Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

Tavas Barış Gazetesi - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP’li Yılmaz, esnafın ekmek teknesine misafir oldu Haber

MHP’li Yılmaz, esnafın ekmek teknesine misafir oldu

HABER MERKEZİ Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Denizli İl Başkanlığı “hayırlı günler komşum, derdin derdimizdir” kapsamında 1. 2. ve 3. Sanayi esnaflarını ziyaret etti. “Hayırlı Günler Komşum” ve “Derdin Derdimizdir” ziyaretlerine MHP İl Başkanı Av. Mehmet Ali Yılmaz başkanlığında, İl Başkan Yardımcımız İsmail Cirit, Büyükşehir Belediye Meclis Üyemiz Hakan Çetinkaya, İl Yönetim Kurulu Üyelerimiz Ahmet Öğütcen, Mehmet Öztürk ve Hasan Zor katıldı.“ ESNAFIMIZIN DERDİ, BİZİM DAVAMIZDIR.” MHP İl Başkanı Av. Mehmet Ali Yılmaz ve beraberindekiler Sanayi esnafları tarafından memnuniyetle karşılandı. Ziyaretlerde 1. 2. ve 3. Esnaflar MHP’lileri görünce işlerini yarıda bırakarak İl Başkanı Yılmaz’ı dinlediler ve sohbet ettiler. MHP İl Başkanı Yılmaz, yaptığı konuşmada kendilerini memnuniyetle karşılayan sanayi esnaflarına teşekkür etti. Başkan Yılmaz, “Esnafımızın derdi, bizim davamızdır” anlayışıyla alın teriyle ayakta duran esnaf kardeşlerimizin yanında olmaya, seslerine kulak vermeye devam ediyoruz. İlimizdeki 1. 2. ve 3. Sanayimizde alın teriyle memleketine değer katan, emeğin ve üretimin temsilcisi kıymetli esnaf kardeşlerimizle bir araya geldik. Üretmenin gururunu, dayanışmanın sıcaklığını paylaştığımız samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Bizleri içtenlikle ağırlayan tüm esnaf dostlarımıza nezaketleri, misafirperverlikleri ve gönül dolusu muhabbetleri için teşekkür ederim" diye konuştu MHP'NİN TERÖRSÜZ TÜRKİYE RAPORU İl Başkanı Av. Yılmaz, ziyarette, esnafları MHP’nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilettikleri rapor hakkında bilgi verdi Yılmaz, “Bakın geçtiğimiz günlerde Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Milli Egemenliğin kalesi TBMM’nde kurulan ve çalışmalarını şeffaf bir şekilde yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na raporumuzu verdik. Bu raporda görüldü ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık şartları, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle mühürlenmiştir. Devletimizin dili, bayrağı, başkenti ve üniter yapısı; tartışma konusu değil, millet iradesinin değiştirilemez hükmüdür. Türkiye’de bir etnik kimlik sorunu yoktur. Türkiye’de terör ve tedhiş sorunu vardır. Kurucu değerlerimizi sorun olarak göstermek; millet olma şuurumuzu hedef almaktır. Terörle pazarlık, barış getirmez; bu nedenle terörle pazarlık söz konusu değildir. Anayasanın 42. ve 66. maddeleri tartışma dışıdır. Türkiye’de tek bir kamusal alan vardır; o da Türk milletinin ortak kamusal alanıdır. Etnik temelli kamusal alan tarifleri, üniter devlet yapısının altını oymaya yönelik tehlikeli kavramsal girişimlerdir. Bu girişimlere katiyyen müsaade edilmeyecektir. Hendek terörü bize şunu açıkça göstermiştir: Öz yönetim söylemi, masum bir yerel talep değil; bölünmenin kılıfıdır. Devletin egemenliğine meydan okuyan hiçbir yapı, siyaset kisvesi altında meşrulaştırılamaz. Şurası çok nettir; “Liderimiz ve Genel başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısı, asırlık Türk devlet aklının dile gelmesidir” diye konuştu.

