Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gülizar Biçer Karaca

Tavas Barış Gazetesi - Gülizar Biçer Karaca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gülizar Biçer Karaca haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tavas’ta Yatırım Coşkusu Haber

Tavas’ta Yatırım Coşkusu

Törene; CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, CHP Parti Meclisi Üyesi Uygar Parçalı, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Erkan Hayla, Sezayi Pütün ile çok sayıda partili, muhtar ve vatandaş katıldı. Törende konuşan Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, göreve geldikleri günden bu yana ilçeye değer katacak projeler için yoğun şekilde çalıştıklarını belirterek, “Bugün burada sadece bir açılış gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda Tavas’ın geleceğine yönelik güçlü bir iradeyi ortaya koyuyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde ilçemizi daha ileri taşımaya devam edeceğiz” dedi. CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise Tavas’ta hayata geçirilen yatırımların önemli olduğunu vurgulayarak, “Yerel yönetimlerin halkın ihtiyaçlarına dokunan hizmetleri çok kıymetli. Tavas’ta gördüğümüz bu birliktelik ve hizmet anlayışı umut veriyor. Emeği geçen herkesi kutluyorum” ifadelerini kullandı. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül de konuşmasında dayanışma mesajı vererek, “Vatandaş odaklı belediyecilik anlayışıyla yapılan her yatırım halkın yaşam kalitesini yükseltir. Tavas’ta bunun güzel örneklerini görüyoruz” dedi. CHP Parti Meclisi Üyesi Uygar Parçalı ise yerel yönetimlerin sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, “Tavas’ta atılan her adım geleceğe yapılan yatırımdır. İlçeye kazandırılan projelerin hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım da belediyeler arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekerek, “Uyum içerisinde çalışıldığında vatandaşın hayatına dokunan kalıcı hizmetler ortaya çıkıyor. Tavas’ın gelişimi için destek vermeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum ise törende yaptığı değerlendirmede, “Halkçı belediyecilik anlayışıyla üreten, çalışan ve hizmet eden belediyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Program sonunda açılışı yapılan yatırımlar incelenirken, temel atma töreni de protokol üyeleri ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirildi. Gerçekleşen programda ; Baharlar, Tekkeköy, Güzelköy, Keçeliler mahallelerinin Sosyal Tesisi , Kızılcabölük Baklava İmalathanesi, Karahisar Aile Çay Bahçesi, Karahisar Hayvan Pazar Yeri,Sanayi Üstü Park Alanı ve Paintball Sahası’nın toplu açılışı ile Çiftlik Mahallesi Sosyal Tesisi’nin temel atma töreni gerçekleştirildi.

“ Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz” Haber

“ Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz”

