Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkü

Tavas Barış Gazetesi - Türkü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Çal çiftçisinin sesi olmak için buradayım” Haber

"Çal çiftçisinin sesi olmak için buradayım”

Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, bu yıl 2’ncisi düzenlenecek Uluslararası Çal Bağbozumu, Kültür ve Sanat Festivali’nin programını kamuoyuyla paylaşmak amacıyla Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. 4-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek festival öncesinde konuşan Hakan, festivalin yalnızca bir eğlence organizasyonu olmadığını, Çal’ın yüzyıllardır süregelen üzüm ve bağcılık kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir kültürel miras olduğunu söyledi. “ÜZÜM FİYATLARI ÇİFTÇİYİ ZORLUYOR” Konuşmasının önemli bölümünü üzüm üreticisinin yaşadığı sorunlara ayıran Başkan Hakan, Çal’ın başta Çalkarası olmak üzere çok sayıda üzüm çeşidiyle anıldığını belirtti. Üzümün üretici açısından geldiği noktayı değerlendiren Hakan;“Ben bugün buraya biraz buruk geldim. Aslında benim yanımda sepetler, burada üzümler olması lazımdı; Çalkarası, Çal Sultanisi, Gabarni, İri Karası, Kalecik Karası… Şaraplık, sofralık üzümler olması lazımdı. Ama bugün üzüm buraya gelmekten utandı. Çünkü bugün verilen rakamsal anlamda 17 TL, vadede 20 TL deniyor. Pazarda 80 lira, üretici elinde 17 lira. Bu matematikte bir yanlışlık yok mu? Gerçekten emeğinin karşılığını alamayan çiftçimizin de sesi olmak için ben buradayım. Emeğe fiyat biçemem ama, üzümün fiyatı maliyetlere bakıldığında 40 lira olmalı” dedi. Üzüm üreticisinin ekonomik açıdan zor bir dönemden geçtiğini vurgulayan Hakan, özellikle Çal çiftçisinin emeğinin karşılığını alamamasının kendilerini üzdüğünü dile getirdi. “BU FİYATLARIN GÖLGESİNDE FESTİVAL YAPIYORUZ” Festivalin bu yıl üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntıların gölgesinde gerçekleştirileceğini belirten Hakan, buna rağmen Çal’ın kültürel mirasını yaşatmak zorunda olduklarını ifade etti. Hakan, “Bu fiyatlarla bu festivali yapmak insanın ağırına gidiyor. Ama sadece bu fiyat konusunda gölgeletmemek lazım. Çünkü bu kültürel miras, kadim bir miras. Burada esnaflarımızın da kazancı olacak” diye konuştu. Başkan Hakan, Çal’ın üzümünün festivalin başrolünde olduğunu belirterek, üreticinin yaşadığı tablo nedeniyle dikkat çeken bir ifadeye de yer vererek; “Benim yöremin başaktörü üzüm. Bir kez daha yineliyorum; utancından üzüm gelemediği için ben hem kendi adıma hem de Türkiye gündemi adına özür diliyorum. Çünkü bu fiyatların bu şekilde kabul edilmesi mümkün değil.” dedi. KÜLTÜR, SANAT VE SPOR AYNI FESTİVALDE Festivalin yalnızca konserlerden oluşmayacağını belirten Hakan, üç gün boyunca farklı alanlarda çok sayıda etkinlik gerçekleştirileceğini açıklayarak; “Festival kapsamında yerel sanatçılar, şairler ve yazarların yanı sıra uluslararası düzeyde ELO ve UKD puanlı satranç turnuvası düzenlenecek. Akademisyenlerin katılımıyla etkinlikler gerçekleştirilecek; paraşütçüler, bisikletçiler ve tandem sporcuları da festival programında yer alacak. Çocuklara yönelik etkinliklere de yer verildi. 3D yazıcılarla çocuklar kendi yaptıkları ürünleri sergileyecek.” dedi. Festivalin geleneksel bölümlerinde ise traktörlerle kortej oluşturulacağını belirten Hakan, “Resmi geçit yapılacak, üzüm çiğneme ve buğdaylı keşkek dövme gibi Çal kültürünü yansıtan etkinlikler gerçekleştirilecek” dedi. ÜÇ GÜN BOYUNCA ÜNLÜ SANATÇILAR SAHNEDE Hakan, festivalin konser programında da dikkat çeken isimler yer alacağını belirten Hakan; festivalin açılışında Türkü sahne alacağını söyledi. Duygu Akbayram’ın babası, Türk müziğinin önemli isimlerinden Edip Akbayram ile Çal arasında geçmişten gelen özel bir bağ bulunduğunu belirten Hakan, Edip Akbayram’ın son konserlerinden birini Çal’da verdiğini hatırlattı. Festivalde muhteşem konserlerin yaşanacağını aktaran Hakan; “İkinci gün Murat Kekilli konser verecek. Festivalin üçüncü gününde ise Muazzez Ersoy sahne alacak. Programda gençlerin ilgi gösterdiği farklı sanatçıların konserleri de yer alacak.” dedi. “TÜM TÜRKİYE’Yİ ÇAL’A DAVET EDİYORUZ” Başkan Ahmet Hakan, konuşmasının sonunda Denizli başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşları Çal’a davet etti. Hakan, “4-5-6 Eylül’de bütün yurttaşlarımızı; Türkiye’nin her yerinden bizi seven, Çal’ı bilen, bilmek isteyen, tanımak isteyen bütün yurttaşlarımızı davet ediyoruz” dedi. Festivalin, üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara rağmen Çal’ın kültürünü, sanatını ve sosyal yaşamını canlı tutmak amacıyla gerçekleştirileceğini belirten Hakan, “Bütün zorluklara karşı göğüs gererek inşallah güzel bir festival yapacağız” ifadelerini kullandı.

