Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tasarruf

Tavas Barış Gazetesi - Tasarruf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarruf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çivril'de festival heyecanı başlıyor Haber

Çivril'de festival heyecanı başlıyor

Denizli’nin Çivril ilçesinde geleneksel hale gelen Uluslararası Elma, Tarım ve Kültür Festivali’nin 28’incisi için geri sayım başladı. Festivalin tanıtım ve bilgilendirme toplantısı, Çamlık İkisıfır Belediye Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Çivril Belediye Başkanı Semih Dere’nin yanı sıra Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul ve Çivril Esnaf Odası Başkanı Gürol Mutlu katıldı. Başkan Dere, festivalin Çivril’in tarımsal üretiminin yanı sıra tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin tanıtılması açısından önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. “28 YIL, BİR FESTİVAL İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR BİRİKİM” Festivalin 28 yıllık geçmişine dikkat çeken Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, organizasyona bugüne kadar katkı sunan herkese teşekkür ederek festivalin yalnızca birkaç günlük bir etkinlik olmadığını ifade etti. Dere, “Çivril’imizin en köklü organizasyonlarından biri olan 28. Uluslararası Elma, Tarım ve Kültür Festivalimizin tanıtım ve bilgilendirme toplantısında sizlerle birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. 28 yıl, bir festival için çok önemli bir birikim. Yıllar içerisinde bu organizasyona emek veren, katkı sunan, festivalimizin bugünlere ulaşmasında pay sahibi olan herkese öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Uluslararası Elma, Tarım ve Kültür Festivali bizim için yalnızca birkaç günlük bir etkinlik değil; Çivril’in üretimini, kültürünü, tarihini ve sahip olduğu değerleri geniş kitlelerle buluşturduğumuz çok önemli bir organizasyondur.” dedi. “BELEDİYE BÜTÇESİNE YÜK GETİRMEDEN GERÇEKLEŞTİRİYORUZ” Festivalin bu yıl da belediye bütçesine yük getirmeden gerçekleştirileceğini belirten Başkan Dere, kamu kaynaklarının dikkatli kullanılmasının öncelikleri arasında olduğunu ifade ederek; “Göreve geldiğimiz günden bu yana belediyemizin kaynaklarını doğru ve dikkatli kullanmaya büyük önem veriyoruz. Geçtiğimiz iki yılda festivalimizi tasarruf tedbirlerini gözeterek, belediye bütçemizden herhangi bir harcama yapmadan gerçekleştirdik. Bu yıl da aynı anlayışla hareket ediyoruz. 28. Uluslararası Elma, Tarım ve Kültür Festivalimizi yine belediyemizin bütçesine yük getirmeden gerçekleştiriyoruz. Hem Çivril’imize yakışan güçlü bir festival düzenleyecek hem de hemşehrilerimizin bize emanet ettiği kamu kaynaklarını titizlikle korumaya devam edeceğiz.” dedi. “ÜRETEN BİR MEMLEKETİZ” Çivril’in güçlü tarımsal üretimine de dikkat çeken Dere, ilçenin yalnızca elmasıyla değil, farklı tarımsal ürünleriyle de önemli bir üretim merkezi olduğunu ifade etti. Çivril’in üreten bir merkez olduğu vurgulayan Dere; “Toprağımız bereketli, çiftçimiz çalışkan. Elmadan şeftaliye, ayçiçeğinden hünnaba kadar çok geniş bir üretim gücüne sahibiz. Elbette Çivril yalnızca tarımıyla değil, binlerce yıllık tarihi, Işıklı Gölü, doğal güzellikleri, kültürü ve gelenekleriyle de çok büyük bir zenginliğe sahip. Biz festivalimizi bütün bu değerleri bir araya getiren ve Çivril’i dışarıya anlatan güçlü bir buluşma olarak görüyoruz.” dedi. KÜLTÜR SOKAĞI BU YIL DAHA DA ZENGİNLEŞTİRİLECEK Geçtiğimiz yıl ilk kez oluşturulan Kültür Sokağı’nın vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü belirten Başkan Dere, “Geçtiğimiz yıl ilk kez oluşturduğumuz ve hemşehrilerimizden büyük ilgi gören Kültür Sokağımızı bu yıl daha da