Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum Kuruluşları

Tavas Barış Gazetesi - Sivil Toplum Kuruluşları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum Kuruluşları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 “Üretim odaklı dönüşüm şart” Haber

 “Üretim odaklı dönüşüm şart”

MURAT DEMİRBİLEK Denizli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DESİAD), düzenlediği basın toplantısıyla 2025 yılını değerlendirdi. DESİAD Başkanı Nuri Turgut ve Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda hem derneğin yıl boyunca yaptığı çalışmalar hem de Türkiye ve Denizli ekonomisinin genel görünümü ele alındı. Toplantının ilk bölümünde DESİAD’ın 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği faaliyetler paylaşıldı. Üyelerle yapılan sosyal ve teknik buluşmaların yanı sıra, Anadolu 500 ve İSO 1000 listesine giren Denizlili firmalar için düzenlenen ödül törenleri dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Yıl içinde iş dünyasının önemli isimlerini Denizli’de ağırladıklarını belirten yetkililer, Bülent Eczacıbaşı, Sani Şener, Davut Doğan ve Demet Sabancı Çetindoğan gibi isimlerin katıldığı programların iş dünyasına vizyon kattığını ifade etti. Meslek Lisesi ve Mentörlük Vurgusu DESİAD’ın eğitim alanındaki çalışmalarına da değinilen toplantıda, meslek liseleri konusunda yapılan saha ziyaretleri, hazırlanan raporlar ve yasa tasarısı niteliğindeki öneriler anlatıldı. Pamukkale Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Mentörlük Programı ile öğrencilerin iş dünyasına daha donanımlı hazırlanmasının hedeflendiği belirtildi. Derneğin yıl boyunca siyaset kurumu, diğer sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla iletişimini sürdürdüğü, ortak akıl çerçevesinde çözüm üretmeye çalıştığı vurgulandı. “2025 Ekonomik Açıdan Çok Zor Bir Yıldı” Toplantının ekonomi bölümünde konuşan DESİAD Başkanı Nuri Turgut, 2025’in hem ülke hem de iş dünyası açısından oldukça zorlu geçtiğini söyledi. Uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının yıl içinde dalgalı bir seyir izlese de devam ettiğini belirten Turgut, faiz ve enflasyonun henüz istenen seviyelerde olmadığını ancak düşüş eğilimine girdiğini ifade etti. İhracattaki artış, büyüme oranları ve istihdam verilerinin olumlu göründüğünü ancak bu verilerin doğru okunması gerektiğini vurgulayan Turgut, özellikle ihracat kenti Denizli’nin döviz politikaları nedeniyle büyük bir mücadele verdiğini söyledi. Tekstil gibi emek yoğun sektörlerin kan kaybettiğine dikkat çeken Turgut, sanayide yaşanması gereken dönüşüm için devlet ile sanayicinin ortak projeler yürütmesi gerektiğini dile getirdi. “Üretmek Özgürlüktür” Konuşmasında üretim odaklı kalkınma modeline vurgu yapan Turgut şu ifadeleri kullandı: “Bir ülkenin kalkınabilmesi için kolay para kazanma yöntemlerinin zorlaştırılması, sanayi, tarım ve emek gibi zor para kazanma yöntemlerinin ise kolaylaştırılması gerekir. DESİAD olarak düşüncemiz nettir: Üretmek özgürlüktür. Üretmeyen toplumlar kaybetmeye mahkûmdur. Sadece bugünü düşünerek yaşayan toplumlar, yarın aynı problemlerle uğraşmaya devam eder. Sanayiden eğitime her alanda geleceği planladığımız gün en büyük adımı atmış olacağız.” Pamukkale, Havaalanı ve Ulaşım Sorunları Gündemdeydi Toplantının son bölümünde DESİAD Yönetim Kurulu Üyesi Turan Köseoğlu söz aldı. Köseoğlu, Pamukkale bölgesindeki su sorunu, Denizli’deki havaalanı ve uçuş yetersizliği konularına dikkat çekerek, bu alanlarda yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerini basın mensuplarıyla paylaştı.