“Bu Bir faili malum Gasp Bütçesidir” Haber

“Bu Bir faili malum Gasp Bütçesidir”

MURAT DEMİRBİLEK CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı bütçe konuşmasında iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Karaca, görüşülen bütçeyi “gasp rejiminin 8’inci bütçesi” olarak nitelendirerek, bütçenin halktan alınıp sermayeye aktarıldığını söyledi. Karaca, konuşmasında “gasp” ifadesini bir benzetme değil, anayasal ihlallere dayalı bir teşhis olarak kullandığını vurguladı. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Can Atalay’ın milletvekilliği hakkının gasp edildiğini belirten Karaca, “Anayasa’nın 153’üncü maddesi ayaklar altına alınıyor. Meclisin bütçe yapma ve yasama yetkisi sarayın süslü odalarına hapsediliyor. Böyle bir düzene ancak gasp rejimi denir” dedi. “Meclis’te bütçe yapılmıyor, bütçecilik oyunu oynanıyor” Meclis’te gerçek bir bütçe tartışması yapılmadığını savunan Karaca, “Ritüeli olan, metni önceden yazılmış, sonucu baştan belli bir oyun oynanıyor. Bu kürsü bütçe oyununuzu meşrulaştıran bir dekor haline getirildi” ifadelerini kullandı. Görüşülen metnin bir bütçe değil, iktidarın sınıfsal tercihlerinin itirafı olduğunu söyleyen Karaca, emekten sermayeye büyük bir kaynak transferi yapıldığını dile getirdi. “Faiz bütçesi, borç verenin kasasını dolduruyor” Bütçedeki rakamlara dikkat çeken CHP’li Karaca, faiz ödemeleri için 2 trilyon 742 milyar lira, garanti ödemeleri için ise 238 milyar lira ayrıldığını hatırlattı. Kadınların güçlendirilmesinden söz edilirken, kadın başına yıllık yalnızca 186 lira 80 kuruşluk bir pay ayrıldığını belirten Karaca, buna karşılık kadınların sırtına yıllık 37 bin lira borç yüklendiğini söyledi. Çocuklar için de benzer bir tablo olduğunu ifade eden Karaca, her çocuğa yıllık 246 bin 500 lira borç düşürüldüğünü vurguladı. “Öncelik haritanız yoksulluğu yönetmek” İktidarın bütçeyle ortaya koyduğu öncelikleri sıralayan Karaca, bu haritanın emekçiyi ezmeye, borçlandırmaya, üretimi yok edip tüketimi yüceltmeye, yoksulluğu ise bir yönetim aracına dönüştürmeye dayandığını söyledi. “Emekçiye kanaat, yoksula şükür, sermayeye teşvik” anlayışının bütçeye hâkim olduğunu dile getirdi. “Demokrasiler böyle ölür” Konuşmasında “Demokrasiler nasıl ölür?” sorusunu gündeme getiren Karaca, demokrasinin bir gecede çıkarılan kararnamelerle, denetimin devre dışı bırakılmasıyla, kamu kaynaklarının bir zümreye aktarılmasıyla ve kamu ihalelerinin siyasi sadakatin ödülüne dönüştürülmesiyle ortadan kaldırıldığını ifade etti. “Demokrasinin tabutuna çivi çakılıyor” Bütçenin final sahnesini “demokrasinin tabutuna çakılan çivi” olarak tanımlayan Karaca, kayırmacılığın beslendiğini, faizin kutsandığını, denetimin törpülendiğini ve halkın sofrasının küçültüldüğünü söyledi. Konuşmasının sonunda iktidara seslenen Karaca, “Faili malum olan rejiminiz bu ülkeyi bir borçlular kampına çevirdi. Biz ganimeti ve ganimetçileri değil, halkı savunmaya devam edeceğiz. Gasp rejimi gidecek, halkın rejimi gelecek” diyerek sözlerini tamamladı.

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim” Haber

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim”

