan ortak risk faktörlerinden korunma olduğunu açıkça göstermektedir. Her iki hastalıkta da erken tanı, düzenli doktor kontrolü ve multidisipliner tedavi uygulamaları sağ kalım oranlarını artırmaktadır. KOAH’lı kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) gibi tarama yöntemleri, akciğer kanserinin erken dönemde yakalanmasına yardımcı olabilmektedir. Dumansız hava sahası uygulamaları ve ev içi maruziyetin azaltılmasına yönelik önlemler, aktif tütün kullanımını azaltmanın yanı sıra toplumun kanser yükünü de azaltmaktadır. Bu nedenle sigara içenler, bir an önce bırakmalıdır. Sigaranın bırakılmasından 10 yıl sonra akciğer kanseri riski, içmeye devam eden kişilere kıyasla yaklaşık %50 oranında azalır. Ailesinde akciğer kanseri olanlar ise sigaraya hiç başlamamalıdır. Tütün ürünü kullanan vatandaşlarımız, bu bağımlılıktan kurtulmak için Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, sigara bırakma polikliniklerimiz ya da mobil sigara bırakma polikliniğimize başvurabilirler" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.