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde çocuk emeği, MESEM, çocuk iş cinayetleri, ev gençleri, genç kadınların eğitim ve istihdam dışına itilmesi, kadın emeği, kayıt dışılık, bakım yükü ve iş cinayetlerine ilişkin sendikalar, emek örgütleri ve istatistik kurumlarının araştırmalarına yer verdiği politika notunu paylaştı. “AKP’nin Emek Düzeni: Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz” 2026 Türkiye’sinin emek fotoğrafında çocukların erken yaşta işgücüne sürüldüğü, gençlerin eğitimden ve istihdamdan koparak evlere sıkıştığı, kadınların ise hem ev içinde görünmeyen ücretsiz emeğe hem de işgücü piyasasında kayıt dışı, düşük ücretli ve güvencesiz çalışmaya mahkum edildiği vurgulandı. Biçer Karaca değerlendirmesinde, “1 Mayıs yalnızca ücret, sendika ve meydan hakkının değil; emeğin en görünmez, en kırılgan ve en çok sömürülen kesimlerinin de günüdür. AKP iktidarında yıkıcı emek düzeni; yalnızca düşük ücret ve işsizlik üzerinden değil; çocukların çalışmaya mecbur bırakıldığı, gençlerin geleceksizliğe mahkum edildiği ve kadın emeğinin görünmezleştirildiği, emek hareketinin ve örgütlenme hakkının gasp edildiği neoliberal rejim ve sosyal devletin sorumluluklarını devri üzerinden kurulmaktadır.” ifadelerini kullandı. 15-17 YAŞ GRUBUNDAKİ HER DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ İŞGÜCÜNDE TÜİK’in 2025 “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranının yüzde 25,5 olduğu belirtildi. Bu oranın erkek çocuklarda yüzde 36,5’e, kız çocuklarda yüzde 13,9’a çıktığı kaydedilen raporda, 0-17 yaş grubundaki çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riskinin yüzde 36,8 olduğu vurgulandı. Biçer Karaca, “15-17 yaş grubundaki her dört çocuktan biri işgücüne dahilse, orada yalnızca ekonomik kriz yoktur; sosyal devletin geri çekilmesi ve çöküşü vardır. Çocukların yeri işletme değil okuldur. Çocukları çalışmaya mecbur bırakan düzen, çocuk hakkını da eğitim hakkını da ihlal etmektedir.” dedi. 2025’TE EN AZ 94 ÇOCUK İŞÇİ ÇALIŞIRKEN YAŞAMINI YİTİRDİ İSİG Meclisi’nin bağımsız izleme verilerine göre 2025 yılında en az 94 çocuk işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği, son 13 yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısının en az 836’ya ulaştığı belirtildi. 2025 yılında yaşamını yitiren 94 çocuğun 31’inin tarımda, 27’sinin sanayide, 20’sinin hizmetlerde, 16’sının ise inşaatta çalıştığı kaydedildi. Ölen çocukların 26’sının 14 yaş ve altında, 68’inin 15-17 yaş aralığında olduğu; 13’ünün kız, 81’inin erkek olduğu ifade edildi. Biçer Karaca, “Çocuk iş cinayetleri münferit değil, bu düzenin sonucudur. Çocuklar tarlada, sanayide, hizmet sektöründe, inşaatlarda, tehlikeli işlerde ve işletmelerde çalışırken ölüyor. Bu ölümler kader değil; yoksulluğun, denetimsizliğin, kayıt dışılığın ve ucuz emek düzeninin sonucudur.” açıklamasını yaptı. MESEM’DE 10’U ÖLÜMLÜ 1.273 İŞ KAZASI MESEM’in çocuk emeği tartışmasının merkezinde olduğunu vurgulayan CHP Milletvekili Biçer Karaca, ayrıştırılmış veri yoksunluğunun çocukların takibini imkansız kıldığına dikkat çekti. MEB’ten tBMM’ye verilen soru önergesi yanıtına göre; Mayıs 2025 itibarıyla Mesleki Eğitim Merkezi Programı’na kayıtlı öğrenci sayısının 492 bin 627 olduğu; bu öğrencilerin 90 bin 676’sının kız, 401 bin 951’inin erkek olduğu belirtildi. Aynı cevapta, 2016’dan bu yana MESEM kapsamında 10’u ölümlü 1.273 iş kazası kaydedildiği ifade edildi. Biçer Karaca, “MESEM, çocukları kağıt üzerinde öğrenci statüsünde tutarken fiilen işletmelere yönlendiren bir modele dönüşmüştür. Bakanlığın kendi cevabında dahi MESEM kapsamında ölümlü iş kazalarının yaşandığı kabul edilmektedir. Çocuklar işletmelere gönderiliyor; kaza ve ölüm olduğunda sorumluluk Bakanlıklar, okul, işletme ve denetim mekanizmaları arasında dağıtılıyor. Bu, çocukları koruyan değil, sorumluluğu görünmezleştiren ve öldüren bir sistemdir.” dedi. GENÇ KADINLARIN YÜZDE 30,1’İ NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA Politika notunda; gençler bakımından tablonun “ev gençliği” ve ne “eğitimde ne istihdamda olma NEET” hali üzerinden derinleştiği belirtildi. TÜİK ve UN Women verilerine göre 2024 yılında 15-24 yaş grubundaki genç kadınların yüzde 30,1’inin ne eğitimde ne istihdamda olduğu; erkeklerde bu oranın yüzde 16,2 olduğu kaydedildi. UNDP’nin Nisan 2025’te başlayan “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi – Faz II” kapsamında aktardığı TÜİK verilerine göre ise 18-29 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 30,3’ünün NEET, yani ne eğitimde ne istihdamda olduğu; genç kadınlarda bu oranın yüzde 43,4’e ulaştığı belirtildi. Biçer Karaca, “Ev gençliği bireysel bir tercih ya da tembellik meselesi değildir. Gençler güvenceli işe