Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

Tavas Barış Gazetesi - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fransızların 2 yıldır takip etiği orkinos Türk iş adamının oltasına takıldı Haber

Fransızların 2 yıldır takip etiği orkinos Türk iş adamının oltasına takıldı

20 yıldır dünyanın farklı birçok bölgesinde sportif balık avcılığı yapan Denizlili iş adamı Halil Alptuğ Önal, geçtiğimiz hafta Seferihisar'ın Teos açıklarında sıra dışı bir ev yakaladı. Oltasına takılan yaklaşık 133 santimetrelik mavi yüzgeçli orkinosun tekneye almaya çalışan Önal ve ekibi, balığın yüzgecine takılı bir takip cihazı olduğunu fark edince büyük şaşkınlık yaşadı. Bilimsel bir çalışmanın parçası olan balığı bırakmaya karar veren ekip, yaşanan mücadele sırasında oksijensiz kalan ve kaslarında aşırı miktarda laktik asit biriken balığın rahat bir şekilde nefes alabilmesi için bir süre düşük hızla ilerleyerek yüzdürdü. Oltayı çıkartarak balığı özgür bırakan Halil Alptuğ Önal, takılı GPRS cihazı bilgilerini Tarım ve Orman Bakanlığıyla paylaştığında, yakaladığı mavi yüzgeçli orkinosun Batı Akdeniz'de Fransız bilim adamları tarafından yürütülen proje kapsamında 2024 yılından bu yana takip edildiğini öğrendi. Senelerdir yakala-bırak yaptığı avlarında ilk kez böylesine güzel bir sürprizle karşılaşan Halil Alptuğ Önal, "Bu balığa bu anıyı yaşattığı için de teşekkür ediyoruz. Kaç senedir yapıyorum böyle bir şey denk gelmedi. Şu an daha önceden takip cihazı takılmış bir balık yakaladık. Balık akademik araştırmalar için takip ediliyor ve zaten yasal sınırın çok az üstünde. İstesek de biz bunu vicdani olarak alamazdık. Daha dinç hale gelince, kancayı çıkartıp onu bıraktık. Bu balıklarımızın bu şekilde yaşatılması ve türünün korunması için kotalarının belirlenmesi kritik önem arz ediyor. Bu yüzden de belki de bu çorbada bir tuzumuz olur. Bu arkadaşın yaşamı hepimize, çocuklarımıza ve torunlarımıza bol bol bluefin (mavi yüzgeçli orkinos) olarak döner. Koçum; büyü büyü, kocaman ol, bol bol yavrula. Sonrasında nasip olur tekrar görüşürüz. Hadi bay bay. İnşallah güzel sağlıklı nesillere gidecek. Evet, kuyruk da vurmaya başladı artık. Hadi paşam, aslanım benim. Seni gidi yakışıklı kovboy" sözleriyle balığa veda etti. Fransızlar 2 yıldır takip ediyordu İlk kez karşılaştığı manzaranın ardından balığın peşine düşen Halil Alptuğ Önal, "Sportif balık avcılığını 20 senedir yapıyorum. 