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir” Haber

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir”

MURAT DEMİRBİLEK (ÖZEL HABER) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba kanun kapsamında yer alan “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 21, 22, 23 ve 24. maddeleri, jeofizik ve jeoloji mühendisleri başta olmak üzere yerbilimleri camiasında ciddi kaygılara yol açtı. Konuya ilişkin açıklama yapan Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, söz konusu düzenlemelerin bilimsel denetimi zayıflatabileceği, mesleki yetkileri daraltabileceği ve binlerce mühendisi işsiz bırakma riski taşıdığı uyarısında bulundu. Bayram, yeraltı kaynaklarının aranması, kullanılması ve işletilmesi konusunda yıllardır bilimsel standartların oluşturulması için mücadele ettiklerini hatırlatarak, özellikle deprem gerçeğinin acı sonuçlarının yaşandığı bir ülkede bu düzenlemelerin siyaset üstü ve titizlikle ele alınması gerektiğini vurguladı. “Müelliflik sistemi fiilen tasfiye ediliyor” Kanun teklifinin, Jeofizik Mühendisliğinin temel taşlarından biri olan etüt ve proje müellifliği sistemini fiilen ortadan kaldırdığını savunan Bayram, bu durumun bireysel mühendislik hizmetlerini yok saydığını belirtti. Bayram, “Bu yaklaşım, bilgi üretimini, uzmanlaşmayı ve mesleki gelişimi engelliyor. Jeofizik mühendisleri bağımsız bilim insanları olmaktan çıkarılıp, sorgulamayan ve standart uygulamalara mahkûm edilen bir yapıya sürükleniyor” dedi. Standartlara karşı olmadıklarının altını çizen Bayram, taban fiyatların belirlenmesi ve bilimsel kabullerin netleştirilmesinin meslek adına değerli olduğunu, ancak bunun mesleği dışlayarak değil, güçlendirerek yapılması gerektiğini ifade etti. Zemin etütlerinde yetki devri ve işsizlik riski Kanun teklifiyle birlikte zemin ve temel etütlerinin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilecek sınırlı sayıdaki firmalara bırakılmasının öngörüldüğünü belirten Murat Bayram, bu firmalarda kimlerin çalışacağına dahi Bakanlığın karar vermesinin planlandığını söyledi. Bayram, “Bugün birçok meslektaşımızın büyük sermayelerle şirket kurma imkânı yok. Bu yaklaşım, ülke genelinde yaklaşık 550 yetkin firmada çalışan binlerce Jeofizik Mühendisini doğrudan işsizlik riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır” diye konuştu. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve sendikaların bir yük değil, bilimsel hizmetin kalitesini artıran yapılar olduğuna dikkat çeken Bayram, “Bizler sorgulayan ve eleştirel düşünen mühendisleriz. Yeraltındaki suyu arayabiliyor, zemini kazmadan özelliklerini belirleyebiliyor, kayıp altyapıları tespit edebiliyor, arkeolojik çalışmalara ve madenciliğe katkı sunabiliyoruz. Kısacası biz yeraltını modelliyoruz” ifadelerini kullandı. “Deprem gerçeği yok sayılamaz” Son yıllarda yaşanan büyük depremlerin, zemin etütlerinin yapı güvenliğindeki hayati rolünü acı bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Bayram, binlerce yurttaşın zemin kaynaklı hatalar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. “Bu gerçekler karşısında yapılması gereken; denetimi güçlendirmek, bilimsel ve çok disiplinli bir sistemi tesis etmektir” diyen Bayram, kanun teklifinin ise denetimi bağımsız ve bilimsel bir süreç olmaktan çıkararak tekçi ve merkezi bir yapıya dönüştürdüğünü savundu. Kota ve uygulanamaz yükümlülükler eleştirisi Kanun teklifinin 24. maddesiyle zemin ve temel etütlerini yapacak kişi ve kuruluşlara kota ve sayısal sınırlamalar getirildiğini belirten Bayram, bunun binlerce mühendisin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hale getirebileceğini söyledi. maddeyle zemin laboratuvarlarına, görev tanımlarında olmamasına rağmen numuneleri bizzat alma yükümlülüğü getirildiğine dikkat çeken Bayram, bu durumun sahada uygulanamaz süreçlere, kapasite aşımına ve denetimsiz raporların önünün açılmasına neden olacağını ifade etti. “Sorun değil, karışıklık var; çözüm bilimde” Açıklamasının sonunda kanunun henüz kanunlaşma aşamasında olduğunu ve yönetmelik sürecinin belirleyici olacağını hatırlatan Murat Bayram, “Biz bunu bir ‘sorun’ olarak adlandırmak istemiyoruz. Bir karışıklık ve tedirginlik var. Yetkili mercilerin meslek örgütleriyle birlikte bu konuları değerlendireceğine inanıyoruz” dedi. Bayram sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Bizler artık her depremde sevdiklerimizi kaybetmekten yorulduk. Bilimi ve mühendisliği dışlamayan, mesleki yetki ve sorumlulukları koruyan, kamu yararını ve can güvenliğini esas alan bir düzenleme istiyoruz. Lütfen bizleri duyun.”