erişemiyor, bağımsız yaşam kuramıyor, aile evine sıkışıyor. Genç kadınlar için bu tablo daha ağırdır; işsizlik bakım yüküyle, ev içi görünmeyen emekle ve ekonomik bağımlılıkla birleşmektedir.” ifadelerini kullandı. GENÇ KADINLARDA GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 49,1 DİSK-AR’ın 25 Mart 2026 tarihli “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü 2025 Yıllık” araştırma bültenine de yer verildi: 2025 yılında geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,7; kadınlarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 39,1; gençlerde yüzde 38,3; genç kadınlarda ise yüzde 49,1 olarak hesaplandı. Biçer Karaca, “Dar tanımlı resmi işsizlik, gençlerin ve kadınların yaşadığı krizi görünmezleştiriyor. İş aramaktan vazgeçenler, çalışmaya hazır olup iş bulamayanlar, eksik istihdam edilenler tabloya dahil edildiğinde, özellikle genç kadınlar için mesele işsizlikten öte sistematik dışlanma ve eve hapsedilmeye dönüşüyor.” dedi. KADIN İSTİHDAMI ERKEKLERİN YARISINDAN AZ Kadın emeği bağlamında ise resmi veriler de yapısal eşitsizliği ortaya koyuyor. TÜİK ve UN Women verilerine göre 2024 yılında kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 36,8, erkeklerde yüzde 72 olduğu; kadın istihdam oranının yüzde 32,5’te kalırken erkek istihdam oranının yüzde 66,9 olduğu kaydedildi. Kadın emeğinin güvencesizliğini gösteren kayıt dışılık bakımından ise tarımda kadın kayıt dışı istihdam oranının yüzde 91,1’e, tarım dışı sektörde yüzde 19,4’e çıktığı belirtildi. Biçer Karaca, “Kadınlar işgücüne katılamadığında ev kadını sayılıyor; işgücüne katıldığında ise çoğu zaman kayıt dışı, düşük ücretli ve güvencesiz işlere sıkıştırılıyor. Kadın emeği evde görünmez, tarlada kayıt dışı, işyerinde düşük ücretli hale getiriliyor.” değerlendirmesinde bulundu. BAKIM YÜKÜNÜ KADINLARA DEVREDEN DEVLET Neoliberal ve neomuhafazakar rejimde bakım yükünün aileye ve özellikle kadınlara yüklenmesinin, kadınların işgücü piyasasından dışlanmasında belirleyici olduğu aşikar. TÜİK ve UN Women verilerine göre kadınlarda ev işleriyle meşguliyetin işgücüne dahil olmama nedenleri arasındaki payının yüzde 35 olduğu belirtildi. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, aynı durumdaki erkeklerde ise yüzde 90,9 olduğu kaydedildi. Biçer Karaca, “Çocuk bakımını kamusal hizmet olarak örgütlemeyen iktidar, kadınları işgücü piyasasının dışına itiyor. Küçük çocuğu olan erkeklerin istihdam oranı yüzde 90’ın üzerindeyken, kadınlarda bu oran yüzde 26,9’a düşüyorsa, bu bireysel tercih değil, bakım yükünün kadınların üzerine yıkılmasıdır.” dedi. KADINLAR ÇALIŞSA DA EŞİT ÜCRET ALAMIYOR TÜİK’in 2023 Kazanç Yapısı İstatistikleri’ne bakıldığındaysa cinsiyetler arası ücret farkının ilköğretim ve ortaokul düzeyinde yüzde 14,1, lise düzeyinde yüzde 16,7, yükseköğretim düzeyinde yüzde 17,4 olduğu ifade edildi. Biçer Karaca, “Kadınlar eğitim aldığında da eşit ücret güvencesine kavuşamıyor. Yükseköğretim düzeyinde dahi kadınlar ile erkekler arasında yüzde 17,4 ücret farkı bulunması, eşitsizliğin yalnızca eğitimle açıklanamayacağını gösteriyor. Eşit işe eşit ücret ilkesi temenniyle değil, denetim ve yaptırımla sağlanır.” açıklamasında bulundu. “BU DÜZEN ÇOCUKLUĞU, GENÇLİĞİ VE KADIN EMEĞİNİ SÖMÜREN DÜZEN İSİG Meclisi’nin 2025 iş cinayetleri raporuna göre 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği; bunların 138’inin kadın işçi olduğu belirtildi. Kadın işçilerin tarım, gıda, kimya, tekstil, eğitim, büro, ticaret, cam, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama, güvenlik, belediye ve genel işler işkollarında yaşamını yitirdiği kaydedildi. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN İFLASI Biçer Karaca, tablonun veri ve istatistiklere indirgemeden bütüncül olarak değerlendirildiğinde Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin adaletsizliği, işsizliği, yoksulluğu derinleştiren toplumsal grupları başta kırılgan gruplar olmak üzere sömürü düzenine iten bir görünüm arz ettiğine dikkat çekti. “AKP’nin emek düzeni çocukları işe, gençleri eve, kadınları güvencesizliğe itmektedir. Çocuk emeği mesleki eğitim adı altında meşrulaştırılmakta, gençlerin işsizliği bireysel sorun gibi gösterilmekte, kadınların ev içi emeği çalışma sayılmamaktadır. 1 Mayıs’a giderken çocukların okulda kalma hakkı, gençlerin geleceğini kurma hakkı, kadınların eşit ve güvenceli çalışma hakkı, işçilerin ücret, özlük ve sosyal hakları, insan haklarına duyarlı bir anlayış ve politikayla teslim edilmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı çocuk emeğini ortadan kaldıran, gençlere güvenceli gelecek sunan, kadın emeğini görünür ve güvenceli kılan, holdinglere değil emek kesimine hakkını teslim eden sosyal devlet düzenidir.”

