Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

Tavas Barış Gazetesi - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tahir Gülebak’tan 'Gazetecilere Yeşil Pasaport' Çağrısı Haber

Tahir Gülebak’tan 'Gazetecilere Yeşil Pasaport' Çağrısı

Anadolu Gazeteciler Temsilcisi ve Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurul Üyesi Tahir Gülebak, basın mensuplarının yıllardır talep ettiği hususi damgalı (yeşil) pasaport hakkına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Gülebak, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelen yeni kanun tekliflerinde gazetecilerin kapsam dışı bırakılmaması gerektiğini belirterek, medya sektörünü ortak ses çıkarmaya davet etti. TEKLİF İÇİŞLERİ KOMİSYONU’NA SEVK EDİLDİ Pasaport Kanunu’nda değişiklik yapılması amacıyla 16 Eylül 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifinin, 1 Ekim 2026 itibarıyla TBMM İçişleri Komisyonu’na sevk edildiğini hatırlatan Gülebak, düzenlemede birçok meslek grubunun yer aldığına dikkat çekti. Mevcut tekliflerde hekimler, diş hekimleri, veteriner hekimler, eczacılar, TMMOB’a bağlı mühendisler, SMMM’ye bağlı mali müşavirler ile köy ve mahalle muhtarlarına yeşil pasaport verilmesinin konuşulduğunu belirten Gülebak, görevleri gereği yurt dışı temaslarında bulunan gazetecilerin bu düzenlemeye dahil edilmemesini eleştirdi. “VİZE GECİKMELERİ GAZETECİLERİN GÖREVİNİ ZORLAŞTIRIYOR” Kamuoyunun doğru ve hızlı bilgiye ulaşması için çalışan basın mensuplarının vize süreçlerinde ciddi aksaklıklar yaşadığını ifade eden Gülebak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Teklifte yer alan meslek gruplarından daha az mı yeşil pasaporta ihtiyacımız var? Esas gazeteciler, işleri gereği yurt dışına daha çok çıkan meslek grubudur. Uluslararası toplantılar, diplomatik temaslar, ekonomik gelişmeler ve yurt dışı saha çalışmaları gibi birçok sebepten ötürü basın mensupları, vize işlemlerindeki gecikmelerden kaynaklı işlerini sağlıklı yürütemiyorlar.” “BASIN MENSUPLARI İÇİN YASAL ADIM BEKLİYORUZ” Yıllardır dile getirilen yeşil pasaport talebinin Meclis gündemine alınması için basın camiasının bugünlerde sesini daha gür çıkarması gerektiğini vurgulayan Tahir Gülebak, çağrısını şu sözlerle tamamladı: “Özellikle uzun yıllardır mesleğini sürdüren, uluslararası gelişmeleri takip eden ve kamuoyuna doğru bilgi ulaştırmak amacıyla görev yapan gazetecilerin yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi gerekmektedir. TBMM İçişleri Komisyonu’na sevk edilen Pasaport Kanunu'nda yapılacak değişikliklerde basın mensuplarının da yer almasını ve sektörümüz için yasal adım atılmasını bekliyoruz. Bu konuyu ve taleplerimizi gündemde tutmak için tüm meslektaşlarımızın desteği büyük önem taşıyor.”

