Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erken Tanı

Tavas Barış Gazetesi - Erken Tanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Tanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş insanı Derya Baltalı, tüm sürecin detaylarını anlattı… Haber

İş insanı Derya Baltalı, tüm sürecin detaylarını anlattı…

Denizli’de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanelerine ileri teknolojiye sahip 512 kesitli bilgisayarlı tomografi cihazı kazandırıldı. Denizli Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri Vakfı (DOSAV) ve iş dünyasının katkılarıyla temin edilen cihaz, özellikle inme şüphesi bulunan hastaların değerlendirilmesi ve tedavi süreçlerinin planlanması açısından önem taşıyor. Beyin damarlarının ayrıntılı görüntülenmesine imkân sağlayan cihaz, İnme Merkezi’nde tanı süreçlerine katkı sunmak üzere temin edildi. İnme vakalarında damar tıkanıklığının belirlenmesi, beyin dokusunun durumunun değerlendirilmesi ve uygun tedavi yönteminin seçilmesi için hızlı görüntüleme büyük önem taşıyor. Uygun hastalarda damar içindeki pıhtının çıkarılmasına yönelik tedaviler uygulanabiliyor. Dünyada sayılı merkezde bulunan 512 kesitli bilgisayarlı tomografi cihazının Denizli’ye kazandırılması için üniversite yönetimi, DOSAV ve iş dünyası arasında yürütülen çalışmaların ardından 5 Şubat 2026’da protokol imzalandı. İş insanlarının katkılarıyla temin edilen cihaz, hastaneye teslim edildi ve deneme çekimleri gerçekleştirildi. HASTANEDEKİ İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARIYLA BAŞLADI Denizlili iş insanı, Baltalı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, cihazın teminine uzanan sürecin Pamukkale Üniversitesi Hastanelerinin fiziki koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla başladığını anlattı. PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ün göreve atanmasının ardından üniversite hastanesinin ihtiyaçlarının gündeme geldiğini belirten Baltalı, Denizli OSB’de gerçekleştirilen görüşmede hastanenin eksikliklerinin ele alındığını söyledi. “PAÜ HASTANESİ BÖLGE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ” PAÜ Hastanesinin hem Denizli hem bölge açısından önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Baltalı, “Pamukkale Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Sayın Mahmud Güngör ile Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede üniversitenin kamuoyunda konuşulan eksiklikleri ele alındı. Özellikle hastanenin boyanması, ameliyathanelerin ve Acil Servis’in yenilenmesi konuları gündeme geldi. Bu çalışmalar, Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin katkılarıyla tamamlandı. Ardından hastane binasının bütün katlarında kapsamlı bir temizlik çalışması yapıldı. Dezenfeksiyon işlemleriyle odalar ve duvarlar dâhil olmak üzere binanın hijyen koşullarının iyileştirilmesi için çalışıldı. Üniversitenin dış cephesi için de çeşitli firmalardan teklifler aldık. Sonunda drone destekli yöntemle dış cephenin tamamı yıkandı. Böylece hastanemizin fiziki koşullarının ve görünümünün iyileştirilmesi için bir dizi çalışma gerçekleştirilmiş oldu.” dedi. “İNME MERKEZİ İÇİN CİHAZ EKSİKLİĞİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİK” Hastanedeki iyileştirme çalışmalarının devam ettiği sırada İnme Merkezi’nin ihtiyaçlarının gündeme geldiğini belirten Baltalı, inme vakalarında erken tanı ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekti. İnme tedavisinde zamanın belirleyici olduğunu ifade eden Baltalı, merkezin ihtiyaçlarını öğrendikten sonra gerekli araştırmaları yapmaya başladıklarını belirterek; “Bu faaliyetler sürerken üniversitede İnme Merkezi’nin kurulduğu bilgisini aldık. İnme Merkezi sayesinde beyin damarlarında pıhtı oluşan hastalara hızlı müdahale edilebiliyor. Hastanın uygun sürede hastaneye ulaştırılması, pıhtının yerinin doğru belirlenmesi ve tedavinin gecikmeden uygulanması büyük önem taşıyor. Bu sürecin başarıyla yürütülebilmesi için bilgisayarlı tomografi ve damar görüntüleme sistemlerine ihtiyaç var. Pıhtının nerede bulunduğunun belirlenmesi, hastanın durumunun değerlendirilmesi ve hangi tedavinin uygulanacağına karar verilmesi gerekiyor. Bu değerlendirmeler doğru ve hızlı yapıldığında hastanın yaşamına ve iyileşme sürecine önemli katkı sağlanabiliyor. İnme Merkezi için yapılan çalışmaları öğrendiğimizde, üniversitemizde