10 senedir de yakala, işaretle, geri bırak ile bu türlerin yaşamsal döngüsüne destek sağlamaya çalışıyoruz. Son avımızda İzmir Sığacık Körfezi'nde, Batı Akdeniz bölgesinde araştırmalar için işaretlenmiş bir mavi yüzgeçli orkinos yakaladık. 133 santimetre boyundaki bu orkinosun akademik ölçümlerini yapıp, sağlıklı bir şekilde geri salımını gerçekleştirdik. Bu verileri Tarım ve Orman Bakanlığımız ile uluslararası orkinos koruma Dernekleriyle de paylaştık. Balığın 2 yıl önce Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği tespit edildi. Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Ege Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi aracılığıyla yaptığı bir araştırmamız var. Bu araştırma neticesinde bu balığın 2024 yılında Batı Akdeniz bölgesinde işaretlendiği bilgisi paylaşıldı. Bu araştırmayı Batı Akdeniz bölgesinde bir Fransız araştırma ekibinin işaretlediğiyle alakalı geri bildirimde bulunuldu. Yaklaşık 10 senedir dünyanın farklı bölgelerinde hem kılıç balığı hem de orkinos üzerine onlarca işaretlenmiş balığım var. Hatta bazılarının geri takip için oluşturulan data kayıtlarıyla bir anı olarak defterimiz arasında saklıyoruz" diye konuştu. "Yeniden nefes alması için yakaladığımızdan daha fazla zaman harcadık" Yaşanan mücadele sırasında bir süre hareketsiz kalan balığın rahat nefes alabilmesi için daha büyük bir çaba harcadıklarını kaydeden Önal, "Şöyle ki balığı su üstüne yaklaştırdığımız zaman üstünde bir GPRS vericisi olduğunu gözlemledikten sonra biz balığı deniz yüzeyinde motorla yüzdürerek tekrardan nefes almasını sağladık. Çünkü mücadele esnasında kaslarda biriken laktik asit balığı geri bıraktıktan sonra yaşama şansını azaltıyor. Durdukları yerde solungaçlarından su geçirip nefes alamıyorlar. Orkinosların nefes alabilmesi için yüzmeleri gerekiyor. Mücadele esnasında kaslarında biriktirdiği laktik asiti atıp, kendini toparlaması için yardımcı olmamız gerekiyordu. O yüzden ki geri bırakılacak balıkların daha önceden makine yardımıyla yüzdürülerek kandaki oksijen seviyesinin yükseltilip laktik asit devrinin düşürülmesi lazım. Dolayısıyla çok kısa süren mücadelenin geri salımı aslında mücadeleden daha uzun sürdü. Yaklaşık 15 dakika kadar biz balığımızı yüzdürüp geri salmaya hazırlık sağladık. Sonrasında sağlıklı bir şekilde Ege Sularıyla buluşturduk. Bundan sonraki süreçte uluslararası federasyonumuz bu balıkla alakalı bilgileri bizimle paylaşacağıyla alakalı bilgi verdiler" ifadelerini kullandı.