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Tepkisi Haber

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Tepkisi

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada fon krizinin vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Krizin yalnızca fon yatırımcılarını değil, borsada manipülatif işlemler nedeniyle zarar görenleri de etkilediğini belirten Arpacı, sorumluların ortaya çıkarılması için kapsamlı bir Meclis araştırması yapılması gerektiğini söyledi. “Bu Komisyon Acilen Kurulmalıdır” Fon krizinin yüz binlerce yatırımcıyı mağdur ettiğini ve milyonlarca insanın finansal sisteme güvenini sarstığını ifade eden Arpacı, vatandaşların birikimlerinin yanı sıra işletmelerin ödeme kaynaklarının da tehlikeye girdiğini vurguladı. Arpacı, “Ev parasını, ameliyat parasını, çocuğun eğitim masraflarını bu sisteme emanet eden vatandaşlar ve maaş ödemelerini, ay sonu çek ödemelerini enflasyon karşısında erimemesi için fonda değerlendiren binlerce işletme zor durumdadır” dedi. Meclis araştırma komisyonunun kurulması çağrısını yineleyen Arpacı, denetim kurumlarından fon yöneticilerine, bürokratlardan siyasetçilere kadar süreçte sorumluluğu bulunan herkesin araştırılmasını istedi. Arpacı, “Fonlarda parasını kaybedenlerin yanı sıra manipülatif işlemler sebebiyle borsada mağdur olanların sesi duyulmalıdır. Bu komisyon acilen kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. “Kimdir Bu Ayrıcalıklı Kişiler?” Konuşmasında fon krizine ilişkin soruşturma sürecini de gündeme getiren Arpacı, Adalet Bakanlığının açıkladığı kişi sayısındaki değişikliğe dikkat çekti. Arpacı, “Bugün Genel Başkanımızın açıkladığı ayrıcalıklı kişiler kimdir? Adalet Bakanlığının açıkladığı 141 kişi nasıl iki saat sonra 85 kişiye düşürülmüştür?” diye sordu.Araştırma komisyonunun bu kişileri ortaya çıkarması gerektiğini belirten Arpacı, krizin çözümü için şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu. “Bu İş Tövbe Hesaplarına Gelecek İadelerle Çözülemez” Ekonominin temelinin güven olduğunu vurgulayan Arpacı, araştırma komisyonu kurulması, verilerin şeffaf biçimde paylaşılması ve suçluların cezalandırılması gerektiğini söyledi.Arpacı, “Bu iş tövbe hesaplarına gelecek iadelerle, ‘lekelenmeme hakkı’ gibi laflarla çözülemez, halledilemez” sözleriyle yürütülen sürece tepki gösterdi.Krizin bir aydır çözülemediğini, para piyasalarından çıkışın sürdüğünü ve Merkez Bankası rezervlerinin eridiğini ifade eden Arpacı, özellikle KOBİ’lerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Arpacı, “Çok düşük riskli para piyasası fonlarını kasa gibi kullanan, T+0'la işlem yapıp, parasını bozdurup ödemesini yapan KOBİ'ler çok zorda. Ay sonu geliyor, çekler, maaş, ödemeler durmuyor, bu paralara ihtiyaç var. Bu ihtiyaçları gidermek için bankaya gidenlere kredi yok” dedi. “Hırsız İçeriden Olunca Kapı Kilit Tutmuyor” Tasfiye edilen fonlara ilişkin ödemelerin bir kısmının yapıldığını ancak bazı fonların TEFAS üzerinden hâlâ işleme açılmadığını belirten Arpacı, bu durumun yatırımcıların mağduriyetini artırdığını söyledi. Arpacı, “Şimdi, geçen hafta 3 tane şirketin tasfiye edilen fonlarına ait ödemeler yapıldı fakat bu şirketlerin tasfiye edilmeyen fonları hâlâ TEFAS'ta işleme açılmıyor. Bu inisiyatif neden şirketlere bırakılıyor? Bu fonların değerleri her gün değişiyor, eriyor. Bu mağduriyet ne olacak?” ifadelerini kullandı. AKP'li milletvekillerinin yatırımcıların risk alarak fonlara yatırım yaptığı yönündeki açıklamalarına da karşı çıkan Arpacı, yatırımcıların piyasa koşullarından kaynaklanan riskleri göze aldığını ancak manipülasyon ve spekülasyon riskine karşı devletin denetimine güvendiğini vurguladı. Arpacı, “AKP'li hatipler bu yatırımcıların belli riskleri göze alarak bu fonlara yatırım yaptığını söylüyor; evet, ticari bir risk alınıyor, borsa ise borsa, altın ise altın ama dünya konjonktürüne ama ülkedeki gelişmelere göre bir risk alınıyor fakat yatırımcı en yüksek fonlara girdiğinde bile manipülasyon ve spekülasyon riski almıyor çünkü devlet bunları denetliyor diye düşünüyor ama hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmuyor” dedi. “Mesele Siyasetüstü Bir Meseledir” Konuşmasının sonunda fon krizinin siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Arpacı, meselenin vatandaşların birikimleri, ülkenin ekonomik geleceği ve Türkiye'nin itibarıyla ilgili olduğunu belirtti.Arpacı, “Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum: Mesele siyasetüstü bir meseledir. Yüz binlerce vatandaşımızın alın teri, milyonlarca insanımızın geleceği ve Türkiye'nin itibarıdır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı Haber