zenginleştiriyoruz. Sokağımızın içeriğini genişleterek yeniden festivalimizin önemli bir parçası haline getiriyoruz. Yöresel ürünlerimizi, el emeğimizi, geleneksel lezzetlerimizi ve kültürel değerlerimizi burada bir araya getireceğiz. İstiyoruz ki Çivril’e gelen misafirlerimiz bu sokağa adım attığında, Çivril’in kültürünü daha yakından tanısın.” dedi. DÖRT GÜN BOYUNCA DOLU DOLU PROGRAM 10-13 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalde tarım, tarih, kültür ve sanatın yanı sıra çocuklara ve ailelere yönelik etkinlikler de düzenlenecek. Festival kapsamında konferanslar, geleneksel yarışmalar, çocuk etkinlikleri, Atlı Cirit gösterisi ve konserler gerçekleştirilecek. Başkan Dere, festival programının detaylarını aktararak; “10-13 Eylül tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz festivalimizde tarımdan tarihe, çocuk etkinliklerinden geleneksel yarışmalara, konferanslardan konserlere kadar her yaştan hemşehrimize hitap eden dolu dolu bir program hazırladık.” dedi. 10 EYLÜL PERŞEMBE: FESTİVAL KORTEJLE BAŞLAYACAK Festival heyecanı 10 Eylül Perşembe günü kortej yürüyüşüyle başlayacak. Bando eşliğinde gerçekleştirilecek yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterileriyle festivalin açılışı yapılacak. Gecenin sonunda ise Ayşe Dinçer sahne alacak. 11 EYLÜL CUMA: TARIM VE HAYVANCILIK KONUŞULACAK Festivalin ikinci gününde Çivril’in tarımsal geleceği ele alınacak. “Topraktan Geleceğe: Çivril’de Tarım ve Hayvancılık” konferansında ilçenin üretimi ve tarımın geleceği değerlendirilecek. Ardından Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından tarım ve hayvancılık desteklerine ilişkin bilgilendirme yapılacak. Günün akşamında ise Emre Fel festival sahnesinde Çivrillilerle buluşacak. 12 EYLÜL CUMARTESİ: ÇİVRİL’İN TARİHİ ELE ALINACAK Festivalin üçüncü gününde Çivril’in binlerce yıllık geçmişi ön plana çıkarılacak. “Çivril Tarihi ve Beycesultan Kazı Çalışmaları” konferansında ilçenin tarihsel zenginliği ve Beycesultan kazıları konuşulacak. Geleneksel festival yarışmaları ve çocuk etkinliklerinin ardından akşam saatlerinde Türk Sanat Müziğinin önemli isimlerinden Bülent Ersoy sahne alacak. 13 EYLÜL PAZAR: IŞIKLI GÖLÜ’NÜN GELECEĞİ KONUŞULACAK Festivalin son gününde ise Çivril açısından büyük önem taşıyan Işıklı Gölü ve su kaynaklarının geleceği gündeme taşınacak. “Işıklı Gölü Su Yönetimi ve Gölün Geleceği” konferansında gölün mevcut durumu, su yönetimi ve geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapılacak. Ardından geleneksel Atlı Cirit Oyunları gösterisi gerçekleştirilecek. Çocuk Şenliği ve DJ performansının ardından festival, Derya Uluğ konseriyle sona erecek. “ÜRETİMİ, TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE MÜZİĞİ AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞTURACAĞIZ” Festivalin dört gün boyunca Çivril’in farklı değerlerini aynı organizasyonda buluşturacağını belirten Başkan Dere, “Dört gün boyunca Çivril’de üretimi, tarihi, kültürü, çocuklarımızı, geleneklerimizi ve müziği aynı festival çatısı altında buluşturacağız. Festivalimizin hazırlanmasında emeği bulunan çalışma arkadaşlarımıza, kurumlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve festivalimizin sesinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan siz değerli basın mensuplarımıza teşekkür ediyor, 28. Uluslararası Elma, Tarım ve Kültür Festivalimizin ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. 10 Eylül’de kortej yürüyüşüyle başlayacak olan 28. Uluslararası Çivril Elma, Tarım ve Kültür Festivali, 13 Eylül’de Derya Uluğ konseriyle tamamlanacak. Dört gün sürecek festival boyunca Çivril’in tarımsal üretimi, tarihi ve kültürel değerleri çeşitli etkinliklerle tanıtılacak.