Merhum İş İnsanı Ertuğrul Ekiz İftar Programıyla Anıldı Haber

Merhum İş İnsanı Ertuğrul Ekiz İftar Programıyla Anıldı

MURAT DEMİRBİLEK Programa CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca,Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Ali Marım, CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum, Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, DESİAD Başkanı Nihat Turgut, Denizli Ticaret Odası Genel Sekreteri Ali Rıza Tekin gibi siyaset ve iş dünyasından yoğun katılım oldu. Etkinliğe ilişkin konuşan CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, merhum Ekiz’in Denizli’ye önemli katkılar sunduğunu belirterek, “İl yönetim kurulu üyemiz Ertuğrul Ekiz’in dedesi, önceki dönemlerde il genel meclisi üyemiz olan ve Denizli’mize iş insanı olarak değer katmış parti büyüğümüz merhum Ertuğrul Ekiz için düzenlenen iftar programına katıldık. Merhuma Allah’tan rahmet, hayırların Hak katında kabul edilmesini diliyorum” dedi. CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum ise merhum Ekiz’in parti camiası ve Denizli için önemli bir isim olduğunu ifade ederek, “İl Yönetim Kurulu Üyemiz Ertuğrul Ekiz’in merhum dedesi ve parti büyüğümüz Ertuğrul Ekiz hayrına düzenlenen iftar programına katıldık. Merhuma bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, hayırlarının kabul olmasını temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı. İftar programında konuşan Torun Ertuğrul ve Uğur Ekiz ise dedesinin hayatı boyunca hem ticaret hem de siyaset alanında önemli hizmetlerde bulunduğunu belirterek, “Dedem 70 yıl boyunca hem ticari hem de siyasi alanda önemli işlere imza attı. Onu böyle anlamlı bir günde dostları ve sevenleriyle birlikte anmak bizler için çok kıymetli” dedi. Dualarla anılan merhum Ertuğrul Ekiz için düzenlenen iftar programında katılımcılar, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhu içerisinde merhum için dua etti.