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin fon krizinin araştırılması amacıyla verdiği önerge üzerine konuştu. Fon krizinin Türkiye ekonomisine duyulan güveni derinden sarstığını belirten Arpacı, iktidarın yaşananlardan sorumlu olduğunu söyledi. “Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li” Ekonominin temelinde güvenin bulunduğunu vurgulayan Arpacı, iktidarın bu güveni yeniden tesis edemeyeceğini söyledi. Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ekonominin temel unsuru güvendir ve Türk ekonomisine güven en derinden sarsılmıştır arkadaşlar. Bu güveni sizler, politika kurullarınız, denetçileriniz, danışmanlarınız tekrardan sağlayamazsınız; neden? Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li, göz göre göre gelen bu tehlikeye göz yuman AKP'lidir de ondan.” Fon krizinde siyasi sorumluluğun araştırılması gerektiğini belirten Arpacı, iktidar çevrelerinden çok sayıda ismin olayla bağlantılı olduğunu ifade etti. Arpacı, “Bu işin içinde Bakanlarınız, Genel Başkan Yardımcılarınız, parti sözcünüz, aile bireyleriniz, Cumhurbaşkanının direkt atadığı bürokratların hepsi vardır ve bu liste hepinizin elinde, Cumhurbaşkanının masasının üzerindedir” dedi. “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız” Fon krizinin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Arpacı, Meclis bünyesinde acilen araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir. Bu komisyon bu Meclisin çatısı altında acilen kurulmalıdır. At izini it izinden ayıracak olan bu komisyondur arkadaşlar” diye konuştu. Arpacı, krizin boyutlarının küçümsenerek sorumluluktan kaçınılamayacağını belirterek şöyle devam etti: “‘Bu iş Türk finans sisteminin bir bölümünün küçük bir parçasında yaşanmıştır.’ diyemeyeceğiniz kadar da büyüktür. Türkiye Yüzyılı'nın vurgunu, Türkiye Yüzyılı'nın soygunudur.” “Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür” İktidarın ekonomi yönetimini de hedef alan Arpacı, fon krizinin yol açtığını öne sürdüğü ekonomik kaybı EYT ve depremin maliyetiyle karşılaştırdı. Arpacı “Üç buçuk senedir burada berbat ekonomi yönetiminizin ayıplarını örtmek için EYT'ye ve depremin ekonomik büyüklüğüne sığındınız. Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür. Küçümseyerek bu işin içinden çıkamazsınız. Depremin toplam zararı 100 milyar dolarken bu vurgunun, bu soygunun Türk ekonomisine zararı 90 milyar doları geçmiştir” dedi. Krizin henüz bütün boyutlarıyla ortaya çıkmadığını savunan Arpacı, “Titanik buz dağına çarptı arkadaşlar, gemide kocaman bir delik açıldı, buz dağının görünen kısmı belli, her gün açıklıyoruz, görünmeyen kısmında da iliklerine kadar AK kadrolar vardır” diye konuştu. “KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin küçük ve orta ölçekli işletmeleri de ağır biçimde etkilediğini belirten Arpacı, hükümetin vergi politikalarıyla yatırımcıları riskli fonlara yönlendirdiğini ifade etti. Arpacı, para piyasası fonlarına stopaj uygulanırken serbest fonlar ve hisse senedi fonlarına aynı uygulamanın getirilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “En kötüsü, siz göz göre göre gelen bu tehlikeye rağmen, bunu bilmenize rağmen, hiçbir şey yapmadığınız gibi, şirketleri kurumsal firmaları bu serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına girmesi için daha da destek verdiniz, daha da teşvik verdiniz. Eylülün ilk haftası daha güvenli olan para piyasası fonlarına stopaj getirdiniz, serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına stopaj getirmediniz yani insanları bile bile daha da bataklığa sürüklediniz. Ya, size soruyorum: Ne günahı vardı, 3 milyonunu, 5 milyonunu, işletme sermayesini, işçinin maaşını enflasyona eritmemek için orada tutan KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin işletmelerin ödeme gücünü tehdit ettiğini ifade eden Arpacı, yaşananların ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Arpacı, “Herkesin 250 milyon lira unuttuğu bir köşede parası yok ki. İnsanlar çek ödeyemeyecek, maaşını ödeyemeyecek kurumlar var şu anda maalesef” dedi. “Küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz” Küçük yatırımcıların birikimlerinin de zarar gördüğünü söyleyen Arpacı, “Sizde gerçekten vicdan yoktu, biri bin yaptınız, yetmedi; küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz, yetmedi; 27 daire parası 367 daire oldu, yetmedi; şimdi, nefsine yenilenler, şeytana uyanlar bu paraları geri ödesin diye bekliyorsunuz” diye konuştu. Arpacı’dan mal varlıklarına el konulması çağrısı Fon krizinde sorumluluğu bulunanların yargı önüne çıkarılmasını isteyen Arpacı, olayla bağlantılı kişilerin mal varlıklarına el konulması ve ekonomik kaybın geri alınması çağrısında bulundu. Arpacı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Adalet istiyorsanız, hukuk istiyorsanız, yapacağınız şey açıktır; bu işin içine karışanları, iş birlikçileri sabahın altısında alacaksınız, bütün hepsinin ailelerine, mal varlıklarına el koyacaksınız ve bu paraların en az 2 katını Türkiye ekonomisine, hazineye geri ödemelerini sağlayacaksınız, yoksa bu işin içinden çıkamazsınız.”

TEMAD Denizli’den astsubayların hakları için çağrı: “Bıçak kemiğe dayandı” Haber

TEMAD Denizli’den astsubayların hakları için çağrı: “Bıçak kemiğe dayandı”

Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarının karşısına çıkan TEMAD Denizli Şube Başkanı Bülent Kandemir, emekli astsubayların uzun yıllardır devam eden hak arama mücadelesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Astsubayların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade eden Kandemir, görev dönemindeki sorumluluklarla emeklilikte elde edilen mali ve sosyal haklar arasında büyük fark bulunduğunu savundu. Kandemir, “Bugün buraya bir imtiyaz, ayrıcalık veya lütuf istemeye gelmedik. Yıllardır ertelenen anayasal haklarımızı ve adalet talebimizi dile getirmek için buradayız” ifadelerini kullandı. “Mücadelemiz maaş pazarlığından ibaret değil” Kamuoyunda astsubayların taleplerinin yalnızca maaş artışı olarak değerlendirildiğini belirten Kandemir, bunun doğru olmadığını söyledi. Emekli astsubayların ekonomik şartlar nedeniyle ciddi geçim sıkıntıları yaşadığını öne süren Kandemir, görevdeki sorumluluklar ile emeklilikteki gelir arasında önemli bir dengesizlik bulunduğunu dile getirdi. Kandemir, açıklamasında emekli bir albayın görevde aldığı maaşın yaklaşık yüzde 83’ünü emeklilikte almaya devam ettiğini, emekli bir astsubay kıdemli başçavuşun ise son maaşının yaklaşık yüzde 44’ü seviyesinde emekli aylığı aldığını ifade etti. Bu tablonun sosyal ve ekonomik adalet açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kandemir, “Biz emekli astsubaylar hakkımız olanı istiyoruz” dedi. 11 maddelik talep listesi TEMAD Denizli Şube Başkanı Kandemir, basın toplantısında astsubayların temel taleplerini de sıraladı. Kandemir; astsubay başçavuş ve kıdemli başçavuşlara yönelik tazminat düzenlemesinin hayata geçirilmesini, emekli personel arasındaki maaş dengesizliklerinin giderilmesini ve geçmiş yıllarda belirlenen ancak enflasyon nedeniyle değer kaybeden ödemelerin güncel katsayılara bağlanmasını istedi. Kalkınmada öncelikli bölgelerde görev yapan TSK personelinin kademe hakkından yararlanması gerektiğini belirten Kandemir, astsubay eğitim seviyesinin dört yıllık fakülte/lisans düzeyine çıkarılması gerektiğini de söyledi. Astsubay Meslek Yüksekokullarından mezun olan personelin “tekniker” unvanı yerine “teknisyen” kadrolarında istihdam edilmesine de tepki gösteren Kandemir, bu konuda mevzuat değişikliği yapılmasını talep etti. Kandemir ayrıca 926 sayılı Kanun’a tabi personele yönelik sicil affı çıkarılmasını, 1975 yılında özlük hakları nedeniyle eylem yapan astsubayların itibarlarının iade edilmesini, askeri hastanelerin kapatılması sonrasında Sağlık Bakanlığına devredilen sağlık astsubaylarının hak kayıplarının giderilmesini istedi. TEMAD üyeliğine ilişkin düzenlemelerin genişletilmesini isteyen Kandemir, mevzuatta kullanılan “adi malul” ifadesinin de değiştirilerek “sağlık malulü” veya “hizmet malulü” ifadelerinden birinin kullanılmasını talep etti. “Bizler adalet terazisinin doğru tartmasını istiyoruz” diyen Kandemir, taleplerinin ayrıcalık değil hak ve eşitlik talebi olduğunu vurguladı. “Yıllardır söz veriliyor ancak sonuç alınamıyor” Astsubayların özlük ve tazminat hakları konusunda geçmiş yıllarda çok sayıda açıklama ve çalışma yapıldığını dile getiren Kandemir, buna rağmen sonuç alınamadığını savundu. Kandemir; 2012 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, 2013 yılında Yaşar Güler’in, 2014 yılında dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın konuya ilişkin açıklamalar yaptığını hatırlattı. 2016 yılında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan 64. Hükümet Eylem Planı’nda emekli astsubayların özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik düzenleme yapılmasının taahhüt edildiğini belirten Kandemir, 2018 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da astsubayların makam ve görev tazminatı sorununa ilişkin açıklamalarda bulunduğunu söyledi. 2019 yılında dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, 2024 yılında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ve farklı tarihlerde siyasi parti temsilcilerinin konuya ilişkin açıklamalar yaptığını aktaran Kandemir, hazırlanan düzenlemelerin yasalaşmadığını ifade etti. Kandemir, 2024 yılında torba kanuna dahil edildiğini belirttiği düzenlemelerin son aşamada çıkarıldığını, 2025 yılı Kasım ayında ise Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in çalışmaların sürdüğünü açıkladığını söyledi. “Bıçak kemiğe dayanmıştır” Astsubayların ekonomik kayıplarının yıllar içerisinde büyüdüğünü savunan Kandemir, özellikle emekli aylıklarının geçmiş yıllara göre satın alma gücünün ciddi şekilde gerilediğini ifade etti. Kandemir, “Bıçak kemiğe dayanmıştır. Aileleriyle birlikte yaklaşık 250 bin emekli astsubay ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya bırakılmıştır” dedi. Yaklaşık 20 yıl önce emekli astsubay maaşının asgari ücretin 3,5 katı seviyesinde olduğunu, bugün ise bu oranın 1,8 kata kadar gerilediğini öne süren Kandemir, özlük hakları ve tazminat düzenlemelerinin artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi. TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı’na çağrı Denizli’den yetkililere seslenen Kandemir, astsubayların tazminat haklarına ilişkin düzenlemelerin TBMM gündemine alınmasını istedi. Kandemir, “Yıllardır alt komisyonlarda bekleyen ve sözü verilen tazminat haklarımızla ilgili maddeler Meclis gündemine alınmalı ve yasalaştırılmalıdır” dedi. Milli Savunma Bakanlığı’na da çağrıda bulunan Kandemir, bürokratik süreçlerin hızlandırılması ve astsubayların taleplerine ilişkin somut adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Kamuoyundan da destek isteyen Kandemir, “Görevdeyken ‘kahraman’, emekli olunca ‘unutulan’ olmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı. TEMAD Genel Merkezi ve 99 şubesiyle birlikte mücadeleye devam edeceklerini belirten Kandemir, “Adaletsizlikler giderilene, yasalarımız çıkana ve son meslektaşımız hakkını alana kadar hukuk temelinde, meşru zeminlerde ve kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. OYAK açıklaması Kandemir, emekli astsubayların OYAK üzerinden sürekli gelir elde ettiği yönündeki değerlendirmelere de yanıt verdi. OYAK’ın bir yardım sandığı olduğunu belirten Kandemir, buradaki birikimlerin personelin çalışma hayatı boyunca maaşlarından yapılan kesintilerden oluştuğunu söyledi. Birçok astsubayın emeklilik sırasında birikimini çekerek OYAK üyeliğini sonlandırdığını belirten Kandemir, bu nedenle emekli astsubayların tamamının OYAK’tan düzenli gelir elde ettiği yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığını ifade etti. Astsubaylar yarın Denizli’de yürüyecek Kandemir, basın toplantısının sonunda 26 Eylül 2026 Cumartesi günü Denizli’de “Astsubay Hak Arama Mücadelesi Programı” düzenleneceğini açıkladı. Saat 12.30’da Denizli Valiliği önündeki Atatürk Anıtı’nda başlayacak programa TEMAD Genel Başkanı Cahit Koca, genel başkan yardımcıları ile Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerindeki TEMAD şubelerinin temsilcilerinin katılması bekleniyor. Program, Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinden gerçekleştirilecek kortej yürüyüşüyle devam edecek. Yürüyüşün Denizli Büyükşehir Belediyesi önündeki Atatürk Anıtı’nda sona ereceğini belirten Kandemir, burada geniş katılımlı bir basın açıklaması yapılacağını söyledi. Kandemir, Denizli’deki tüm basın mensuplarını ve vatandaşları programa davet etti.