Denizli’de yetiştiriliyor, Türkiye onu konuşuyor! Daha önce gördünüz mü? Haber

Denizli’de yetiştiriliyor, Türkiye onu konuşuyor! Daha önce gördünüz mü?

ÜÇ KARDEŞİN GİRİŞİMİ KISA SÜREDE DİKKAT ÇEKTİ Kızılcabölük’ün Kocaoluk mevkisinde kurulan seranın arkasında Muhammed Bekir Ege ve kardeşleri bulunuyor. Mühendislik eğitiminin ardından Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde tarım eğitimi alan Ege öncülüğünde gerçekleştirilen üretimde, farklı renk, aroma ve özelliklere sahip premium köy tipi domatesler yetiştiriliyor. Serada üretim yalnızca yüksek verim hedefiyle değil; ürün kalitesi, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi ile doğru hasat zamanı dikkate alınarak gerçekleştiriliyor. Üretilen domateslerin pestisit kalıntısı taşımadığı belirtilirken, sıra dışı görünümleri ve aromaları da tüketicilerin ilgisini çekiyor. SİYAH DOMATESİ BAKANLIK PAYLAŞTI Üç kardeşin üretim başarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da dikkatini çekti. Bakanlık, sosyal medya hesabından Denizli’de yetiştirilen siyah domatesin görüntülerini “Daha önce hiç siyah domates gördünüz mü?” ifadeleriyle paylaştı. “İçi dışı bir değil” mesajıyla yayımlanan görüntülerde, dış kısmı oldukça koyu renkte olan domatesin kesildiğinde kırmızı iç yapıya sahip olduğu görüldü. Bakanlığın paylaşımıyla birlikte Denizli’nin Kızılcabölük Mahallesi’nde gerçekleştirilen üretim ülke çapında gündeme taşındı. SERAYA İLGİ ARTIYOR Ege kardeşlerin çiftliği, Denizli'den ve şehir dışından ziyaretçileri de ağırlıyor. Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan ile MÜSİAD Denizli Şubesi eski Başkanı Mehmet Akgün de geçtiğimiz günlerde üretim alanını ziyaret eden isimler arasında yer aldı. Şehir dışından gurme ve müşterilerin de ilgi gösterdiği ürünler için Denizli içerisinde belirli günlerde teslimat gerçekleştirildiği, online sipariş altyapısı üzerinde de çalışmaların sürdüğü belirtildi. PEKİ SİYAH DOMATES GDO’LU MU? Bakanlığın paylaşımının ardından siyah domatesin sıra dışı rengi sosyal medyada GDO sorularını da beraberinde getirdi. Ancak bir domatesin siyah veya mor renkte olması tek başına GDO’lu olduğu anlamına gelmiyor. Koyu renklerin, antosiyanin gibi doğal bitki pigmentleri ve farklı çeşitlerin özellikleriyle ilişkili olabileceği belirtiliyor. Dünyada Black Krim, Indigo Rose ve Cherokee Purple gibi koyu renkli domates çeşitleri de bulunuyor. Türkiye’de ise GDO’lu bitkilerin tarımsal amaçlı üretimine izin verilmiyor. Denizli’de üç kardeşin girişimiyle başlayan üretim, bugün Bakanlığın paylaşımıyla Türkiye çapında dikkat çeken bir başarı hikâyesine dönüşmüş durumda. Şimdi merak edilen ise Kızılcabölük’te yetiştirilen ve görüntüsüyle şaşırtan siyah domateslerin Türkiye genelindeki sofralarda ne kadar yaygınlaşacağı

Denizli’ye 23 yılda 63 milyarlık 249 tesis kazandırıldı Haber

Denizli’ye 23 yılda 63 milyarlık 249 tesis kazandırıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığı bir dönemde Denizli’de su ve sulama konusunda önemli yatırımlar hayata geçirildi. ‘Suyu koruma ve sürdürülebilir kullanma’ anlayışının modern tekniklerle birleştirmesiyle son 23 yılda Denizli’de inşa edilen 83 sulama tesisi ile 922 bin 160 dekar tarımsal araziyi sulamaya açıldı. Denizlili çiftçilerinin harcadığını emeğin bereketle buluşmasıyla üretilen tarımsal ürünler, millete ve memlekete daha fazla fayda sağladı. Coğrafi ve iklimsel özellikleri büyük bir özveriyle değerlendiren çalışkan Denizlililer için son 23 yılda, 63 milyar 527 milyon TL yatırım yapılarak 249 adet tesis inşa edildi. Denizli’de son 23 yılda hizmete alınan 20 baraj, 14 gölet ve 4 yeraltı depolama tesisi ile 230 milyon metreküp su depolama hacmine ulaşıldı. Denizli’ye memba kalitesinde içme suyu Denizli’de son 23 yılda tamamlanan içme suyu tesisleri ile yaklaşık 988 bin 700 kişinin ihtiyacını karşılayacak olan, yıllık 28,13 milyon metreküp içme suyu ihtiyacını temin edildi. Vatandaşların can ve mal emniyetini tehdit eden, taşkınlarla mücadele etmek için son 23 yılda tamamlanan 104 adet taşkın kontrol tesisi ile Denizli şehir merkezi, 109 adet yerleşim yeri ve 212 bin 500 dekar arazinin taşkın kontrolü sağlandı. 4 adet taşkın kontrol tesisinin de inşaat çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

Üretimden kopamayan Başkan Pütün; "10 yıl sonra tarım üretimi yapacak kimse kalmayacak" Haber

Üretimden kopamayan Başkan Pütün; "10 yıl sonra tarım üretimi yapacak kimse kalmayacak"