“Kadınlar himaye nesnesi değil, hak öznesidir” Haber

“Kadınlar himaye nesnesi değil, hak öznesidir”

MURAT DEMİRBİLEK CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. 17 Şubat 1926’nın, özellikle kadınlar açısından eşit yurttaşlığın hukuki teminat altına alındığı tarih olduğunu vurgulayan Karaca, Medeni Kanun’un yalnızca teknik bir hukuk metni değil, kadınların yurttaşlık statüsünü güvenceye alan temel bir eşitlik sözleşmesi olduğunu ifade etti. Karaca, 17 Şubat’ın Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık şiarının simgesi olduğunu belirterek, “Medeni Kanun; evlilikten mirasa, mülkiyetten boşanma hakkına kadar yaşamın temel alanlarında kadınlar için eşitlik iddiasının hukuki güvenceye kavuşmasıdır” dedi. Medeni Kanun’un özel hayatı dinsel otoriteden arındırarak kadınlar için şiddete, terke ve mülksüzleştirmeye karşı somut bir güvence oluşturduğunu dile getiren Karaca, Cumhuriyet’in hukuk devriminin basit bir “kopyalama” değil, yeni bir yurttaşlık anlayışı inşa etme hamlesi olduğunu kaydetti. “EV İÇİ ALAN BİR HAK ALANI OLARAK TANIMLANDI” Karaca açıklamasında, Medeni Kanun’un kadını korunacak bir varlık ya da ailenin eklentisi olmaktan çıkarıp hukukun doğrudan muhatabı haline getirdiğini belirtti. Tek eşlilik, resmi nikâh, boşanmada ve mirasta eşitlik gibi düzenlemelerin “ev içi” olarak tanımlanan alanı bir hak alanı olarak tarif ettiğini vurgulayan Karaca, “Kadını himaye nesnesi olmaktan çıkarıp hak öznesi olarak kuran anlayış, terk edilişi ve yoksun bırakılışı kader olmaktan çıkarmıştır” ifadelerini kullandı. Medeni Kanun’a yönelik her tartışmanın kadınların yaşam hakkını, ekonomik güvencesini ve toplumsal konumunu doğrudan ilgilendirdiğini kaydeden Karaca, eşitliğin ancak laik hukuk zemini sağlam kaldığında gerçek anlamda hayat bulabileceğini söyledi. ATATÜRK’ÜN SÖZLERİNİ HATIRLATTI Karaca, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Aralık 1934’te kadınların kurtuluşuna ilişkin sözlerini hatırlatarak, kadınların yurttaşlığa çıkışının hukukun en gündelik dilinde gerçekleştiğini belirtti. 17 Şubat 1926’nın bu sürecin en kalıcı basamaklarından biri olduğunu ifade etti. “EŞİTLİK HER KUŞAKTA YENİDEN SAVUNULMALI” Türkiye’nin 100 yıl önce Medeni Kanun’a kavuşmasının öncül bir beyan olduğunu dile getiren Karaca, bugün gelinen noktada normların kırılganlığının açıkça görüldüğünü savundu. Medeni Kanun’un bir kez yazılıp sonsuza dek güvence altına alınmış bir metin olmadığını belirten Karaca, “Bu nedenle Medeni Kanun her kuşakta yeniden savunulması gereken bir eşitlik eşiğidir” dedi. Karaca açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “17 Şubat’ın yıldönümünde bir kez daha hatırlatıyoruz: Kazanılmış haklarımızı tartışmaya açtırmayacağız. Eşit yurttaşlık, demokratik laik hukuk düzeni ve kadınların kamusal hayattaki varlığının vazgeçilmezliğini her platformda savunmaya devam edeceğiz. Kadınların karar mekanizmalarında eşit temsil edildiği bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Karaca: “Laiklik Ortak Yaşamın Oksijenidir” Haber