HABER MERKEZİ CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’ndaki 2026 yılı bütçe görüşmelerinde, “Şahap Kavcıoğlu, bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda dün (15 Haziran) İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 2026 bütçesine ilişkin söz alan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Hazine ve Maliye Bakanına seslenerek, “Yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir” dedi. Şahap Kavcıoğlu, Üçüncü Bütçesinde De Meclis’te Halkın Karşısına Çıkmadı BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun bütçe görüşmelerine katılmamasına tepki gösteren CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, eleştirilerini şöyle sıraladı: “Bugün, BDDK'yı, BDDK'ya ayrılan bütçeyi konuşuyoruz. Peki, bu bütçeyi ve bu kurumu kime emanet ediyoruz? Şahap Kavcıoğlu'na? Kimdir Şahap Kavcıoğlu? Nebati döneminin Merkez Bankası Başkanı. Nerede beyefendi? Yok. Bu 3'üncü bütçesi, 3'üncü bütçesinde de bu Mecliste halkın karşısına çıkmaya yüzü yok. Son 5 Merkez Bankası Başkanının içinde en çok görev yapan Başkan, yirmi yedi ay görev yapmış. Herhâlde bu başarı Sayın Mehmet Şimşek'in gözünden kaçmamış olacak ki onu Merkez Bankasının başından alıp bütün bankaların başına patron yapmış ve ekibine dâhil etmiş. Şimdi, burada bir gariplik yok mu Sayın Bakan? Siz göreve geldiğinizde bir önceki dönemi ‘irrasyonel’ olarak tanımlamadınız mı? Neydi irrasyonel? Sorduk bilgisayara ‘akıl ve mantığa dayanmayan, sağlıklı düşünceden uzak’ demekmiş. Tekrar ediyorum, akıl ve mantık dışı, sağlıklı düşünceden uzak. Peki, bu akıl dışı politikaları, o meşhur nas faiz politikalarının başında kim vardı? İşte, Şahap Kavcıoğlu vardı. Bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine. Ülkeyi Uçuruma Sürükleyenler Ödüllendiriliyor, Halk Size Güvenmiyor Bugün bu ülkenin yaşadığı derin yoksulluğun, açlığın, sefaletin baş sorumlularından birine bu Kurumu emanet etmek bu halkın aklıyla dalga geçmektir. Ülkeyi uçuruma sürükleyenlerin ödüllendirildiği bir düzende rasyonellikten bahsedemezsiniz Sayın Bakan. Bakın, en büyük probleminiz güven, siz akıl ve mantık dışı, sağlıksız düşünceler sahibi bir insanı bankaların başına getirirseniz, bu kişi bir sene içinde 400'e yakın düzenlemeyle oyun oynanırken bankacılığın kurallarını değiştirir, serbest piyasa ekonomisinin içinden geçerse bu piyasalar size nasıl güvensin? Uyguladığınız hazine politikalarının bir hikmeti yok, üzülerek söylüyorum ama siz ancak size gösterilen bir alan içinde top çevirebilirsiniz. Diyorsunuz ki: ‘2026'da enflasyon yüzde 16 olacak.’ fakat anketlerde beklentiler öyle demiyor. Piyasa katılımcılarında beklenti yüzde 23,5; sektörde yüzde 36; hane halkının 2026 enflasyon beklentisi yüzde 52 yani Türkiye size inanmıyor Sayın Bakan, halkımız size güvenmiyor maalesef. Adı ‘Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele’, Gerçekler Fahiş Vergi Dayatması Gelelim maliye politikalarınıza. Maliye politikalarınızın merkezine vergi, harç ve cezalar artırmayı koymuşsunuz, adına da ‘kayıt dışı ekonomiyle mücadele’ diyorsunuz. Yapılan ise kayıtlı firmaları, özellikle esnafları ‘gönüllü uyum’ adı altında tehdit etmektir, ‘uzlaşma’ adı altında fahiş vergi dayatmasıdır. Hükûmetiniz sözde enflasyonla mücadele için bir yandan gümrüklerde vergi indirimleri yaparken dünyanın en pahalı faiziyle biriktirilen döviz rezervlerini tahıl gibi, et gibi temel gıda maddeleri için yurt dışına, yandaş şirketlere aktarıyorsunuz yani yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz Sayın Bakan. Üretmeden Tüketen, Kazanmadan Harcayan, Planlamadan Büyümeye Çalışan AnlayışArtık İflas Etmiştir AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir. Bu görüşülen bütçe, faizcinin bütçesidir, bankaların bütçesidir, yandaşın bütçesidir. Bu bütçede halk yoktur, üretim yoktur, sanayici yoktur, güven ve adalet hiç yoktur. Biz bu bütçeye, bu bozuk düzene ‘Hayır.’ diyoruz.”