Denizli’de Savunma Sanayii Toplantısında Söz Krizi Haber

Denizli’de Savunma Sanayii Toplantısında Söz Krizi

Denizli Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün katılımıyla gerçekleştirilen “Denizli Savunma Sanayii İl Buluşması”nda beklenmedik bir tepki yaşandı. Emporia Otel Konferans Salonu’ndaki programda AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin’e kürsüde konuşma hakkı verildi. Yeni Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı’nın ise konuşma talebine rağmen kendisine söz verilmediği belirtildi. Yaşanan duruma tepki gösteren Arpacı, toplantıyı terk etti. ARPACI’DAN SERT TEPKİ Toplantıdan ayrılmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Arpacı, savunma sanayiinin siyasi partilerin üzerinde bir konu olduğunu vurguladı. Arpacı, “Savunma sanayii, siyasi partilerin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin milli meselesidir” ifadelerini kullanarak, iktidar milletvekiline söz hakkı verilirken muhalefet milletvekili olarak kendisine söz verilmemesini doğru bulmadığını belirtti. Arpacı, TBMM Sanayi, Ticaret ve Enerji Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlatarak, savunma sanayii gibi bir alanda seçilmiş milletvekillerinin görüşlerini ortaya koyabilmesi gerektiğini savundu. “SEÇİLMİŞ HER MİLLETVEKİLİNİN SÖZ SÖYLEME HAKKI VARDIR” Arpacı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkenin seçilmiş her milletvekilinin, hele ki savunma sanayii gibi milli bir konuda, söz söyleme ve katkı sunma hakkı vardır. İktidarın milletvekili konuşacak, muhalefetin milletvekili susacak anlayışını kabul etmiyoruz.” “MİLLİ MESELELERDE SİYASİ AYRIM YAPMAYACAĞIZ” Yaşananları yalnızca kendisine yönelik bir uygulama olarak değerlendirmediğini belirten Arpacı, gelecekte milli meselelerde siyasi ayrım yapılmaması gerektiğini ifade etti. Arpacı, “Önümüzdeki ilk genel seçimde partimiz iktidara geldiğinde biz; milli meselelerde siyasi ayrım yapmayacağız. Savunma sanayiinde de, sanayide de, ülkemizin geleceğini ilgilendiren her konuda farklı sesleri susturmak yerine ortak aklı büyüteceğiz” dedi. “MİLLİ DEĞERLER, İKTİDARIN SİYASİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Açıklamasının devamında milli değerlerin herhangi bir siyasi partinin tekelinde olmadığını vurgulayan Arpacı, “Çünkü milli değerler, iktidarın siyasi mülkü değildir. Türkiye hepimizindir” ifadelerini kullandı. Arpacı, yaşanan söz hakkı tartışmasına rağmen Denizli Sanayi Odası tarafından düzenlenen savunma sanayii buluşmasının Denizli ve Türkiye açısından önemli olduğunu belirterek, “Her ne olursa olsun YENİ Parti Denizli Milletvekili olarak; Denizli Sanayi Odamız tarafından gerçekleştirilen ‘Savunma’ başlıklı bu etkinliğin Denizlimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, katkı sağlayanlara teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Tin’den Brezilya Değerlendirmesi Haber