Karaca: “Laiklik Ortak Yaşamın Oksijenidir”

MURAT DEMİRBİLEK CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, laikliğin 5 Şubat 1937’de Anayasa’ya girişinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden biri olduğuna dikkat çekti. Karaca, laikliğin 1924 Anayasası’nın 2. maddesine “devletin nitelikleri” arasında girdiği 5 Şubat 1937 tarihinin, devletin inanç yerine hukukla işleyeceğine dair kamusal bir sözleşme niteliği taşıdığını belirtti. Laikliğin, toplumun ortak yaşamını ayakta tutan temel bir ilke olduğunu vurgulayan Karaca, bu kavramın “dinsizleşme” olarak tanımlanamayacağını, aksine inanç özgürlüğünün teminatı olduğunu ifade etti. Açıklamasında laikliğin yalnızca belirli kesimlerin değil toplumun tüm kesimlerinin güvencesi olduğunu dile getiren Karaca, “Laiklik; yoksulun ekmeği, kadının canı, çocuğun uykusu ve insanların vicdanıdır” ifadelerini kullandı. Karaca, 10 Nisan 1928’de “Devletin dini İslam’dır” ifadesinin Anayasa’dan çıkarılmasıyla başlayan sürecin, 5 Şubat 1937’de laikliğin açıkça Anayasa’ya girmesiyle devletin karakterine dönüştüğünü belirterek, günümüzde tartışılan konunun bu niteliğin uygulamada ne ölçüde yaşatıldığı olduğunu kaydetti. 5 Şubat’ın yalnızca tarihsel bir dönüm noktası değil, aynı zamanda bir hatırlama ve uyarı günü olduğunu ifade eden Karaca, laikliğin geçmişte olduğu gibi bugün de hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.

CHP’li Karaca: “Unutmadık, Unutturmayacağız” Haber

CHP’li Karaca: “Unutmadık, Unutturmayacağız”

MURAT DEMİRBİLEK CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen anma etkinliğinde yaptığı açıklamada, gazeteci-yazar Uğur Mumcu ve suikasta kurban giden aydınları rahmet ve saygıyla andı. Karaca, aydınlara yönelik saldırıların hedefinde laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye idealinin bulunduğunu vurguladı. Anma etkinliğinde Uğur Mumcu’nun sözlerine yer veren Karaca, Mumcu’nun “Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi” ifadelerini hatırlatarak, bu çağrının bugün hâlâ güncelliğini koruduğunu söyledi. Karaca, Mumcu ve onun gibi aydınların fikirleriyle yaşamaya devam ettiğini dile getirdi. Karaca açıklamasında, Türkiye’de karanlık dönemlerde aydınların hedef alındığını belirterek, “Onu ve aydınlarımızı katledenlerin hedefi aslında laik, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, anti-emperyalist duruş ve mücadele, Atatürkçülük, toplumsal barış ve insan haklarıydı” ifadelerini kullandı. Suikastlarla susturulmak istenen aydınların düşüncelerinin bugün daha da büyüdüğünü ifade eden Karaca, Uğur Mumcu’nun yanı sıra Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu ve Abdi İpekçi gibi isimleri de anarak, bu isimlerin Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Karaca, “Onların her bir parçasından binlerce, on binlerce Uğur Mumcular yetişti. Fikirleri ve mücadeleleri bizlere emanettir” dedi. Açıklamasının sonunda Karaca, demokrasi, özgürlük ve hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, “Unutmadık. Unutturmayacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

