Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Medya

Tavas Barış Gazetesi - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor” Haber

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor”

Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’de giderek yaygınlaşan tüketim kültürünün ekonomik ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti. Öz, tüketimin artık yalnızca ihtiyaçların karşılanması olmaktan çıktığını belirterek, kredi kartları, reklamlar, sosyal medya ve influencer kültürünün bireylerin satın alma davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten ÖZ, tüketim davranışlarının bireysel bütçelerin yanı sıra ekonomik ve toplumsal yapıyı da etkilediğini söyledi. Geçmişte toplumda “bir lokma, bir hırka” anlayışının, kanaat etmenin ve sahip olunanla yetinmenin önemli bir değer olarak görüldüğünü ifade eden ÖZ, günümüzde ise tüketimin “haz, hız, statü ve görünürlük” üzerinden şekillendiğine dikkat çekti. “TÜKETİM ARTIK SADECE İHTİYAÇ KARŞILAMAK DEĞİL” Prof. ÖZ, günümüzde bireylerin alışveriş kararlarının yalnızca ihtiyaçlar doğrultusunda verilmediğini belirterek, sosyal çevre, reklamlar ve dijital platformların tüketim davranışları üzerindeki etkisinin arttığını söyledi. “Bende de olmalı”, “modası geçmeden almalıyım”, “kampanyayı kaçırmayayım” ve “herkes kullanıyor” gibi düşüncelerin tüketiciyi ihtiyaç dışı harcamalara yöneltebildiğini ifade etti. Tüketimin ihtiyaç olmaktan çıkarak bir yaşam biçimine dönüşmesinin “tüketim bağımlılığı” tartışmasını da beraberinde getirdiğini belirten ÖZ, bağımlılık kavramının artık yalnızca madde kullanımıyla sınırlı değerlendirilmediğini kaydetti. KREDİ KARTLARI TÜKETİMİ HIZLANDIRIYOR Kredi kartları ve tüketici kredilerinin tüketim davranışlarında önemli bir araç haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. ÖZ, kredi imkanlarının bireylere gelecekte elde edecekleri gelirleri bugünden kullanma imkanı sunduğunu, tabiri caizse olmayan parayı harcattığını söyledi. ÖZ, özellikle kredi kartı borçlarının tamamının ödenmemesi durumunda borcun faiz yüküyle birlikte sonraki dönemlere taşındığını belirterek, bunun hane halkı bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini ifade etti. “Tüketici bugün sahip olmadığı parayı kullanarak gelecekte elde edeceği gelirinin bir bölümünü bugünden harcayabiliyor. Bu durum kontrolsüz hale geldiğinde bireysel borçluluğu artırıyor” değerlendirmesinde bulundu. “500 LİRA ÜZERİNE ÇIKTINIZ, İNDİRİM İSTER MİSİNİZ?” Tüketiciyi daha fazla harcamaya yönelten pazarlama yöntemlerinin de giderek çeşitlendiğini belirten ÖZ, belirli tutarın üzerindeki alışverişlerde sunulan indirimler, hediyeler ve kampanyaların tüketicinin başlangıçta planlamadığı ürünleri satın almasına neden olabildiğini söyledi. Online alışveriş platformları ve yapay zeka kullanan mağazaların mobil satış sitelerinin ise tüketici davranışlarını analiz ederek kişiye özel reklam ve kampanyalar sunduğuna dikkat çeken ÖZ, bunun alışverişi ihtiyaç ortaya çıktığında gerçekleştirilen bir eylem olmaktan çıkarıp sürekli hatırlatılan bir davranışa dönüştürebildiğini ifade etti. Hatta sokakta yürürken önünden geçtiğiniz mağazadan size indirim kampanyası mesajı gelerek algınız otomatik tüketime yönlendiriliyor diye konuştu. SOSYAL MEDYA TÜKETİM BASKISINI ARTIRIYOR Prof. Dr. Ersan ÖZ, sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Bireylerin sürekli olarak başkalarının tatillerini, otomobillerini, evlerini, kıyafetlerini ve yaşam tarzlarını görmesinin karşılaştırma duygusunu artırabildiğini belirterek, influencerlar ve dijital reklamların da tüketim baskısını güçlendirdiğini söyledi. ÖZ, tüketimin zaman zaman statü kazanmanın, görünür olmanın ve sosyal çevrede kabul görmenin, “desinler diye yaşamanın” bir aracı haline gelebildiğini ifade etti. BAĞIMLILIKLARIN