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!” Haber

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!”

Vatan Partisi İl Yönetim Kurulu üyesi ve Kitle Örgütleri, Sanayici ve İş İnsanları Bürosu Başkanı Ali Korkmazcan yaptığı açıklama ile “Parti olarak son yıllarda yaşadığımız sektörel bazda firma ve istihdam kayıplarımızın önüne geçmek amacıyla fikirlerimizi kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duymaktayız dedi.” Son günlerde iş dünyamızın önemli isimlerinin ve kuruluşlarının peş peşe yaptıkları açıklamalar üretim sektöründe yaşanan sıkıntıları ve iş kaybını, firmalarımızın başka ülkelere tesislerini taşımalarını, kapanan firma sayısındaki artışı ve istihdam kaybımızı gözler önüne sermiştir diyen Korkmazcan yüksek faiz ile enflasyonu dengeleme çabası finansmana erişimi zorlaştırdığını, ham madde ve yarı mamullerde dışa bağımlılığın fazla olmasının birçok sektörün üretim maliyetlerini bir hayli tırmandırdığını belirtti. Ali Korkmazcan sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji ve çalışan maliyetlerindeki kur politikası ve enflasyon kaynaklı hızlı yükseliş ise dünya ile rekabet şansını giderek azaltmaktadır. Çalışanlarımız aldığı maaşla geçinemez halde, işverenlerimiz ise çalışan giderlerini eklediğinde ekmek teknesini döndüremez haldedir. Bu durum işçi azaltmalarına, kaliteli çalışan eksiltmelerine ve uzun vadeli büyük problemlere yol açmaktadır. Sistemdeki çarpık düzen çalışana da işverene de fayda sağlamamakta ve sadece günü kurtarmaktadır. Hazır giyim sektöründen örnek vermek gerekirse; sektör temsilcileri ‘’Asya ve Mısır gibi ülkelerdeki rakiplerimizle maliyet farkımız %60-65 düzeylerine ulaştı’’ diyerek tehlikeyi gözler önüne sermekte, sektörde duayen kabul edilen firmaların ‘’6 ay sonra üretim durabilir’’ açıklamaları ise ülkemiz ve sektörümüz açısından acil önlem alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu duruma bir günde gelmedik. Doğru adımlarla hızlı bir şekilde çözmek ise mümkündür. Fakat devlet aklı ve sanayici girişkenliğiyle uzun vadeli planlama yaparak içinden çıkmak durumundayız. ÜRETİCİLERİ VE UZMAN ÇALIŞANLARIMIZI KORUMALIYIZ! En liberal görünen ülkeler dahi üretimi kendi ülkelerine çekmek için çeşitli önlemlerle devletin zor gücünü kullanırken, Türkiye’nin gidene ‘’Güle güle’’ politikası derhal terk edilmeli ve üretime dönük faaliyet gösteren firmalarımızı koruyucu önlemler alınması gerekmektedir. Çünkü bu durum hem firma ve ekonomik kayba hem de alanında uzmanlaşmış iş gücü kaybına neden olmakta ve uzun vadeli daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Başlıca önerilerimizi sıralamak gerekirse; Sorun sadece üretimi desteklemekle ilgili değildir. Katma değerli üretim stratejisi konusunda da devlet aklıyla sanayici girişkenliğini birleştiren çözümler üretmektedir. Üretimi desteklemek katma değerli üretim stratejileri belirlemeyle olacaktır. Mesela son yıllarda hazır giyim sanayimiz üretim tesislerini Mısır’a taşımaktadır. Son 3 yılda tekstil sektöründe 7000’in üzerinde firma kapanmış, 250 bin civarında çalışanımız işsiz kalmıştır. Ayrıca 300’ün üzerinde firma başka ülkelere tesislerini taşımıştır. Bunun bir nedeni enerji ve çalışan maliyetlerinin ilgili ülkede ucuz olmasıdır. Fakat diğer nedeni de hazır giyim sektörümüzde marka sayısının azlığı, dünya markalarına fason üretim sayısının çok olmasıdır. Devlet planlaması da eksik kalınca sektör giderek kan