“Bu Bir faili malum Gasp Bütçesidir” Haber

“Bu Bir faili malum Gasp Bütçesidir”

MURAT DEMİRBİLEK CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı bütçe konuşmasında iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Karaca, görüşülen bütçeyi “gasp rejiminin 8’inci bütçesi” olarak nitelendirerek, bütçenin halktan alınıp sermayeye aktarıldığını söyledi. Karaca, konuşmasında “gasp” ifadesini bir benzetme değil, anayasal ihlallere dayalı bir teşhis olarak kullandığını vurguladı. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Can Atalay’ın milletvekilliği hakkının gasp edildiğini belirten Karaca, “Anayasa’nın 153’üncü maddesi ayaklar altına alınıyor. Meclisin bütçe yapma ve yasama yetkisi sarayın süslü odalarına hapsediliyor. Böyle bir düzene ancak gasp rejimi denir” dedi. “Meclis’te bütçe yapılmıyor, bütçecilik oyunu oynanıyor” Meclis’te gerçek bir bütçe tartışması yapılmadığını savunan Karaca, “Ritüeli olan, metni önceden yazılmış, sonucu baştan belli bir oyun oynanıyor. Bu kürsü bütçe oyununuzu meşrulaştıran bir dekor haline getirildi” ifadelerini kullandı. Görüşülen metnin bir bütçe değil, iktidarın sınıfsal tercihlerinin itirafı olduğunu söyleyen Karaca, emekten sermayeye büyük bir kaynak transferi yapıldığını dile getirdi. “Faiz bütçesi, borç verenin kasasını dolduruyor” Bütçedeki rakamlara dikkat çeken CHP’li Karaca, faiz ödemeleri için 2 trilyon 742 milyar lira, garanti ödemeleri için ise 238 milyar lira ayrıldığını hatırlattı. Kadınların güçlendirilmesinden söz edilirken, kadın başına yıllık yalnızca 186 lira 80 kuruşluk bir pay ayrıldığını belirten Karaca, buna karşılık kadınların sırtına yıllık 37 bin lira borç yüklendiğini söyledi. Çocuklar için de benzer bir tablo olduğunu ifade eden Karaca, her çocuğa yıllık 246 bin 500 lira borç düşürüldüğünü vurguladı. “Öncelik haritanız yoksulluğu yönetmek” İktidarın bütçeyle ortaya koyduğu öncelikleri sıralayan Karaca, bu haritanın emekçiyi ezmeye, borçlandırmaya, üretimi yok edip tüketimi yüceltmeye, yoksulluğu ise bir yönetim aracına dönüştürmeye dayandığını söyledi. “Emekçiye kanaat, yoksula şükür, sermayeye teşvik” anlayışının bütçeye hâkim olduğunu dile getirdi. “Demokrasiler böyle ölür” Konuşmasında “Demokrasiler nasıl ölür?” sorusunu gündeme getiren Karaca, demokrasinin bir gecede çıkarılan kararnamelerle, denetimin devre dışı bırakılmasıyla, kamu kaynaklarının bir zümreye aktarılmasıyla ve kamu ihalelerinin siyasi sadakatin ödülüne dönüştürülmesiyle ortadan kaldırıldığını ifade etti. “Demokrasinin tabutuna çivi çakılıyor” Bütçenin final sahnesini “demokrasinin tabutuna çakılan çivi” olarak tanımlayan Karaca, kayırmacılığın beslendiğini, faizin kutsandığını, denetimin törpülendiğini ve halkın sofrasının küçültüldüğünü söyledi. Konuşmasının sonunda iktidara seslenen Karaca, “Faili malum olan rejiminiz bu ülkeyi bir borçlular kampına çevirdi. Biz ganimeti ve ganimetçileri değil, halkı savunmaya devam edeceğiz. Gasp rejimi gidecek, halkın rejimi gelecek” diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.