EKONOMİK YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ Bağımlılıkların yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirten ÖZ, bağımlılıkların sağlık harcamaları, tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları ve sosyal sonuçları nedeniyle ekonomi üzerinde de önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. “Alışverişin her türlüsünü çok seviyoruz, hatta bağımlılık düzeyinde (oniomania). Hemde yılda yaklaşık 400 Milyon adet taksitli işlem yaparak. Yaklaşık 45 Milyon kişi tüketici kredisi kullanarak. Ödemelerimizin yüzde 80’ini kredi kartı, yüzde 20’sini nakit yaparak gerçekleştiriyoruz alışverişlerimizi. Bağımlılıklarımızın Türkiye ekonomisine yükü yıllık yaklaşık 100 Milyar Dolar. Tükettiğimiz ürünler birde ithal ise, ki malesef önemli kısmı öyle, dışarıya döviz transferi de sözkonusu yani dış ticaret açığı ve dolayısıyla cari açığa negatif etki. IMF ve World EconomicForum verilerine göre son 20 yıla baktığımızda dünya tarihinin yaptığı üretime oranla en çok tüketim yapan ülkelerinde ilk sıralardayız desek yanlış olmaz” diyen ÖZ, tüketim bağımlılığının yalnızca “fazla alışveriş yapmak” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, aşırı tüketimin borçluluk, aile bütçesi ve ekonomik kaynakların kullanımına kadar uzanan sonuçları bulunduğunu kaydetti. “ENFLASYONU TEK BAŞINA TÜKETİMLE AÇIKLAYAMAYIZ” Türkiye’deki enflasyon sorununun tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan ÖZ, ancak tüketim ve talep davranışlarının ekonomik dengeler açısından önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Tüketimin kredi yoluyla finanse edilmesinin talebi canlı tuttuğunu belirterek, ithal ürünlere yönelik yüksek talebin ise döviz ihtiyacı ve dış ticaret dengesi üzerinde negatif etkili olduğuna dikkat çekti. “DESİNLER DİYE YAŞAMAK EKONOMİK BİR YÜK OLUŞTURUYOR” Tüketim kültürünün sosyal boyutuna da değinen Prof. Dr. ÖZ, bireylerin zaman zaman gerçek ihtiyaçları yerine çevrenin beklentilerine göre hareket edebildiğini söyledi. Yeni telefon, otomobil, marka kıyafet, daha büyük ev veya daha pahalı tatil gibi tüketim unsurlarının bazı kişiler açısından birer statü göstergesine dönüşebildiğini belirten ÖZ, “Desinler diye” yapılan harcamaların bireyleri gelirlerinin üzerinde tüketmeye ve borçlanmaya itebileceğini ifade etti. “İHTİYAÇ MI, İSTEK Mİ?” Tüketim alışkanlıklarının kontrol altına alınmasında bireysel farkındalığın önemli olduğunu vurgulayan ÖZ, alışveriş öncesinde “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunun sorulmasının önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren tüketim bilinci kazandırılması gerektiğini belirterek, ihtiyaç ile istek arasındaki farkın öğretilmesinin gelecekte daha sağlıklı tüketim alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜKETEREK DEĞİL, ÜRETEREK BÜYÜMELİYİZ” Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından tüketim ve üretim arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Teknolojik gelişmelerin ve finansal imkanların hayatı kolaylaştırdığını, ancak tüketimin ihtiyaç sınırlarını aşarak kontrol edilmesi güç bir davranışa dönüşmesinin hem bireysel hem de toplumsal sorunlara yol açabileceğini söyledi. ÖZ, tüketim kültürünün geldiği noktada herkesin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu anlayışla özetledi: “Gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi satın alıyoruz, yoksa ihtiyacımız olduğuna inandırıldığımız için mi?” Tüketim alışkanlıklarının yalnızca aile bütçesini değil, çocukların geleceğini ve ülkenin ekonomik yapısını da ilgilendirdiğini belirten ÖZ, daha bilinçli tüketim ve daha güçlü üretim anlayışının önemine dikkat çekti. “Çözüm daha fazla tüketmekte değil; ihtiyacımız kadar tüketmek, bilinçli yaşamak ve daha fazla üretmekte. Tüketerek değil, üreterek büyümeliyiz.”