bu alanda ihtiyaç duyulan cihazın eksik olduğunu fark ettik. Bunun üzerine cihazın nasıl temin edilebileceği ve hangi özelliklere sahip olması gerektiği konusunda araştırmaya başladık.” dedi. CİHAZIN TEMİNİ VE ÖZELLİKLERİ DEĞERLENDİRİLDİ Cihazın teminine yönelik ilk adımın, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ün daha önce hastaneye destek veren iş insanlarıyla gerçekleştirdiği vefa kahvaltısında atıldığını belirten Baltalı, toplantıda İnme Merkezi’nin ihtiyaçlarının ele alındığını söyledi. Denizli, bölge ve insan sağlığı açısından önemli bir karar alındığını belirten Baltalı; “Bahsettiğimiz cihazın eksikliği, Rektörümüz Sayın Mahmud Güngör’ün geçmişte hastaneye destek veren iş insanlarına yönelik düzenlediği vefa kahvaltısında gündeme getirildi. Toplantıda konunun önemini anlattık. Orada bulunan yardımsever bir iş insanımız, yüksek miktarda bağış yapabileceğini ifade etti. Böylece sürecin ilk adımı atılmış oldu. Bu desteğin ardından gerekli araştırmaları yaptık, üniversitemizdeki hocalarımızın görüşlerini aldık. Nasıl bir cihaza ihtiyaç duyulduğunu, hangi özelliklerin önemli olduğunu ve hastanemizin ihtiyacını en iyi şekilde karşılayabilecek teknolojinin hangisi olduğunu değerlendirdik. Bizim için önemli olan, yalnızca bir cihazın satın alınması değildi. Üniversitemizin sağlık hizmetlerine uzun vadede katkı sağlayacak, hastaların tanı ve tedavi süreçlerinde kullanılabilecek ileri teknolojiye sahip bir sistemi Denizli’ye kazandırmaktı. Bu nedenle araştırma ve değerlendirme sürecini titizlikle yürüttük.” dedi. “DERİN BİR ARAŞTIRMA YAPILDI” Araştırmaların ardından dünyada sayılı merkezde bulunan 512 kesitli bilgisayarlı tomografi cihazının temini için karar alındığını belirten Baltalı, pazarlık sürecinin tamamlanmasının ardından siparişin verildiğini ifade etti. Baltalı, “Üniversitemizdeki hocalarımızın görüşleri ve yaptığımız araştırmalar doğrultusunda cihazın özelliklerini değerlendirdik. Pazarlıklarımızı tamamladık ve siparişimizi verdik. İş insanlarımızın katkılarıyla cihaz haziran ayında üniversitemize teslim edildi. Deneme çekimleri başarıyla gerçekleştirildi” diye konuştu. Cihazın Denizli’ye kazandırılmasına katkı sunan iş insanlarına teşekkür eden Baltalı, üniversite yönetimi, akademisyenler ve sanayicilerin iş birliğinin sürecin tamamlanmasında etkili olduğunu belirtti. “BİR İNSANIN HAYATI KURTULDUĞUNDA AİLESİ DE ETKİLENİYOR” Yatırımın kendileri açısından yalnızca bir sağlık cihazının temin edilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Baltalı, insan hayatına sağlayabileceği katkının önemine dikkat çekti. Bir kişinin sağlığına kavuşmasının ailesi ve yakın çevresi için de büyük anlam taşıdığını belirten Baltalı, “Bu cihaz sayesinde bir hayat kurtarıldığında bir ailenin, hatta daha geniş bir çevrenin de hayatı değişebiliyor. Bir insanın sağlığına kavuşması, yeniden ailesinin yanına dönmesi ve yaşamını sürdürebilmesi çok önemli. Bazen bir kişinin yaşadığı sağlık sorunu bütün ailesinin hayatını etkiliyor. O insanın yeniden sağlığına kavuşmasına katkı sunabilmek, ailesinin de hayatına dokunmak anlamına geliyor. Biz bu yatırımı bu açıdan değerlendiriyoruz. İnsanların sağlığına katkı sağlayacak bir çalışmanın içinde bulunmak, böyle bir imkânın Denizli’ye kazandırılmasına destek olmak bizi mutlu ediyor. İnme Merkezi’nin hızlı müdahale imkânı sunan, son derece önemli bir birim olduğunu düşünüyoruz. Cihazın hastanede kullanıma alınması da bu açıdan bizim için çok kıymetli.” dedi. RESMÎ AÇILIŞ İÇİN HAZIRLIK YAPILIYOR Cihazın resmî açılışını gerçekleştirmeyi planladıklarını belirten Baltalı, “Cihazın resmî açılışını, geniş katılımlı bir etkinlikle gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu süreçte katkı sunan yardımseverlerimize günün anısına plaket takdim edeceğiz. Emeği geçen ve destek veren herkese teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. “İNSAN SAĞLIĞINA DOKUNACAK” Denizli’de sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı sunmayı sürdürmek istediklerini dile getiren Baltalı, “Dileğimiz, bu cihazın mümkün olduğunca çok insanın sağlığına kavuşmasına katkı sağlamasıdır. Bir insanın hayatına dokunabilmek, onun yeniden yaşamına devam edebilmesine vesile olabilmek çok değerli. Denizli’de sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı sunmaya devam etmek istiyoruz.” dedi.

 Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi Haber

 Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi

Denizli'de çölyak hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği, kortej yürüyüşüyle kenti harekete geçirdi. Gazi İlkokulu'ndan Çınar Meydanı'na uzanan yürüyüşte yükselen sloganlar, çölyaklı bireylerin sesini duyururken; meydanda yapılan konuşmalarda erken tanının önemi, güvenilir glütensiz gıdaya erişim ve toplumsal farkındalık çağrısı öne çıktı. Denizli Çölyak Derneği öncülüğünde, Denizli Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları ve Dr. Schr sponsorluğunda düzenlenen "Glütensiz Buluşma" etkinliği Denizli'de geniş katılımla gerçekleştirildi. İki gün süren programın ilk günü bilimsel oturumlarla başladı. Hekim ve diyetisyen toplantısıyla Çölyak Hastalığı her konusuyla irdelenirken, çölyak farkındalığına dem vuran Hayal Perdesinin sahneye koyduğu ‘Sana Rağmen' tiyatro oyunu büyük beğeni topladı. Etkinliğin ikinci gününde ise, farkındalığın Denizli sokaklarına indiği kortej yürüyüşü, Çınar Meydanında gerçekleşen konuşmalar ve Çamlık'ta glütensiz piknik etkinliği ile devam etti. Çölyak Hastalığına dikkat çekmek, farkındalığı arttırmak amacıyla Denizli'nin tarihi Gazi İlkokulu önünden başlayan ve Çınar Meydanı'nda sona eren kortej yürüyüşü renkli görüntülere sahne oldu. 7'den 70'e onlarca kişinin katıldığı yürüyüşte, "Çölyak için yan yanayız" ve "Glütensiz hayat için buradayız" sloganları atıldı. Katılımcılar, çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek farkındalığı şehir merkezine taşıdı. Kortej boyunca taşınan pankartlar ve atılan sloganlarla, glütensiz yaşamın bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı. Yürüyüş, çölyak hastalarının görünürlüğünü artıran en güçlü anlardan biri oldu. Kortejin ardından Çınar Meydanı'nda düzenlenen programda, çölyak hastalarının yaşam mücadelesi ve beklentileri dile getirildi. Denizli Çölyak Derneği Başkanı Keziban Uçar, "Çölyak Hastalığı günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir durumdur. Hâlâ yeterince anlaşılmamaktadır. Birçok çocuk, erken tanı alamadığı için sağlığından olmaktadır. Oysaki erken tanı ve doğru beslenme ile tamamen sağlıklı bir yaşam mümkündür" dedi. "Çölyak bir yaşam biçimidir" Uçar, glütensiz beslenmenin tek tedavi yöntemi olduğunu vurgulayarak, "Çünkü Çölyak bir hastalık değil, yaşam biçimidir. Tek tedavisi ömür boyu glutensiz beslenmedir. Bir tercihtir. Bugün burada yalnız olmadığımızı göstermek ve toplumun her kesimine çağrıda bulunmak için bir aradayız" ifadelerini kullandı. "Türkiye'yi stratejik bir üst haline getirdik" Dr. Schr Türkiye Genel Müdürü Özgür Erdoğan ise konuşmasında hem küresel deneyimi hem de Türkiye'de yürütülen çalışmaları detaylı şekilde aktardı. Şirketin yapısını ve Türkiye'nin konumunu aktaran Erdoğan; "Yüzyılı aşkın süredir özel beslenme alanında faaliyet gösteren, glutensiz ürünlerde ise yaklaşık 40 yıllık deneyime sahip bir markanın temsilcisiyiz. Bugün 18 ülkede aktif olarak faaliyet yürütüyor, 100'den fazla ülkeye ürün ulaştırıyoruz. Türkiye'de 2022 yılında üretime başladık ve çok kısa sürede ülkemizi sadece iç pazar için değil; Orta Doğu, Balkanlar, Asya ve Kuzey Afrika'yı kapsayan geniş bir coğrafya için stratejik bir üretim ve dağıtım üssü haline getirdik. Bu bizim için olduğu kadar Türkiye adına da önemli bir