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve süt üretiminde yaşanan sıkıntıların çiftçiyi olumsuz etkilediğini belirten Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, "Sütü ucuza satıyoruz, yemi pahalıya alıyoruz. Zarar etmemek için kaba yemi kendimiz üretiyoruz" dedi. Hayvan yetiştiriciliğinde sütün ucuza satılması ve yem fiyatlarının yüksek olması üreticiyi zor duruma sokuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sütün litre fiyatı belirlenmesine rağmen üreticiden, sütleri toplayan firmalar daha düşük rakamlara süt alımı yapıyor. Düşük fiyata süt alımı yapan firmalara vatandaşlar tepki gösterdiklerinde süt alımının yapılmamasıyla tehdit ediliyor. Aylık tonlarca süt üretimi yapan çiftçi sütü kendisi işleyemediği için ucuza satmayı mecbur kabul ediyor. Hayvan besiciliğinin yanında tarımsal üretimde yapan üreticiler kaba yemi kendileri üreterek maliyetleri düşürmeye çalışıyor. "Sütü kendimiz işleyemediğimiz için mecbur olarak firmalara ucuza veriyoruz" Üreticiden sütü toplayan firmaların, Tarım ve Orman bakanlığı tarafından belirlenen fiyata uymadıklarını ve tepki gösterildiğinde üretilen sütü almayacaklarını söylediklerini dile getiren Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, "Süt ucuza satılıyor. Devletimizin belirlediği süt fiyatına firmalar uymadı. Firmalar sütün litresini daha düşükten alıyor. Bizler sesimizi çıkarttığımızda biz o fiyattan süt alamayacağız diyerek firmalar bizleri geri çektiriyor. Alamayacağız dediğinde iş bitiyor. Mecbur veriyoruz. Ben günlük 300 litre süt üretiyorum ve bu sütü günlük olarak firmalara veriyorum. Ay bazında 2 ton süt satıyorum. Sütü kendimiz işleyemediğimiz için 2 ton sütü hiçbir şekilde değerlendirme şansımız olmuyor. Süt ucuza da alında bizler sütümüzü firmalara vermek zorundayız. Yem fiyatları yükseldi. 19 proteinli yemin 50 kiloluk bir çuvalı 700 TL, 21 proteinli yemin bir çuvalı 750 TL'ye satılıyor. Çiftçi olduğumuz için en azından kaba yemi kendimiz üretiyoruz. Böylelikle maliyetleri düşürmeye çalışıyoruz. Tüm yemleri dışardan aldığımızda besicilik hiçbir şekilde para kazandırmaz. Hele yılda bir kere yavru buzağı alamadığımızda komple zarar demek" şeklinde konuştu. "Besicilik ve çiftçilik bizim neslimizle kaybolacak" Ekonomik olarak zora düşen üreticinin besiciliği bıraktığını ve süt veren ineklerin yasak olmasına rağmen kesim yapıldığını ifade eden Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, "Son zamanlarda süt veren hayvan sayısı da azaldı. Süt veren hayvanlar kesime gidiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından süt veren hayvanın kesilmesine yasaklayan kanun ve cezalar konuldu ama yetiştirici hileyle veterinerden aldığı belgeyle hayvanı kesime götürüyor. Süt üretimi azaldığı içinde sütü işleyen firmalar, yurt dışından süt tozu ithalatı yapıyor. Bizim ülkemizde üretilen süt tozunu ihracatla yurt dışına satıp sonra süt kalmayınca geri ithalat yapıyoruz. Hayvan besicisi zamanla besiciliği bırakarak başka alanlara geçiyor. Türkiye geneline bakıldığında 45 yaşından küçük insanlar besicilik yapmıyor. Besicilik ve çiftçilik bizim neslimizle kaybolacak. 10 sene sonra üretim yapacak çiftçi kalmayacak. Dünya genelinde çiftçi üretim yapmadığında insanlık aç kalır. Üretimin artması için devletin çiftçiye destek olması gerekiyor. Genç nesillerin tarımsal üretim yapması ve desteklenmesi için Devletten yardım bekliyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.