Tin’den Brezilya Değerlendirmesi

AK Parti Denizli Milletvekili ve Latin Amerika Karayipler Parlamentosu (PARLATINO) Üyesi Şahin Tin, AND Parlamentosu Türk Grubu üyelerinin de yer aldığı TBMM heyeti olarak Brezilya’da gerçekleştirdikleri resmi temasların ardından değerlendirmelerde bulundu. Brezilya’nın Latin Amerika’nın önemli siyasi ve ekonomik güçlerinden biri olduğunu belirten Tin, Türkiye ile Brezilya arasındaki mevcut ilişkilerin çok daha ileri bir noktaya taşınabilecek güçlü bir potansiyel barındırdığını ifade etti. BREZİLYA’DA KAPSAMLI TEMASLAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ Şahin Tin, ziyaret kapsamında SãoPaulo’da Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, Eyalet Yasama Meclisi, Futbol Müzesi, İslami sivil toplum kuruluşları ve Filistin gönüllüleriyle temaslarda bulunduklarını belirtti. Görüşmelerin Türkiye-Brezilya ilişkilerinin geliştirilmesi açısından verimli geçtiğini ifade eden Tin, PARLATINO Türk Grubu Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin’in başkanlık ettiği heyette PARLATINO üyesi Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ile AND Türk Grubu Başkanı Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer ve Denizli Milletvekili Nilgün Ök’ün yer aldığını kaydetti. “PARLAMENTER DİPLOMASİ, DOSTLUK KÖPRÜLERİNİ GÜÇLENDİRİYOR” SãoPaulo Eyalet Yasama Meclisi’ndeki temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milletvekili Şahin Tin, parlamenter diplomasinin Türkiye-Brezilya ilişkilerinin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Şahin Tin, “Parlamentolar yalnızca kanun yapan kurumlar değil, milletler arasında köprüler kuran ve ülkelerin birbirini daha iyi anlamasını sağlayan önemli yapılardır. Biz de Brezilya’da gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle Türkiye ile Brezilya arasındaki dostluk köprülerini daha da güçlendirmeyi amaçladık. Dünya küçülüyor, mesafeler kısalıyor. Bir zamanlar uzak dediğimiz coğrafyalar bugün ticaretin, teknolojinin, iletişimin ve diplomasinin birbirine bağladığı merkezler haline geliyor. Biz uzakları yakın eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Brezilya da bunun en güzel örneklerinden biri. Türkiye ile Brezilya arasındaki güçlü ilişki zeminini yeni dönemde daha ileri taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. “TİCARETİMİZİ ÜRETİM, YATIRIM VE TEKNOLOJİYLE BÜYÜTÜYORUZ” Türkiye-Brezilya ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirten Milletvekili Şahin Tin, iki ülke arasında ticaret, yatırım, savunma sanayii, teknoloji, tarım ve enerji alanlarında önemli fırsatlar bulunduğunu ifade etti. Şahin Tin, “Brezilya güçlü bir pazar ve önemli bir üretim merkezi. Türkiye ise üretim kabiliyeti, mühendislik gücü ve teknoloji altyapısıyla önemli bir noktaya geldi. Bizim anlayışımız sadece alıp satmak değil, üretmek, yatırım yapmak, ortaklık kurmak ve birlikte kazanmak. Ticaretin yolunu üretimle, üretimin yolunu yatırımla büyütmeliyiz. Savunma sanayii bizim için bağımsızlığımızın ve kendi ayaklarımız üzerinde durma irademizin sembolü. Türkiye artık kendi teknolojisini geliştiren ve dost ülkelerle ortak projeler üreten bir ülke. Brezilya ile savunma sanayii alanında imzalanan iş birliği anlaşması da bu açıdan önemli bir fırsat. Bununla birlikte Brezilya’nın tarım ve enerji kapasitesiyle Türkiye’nin sanayi, mühendislik ve teknoloji birikimini de buluşturabiliriz. Bizim meselemiz günü kurtarmak değil, geleceğe yatırım yapmak. Türkiye-Brezilya ilişkilerini uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleriyle daha ileri taşıyacağız” dedi. “ACILARIMIZ ORTAKSA, DAYANIŞMAMIZ DA ORTAK OLMALI” Ziyaret kapsamında afet yönetimi, Filistin meselesi ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milletvekili Şahin Tin, Türkiye’nin tecrübelerini dost ülkelerle paylaşmaya ve adalet, dayanışma ve barış temelinde güçlü duruşunu sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Şahin Tin, “6 Şubat’ta asrın felaketi depremi, büyük bir acıyı yaşadık. O acının içinde milletimizin nasıl kenetlendiğini, devletimizin nasıl seferber olduğunu gördük. Şimdi bu tecrübeyi dostlarımızla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Depremin milliyeti, afetin sınırı olmaz. Acılarımız ortaksa, dayanışmamız da ortak olmalı. Yine Filistin meselesi de bizim için siyasi hesapların ötesinde bir insanlık meselesidir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerimizin haklı davasının yanında durmaya devam edecek. Zulüm ne kadar sürerse sürsün, adaletin güneşi mutlaka doğacak. Biz buna inanıyoruz. Ayrıca Terörsüz Türkiye süreci ülkemizin geleceği açısından tarihi bir adım oldu. Türkiye artık enerjisini teröre değil, eğitime, üretime, bilime, teknolojiye ve kalkınmaya yöneltmelidir. Hedefimiz milletimizin birlik ve beraberliğini güçlendiren, daha huzurlu, daha güvenli ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmek” dedi. “TÜRKİYE ARTIK DÜNYANIN GÜÇLÜ AKTÖRLERİNDEN BİRİ” Brezilya temaslarının son derece verimli geçtiğini belirten Milletvekili Şahin Tin, görüşmelerde Türkiye’ye yönelik ilgi ve iş birliği iradesinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Türkiye’nin artık yalnızca bölgesinde değil, küresel ölçekte önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Şahin Tin, “Brezilya’da bir kez daha gördük ki Türkiye’nin dostluk kapısı açık. Savunma sanayii, ticaret, yatırımlar, diplomasi ve insani yardımlar başta olmak üzere her alanda büyüyen gücümüz, dostlarımızla kurduğumuz ilişkilerle daha da anlam kazanıyor. Bu ziyaretle yeni kapılar açtık, yeni köprüler kurduk. Şimdi bu temasları somut iş birliklerine dönüştürme zamanı. Önümüzdeki dönemde Brezilya ile ticaret, yatırım, teknoloji, savunma sanayii ve parlamenter ilişkilerimizi daha ileri taşıyacağız. Hedefimiz, büyük ve güçlü Türkiye’yi daha da güçlendirmektir” dedi.

Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar, Mesajlarını Denizli’den Verdi Haber

Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar, Mesajlarını Denizli’den Verdi

Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar, partisinin Denizli İl Kongresi’ne katılmak üzere geldiği Denizli’de bir dizi program gerçekleştirdi. Nacar, Denizli teşkilatıyla birlikte Bayramyeri’nde vatandaşlarla bir araya gelirken, meydandaki mehter gösterisinin ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Nacar, Denizli’nin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatındaki önemine dikkat çekerek kentin sanayisi, tarımı, ihracatı ve üretim gücüyle ülke ekonomisine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Denizli’nin millî mücadele dönemindeki rolüne de değinen Nacar, Millî Mücadele’nin öncü isimlerinden Denizli Müftüsü Ahmed Hulûsi Efendi’yi rahmet ve minnetle andı. “Denizli’nin mayasında istiklal ruhu var” Ahmed Hulûsi Efendi’nin Millî Mücadele’nin ilk günlerinde Denizli’de yaptığı çağrıya dikkat çeken Nacar, kentin tarihsel olarak millî şuur ve bağımsızlık anlayışının önemli merkezlerinden biri olduğunu savundu. Nacar, Türkiye’nin bugün de benzer şekilde kritik bir süreçten geçtiğini belirterek, ülkenin birliği, bağımsızlığı ve üniter yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Kanserli Hücre Yasası” çıkışı Konuşmasının önemli bölümünü TBMM gündemindeki yasa teklifine ayıran Cuma Nacar, söz konusu düzenlemeyi sert ifadelerle eleştirdi. Nacar, kamuoyunda farklı isimlerle anılan yasa teklifine ilişkin, “Kök Hücre Yasası değil, Kanserli Hücre Yasası” ifadesini kullandı. Teklifin yeterince tartışılmadan Meclis gündemine getirildiğini ileri süren Nacar, düzenlemenin geri çekilmesi çağrısında bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihi bir sorumluluk taşıdığını belirten Nacar, milletvekillerine de çağrıda bulunarak ülkenin geleceğinin siyasi hesaplara veya günlük çıkarlar uğruna feda edilmemesi gerektiğini söyledi. “Türk siyasetinin temel sorunu millîlikten uzaklaşmak” Türk siyasetinin temel sorunlarından birinin millîlikten uzaklaşmak olduğunu savunan Nacar, Türkiye’nin kendi değerleri, iradesi ve millî menfaatleri doğrultusunda siyaset üretmesi gerektiğini ifade etti. “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürece ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nacar, sürecin terörün sona erdirilmesinden ziyade Türkiye’nin millî yapısını ve üniter devlet anlayışını zedeleyebilecek sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü. Nacar, Millet Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin, milletin birlik ve bütünlüğünün ve devletin bekasının korunması gerektiğini savunduklarını belirtti. İl kongresinde teşkilat buluşması Denizli programı kapsamında vatandaşlarla bir araya gelen ve teşkilat mensuplarıyla buluşan Cuma Nacar, daha sonra partisinin Denizli İl Kongresi’ne katıldı. Nacar, kongrede yaptığı konuşmada da Türkiye’nin geleceği açısından millî, bağımsız ve millet merkezli bir siyaset anlayışının önemine dikkat çekti. Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar’ın Denizli programı, kongre ve kent merkezindeki temasların ardından sona erdi.

YENİ Partili Arpacı: Çocuk Adaletinde Başarı Ceza Vermekle Değil, Suçu Önlemekle Ölçülür Haber

YENİ Partili Arpacı: Çocuk Adaletinde Başarı Ceza Vermekle Değil, Suçu Önlemekle Ölçülür

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı TBMM Genel Kurulu'nda, Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci maddesi hakkında konuştu. Arpacı, “Devlet çocuğa okuldan koptuğunda ulaşamıyorsa, ailesi yoksullukla mücadele ederken yanında değilse, bağımlılık ve ruh sağlığı desteğini zamanında sunamıyorsa yıllar sonra yalnızca ceza kanunuyla karşısına çıkamaz. Bizim ihtiyacımız çocuğu suç işledikten sonra hatırlayan bir sistem değil, riski önceden gören, aileye zamanında ulaşan, çocuğu okulda tutan ve suç örgütlerinin elinden kurtaran bir kamu düzenidir” dedi. “Kaybettiğimiz Çocuklarımızın Acısı Hâlâ Kalbimizde” Düzenlemede ateşli silahların saklanmasıyla ilgili 1'inci maddesi üzerine değerlendirmelerde bulunan YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı şunları söyledi: “Ahmet Minguzzi, Ata Emre Akman, Atlas Çağlayan, Abdurrahman Balcı, Gülden Coni, Fatih Acacı, Kıvanç Uman, Murat Duha Yıldız, Alperen Ömer Toprak, Hakan Çakır, Eyüp Arıcı ve son olarak da İzmir'de kalbinden bıçaklanan Mehmet; birkaç sene içinde cinayete kurban giden, ülkenin geleceği gençlerimizden sadece birkaçı. Şanlıurfa'da, Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen okul saldırılarında kaybettiğimiz çocuklarımızın acısı hâlâ kalbimizde, en derinliklerinde. Hepsinin acısı çok taze, üzerinden yıllar da geçse unutamayacağımız pırıl pırıl, bir hiç uğruna kaybettiğimiz gençlerimiz. “Geleceğimiz Gidiyor Ve Giden Geri Gelmiyor, Ülkeyi Bu Hâle Siz Getirdiniz” 2025'te mağdur olan çocuk sayısı tam 268 bin. Bu çocukların yüzde 60'ı yaralanma suçundan mağdur, belki de ölmekten kıl payı kurtuldular. Korkunç bir rakam, korkunç. Bir senede suç işleyen çocuğumuzun, gencimizin sayısı 200 bin. Belki bir suç örgütünün elinde, belki kötü yaşam koşulları, berbat eğitim sistemimiz, ekonomik zorluklar ya da ruhsal problemleri yüzünden suç işlemiş yüz binlerce çocuğumuz var. Biz bu ülkede nasıl yaşayacağız? Hangi aile sokak güvenliği olmadığı bir ülkede evladını başka bir şehirde eğitim almaya gönderebilecek? Birçok aile çocukları hayal ettiği okulu kazandığı hâlde özellikle büyükşehirlerde okumasını istemiyor. Çocuklarımızı nasıl bir geleceğe hazırlıyoruz? Allah aşkına, kim bu ülkede yaşamak istiyor? Türkiye'den dünyaya ilk önce doktorlarımızı, mühendislerimizi, yetişmiş insan gücümüzü gönderdik. Üniversiteden mezun olan gençlerimizin tek hayali Avrupa'da çalışmak ve artık en sonunda liseden mezun olan çocuklarımız bile yurt dışında üniversite eğitimi almak istiyorlar. Bütün gençler bir fırsatını bulup ülkeyi terk etmek istiyor, farkında mısınız? Geleceğimiz gidiyor ve giden geri gelmiyor. Yirmi yılda ülkeyi derin yoksulluğa sürükleyen, hukuku keyfî uygulamalarla işlemez hâle getiren, düşünce, ifade ve sosyal medya özgürlüğünü ortadan kaldıran sizsiniz. Uyuşturucu baronları başta olmak üzere, suç örgütleriyle mücadele ediyormuş gibi yaparak ülkeyi bu hâle getirdiniz; suçlusu da sorumlusu da sizlersiniz. “Silahın Çocuğun Eline Geçmesini Önlemek Yetişkin Bireyin En Temel Sorumluluklarından” 1'inci maddeyle ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden saklayan ve bir çocuğun silahı ele geçirmesine neden olan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Elbette bir evde silah bulunuyorsa o silahın çocuğun eline geçmesini önlemek yetişkin bir bireyin en temel sorumluluklarından biridir. Silahı çocuğun rahatça ulaşabileceği bir yerde bırakmak basit bir ihmal değildir, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilecek ağır bir sorumsuzluktur ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır; bu nedenle düzenlemenin amacını doğru buluyoruz. “Çocuk Koruma Sistemi Zamanında Çalışmıyor” Sayın milletvekilleri, bakın, veriler önümüzde çok açık bir tabloyu ortaya koyuyor. 2020-2025 yılı arasında çocukların karıştığı organize suç olayları yüzde 236 arttı. Bu veri suç örgütlerinin çocukların yoksulluğundan, yalnızlığından, okullarından kopuşundan ve gelecek kaygısından daha fazla yararlandıklarını gösteriyor. Çocukları uyuşturucu taşımada, silah saklamada, gözcülükte ve şiddet eylemlerinde kullanılması yalnızca bir asayiş meselesi değil, bu tablo çocuk koruma sisteminin zamanında da çalışmadığını gösteriyor. “Aynı Çocuk İçin Hep Beraber Çalışmalıdır” Teklifin gerekçesinde yoksulluktan, aile içi şiddetten, eğitimden kopuştan ve sosyal hizmet eksikliğinden söz ediliyor ancak çözüm bölümüne gelindiğinde yeniden sadece cezaları artırıyor, infaz ağırlaştırılıyor, aileye yeni ceza hükümleri getiriliyor. Devlet çocuğa okuldan koptuğunda ulaşamıyorsa, ailesi yoksullukla mücadele ederken yanında değilse, bağımlılık ve ruh sağlığı desteğini zamanında sunamıyorsa yıllar sonra yalnızca ceza kanunuyla karşısına çıkamaz. Bizim ihtiyacımız çocuğu suç işledikten sonra hatırlayan bir sistem değil, riski önceden gören, aileye zamanında ulaşan, çocuğu okulda tutan ve suç örgütlerinin elinden kurtaran bir kamu düzenidir. Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Millî Eğitim, Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları ile yerel yönetimler aynı çocuk için hep beraber çalışmalıdır. Çocuk adaletinde başarı kaç çocuğa ceza verdiğimizle ve bunun ne kadar uzun olduğuyla ilgili değil, kaç çocuğun suça sürüklenmesini önlediğimizle ölçülür diyorum.”

