Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tmmob

Tavas Barış Gazetesi - Tmmob haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmmob haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Depremi Unutmadık, Sorumluları Unutturmayacağız” Haber

“Depremi Unutmadık, Sorumluları Unutturmayacağız”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılında hayatını kaybedenleri anan TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı daha etkin ve bütünlüklü önlemler alması gerektiğine dikkat çekti. TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk tarafından yapılan açıklamada, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin başta İzmit, Yalova ve Adapazarı olmak üzere Doğu Marmara’da büyük yıkıma neden olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, 20 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı ve yüz binlerce yapının yıkıldığı deprem, doğal afetlerin gerekli önlemler alınmadığında nasıl büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneklerinden biri olarak değerlendirildi. “Depremlerden gerekli ders çıkarılmadı” Aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’de afetlere karşı yeterli önlemlerin alınmadığını savunan Öztürk, bilim ve meslek çevrelerinin yıllardır yaptığı uyarıların ve hazırladığı raporların yeterince dikkate alınmadığını belirtti. Açıklamada, 17 Ağustos 1999 depreminin ardından Bingöl, Van, Elazığ-Sivrice, İzmir ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile 20 Şubat 2023 Hatay depreminde yaşanan can kayıplarına dikkat çekilerek, afetlerin sonuçlarının yalnızca doğa olaylarıyla açıklanamayacağı vurgulandı. “Plansız kentleşme büyük tehdit” Marmara Depremi’nden çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin şehirlerin coğrafi riskler dikkate alınarak planlanması olduğunu belirten TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, plansız ve çarpık kentleşme ile mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşların yaşamını tehdit ettiğini ifade etti. Açıklamada ayrıca 6306 sayılı yasa kapsamında uygulanan rezerv yapı alanlarına yönelik eleştiriler dile getirildi. Kentsel alanların, zeytinliklerin, ormanlık alanların, su havzalarının ve dere yataklarının yapılaşmaya açılmasının yeni riskler oluşturabileceği kaydedildi. “Kamusal denetim güçlendirilmeli” Devletin temel görevlerinden birinin doğal afetlerin yol açabileceği zararları en aza indirmek olduğu belirtilen açıklamada, yapıların yer seçiminden başlayarak planlama, tasarım, üretim ve denetim süreçlerinin tamamında kamusal denetimin sağlanması gerektiği ifade edildi. TMMOB ve bağlı meslek odaları, üniversiteler ve ilgili tüm kesimlerin sürece etkin biçimde dahil edilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, güvenli yapılaşmanın sağlanabilmesi için yeni bir planlama ve denetim modelinin hayata geçirilmesi istendi. “Deprem Konseyi yeniden devreye sokulmalı” Açıklamada, Deprem Şurası ve Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumların yeniden etkin hale getirilmesi gerektiği belirtilirken, Türkiye genelindeki bina envanterinin çıkarılması ve özellikle okul ve hastanelerin risk durumlarının belirlenmesi çağrısı yapıldı. Mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ve risklerine göre sınıflandırılması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, imar planlarının kentsel rant yerine depreme hazırlıklı ve dirençli şehirler oluşturma amacıyla hazırlanması gerektiği vurgulandı. TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “27 yıl önceki acıları yeniden yaşamamamız için ülke olarak depreme hazırlıklı olmamız gerekiyor. Depreme hazırlıklı olmak için de bilimin, tekniğin ve doğanın sesine kulak vermemiz gerekiyor. Ülkemize, yaşamlarımıza, ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkalım. Unutmadık. Unutturmayacağız.”

“ Afetlere Dirençli Yerleşimler Kamusal Bir Zorunluluktur” Haber

“ Afetlere Dirençli Yerleşimler Kamusal Bir Zorunluluktur”