kaybetmektedir. Sektörlerimizin bir diğer problemi ise yarı mamul ve ham madde konusunda dışa bağımlılığın fazla olmasıdır. İçeride kur politikası nedeniyle alternatif ürünlerin ham madde ve yarı mamul ithalatları giderek artmakta ve Türkiye’de üretimin kar marjı her geçen gün daralmaktadır. Bu durum da üreticiyi başka formüller aramaya itmektedir. Nitekim bu yılın ilk dokuz ayında ihracatımız %4.1, ithalatımız ise %5.9 artış göstermiştir. Bu verilerde göstermektedir ki dış açık her geçen gün artış göstermekte ve giderek sürdürülebilir olmaktan çıkmaktadır. İthalat ile dışa bağımlılık arttıkça üretim giderek pahalı kalmakta ve rekabet şansı azalmaktadır. YÜKSEK FAİZ = DÜŞÜK ÜRETİM ÇIKMAZINI SONLANDIRMALIYIZ! Ticari kredilerin yıllık %50 civarında faizle verildiği ve buna rağmen finansmana ulaşımın zorlaştığı günlerde sanayicimizin kazancı da yedek akçesi de faize gitmektedir. Bu durum sürdürülebilir bir üretim planı yapmanın önüne geçmekte ve iş dünyasında paniğin artmasına neden olmaktadır. Ülkemiz bir kararın eşiğindedir. Turizm, yeme-içme sektörü gibi hizmet sektörlerinde de tehlike çanları çalmakta, üretim-imalat sanayi gibi sektörler kan kaybetmekte ve çalışan sayısı giderek azalmaktadır. Dolayısıyla çözüm devlet eliyle üreticinin desteklenmesi, Türkiye’de ithal ikamesi yoluyla ithal edilen malların ülke içinde üretimlerin teşvik edilmesi, üretim odaklı finansmana erişimin hem ucuzlatılması hem de kolaylaştırılması gerekmektedir. VATAN PARTİSİ'NİN KAYNAK SORUNU YOKTUR! Değerli vatandaşlarımız, işverenlerimiz, işçilerimiz, Vatan Partisi olarak sunduğumuz önerileri yapacak programa sahibiz. Bizim kaynak bulma korkumuz yoktur. Çünkü kaynak vardır. Bu ülkenin insanlarının alın teriyle kazanılmış 500 milyar doların üzerinde servet yurtdışına çıkarılmıştır. Vatan Partisi iktidarında devlet demir yumruğunu masaya vurarak bu kaynakları yeniden Türkiye’ye getirecek ve üretim ekonomisi modelinin güvencesi olarak kullanılacaktır. Bu paralara el koymayacağız. Bu paraları pasif olmaktan çıkaracak ve ekonomiye kazandıracağız. Paradan para kazanma yöntemleri yerine üretimden para kazanmaya odaklanacağız. Ayrıca bu servetleri yurtdışına kaçıranlar bilmelidir ki kontrol onlarda değil. Küresel piyasa yapıcı aktörlerdedir. ABD-Atlantik sisteminin gidişatı nedeniyle yurtdışına çıkarılan kaynakların bir gecede değersizleşme riski hiç olmadığı kadar yüksektir. Son dönemde finans araçları üzerinde yapılan manipülatif hareketler bir gecede insanların servetini, varını yoğunu sıfırlama tehlikesi yaratmaktadır. Kolay yoldan yüksek paralar kazanma hayaliyle küresel hırsızlara paranızı kaptırmak yerine gelin Türkiye’de alnınızın teriyle, Türk milletinin iradesiyle, çalışkanlığıyla üreterek kazanın diyoruz. Bu konuda Türk iş insanlarının girişkenliğine, iradesine ve çalışkanlığına güvenimiz sonsuzdur. Yaratacakları iş hacmiyle hem istihdama hem de katma değerli üretime çok fayda sağlayacakları aşikârdır. Kaynak vardır. Türk milleti tasarruflu bir millettir. Yaklaşık 500 milyar doların yastık altında tasarruf edildiği çeşitli açıklamalar ve raporlarda yer almaktadır. Bu kaynağı ancak iradesi güçlü bir hükümetle Türkiye’ye yeniden kazandırabiliriz. Üretime, sağlıklı bir ekonomi politikasına olan güveni tazeleyerek yastık altı rezervleri yeniden ekonomiye kazandırabiliriz. Milletimize ve iş dünyamıza çağrımız budur. Vatan Partisi olarak görevlere hazır olduğumuzu bildiriyoruz!”