kazanımdır" dedi. "Glutensiz ürünlerde güven olmalıdır" Glütensiz üretimde hassasiyetin altını çizen Erdoğan, "Glutensiz ürün söz konusu olduğunda en küçük bir hata dahi kabul edilemez. Bu nedenle bizim üretim anlayışımızın merkezinde güvenilirlik yer alıyor. Üretim hatlarımızda glutensiz ürün dışında hiçbir üretim yapılmıyor. Çapraz bulaşma riskini ortadan kaldıracak şekilde tüm süreçler kontrol altında tutuluyor. Açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; gluten bizim üretim alanımıza giremez. Çünkü bu konu, doğrudan insan sağlığıyla ilgilidir" dedi. "Piyasada ciddi bir risk var" Erdoğan, piyasadaki denetim sorunlarına dikkat çekerek, "Yapılan bazı akademik çalışmalarda, ‘glutensiz' etiketiyle satılan ürünlerin bir kısmında gluten tespit edildiği görülüyor. Bu da şu anlama geliyor; tüketici marketten güvenle aldığını düşündüğü bir üründe riskle karşı karşıya kalabiliyor. Basit bir örnekle anlatmak gerekirse, birkaç ürün aldığınızda bunlardan birinde gluten çıkma ihtimali söz konusu olabiliyor. Bu durum çölyak hastaları için son derece ciddi bir sorundur ve üzerinde hassasiyetle durulması gerekir" ifadelerini kullandı. "Bu sadece beslenme değil, yaşam kalitesi" Glütensiz ürünlerde lezzetin önemine de değinen Erdoğan, "Glutensiz beslenme sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir unsurdur. ‘Yeter ki doysun' yaklaşımı gerçekçi değildir. İnsanlar nasıl günlük hayatlarında lezzetli ürünler tüketmek istiyorsa, çölyaklı bireyler de aynı beklentiye sahiptir. Bizim hedefimiz, ürettiğimiz glutensiz ürünlerin lezzet açısından da en az standart ürünler kadar güçlü olmasıdır ve bu alanda önemli bir noktaya ulaştığımızı söyleyebilirim" dedi. "Erişilebilirlik herkes için olmalı" Erişilebilirlik ve toplumsal bilinç vurgusu yapan Erdoğan, şöyle konuştu: "Erişilebilirlik iki boyutludur. Birincisi ürüne ulaşabilmek, ikincisi ise o ürünü satın alabilecek ekonomik şartlara sahip olmak. Türkiye'de üretime başlamamızla birlikte özellikle fiyat konusunda önemli bir iyileşme sağladık. Hedefimiz, ithal ürünleri azaltarak yerli üretimi artırmak ve daha fazla insanın glutensiz ürünlere ulaşabilmesini sağlamak. Farkındalık çalışmalarında iki temel hedefimiz var. Birincisi teşhis sürecinin hızlanması; insanların yıllarca bu hastalıkla yaşamak zorunda kalmaması. İkincisi ise toplumun empati kurabilmesi. Çölyaklı olmayan bireylerin de bu yaşamın zorluklarını anlaması ve buna göre davranması gerekiyor. Bu süreçte derneklerle yapılan iş birlikleri bizim için son derece kıymetli" Özgür Erdoğan, Denizli'de düzenlenen etkinliğin yalnızca bir buluşma olmadığını vurgulayarak; "Denizli'de ortaya konan bu güçlü birliktelik, çölyak konusunda farkındalığın ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde hem erken teşhis bilinci artıyor hem de glütensiz yaşamın toplumsal karşılığı güçleniyor. Bizim hedefimiz sadece ürün sunmak değil, çölyaklı bireylerin hayatını kolaylaştıracak bir ekosistem oluşturmak. Denizli'de gördüğümüz bu katılım ve duyarlılık, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu" ifadelerini kullandı. Çınar Meydanı'ndaki programın ardından etkinlik, Çamlık Piknik Alanı'nda düzenlenen glütensiz piknik organizasyonuyla devam etti. Katılımcılara glütensiz ikramlar sunulurken, çocuklara yönelik etkinliklerle gün boyu süren buluşma sosyal dayanışma ortamına dönüştü.

KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Haber

KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek

Denizli İl Sağlık Müdürü ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Öztürk, tüm dünyada 3’üncü ölüm nedeni haline gelen KOAH'ın önlenmesinde ve hastalık yükünün azaltılmasında risk faktörleriyle mücadelenin önemli olduğunu belirtti. KOAH ve akciğer kanserinin sigara içimi başta olmak üzere ortak risk faktörleriyle sık sık bir arada görüldüğünü vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, dünyada on yetişkinden birini etkileyen KOAH hastalığının önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi ve şöyle konuştu; "KOAH, nefes yollarında mikroplarla oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan, nefes darlığı, öksürük, balgam gibi kalıcı solunumsal yakınmalarla ortaya çıkan, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kronik akciğer hastalığıdır. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı, hava kirliliğine maruziyet, iç ve dış ortamda odun ve kömür gibi fosil yakıtlar ile bitki sapları ve tezek gibi yakıtların dumanının solunması, tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmak da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Hastalığın belirtileri yavaş olarak artar ve zamanla şiddetini arttırarak devam eder. İlerleyen zamanlarda kişi ilk başlarda yokuş çıkarken nefes almakta zorlanır. Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Geceleri nefes probleminden dolayı uykusundan uyanır. Zaman içinde durum kötüleşerek, kişi günlük rutin işlerini bile yapamaz hale gelir. Bu kişiler yağışlı, sisli ve soğuk havalardan çok rahatsız olurlar. Kışın havada oluşan kirlilik bu kişiler için büyük bir risktir. KOAH, hastanın önemli ölçüde yaşam kalitesini bozan, aynı zamanda maliyeti de yüksek olan bir hastalıktır" dedi. KOAH hastalarında akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Yapılan çalışmaların KOAH’ın akciğer kanseriyle yakın ilişkisini ortaya koyduğunu ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sigara içenlerde KOAH ve akciğer kanseri oranlarının çok yüksek olduğunu belirtti. Her iki hastalıkta erken tanı ve düzenli doktor kontrolünün önemine dikkat çeken Öztürk: "Sigara, solunum yollarında iltihaplanmayı tetikleyerek KOAH'a neden olurken, aynı zamanda akciğer hücrelerinde mutasyona yol açarak kanser gelişimini başlatabilir. Normal akciğer fonksiyonuna sahip kişilerle karşılaştırıldığında, KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek olduğu görülmüştür. KOAH hastaları, akciğer kanseri açısından risk altındadır. Her sigara içen KOAH olacak kanser olacak diye de bir kural yok ancak sigara riski çok artırır. Akciğer kanseri olan erkeklerde KOAH sıklığının kadınlara göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Dünya genelinde akciğer kanseri; erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci en yaygın kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Akciğer kanserinin en sık gözlenen belirtileri; geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürükle birlikte kan veya kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı, tekrarlayan veya geçmeyen bronşit ve/veya zatürre ataklarıdır. Akciğer kanserinin yayılmadan önce, erken dönemde teşhis edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırsa da, çoğu zaman belirti vermediği için teşhis genellikle ileri evrelerde konur. Ortaya çıkan şikâyetler ise çoğu kez enfeksiyonlar veya sigaranın etkilerine bağlanarak göz ardı edilir. Bu nedenle, hem KOAH hem de akciğer kanserinin yüksek hastalık ve ölüm oranlarıyla seyretmesi, en etkili yaklaşımın bu iki hastalığa zemin hazırlayan ortak risk faktörlerinden korunma olduğunu açıkça göstermektedir. Her iki hastalıkta da erken tanı, düzenli doktor kontrolü ve multidisipliner tedavi uygulamaları sağ kalım oranlarını artırmaktadır. KOAH’lı kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) gibi tarama yöntemleri, akciğer kanserinin erken dönemde yakalanmasına yardımcı olabilmektedir. Dumansız hava sahası uygulamaları ve ev içi maruziyetin azaltılmasına yönelik önlemler, aktif tütün kullanımını azaltmanın yanı sıra toplumun kanser yükünü de azaltmaktadır. Bu nedenle sigara içenler, bir an önce bırakmalıdır. Sigaranın bırakılmasından 10 yıl sonra akciğer kanseri riski, içmeye devam eden kişilere kıyasla yaklaşık %50 oranında azalır. Ailesinde akciğer kanseri olanlar ise sigaraya hiç başlamamalıdır. Tütün ürünü kullanan vatandaşlarımız, bu bağımlılıktan kurtulmak için Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, sigara bırakma polikliniklerimiz ya da mobil sigara bırakma polikliniğimize başvurabilirler" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.