Çavuşoğlu ailesinde flaş gelişme! Haber

Çavuşoğlu ailesinde flaş gelişme!

Denizli siyasetinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun eşi Nilgün Çavuşoğlu, CHP’den ayrılarak Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti saflarına katıldığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla açıkladı. Nilgün Çavuşoğlu’nun açıklaması, Yeni Parti’nin kuruluş sürecinin ardından Denizli’de kamuoyuna yansıyan ilk dikkat çekici siyasi geçişlerden biri olarak dikkat çekti. “Bu Bir Ayrılık Değil, Daha Güçlü Bir Yürüyüştür” Yeni Parti’ye katıldığını sosyal medya hesabından duyuran Nilgün Çavuşoğlu, paylaşımında mücadelesini Özgür Özel’in liderliğinde sürdüreceğini belirterek; “Mücadelemiz sürüyor. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde ‘Yeni Parti’ çatısı altında yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu bir ayrılık değil, daha güçlü bir yürüyüştür” dedi. Çavuşoğlu’nun Açıklamaları Yeniden Gündemde Nilgün Çavuşoğlu’nun paylaşımının ardından, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla düzenlenen buluşmada yaptığı açıklamalar yeniden gündeme geldi. Gazetecilerin, CHP’den ayrılarak Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’ye geçip geçmeyeceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Çavuşoğlu, Özgür Özel’e olan desteğini açık ifadelerle dile getirirken, kararın bireysel değil ortak istişareyle alınacağını vurgulamıştı. Çavuşoğlu açıklamasında, “Bugün belediye başkanıysam, Sayın Özgür Özel’in beni görevlendirmesiyle gelmiş olduğum bir yolculuktur. Bugün de aynı noktadayım. Sayın Genel Başkanımızın açtığı yolun, tüm dünyanın barışını ve sevgisini örnek alacağı, güzel günleri hep beraber yaşayacağımız bir yol olduğuna inanıyorum. Bugün itibarıyla partimizin kuruluş dilekçesi teslim edilmiştir. Önümüzdeki dönemde de hep beraber güzel bir yolculuğa çıkacağımıza inanıyoruz. Sayın Özgür Özel’in yolculuğu bizim için bir kılavuzdur.” demişti.

Çavuşoğlu: “Özgür basın, güçlü demokrasinin en önemli güvencesidir” Haber

Çavuşoğlu: “Özgür basın, güçlü demokrasinin en önemli güvencesidir”