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz" Haber

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “vergi paketi” görüşmelerinde teklif üzerine söz aldı. Paketle birlikte emlakçılardan, galericilerden, sarraflardan, diş hekimlerinden senelik harç alınacağını hatırlatan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı şunları söyledi: Esnafın hali perişan “Galericilerden örnek vereyim: Şimdi, yaklaşık bir buçuk iki senedir Denizli'de ‘gönüllü uyum’ adı altında, galericilerden, sattıkları araç başına 10 bin lira vergi alınıyor. Bu yetmedi mi Sayın Başkanım? Araç başına 10 bin lira. Tehdit ediyorsunuz: ‘Ya gönüllü uyum yaparsınız ya da dört senelik defterlerini getir’ Bakın, bu insanlar zaten kayıtlı, zaten mükellef, zaten vergi levhası var. Anlatabildim mi? Peki, size bir veri vereyim. Şimdi, Türkiye'de, yetkili, kayıtlı araç satışı yapabilen kayıtlı satıcıların yaptığı araç satışının 6 katı kadar şahıslar satış yapıyor. Kafesteki kuşların tüylerini yola yola bitiremediniz. Bu kafesi ne zaman genişleteceğiz, dışardaki kargaları, kuşları ne zaman kafese sokacağız; onun cevabı yok, ne varsa kayıtlılara yükleniyorsunuz. ‘Kayıtlılardan daha da vergi alalım, harç alalım, ÖTV alalım, MTV alalım’ Esnafın hâli perişan. Esnaf, sanayici, üretici bizlerden sıkıntılara, sorunlara çare olmamızı beklerken sizler sırtına daha fazla yük yüklüyorsunuz Sayın Bakanım; gelin, bundan vazgeçin. Diş hekimlerinden, sarraflardan, galericilerden ve emlakçılardan alınacak harçları iptal edelim; bu kanundan çıkaralım. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı Söylediğim sözü tekrarlayacağım: ‘Fakirin karnı doyar, zenginin gözü doymaz’ derler bizim orada. Yani bu sizin zamanınızda fakir de aç kaldı, zengin de doymak bilmiyor. Yine, her türlü avantajı, yurt dışından gelen şirketlere, büyük şirketlere veriyorsunuz ama dolaylı vergilerle ama harçlarla bütün yükünüzü halkın sırtına yüklüyorsunuz. Yani burada şöyle bir sıkıntı var: Yani ülkeye yatırım gelmiyor, ülkeye hizmet gelmiyor, siz bunu çekmek için kapitülasyon niteliğinde yine avantajlar sağlamaya çalışıyorsunuz. BYD'nin örneğini verdim. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı, Manisa'ya daha kepçe vurmadı. Hani orada yatırım yapacaktı, daha çivi çakmadan 20 bin tane arabayı ülkeye vergi avantajıyla soktu ve şu anda satıyor, diğer firmalarla haksız rekabete sebep oldunuz. Bunun amacı neydi? Yatırım, istihdam. Ne yatırım var, ne istihdam var. Yani bunlar fayda sağlamıyor. Siz hâlâ vermeye devam ediyorsunuz fakat bunları artık yatırımcıya, esnafa, sanayiciye, üreticiye verin, onlara vergi muafiyeti sağlayın. Tek yaptığınız büyük şirketlere, ithalatçılara ve yandaşlara vergi muafiyeti vermek. Çiftçi tam hasadını yapıyor, ürünü para edecek, vergi muafiyeti, gümrük vergisinden muaf, Mersin'de, limanda onlarca gemi buğday sokuyor, mısır sokuyor, ceviz sokuyor. Çiftçiyi mağdur ediyorsunuz, üreticiyi