Leğenin Sesi Sustu, Türküsü Hala Yaşıyor Haber

Leğenin Sesi Sustu, Türküsü Hala Yaşıyor

MURAT DEMİRBİLEK (ÖZEL HABER) Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Keçeliler Köyü’nde doğup Kale’nin Yeniköy Mahallesi’ne gelin gelen, yörede “Cızır Ebe” ya da kendi deyimiyle “Cızır Kızı” olarak bilinen 85 yaşındaki Fatma Kökçıkaran, yarım asrı aşan emeğiyle Yörük kültürünün yaşayan sembollerinden biri olmaya devam ediyor. Henüz 14 yaşındayken eline leğeni alıp türkü söylemeye başlayan, tahta kaşıklarla oynayarak düğünlerin neşesi olan Fatma Nine; bir dönemin kına gecelerine, düğünlerine, köy eğlencelerine adeta hayat verdi. Yörede “iliyen” diye tabir edilen leğen çalma geleneğinin en bilinen isimlerinden olan Cızır Ebe, yalnızca çaldığı ritimlerle değil, söylediği türkülerle ve diktiği gelinliklerle de hafızalara kazındı. KINA GECELERİNİN NEFESİYDİ Gençlik yıllarında düğünlerde çanak çalan, dümbek vuran, kaşıkla oynayan ve gelinlere elbise diken Cızır Ebe, köy köy gezerek herkesin sevincine ortak oldu. “Ben çalardım, kızlar oynardı. Herkesin elbisesini ben dikerdim” diyen Fatma Nine, o günlerin bugün sadece hatıralarda kaldığını söylüyor. BİR GÖZ ODADA KOCAMAN BİR HAYAT Bugün, kendisi gibi yaşlılığa bağlı sağlık sorunları yaşayan eşi Ali Kökçıkaran ile birlikte büyük köy evlerinin yalnızca bir göz odasında yaşam mücadelesi veriyor. Ayakta durmakta zorlanan, merdiven inip çıkamayan Fatma Nine, artık evden pek çıkamıyor. “Paramız var ama getiriveren yok, yediriveren yok” sözleriyle yaşlılığın sessiz yükünü dile getiriyor. "ÇALDIĞIMI OYNAYAN YOK, DİKTİĞİMİ GİYEN YOK” Yılların emeğinin karşılığında bugün yalnızlıkla baş başa kalan Cızır Ebe, içindeki ukdeyi şu sözlerle anlatıyor: “Eskiden çanağı çalardım, herkes oynardı.Gelin elbisesi dikerdim, herkes giyerdi. Şimdi çaldığımı oynayan yok, diktiğimi giyen yok…” Bacaklarının artık tutmadığını, kaşıkları eline alıp oynayamadığını söyleyen Fatma Nine, yine de yanına gelen misafirlere elinden geldiğince türküler söyleyerek gönülleri mest ediyor. Yıllara meydan okuyan sesiyle adeta kulakların pasını siliyor. “BU KÜLTÜRÜ YAŞAYAN BİR İNSAN” Araştırmacı Muhammet Kahraman, Cızır Ebe’nin bölge için taşıdığı önemi şu sözlerle vurguluyor: “Cızır Ebe bu bölgenin kültürünü