CHP’li Arpacı, Denizli’nin İki Büyük Sorununu Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP’li Arpacı, Denizli’nin İki Büyük Sorununu Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda Denizli’nin turizm ve ulaşım sorunlarını gündeme taşıdı. Arpacı, Pamukkale’de sezon ortasında başlatılıp hâlâ bitirilemeyen tadilatın hem turizme hem esnafa büyük darbe vurduğunu söyleyerek, “Bu iş bilmezliğin bedelini Denizli ödüyor, iktidar yine bir yandaşı zengin etti” dedi. THY’nin uçuş planındaki yetersizlikleri de eleştiren Arpacı, “Denizli'den daha az turist ziyaretçisi olan, ihracatı, ticari hacmi çok daha az olan Anadolu kentlerinde çok daha fazla uçuş gerçekleşmekte. Denizli'nin bu potansiyelini niye görmüyorsunuz” ifadelerini kullandı. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda Denizli’nin turizm ve ulaşım alanındaki sorunlarını gündeme getirdi. Pamukkale’de Antik Havuz ve Güney Kapısı’nda yürütülen tadilat çalışmalarının sezon başında başlatıldığına ve hâlâ tamamlanmadığına dikkat çeken Arpacı, sürecin bölge esnafı, otel işletmeleri ve kent turizmi üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti. Arpacı ayrıca, Türk Hava Yolları’nın yeni kış tarifesinde Denizli’nin sefer planlamasında yeniden geri planda bırakıldığını belirterek, uçuş saatlerinin turizm ve iş dünyasının ihtiyacını karşılamadığını söyledi. Arpacı, “Pamukkale’deki tadilat derhâl tamamlanmalı, şehrin turizm itibarı geri kazandırılmalı, Denizli'nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli ve bu kentin önü tıkanmamalıdır. Biz çözüm bekliyoruz, bahane değil, icraat istiyoruz” dedi. Pamukkale’deki tadilat, ülkemizin ve şehrimizin itibarını sarstı, turist sayısı düştü CHP’li Arpacı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Denizli'nin turizm merkezi Pamukkale'de Antik Havuz'da ve Güney Kapısı'nda yapılmakta olan tadilat ne yazık ki göz bebeğimiz Pamukkale'ye hançer vurmuştur. Üç aylık bir sürede, haziran sonu bitirilmek üzere tam da sezon başında başlayan tadilat kasım ayına girdiğimiz bugünlerde hâlâtamamlanamamış, başta, yöre esnafına ve otellere büyük zarar vermiştir. Dünyanın dört bir yanından şehrimize ziyarete gelen turistlerde ise büyük hayal kırıklığı yaratmış, sosyal medyada yapılan paylaşımlarla ne yazık ki ülkemizin ve şehrimizin itibarı sarsılmıştır; Pamukkale'ye gelen turist sayısında düşüş yaşanmıştır. Merkezden gelen bir proje yerine Denizlili bir mimar daha düşük bütçeyle, Denizli’ye yakışır bir bina yapabilirdi Tek problem zamanlama değil, aynı zamanda, yapılan binalar da mimari olarak Pamukkale'nin dokusuna yakışır ve işlevsel değildir. Merkezden gelen bir proje yerine yöreyi bilen Denizlili bir mimar orada çok daha düşük bir bütçeyle hızlı bir çözüm üretir, Denizli'ye yakışır bir bina yapabilirdi. Neden böyle bir iş bilmezlik yapılmıştır? Bu tadilat tam da bugünlerde başlasa olmaz mıydı? Zaten yüksek enflasyon ve berbat ekonomi politikalarınız sebebiyle zor durumda olan esnaf sezonda mağdur olmasaydı, turistler şehrimizi bu şekilde tanımasaydı olmaz mıydı? Yok, olmaz; iktidarınızın ‘Ben yaptım, oldu’ politikaları her zamanki gibi devreye girdi, esnaf mağdur oldu, siz her zamanki gibi bir yandaşı zengin ettiniz. Denizli’de uçuş saatleri ne turistlere ne de iş dünyasına uygun, bir gün yollarda geçiyor Denizli'de turizme vurulan tek darbe bu değil. Türk Hava Yolları kış tarifesini yayınladı; yıllardır beklediğimiz ve dile getirdiğimiz sefer sayılarının artmasını beklerken yine bir hayal kırıklığına uğradık. Söylediğim gibi, Denizlili iş dünyasına ve turizme bir hançer daha vuruldu; uçuş saatleri ne turistlere ne de iş dünyasına uygun. Bugün ne yazık ki Denizlili bir iş insanı İstanbul'da sabah toplantısını yapıp günübirlik işini görüp akşam uçağıyla geri dönemiyor; Avrupa'da fuarlara, müşterilerine gideceği zaman İstanbul-Avrupa bağlantılarını yakalayamıyor, bir gününü yollarda havalimanında bekleyerek geçiriyor. Ulaşım yoksa o şehir ne sosyokültürel ne de ekonomik olarak gelişmiyor. Vakit nakittir sayın bakanlık yetkilileri. Şimdi soruyorum: Denizli bu potansiyeliyle olanları hak ediyor mu? Bugün Denizli'den daha az turist ziyaretçisi olan, ihracatı, ticari hacmi çok daha az olan Anadolu kentlerinde çok daha fazla uçuş gerçekleşmekte, hem de sadece İstanbul'a değil, Ankara'ya, Avrupa'ya direkt uçuşları var. Denizli'nin bu potansiyelini niye görmüyorsunuz? Denizli'yi neden 3'üncü, 4'üncü, 5'inci plana atıyorsunuz? Doluluk oranlarına baktığımızda bir problem yok, her uçak dolu, fiyatlara baktığımızda en pahalı biletleri Denizlilere satıyorsunuz, para kazanıyorsunuz. Tadilat derhâl tamamlanmalı, Denizli’nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli Pamukkale’deki tadilat derhâl tamamlanmalı, şehrin turizm itibarı geri kazandırılmalı, Denizli'nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli ve bu kentin önü tıkanmamalıdır. Bu Meclis, Denizli'nin sesini duymak zorundadır. Biz çözüm bekliyoruz, bahane değil, icraat istiyoruz. Denizli'nin hakkı teslim edilene kadar da takipçisi olacağız.”