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında düzenlenen buluşmada, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentte görev yapan gazetecilerle bir araya gelerek hem bayramlarını kutladı hem de basının karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı. Konuşmasında 24 Temmuz’un yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirten Başkan Çavuşoğlu, gazetecilerin meslek onurlarını koruyarak özgürce görev yapabilecekleri bir ortamın oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Göreve geldiği günden bu yana hiçbir gazetecinin haberine ya da yazısına müdahale etme anlayışı içerisinde olmadıklarını ifade eden Çavuşoğlu, “Hiçbir arkadaşımız, ‘Başkan olduktan sonra yazdığımıza müdahale etti’ diyemez. Sadece iftira niteliği taşıyan durumlarda sitemimiz olmuştur. Onun dışında basının görevini özgürce yapmasını her zaman önemsedik.” dedi. “Meslek etiği önce kendi içinde korunmalı” Gazetecilikte etik değerlerin korunmasının öncelikle meslek mensuplarının sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, her meslek grubunun kendi içinde öz denetim mekanizmasını işletmesi gerektiğini söyledi. Gazetecilik kimliğini kullanarak yalan, dedikodu ve iftirayı meslek gibi sunan kişilere karşı en güçlü tepkinin yine gazetecilerden gelmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, meslektaşların birbirlerini etik kurallar çerçevesinde denetlemesinin dış müdahalelerden daha etkili olacağını ifade etti. “Sosyal medya bilgi kirliliğini artırıyor” Konuşmasında sosyal medyanın oluşturduğu bilgi kirliliğine de değinen Çavuşoğlu, günümüzde haber içeriklerinden çok manşetlerin konuşulduğunu belirtti. Sadece dikkat çekici başlıklarla kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden Başkan Çavuşoğlu, sosyal medya platformlarında doğruluğu teyit edilmeden yapılan paylaşımların toplumda ciddi sorunlara yol açtığını söyledi. Yalan ve iftiranın cezasız kalmasının bu tür paylaşımları artırdığına dikkat çeken Çavuşoğlu, hukukun herkes için eşit işlemesi gerektiğini belirterek, “Yalanın kime karşı söylendiğine göre değil, yalan olduğu için değerlendirilmesi gerekir.” mesajını verdi. “Özgür basının olduğu günlere birlikte ulaşacağız” Basının hiçbir kişi ya da anlayış tarafından yönlendirilmediği, özgürce görev yapabildiği bir Türkiye temennisinde bulunan Başkan Çavuşoğlu, yeni dönemin gazeteciler açısından daha özgür, daha demokratik ve meslek etiğinin daha güçlü olduğu bir süreç olmasını diledi. Çavuşoğlu, “Bu şehir hepimizin. Daha yaşanabilir bir Denizli için ortak akılla çalışmaya devam edeceğiz. Basının da bu süreçte önemli bir sorumluluğu bulunuyor.” diyerek tüm gazetecilerin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladı. Tokmak: “24 Temmuz, basın özgürlüğünün simgesidir” Programda konuşan Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak da 24 Temmuz’un Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olduğunu hatırlatarak, basın özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu söyledi. Tokmak, gazetecilerin kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye ulaşması için büyük fedakârlıklarla görev yaptığını belirterek, mesleğin karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve mesleki sorunların çözümü için dayanışmanın önemine dikkat çekti. Ayrıca tüm basın çalışanlarının Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutlayarak, mesleklerini etik ilkeler doğrultusunda sürdüren gazetecilere teşekkür etti.