MURAT DEMİRBİLEK 17 Ağustos 1999 saat 03.02’de Gölcük/Kocaeli merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 50 bin kişi yaralanmış ve 375 bin yapı hasar görmüştü. Deprem başta Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu olmak üzere geniş bir bölgede büyük yıkıma yol açmıştı. Depremde yaşamını yitirenleri saygı ve özlemle andıklarını belirten Prof. Dr. Barış Semiz, 27 yıl geçmesine rağmen yaşanan acıların tazeliğini koruduğunu ifade etti. “Deprem doğa olayı, afet ise yanlışların sonucu” 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yalnızca jeolojik bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Semiz, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetim eksiklikleri ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince kullanılmamasının depremi toplumsal bir felakete dönüştüren temel unsurlar arasında bulunduğunu savundu. Semiz, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi, yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Semiz, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığını vurgulayarak deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında yapılması gerekenlerle sınırlı olmadığını söyledi. “Kentlerin jeolojik yapısı ortaya konulmalı” Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını belirten Semiz, kentlerin jeolojik yapısının ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti. Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif fayların yanı sıra sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Semiz, imar ve arazi kullanım kararlarının bilimsel veriler doğrultusunda alınması gerektiğini belirtti. Mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hâle getirilmesi gerektiğini kaydeden Semiz, yerel ve merkezi yönetimlere önemli sorumluluklar düştüğünü ifade etti. “Jeolojik-jeoteknik etütler formalite değildir” Açıklamada özellikle jeolojik-jeoteknik etütlerin önemine dikkat çekildi. Semiz, bu çalışmaların planlama ve yapılaşma sürecinde tamamlanması gereken basit bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, söz konusu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılması gerektiği ifade edildi. “Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı” Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca yapı yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiğini belirten Semiz, dönüşüm süreçlerinde deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması çağrısında bulundu. Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi kadar, riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. “Güvenli yaşam herkesin hakkı” TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bütün yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hâle getirilmesini ve yapı ile zemin denetim sisteminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini talep ettiklerini belirten Semiz, afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Semiz, afet sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltmaya odaklanan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bilimin ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek bir tercih değil, kamusal sorumluluktur” dedi. Açıklamanın sonunda, afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğu ve güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğu vurgulanarak, tüm toplumsal kesimler başta olmak üzere yerel ve merkezi yönetimler afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler geliştirmeye davet edildi.

TMMOB Denizli İKK’da Yeni Dönem Görev Dağılımı Belirlendi Haber

TMMOB Denizli İKK’da Yeni Dönem Görev Dağılımı Belirlendi

16 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda, TMMOB Denizli İKK Sekreteryası ile Sekreterlik ve Sekreter Yardımcılığı görevleri oy birliğiyle belirlendi. Alınan karar doğrultusunda TMMOB Denizli İKK Sekreteryası görevine Mimarlar Odası Denizli Şubesi seçilirken, İKK Sekreterliği görevine Mimar Mehmet Öztürk getirildi. Sekreter Yardımcılığı görevlerini ise Gıda Mühendisi Umut Ayana ve Jeoloji Mühendisi Bahtiyar Kolçir üstlendi. Toplantının ardından yapılan açıklamada, yeni dönemde TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu’nun meslek alanlarını, kenti, çevreyi ve toplum yararını ilgilendiren konularda ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceği vurgulandı. Açıklamada, bilimsel ve teknik birikimin kamu yararına sunulmaya devam edileceği, kentin ve ülkenin geleceğine ilişkin süreçlerde etkin şekilde söz üretme kararlılığının sürdürüleceği ifade edildi. Görev dağılımının ardından değerlendirmelerde bulunan TMMOB Denizli İKK Sekreteri Mehmet Öztürk, meslek odaları arasındaki dayanışmayı güçlendiren ve bilim ile tekniği toplum yararına kullanan bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. Öztürk açıklamasında, “Kentimizi, çevremizi ve meslek alanlarımızı ilgilendiren tüm konularda ortak akıl ve ortak mücadele anlayışıyla hareket edeceğiz. TMMOB’nin kamu yararını esas alan çizgisini Denizli’de daha da güçlendirerek, meslektaşlarımızın ve halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Soma Faciasının 12. Yılında 301 Madenci Anıldı Haber

Soma Faciasının 12. Yılında 301 Madenci Anıldı

TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk imzasıyla yayımlanan açıklamada, madenciliğin bilgi, deneyim ve sürekli denetim gerektiren en ağır iş kollarından biri olduğuna dikkat çekildi. Yıllardır uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve piyasalaştırma politikalarının kamusal madencilik birikimini zayıflattığı belirtilirken, üretimin teknik altyapısı yetersiz ve denetimsiz çalışma koşullarına teslim edildiği kaydedildi. Açıklamada, son yıllarda iş cinayetlerinde ciddi artış yaşandığına vurgu yapılarak, özellikle madenler, inşaatlar ve fabrikalarda güvencesiz çalışma koşullarının emekçiler açısından büyük risk oluşturduğu ifade edildi. İş kazalarının ve iş cinayetlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğunun altı çizilen açıklamada, etkin ve bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiği belirtildi. TMMOB açıklamasında, siyasi iktidarın insan yaşamı yerine üretim ve kârı önceleyen politikalarını sürdürdüğü öne sürülürken, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı emekçilerin mücadele etmek zorunda bırakıldığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da sürdürdüğü hak arama mücadelesi örnek gösterildi. Soma davasına ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı açıklamada, dava sürecinde verilen kararların toplum vicdanında adaletsizlik duygusunu büyüttüğü savunuldu. Kamu görevlilerinin yargılandığı davada verilen zamanaşımı kararının eleştirildiği açıklamada, gerçek sorumluların korunarak cezasızlık anlayışının sürdürüldüğü öne sürüldü. TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, açıklamasının sonunda eşit, özgür, demokratik ve emekten yana bir çalışma yaşamı için mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, Soma başta olmak üzere iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm emekçileri saygıyla andıklarını ifade etti.