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz" Haber

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “vergi paketi” görüşmelerinde teklif üzerine söz aldı. Paketle birlikte emlakçılardan, galericilerden, sarraflardan, diş hekimlerinden senelik harç alınacağını hatırlatan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı şunları söyledi: Esnafın hali perişan “Galericilerden örnek vereyim: Şimdi, yaklaşık bir buçuk iki senedir Denizli'de ‘gönüllü uyum’ adı altında, galericilerden, sattıkları araç başına 10 bin lira vergi alınıyor. Bu yetmedi mi Sayın Başkanım? Araç başına 10 bin lira. Tehdit ediyorsunuz: ‘Ya gönüllü uyum yaparsınız ya da dört senelik defterlerini getir’ Bakın, bu insanlar zaten kayıtlı, zaten mükellef, zaten vergi levhası var. Anlatabildim mi? Peki, size bir veri vereyim. Şimdi, Türkiye'de, yetkili, kayıtlı araç satışı yapabilen kayıtlı satıcıların yaptığı araç satışının 6 katı kadar şahıslar satış yapıyor. Kafesteki kuşların tüylerini yola yola bitiremediniz. Bu kafesi ne zaman genişleteceğiz, dışardaki kargaları, kuşları ne zaman kafese sokacağız; onun cevabı yok, ne varsa kayıtlılara yükleniyorsunuz. ‘Kayıtlılardan daha da vergi alalım, harç alalım, ÖTV alalım, MTV alalım’ Esnafın hâli perişan. Esnaf, sanayici, üretici bizlerden sıkıntılara, sorunlara çare olmamızı beklerken sizler sırtına daha fazla yük yüklüyorsunuz Sayın Bakanım; gelin, bundan vazgeçin. Diş hekimlerinden, sarraflardan, galericilerden ve emlakçılardan alınacak harçları iptal edelim; bu kanundan çıkaralım. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı Söylediğim sözü tekrarlayacağım: ‘Fakirin karnı doyar, zenginin gözü doymaz’ derler bizim orada. Yani bu sizin zamanınızda fakir de aç kaldı, zengin de doymak bilmiyor. Yine, her türlü avantajı, yurt dışından gelen şirketlere, büyük şirketlere veriyorsunuz ama dolaylı vergilerle ama harçlarla bütün yükünüzü halkın sırtına yüklüyorsunuz. Yani burada şöyle bir sıkıntı var: Yani ülkeye yatırım gelmiyor, ülkeye hizmet gelmiyor, siz bunu çekmek için kapitülasyon niteliğinde yine avantajlar sağlamaya çalışıyorsunuz. BYD'nin örneğini verdim. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı, Manisa'ya daha kepçe vurmadı. Hani orada yatırım yapacaktı, daha çivi çakmadan 20 bin tane arabayı ülkeye vergi avantajıyla soktu ve şu anda satıyor, diğer firmalarla haksız rekabete sebep oldunuz. Bunun amacı neydi? Yatırım, istihdam. Ne yatırım var, ne istihdam var. Yani bunlar fayda sağlamıyor. Siz hâlâ vermeye devam ediyorsunuz fakat bunları artık yatırımcıya, esnafa, sanayiciye, üreticiye verin, onlara vergi muafiyeti sağlayın. Tek yaptığınız büyük şirketlere, ithalatçılara ve yandaşlara vergi muafiyeti vermek. Çiftçi tam hasadını yapıyor, ürünü para edecek, vergi muafiyeti, gümrük vergisinden muaf, Mersin'de, limanda onlarca gemi buğday sokuyor, mısır sokuyor, ceviz sokuyor. Çiftçiyi mağdur ediyorsunuz, üreticiyi