yaşayan bir insandır. Gençliğinde düğünlerde iliyen çalmış, kaşıkla oynamış, Yörük geleneğini yaşatmıştır. Aynı zamanda gelinlere elbise diken bir ustadır. Bu tür değerlere sahip çıkılması gerekir.” YAŞAYAN BİR KÜLTÜR HAZİNESİ Fatma Kökçıkaran, bugün yalnızca bir köy kadını değil; sözlü kültürün, Yörük geleneğinin ve Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş düğün ritüellerinin canlı hafızası olarak dikkat çekiyor. Leğenin sesi artık eskisi gibi yankılanmasa da Cızır Ebe’nin türküsü, anlatıları ve hatıraları bu toprakların kültürel mirası olarak yaşamaya devam ediyor. Cızır Ebe’nin hikâyesi, bir kültürün sessizce yok oluşuna tanıklık ederken; aynı zamanda bu mirasa sahip çıkılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Yörük ozanı Aşık Musa’dan beşinci kitap: “Çağırgan’ın Güzelliği” Haber

Yörük ozanı Aşık Musa’dan beşinci kitap: “Çağırgan’ın Güzelliği”

MURAT DEMİRBİLEK 1965 doğumlu, Çağırgan’da yaşayan ve Karaçadır’da dünyaya gelen Yörük ozanı Âşık Musa Soyuçok, edebiyat yolculuğuna bir eser daha ekledi. Küçük yaşlardan bu yana keçi çobanlığı yapan Âşık Musa, doğayla iç içe geçen yaşamını türkü, şiir ve kitaplara dönüştürmeye devam ediyor. Kendisini bildi bileli keçilerin peşinde dağları, dereleri ve tepeleri arşınlayan Âşık Musa, bu yolculuklar sırasında yaktığı türküler ve kaleme aldığı şiirlerle bugüne kadar 4 kitap yayımladı. Ozanın beşinci kitabı “Çağırgan’ın Güzelliği”, okuyucularla buluştu. Yeni kitabında çok sayıda şiire yer veren Âşık Musa, özellikle keçi güderken gezip gördüğü coğrafyayı, Çağırgan’ın doğasını, derelerini ve tepelerini dizelerine taşıyor. Kitap, Yörük kültürünün doğayla kurduğu güçlü bağı ve sade yaşamın içten duygularını yansıtıyor. İlhamını dağdan, taştan alıyor Yazma sürecine ilişkin samimi açıklamalarda bulunan Âşık Musa, ilhamın nerede ve ne zaman geleceğinin belli olmadığını belirterek, “Aklıma nerede gelirse hemen kâğıda dökerim. Kâğıt yoksa, telefonum da yanımda değilse duygularımı bir taşın üzerine yazarım. Sonra onları toparlar, kitaplaştırırım” dedi. Hedefinin 10 kitap yayımlamak olduğunu ifade eden Âşık Musa Soyuçok, Yörük yaşamını, doğayı ve insanın iç dünyasını anlatmaya kararlılıkla devam ettiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.