“İş Cinayetleri Kader Değildir” Haber

“İş Cinayetleri Kader Değildir”

MURAT DEMİRBİLEK Açıklamasında, 1992 yılında Zonguldak Kozlu’da meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 263 maden emekçisini saygıyla andıklarını ifade eden Öztürk, 3 Mart’ın TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edildiğini hatırlattı. Bilim ve teknolojideki gelişmelere rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yeterince uygulanmadığını vurgulayan Öztürk, son yıllara ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Açıklamada, AKP iktidarı döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bu yana ise en az 20 bin emekçinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Her gün ortalama 6 emekçinin çalışırken hayatını kaybettiğine dikkat çekildi. Soma, Ermenek ve Amasra’da yaşanan maden facialarını hatırlatan Öztürk, bu olayların denetimsizlik, kâr hırsı ve kamusal sorumluluğun geri plana itilmesinin sonucu olduğunu ifade etti. 2025 yılında 2 milyonu aşkın işyerinin yalnızca binde 3,5’inin denetlendiğini belirten Öztürk, bu tablonun etkin bir kamu denetiminin bulunmadığını gösterdiğini savundu. İşçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Öztürk, mevcut uygulamalarla bu alanın piyasa koşullarına terk edildiğini, hizmetlerin büyük ölçüde OSGB’ler aracılığıyla yürütüldüğünü belirtti. Ticari sözleşmelere dayalı yapının bağımsız ve etkin denetimi zayıflattığını dile getirdi. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmadan ve işyerlerinde bağımsız, kamusal bir denetim sistemi kurulmadan iş cinayetlerinin önüne geçilemeyeceğini vurgulayan Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İş cinayetleri kader değildir. Büyük çoğunluğu önlenebilir niteliktedir. Emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

“Felaketin Nedeni Bilimden Uzak Yaklaşımlar” Haber

“Felaketin Nedeni Bilimden Uzak Yaklaşımlar”

MURAT DEMİRBİLEK Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Denizli İl Koordinasyon Kurulu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde bir anma ve değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, depremlerde yaşanan büyük kayıplar anılırken, afetlere karşı alınması gereken önlemler ve kentlerin depreme dirençli hale getirilmesi konuları ele alındı. Mimarlar Odası Denizli Şubesi’ndeki toplantıda konuşan TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, 6 Şubat depremlerinde on binlerce yurttaşın hayatını kaybettiğini, yüz binlercesinin yaralandığını ve milyonlarca insanın evsiz kaldığını hatırlattı. Aradan geçen zamana rağmen hem acının hem de sorumlulukların sürdüğünü belirten Öztürk, yaşanan yıkımın temelinde bilimsel ilkelerden uzak yapılaşma anlayışının bulunduğunu ifade etti. Depremin bir doğa olayı olduğunu, ancak felakete dönüşmesinin insan eliyle alınan yanlış kararların sonucu olduğunu vurgulayan Öztürk, rant odaklı kentleşme politikaları, yetersiz denetim ve mühendislik hizmetlerinden uzak yapı üretiminin ağır bedeller doğurduğunu söyledi. Toplantıda söz alan meslek odası temsilcileri de afetlere dirençli kentler oluşturulması için yıllardır uyarılarda bulunduklarını dile getirerek; bilimsel ve kamucu planlama anlayışının benimsenmesi, güvenli yapı üretimi ve etkin, bağımsız yapı denetiminin hayati önemde olduğuna dikkat çekti. Deprem bölgesinde barınma, altyapı, sağlık ve sosyal yaşam sorunlarının hâlen tam anlamıyla çözülemediğinin ifade edildiği toplantıda, yeniden inşa sürecinin şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Meslek odaları ve bilim insanlarının sürece aktif biçimde dahil edilmesinin önemine işaret edildi. Toplantı sonunda TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu tarafından; afet risklerini azaltan bütüncül planlama politikalarının hayata geçirilmesi, mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, meslek odalarının karar süreçlerinde etkin rol alması ve halkın can güvenliğini önceleyen kamucu bir anlayışın benimsenmesi yönünde çağrıda bulunuldu. Etkinlik TMMOB’a bağlı odaların başkanlarının sunumuyla devam ederek sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.