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir” Haber

“Bu Bir Meslek Değil, Can Güvenliği Meselesidir”

MURAT DEMİRBİLEK (ÖZEL HABER) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba kanun kapsamında yer alan **“Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”**nin 21, 22, 23 ve 24. maddeleri, jeofizik ve jeoloji mühendisleri başta olmak üzere yerbilimleri camiasında ciddi kaygılara yol açtı. Konuya ilişkin açıklama yapan Jeofizik Mühendisi Murat Bayram, söz konusu düzenlemelerin bilimsel denetimi zayıflatabileceği, mesleki yetkileri daraltabileceği ve binlerce mühendisi işsiz bırakma riski taşıdığı uyarısında bulundu. Bayram, yeraltı kaynaklarının aranması, kullanılması ve işletilmesi konusunda yıllardır bilimsel standartların oluşturulması için mücadele ettiklerini hatırlatarak, özellikle deprem gerçeğinin acı sonuçlarının yaşandığı bir ülkede bu düzenlemelerin siyaset üstü ve titizlikle ele alınması gerektiğini vurguladı. “Müelliflik sistemi fiilen tasfiye ediliyor” Kanun teklifinin, Jeofizik Mühendisliğinin temel taşlarından biri olan etüt ve proje müellifliği sistemini fiilen ortadan kaldırdığını savunan Bayram, bu durumun bireysel mühendislik hizmetlerini yok saydığını belirtti. Bayram, “Bu yaklaşım, bilgi üretimini, uzmanlaşmayı ve mesleki gelişimi engelliyor. Jeofizik mühendisleri bağımsız bilim insanları olmaktan çıkarılıp, sorgulamayan ve standart uygulamalara mahkûm edilen bir yapıya sürükleniyor” dedi. Standartlara karşı olmadıklarının altını çizen Bayram, taban fiyatların belirlenmesi ve bilimsel kabullerin netleştirilmesinin meslek adına değerli olduğunu, ancak bunun mesleği dışlayarak değil, güçlendirerek yapılması gerektiğini ifade etti. Zemin etütlerinde yetki devri ve işsizlik riski Kanun teklifiyle birlikte zemin ve temel etütlerinin yalnızca Bakanlık tarafından yetkilendirilecek sınırlı sayıdaki firmalara bırakılmasının öngörüldüğünü belirten Murat Bayram, bu firmalarda kimlerin çalışacağına dahi Bakanlığın karar vermesinin planlandığını söyledi. Bayram, “Bugün birçok meslektaşımızın büyük sermayelerle şirket kurma imkânı yok. Bu yaklaşım, ülke genelinde yaklaşık 550 yetkin firmada çalışan binlerce Jeofizik Mühendisini doğrudan işsizlik riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır” diye konuştu. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve sendikaların bir yük değil, bilimsel hizmetin kalitesini artıran yapılar olduğuna dikkat çeken Bayram, “Bizler sorgulayan ve eleştirel düşünen mühendisleriz. Yeraltındaki suyu arayabiliyor, zemini kazmadan özelliklerini belirleyebiliyor, kayıp altyapıları tespit edebiliyor, arkeolojik çalışmalara ve madenciliğe katkı sunabiliyoruz. Kısacası biz yeraltını modelliyoruz” ifadelerini kullandı. “Deprem gerçeği yok sayılamaz” Son yıllarda yaşanan büyük depremlerin, zemin etütlerinin yapı güvenliğindeki hayati rolünü acı bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Bayram, binlerce yurttaşın zemin kaynaklı hatalar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. “Bu gerçekler karşısında yapılması gereken; denetimi güçlendirmek, bilimsel ve çok disiplinli bir sistemi tesis etmektir” diyen Bayram, kanun teklifinin ise denetimi bağımsız ve bilimsel bir süreç olmaktan çıkararak tekçi ve merkezi bir yapıya dönüştürdüğünü savundu. Kota ve uygulanamaz yükümlülükler eleştirisi Kanun teklifinin 24. maddesiyle zemin ve temel etütlerini yapacak kişi ve kuruluşlara kota ve sayısal sınırlamalar getirildiğini belirten Bayram, bunun binlerce mühendisin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hale getirebileceğini söyledi. maddeyle zemin laboratuvarlarına, görev tanımlarında olmamasına rağmen numuneleri bizzat alma yükümlülüğü getirildiğine dikkat çeken Bayram, bu durumun sahada uygulanamaz süreçlere, kapasite aşımına ve denetimsiz raporların önünün açılmasına neden olacağını ifade etti. “Sorun değil, karışıklık var; çözüm bilimde” Açıklamasının sonunda kanunun henüz kanunlaşma aşamasında olduğunu ve yönetmelik sürecinin belirleyici olacağını hatırlatan Murat Bayram, “Biz bunu bir ‘sorun’ olarak adlandırmak istemiyoruz. Bir karışıklık ve tedirginlik var. Yetkili mercilerin meslek örgütleriyle birlikte bu konuları değerlendireceğine inanıyoruz” dedi. Bayram sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Bizler artık her depremde sevdiklerimizi kaybetmekten yorulduk. Bilimi ve mühendisliği dışlamayan, mesleki yetki ve sorumlulukları koruyan, kamu yararını ve can güvenliğini esas alan bir düzenleme istiyoruz. Lütfen bizleri duyun.”