mağdur ediyorsunuz. Bu vergi muafiyetlerini, bu avantajlarınızı neden Türk halkına kullandırmıyorsunuz? Maç oynanırken kural değiştiriliyor Bireysel emeklilikte katkı payının yüzde sıfıra düşmesi ya da yüzde 45'e çıkmasını konuşuyoruz fakat mevcut poliçeler için de geçerli olacak mı, olmayacak mı onu tam anlayamadım. Bir de bu geçişi kademeli yapamaz mıyız? Yani maç oynanırken kural değiştirmek yerine eğer böyle bir kural değişikliğine gidiyorsak ki ‘Siz yetki veriyoruz’ diyorsunuz ama zaten Cumhurbaşkanımıza en son yetki verdiğimizde etkiyi gördük yani ‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ dedi ekonomide bu hâllere düşmemizin bir anlamda sebebi oldu. Dolayısıyla, 50 ile sıfır arasındaki hani artırma, azaltma noktasında verdiğiniz şey bir algı operasyonu. Bunun belli ki 45'e çıkmayacağı, 50'ye çıkmayacağı belli bu düşecek. Biz de burada en azından finansal sistemin zarar görmemesi açısından bunu birinci yıl şu kadar, ikinci yıl bu kadar, üçüncü yıl bu kadar gibi bir geçiş sağlasak daha kolay olmaz mı? Hem mevcut yatırımcıların zarar etmesini engelleriz hem de sisteme girecek insanlar mağdur olmaz ne yaşayacaklarını bilerek sisteme girerler diye düşünüyorum. Asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor Ben genel bir değerlendirme yapıp ‘Vergi sebep, enflasyon sonuçtur’ demiştim. Şimdi, ana konumuz enflasyonu düşürmek ve satın alma gücünü artırmak olmalı. Şu anda Türkiye ekonomisinin yaşadığı en büyük problem budur. Yüksek enflasyon, düşük satın alma gücü. Şu an elinizde aslında harika bir fırsat var. Genel Başkan Yardımcınız Nihat Zeybekçi'nin de açıklamaları vardı: ‘Marmara Bölgesi dışında tekstil sektörüne bir teşvik kapsamında çalışıyoruz’ diye. Şu an gerçekten güzel bir fırsat var. Yani hem satın alma gücünü artırıp hem de bunun enflasyona etkisini artırmayacağınız asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor. Bugün çalışanın eline geçen 22 bin lira fakat bir işverene ‘Asgari ücret ne kadar?’ diye sorarsanız ‘31 bin lira’ diye cevap verir. Arada 9 bin liralık bir makas var. 22 bin liranın neredeyse eline geçenin yüzde 40'ına denk geliyor ki 22 bin lirayı vatandaşın harcamalarının içindeki vergiye bakarsanız en az yüzde 40'ta vergi vardır. Aslında brüt ücret 31 bin liranın neredeyse 20 bin lirası devletin gelirli hanesinde vergiye gidiyor ve burada işveren için şu anda ciddi bir maliyet dövizlerini artmadığı noktada. Siz bu makası kapatırsanız, hatta bir sene, iki sene boyunca bu 9 bin lira işçinin eline geçer ve işverene yükü artmazsa bakın, memlekette yapacağınız en güzel hizmet bu olur. Şu anda bütün ekonomistler, herkes sizden maliye politikalarını devreye almanızı istiyor. Yani Hükûmetin, devletin tasarruf yapmasını istiyor. Alın size fırsat, halkın satın alma gücünü arttırın, enflasyon artmasın ve kamu maliyesiyle maliye politikalarıyla tasarruf yapın diyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.