Karaca,"Yüzde 12,5 gümrük vergisi tekstili vurdu" Haber

Karaca,"Yüzde 12,5 gümrük vergisi tekstili vurdu"

HABER:MURAT DEMİRBİLEK "DOSTUM DİYEN TRUMP'IN EN BÜYÜK KAZIĞI YÜZDE 12,5 GÜMRÜK VERGİSİ OLDU" TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada dikkat çeken ifadeler kullanan Karaca, NATO Zirvesi kapsamında Türkiye'ye gelen ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik iktidarın yaklaşımını eleştirdi. Karaca, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "NATO Zirvesi için gelen, iktidarı pışpışlayan, 'Dostum' diyerek övgüler düzen, Denizlimizin meşhur yanık kokulu yoğurdunu yiyen Trump'ın sizlere ve ülkemize, bu sektöre attığı en büyük 'dost' kazıklarından biri neydi? Yüzde 12,5 ek ilave gümrük vergisi." DENİZLİ'DE BİNLERCE KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ Denizli ekonomisinin alarm verdiğini ifade eden Karaca, işsizlik rakamlarının her geçen gün arttığını söyledi. Paylaştığı verilere göre; Denizli'de Ocak 2026 itibarıyla son bir yılda 5 bin 196 kişi işsiz kaldı. Türkiye genelinde ise son iki yılda tekstil ve konfeksiyon sektöründe 153 bin kişilik kayıtlı istihdam kaybı yaşandı. Takipteki kredi oranı ise son bir yılda yüzde 78 arttı. Karaca, bu tabloyun üretim, ihracat ve istihdam açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti. "SEKTÖR DESTEK BEKLİYOR" Tekstil sektörünün ayakta kalabilmesi için hükümetin acil adımlar atması gerektiğini belirten Karaca, çözüm önerilerini de TBMM kürsüsünden sıraladı. Karaca'nın önerileri arasında şu başlıklar yer aldı: EXIMBANK ve benzeri ihracat destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, Üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, Ekonomide milli ve kararlı bir duruş sergilenmesi, İhracatı olumsuz etkileyen kur baskısına kalıcı çözüm üretilmesi, Sektör temsilcilerinin taleplerinin doğrudan dinlenerek politika oluşturulması. DENİZLİ TEKSTİLİ İÇİN UYARI Denizli'nin Türkiye'nin en önemli ihracat ve tekstil merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Karaca, üretimin sürdürülebilirliği için ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma, özellikle tekstil sektörünün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları ve ihracatçıların yaşadığı sorunları bir kez daha Meclis gündemine taşırken, Denizli ekonomisinin geleceğine ilişkin önemli uyarılar da içerdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.