Denizli Büyükşehir’den STK buluşması Haber

Denizli Büyükşehir’den STK buluşması

Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, ‘Sivil Toplum Kuruluşları Buluşmaları’ kapsamında kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, sendikalar, odalar ve derneklerin temsilcileriyle bir araya geldi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da katıldı. Toplantıda, özellikle sosyal hizmetler alanındaki çalışmalar ele alınırken, STK ve demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin görüş, öneri ve beklentileri dinlendi. Denizli Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü faaliyetlerin aktarıldığı buluşmada, kurumlar arası işbirliğini güçlendirecek yeni adımlar da değerlendirildi. Genel Sekreter Bülent Bozbaş, sivil toplum kuruluşlarının şehir yaşamında önemli bir paydaş olduğunu vurgulayarak, “Şehrimizi daha yaşanabilir kılmak için birlikte üretmeye, birlikte çözüm üretmeye önem veriyoruz. Denizli’nin ihtiyaçlarını en iyi bilenlerden biri de sivil toplum kuruluşlarımızdır. Bu buluşmalarla hem sizleri dinliyoruz, hem de çalışmalarımızı paylaşarak ortak aklı güçlendiriyoruz” dedi. Sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ise belediyenin düzenli iletişim ve istişare sürecinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, şehrin sosyal ihtiyaçlarına yönelik işbirliği mesajı verdi. Denizli Büyükşehir Belediyesi, STK buluşmalarını belirli periyotlarla sürdürmeyi hedefliyor.

Denizli Kent Konseyi Yaşlı Meclisi kuruluyor Haber

Denizli Kent Konseyi Yaşlı Meclisi kuruluyor

Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi, toplumun tüm kesimlerinin yerel yönetime katılımını güçlendirmek adına yeni bir adım atıyor. Bu kapsamda, kentte yaşayan yaşlı bireylerin temsilini güçlendirmek, sosyal katılımlarını artırmak ve yaşlılıkla ilgili konularda çözüm üretmek amacıyla “Kent Konseyi Yaşlı Meclisi”nin kurulmasına karar verildi. Yaşlıların sesi olacak Kent Konseyi Yaşlı Meclisi, kentte yaşayan 65 yaş üstü bireylerin sosyal, kültürel, ekonomik ve sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını dile getirebilecekleri bir platform sunacak. Ayrıca kamu kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler arasında iş birliği köprüsü kurarak yaşlılık alanında politika ve sosyal proje önerileri geliştirecek. Bu sayede yaşlı bireylerin ihtiyaçları doğrudan karar süreçlerine taşınacak, sosyal hizmet, sağlık ve gönüllülük temelli projelerde koordinasyon sağlanacak, kuşaklar arası dayanışma ve toplum bilinci güçlenecek. “Her yaşta eşit yurttaşlık” vurgusu Denizli Kent Konseyi Yaşlı Meclisi, “her yaşta eşit yurttaşlık” ilkesiyle kentte yaşayan tüm bireylerin yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefliyor. Meclis, yaşlı bireylerin sesi olmayı ve Denizli’yi “yaşlı dostu kent” vizyonuna taşımayı amaçlıyor. Bu kapsamda Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Yaşlı Meclisi Genel Kurulu, 7 Kasım 2025 Cuma günü saat 10.00’da, Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi S2 Salonu’nda gerçekleştirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.