mağdur ediyorsunuz. Bu vergi muafiyetlerini, bu avantajlarınızı neden Türk halkına kullandırmıyorsunuz? Maç oynanırken kural değiştiriliyor Bireysel emeklilikte katkı payının yüzde sıfıra düşmesi ya da yüzde 45'e çıkmasını konuşuyoruz fakat mevcut poliçeler için de geçerli olacak mı, olmayacak mı onu tam anlayamadım. Bir de bu geçişi kademeli yapamaz mıyız? Yani maç oynanırken kural değiştirmek yerine eğer böyle bir kural değişikliğine gidiyorsak ki ‘Siz yetki veriyoruz’ diyorsunuz ama zaten Cumhurbaşkanımıza en son yetki verdiğimizde etkiyi gördük yani ‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ dedi ekonomide bu hâllere düşmemizin bir anlamda sebebi oldu. Dolayısıyla, 50 ile sıfır arasındaki hani artırma, azaltma noktasında verdiğiniz şey bir algı operasyonu. Bunun belli ki 45'e çıkmayacağı, 50'ye çıkmayacağı belli bu düşecek. Biz de burada en azından finansal sistemin zarar görmemesi açısından bunu birinci yıl şu kadar, ikinci yıl bu kadar, üçüncü yıl bu kadar gibi bir geçiş sağlasak daha kolay olmaz mı? Hem mevcut yatırımcıların zarar etmesini engelleriz hem de sisteme girecek insanlar mağdur olmaz ne yaşayacaklarını bilerek sisteme girerler diye düşünüyorum. Asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor Ben genel bir değerlendirme yapıp ‘Vergi sebep, enflasyon sonuçtur’ demiştim. Şimdi, ana konumuz enflasyonu düşürmek ve satın alma gücünü artırmak olmalı. Şu anda Türkiye ekonomisinin yaşadığı en büyük problem budur. Yüksek enflasyon, düşük satın alma gücü. Şu an elinizde aslında harika bir fırsat var. Genel Başkan Yardımcınız Nihat Zeybekçi'nin de açıklamaları vardı: ‘Marmara Bölgesi dışında tekstil sektörüne bir teşvik kapsamında çalışıyoruz’ diye. Şu an gerçekten güzel bir fırsat var. Yani hem satın alma gücünü artırıp hem de bunun enflasyona etkisini artırmayacağınız asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor. Bugün çalışanın eline geçen 22 bin lira fakat bir işverene ‘Asgari ücret ne kadar?’ diye sorarsanız ‘31 bin lira’ diye cevap verir. Arada 9 bin liralık bir makas var. 22 bin liranın neredeyse eline geçenin yüzde 40'ına denk geliyor ki 22 bin lirayı vatandaşın harcamalarının içindeki vergiye bakarsanız en az yüzde 40'ta vergi vardır. Aslında brüt ücret 31 bin liranın neredeyse 20 bin lirası devletin gelirli hanesinde vergiye gidiyor ve burada işveren için şu anda ciddi bir maliyet dövizlerini artmadığı noktada. Siz bu makası kapatırsanız, hatta bir sene, iki sene boyunca bu 9 bin lira işçinin eline geçer ve işverene yükü artmazsa bakın, memlekette yapacağınız en güzel hizmet bu olur. Şu anda bütün ekonomistler, herkes sizden maliye politikalarını devreye almanızı istiyor. Yani Hükûmetin, devletin tasarruf yapmasını istiyor. Alın size fırsat, halkın satın alma gücünü arttırın, enflasyon artmasın ve kamu maliyesiyle maliye politikalarıyla tasarruf yapın diyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.