DGC başkanı Tokmak’tan 24 temmuz mesajı Haber

DGC başkanı Tokmak’tan 24 temmuz mesajı

Tokmak, gazetecilik mesleğinin kimler tarafından yapılacağının belirlenmesi, mesleki standartların oluşturulması için Gazetecilik Meslek Yasası’nın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı. Dijitalleşmeyle birlikte değişen medya düzenine dikkat çeken Tokmak, “İçerik üretmek ile gazetecilik yapmak aynı değildir. Gazeteciliğin temel değerleri korunmalıdır” dedi. Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, 24 Temmuz’un yalnızca bir kutlama günü değil, gazeteciliğin temel değerlerini yeniden hatırlama günü olduğunu ifade ederek; “Türk basın tarihinde 24 Temmuz 1908 önemli bir yere sahiptir. 24 Temmuz, sansürün kaldırılmasıyla birlikte gazeteciler açısından özel bir anlam kazandı. Osmanlı döneminde gazetelerin yayımlanmadan önce denetlenmesi uygulamasının sona ermesiyle başlayan süreç, basın özgürlüğü mücadelesinin simgelerinden biri haline geldi. Aradan geçen yıllar içerisinde gazetecilik mesleği teknolojik gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşarken, basın özgürlüğü, mesleki etik ve gazeteciliğin geleceğine ilişkin tartışmalar ise devam ediyor” dedi. “24 TEMMUZ, HALKIN HABER ALMA HAKKININ ÖNEMİNİ HATIRLATAN BİR TARİHTİR” 24 Temmuz’un gazeteciler açısından taşıdığı anlamı değerlendiren Tokmak, basının temel görevinin toplumun doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirten Tokmak; “24 Temmuz, sadece geçmişte sansürün kaldırıldığı bir tarih değildir. Aynı zamanda bugün de basın özgürlüğünün, gazetecilik mesleğinin saygınlığının ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkının önemini hatırlatan anlamlı bir gündür. Gazeteci; toplum adına soru soran, gerçekleri araştıran, doğrulayan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan kişidir. Bu sorumlulukla çalışan tüm meslektaşlarımızın emeği değerlidir” dedi. “GAZETECİLİĞİN KİMLİĞİ VE MESLEKİ STANDARTLARI KORUNMALI” Günümüzde iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin medya alanında önemli değişimler oluşturduğunu belirten Tokmak, gazetecilik mesleğinin taşıdığı sorumluluğun korunması gerektiğini ifade etti. Gazeteciliğin yalnızca haber paylaşımından ibaret olmadığını vurgulayan Tokmak, “Gazetecilik; sadece bir bilgiyi aktarmak ya da bir görüntüyü paylaşmak değildir. Gazetecilik araştırmayı, doğrulamayı, etik kurallara bağlı kalmayı ve kamu yararını gözetmeyi gerektirir. Bugün mesleğimizin en önemli ihtiyaçlarından biri, gazeteciliğin tanımının ve sınırlarının net şekilde ortaya konulmasıdır. Bu hem mesleğe emek veren gazetecilerin haklarının korunması hem de toplumun güvenilir habere ulaşması açısından önemlidir” dedi. “GAZETECİLİK MESLEK YASASI ARTIK ERTELENMEMELİ” Gazetecilik Meslek Yasası’nın yıllardır sektörün önemli beklentileri arasında yer aldığını belirten DGC Başkanı Özkan Tokmak, mesleğin geleceği için yasal düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Tokmak, yapılacak düzenlemenin gazetecilik mesleğine ilişkin standartları güçlendireceğini ifade ederek; “Gazetecilik Meslek Yasası artık ertelenmemelidir. Bu yasa ile gazeteciliğin tanımı yapılmalı, mesleki etik ilkeler belirlenmeli, gazetecilerin hak ve sorumlulukları açık şekilde ortaya konulmalıdır. Bu düzenleme yalnızca gazetecilerin değil, aynı zamanda toplumun doğru, güvenilir ve nitelikli habere ulaşma hakkının da güvencesi olacaktır” dedi. “İÇERİK ÜRETMEK İLE GAZETECİLİK YAPMAK ARASINDA ÖNEMLİ BİR FARK VAR” Dijital çağda herkesin bilgi paylaşabilir hale geldiğini belirten Tokmak, sosyal medya platformlarının iletişim açısından önemli olduğunu ancak gazetecilik ile içerik üreticiliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. Tokmak, dijital dönüşümün fırsatlarının değerlendirilmesi gerektiğini ancak gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının şart olduğunun altını çizerek, “Teknoloji ve sosyal medya, iletişim dünyasına önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak içerik üretmek ile gazetecilik yapmak arasında önemli bir fark vardır. Gazetecilik; doğrulama, araştırma, etik sorumluluk ve kamu yararı temelinde yürütülen bir meslektir. Dijital dönüşüme uyum sağlarken gazeteciliğin temel ilkelerinden taviz verilmemelidir” dedi. “YEREL BASIN KENTLERİN HAFIZASIDIR” Yerel basının toplumdaki rolüne dikkat çeken Tokmak, yerel gazeteciliğin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Yerel basının ekonomik ve yapısal sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirten Tokmak, genç gazetecilerin mesleğe kazandırılmasının da önemli olduğunu ifade ederek; “Yerel basın, bir kentin hafızasıdır. Kentte yaşanan gelişmeleri takip eden, vatandaşın sorunlarını gündeme taşıyan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan yerel gazeteciler önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Güçlü bir yerel basın için meslektaşlarımızın desteklenmesi, genç gazetecilerin yetişmesi ve gazetecilik mesleğinin geleceğe hazırlanması gerekiyor” diye konuştu. “GERÇEĞİN PEŞİNDE KOŞAN TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ” Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak; 24 Temmuz’un gazetecilerin dayanışma ve mesleki sorumluluklarını hatırladığı önemli bir gün olduğunu söyledi. Tüm meslektaşlarının Basın Bayramı’nı kutlayan Tokmak; “Gazetecilik, büyük emek ve sorumluluk isteyen onurlu bir meslektir. Halkın haber alma hakkı için çalışan, gerçeğin peşinde koşan, mesleğinin etik değerlerini koruyan tüm meslektaşlarımızın 24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutluyorum. Temennimiz; özgür, güçlü, saygınlığı korunmuş ve mesleki standartları belirlenmiş bir basın ortamının oluşturulmasıdır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.