Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vatan Partisi

Tavas Barış Gazetesi - Vatan Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vatan Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“İran’a Saldırı Türkiye’ye Saldırıdır” Haber

“İran’a Saldırı Türkiye’ye Saldırıdır”

Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlattığını belirterek yazılı bir basın açıklaması yaptı. İl Sekreteri Güray Kubilay Gürsoy yaptığı açıklamada, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” dedi. Açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’e karşı direncinin yalnızca kendi ulusal çıkarları için değil, bölge ülkeleri ve insanlık için olduğu savunularak, ABD emperyalizminin çıkmazda olduğu ifade edildi. Saldırgan politikaların ABD’yi çöküşten kurtaramayacağı belirtilen metinde, Türk milletinin İran’ın yanında olduğu vurgulandı. “İncirlik ve Kürecik TSK Denetimine Alınmalı” Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı açıklamasında, Türkiye’nin ABD ve İsrail’in saldırganlığına hizmet ettiği öne sürülen üsler konusunda adım atması gerektiği kaydedildi. Bu kapsamda, İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün derhal Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam denetimine alınması ve ABD askerleri ile diğer görevlilerin ülkeden çıkarılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, hükümetin “tarihi sorumluluğunun İran’la dayanışma içinde olmak” olduğu ifade edildi. “Emperyalizme Karşı Birlik Zamanı” Metinde, Türk milletinin 1920’li yıllarda emperyalizme karşı verdiği mücadele hatırlatılarak, bugün de benzer bir tehdit altında olunduğu ileri sürüldü. “Gün emperyalizme karşı birlik olma zamanıdır” ifadelerine yer verilen açıklamada, ABD ve İsrail’e karşı İran’la dayanışma çağrısı yapıldı. Vatan Partisi örgütlerinin görev başında olduğu belirtilen açıklama, “ABD Batı Asya’dan kovulacaktır” ve “Yaşasın Türkiye-İran dostluğu” sloganlarıyla sona erdi.

Vatan Partisi’nden Tepki Haber

Vatan Partisi’nden Tepki

Vatan Partisi Eğitim Sekreteri Ahmet Gündüz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayına yönelik hazırladığı etkinlik rehberlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından okul öncesi, ilkokul ve ortaokullar için ayrı ayrı hazırlanan “Ramazan Etkinlik Rehberi”nin, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında değerler eğitimi çerçevesinde uygulamaya konulduğunu belirten Gündüz, söz konusu düzenlemelerin Anayasa’ya ve eğitim ilkelerine aykırı olduğunu savundu. Açıklamada, rehber kapsamında öğrencilerin oruca teşvik edilmesi, cami ziyaretleri, mukabele okunması, Ramazan günlüğü tutulması gibi etkinliklerin yer aldığı ifade edildi. Gündüz, bu uygulamaların “değerler eğitimi” adı altında bir yaşam biçiminin örtülü şekilde dayatılması anlamına geldiğini öne sürdü. “Toplumun Bütününe Dayatma” Ahmet Gündüz, MEB’in uygulamasının bir kesimin hassasiyetlerinin toplumun geneline yansıtılması niteliği taşıdığını belirterek, “Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı uygulamalarla Türk Milleti birleştirilemez” ifadelerini kullandı. Eğitim politikalarının ideolojik yaklaşımlarla değil, bilimsel ve pedagojik esaslara göre belirlenmesi gerektiğini dile getirdi. Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma kültürünü temsil eden manevi bir dönem olduğunu belirten Gündüz, bu değerlerin sahiplenilmesine karşı olmadıklarını ancak eğitim müfredatının dini içerikli uygulamalarla şekillendirilmesinin doğru olmadığını savundu. “Nitelikli Eğitim Vurgusu” Vatan Partisi olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nı söz konusu uygulamayı geri çekmeye çağırdıklarını belirten Gündüz, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda nitelikli eğitim almalarının öncelik olması gerektiğini ifade etti. Açıklamada ayrıca, toplumsal sorunların dini içerikli uygulamalarla çözülemeyeceği görüşüne yer verilerek, eğitim politikalarının anayasal ilkelere ve pedagojik esaslara uygun olması gerektiği vurgulandı.

Vatan Partisi Denizli’den “barış kurulu” tepkisi Haber

Vatan Partisi Denizli’den “barış kurulu” tepkisi

HABER MERKEZİ Vatan Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyurulan ve “Barış Kurulu” olarak adlandırılan oluşuma ilişkin partisinin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Çobanoğlu, söz konusu yapının barış değil, “Amerikan emperyalizminin saldırgan politikalarına uluslararası meşruiyet kazandırma girişimi” olduğunu savundu. Çobanoğlu, yaptığı açıklamada ABD’nin askeri ve ekonomik gücüne dayanan tek kutuplu dünya düzeninin sona erdiğini öne sürerek, Washington yönetiminin gerileyen küresel etkisini yeni girişimlerle telafi etmeye çalıştığını ifade etti. “ABD’nin Hegemonyası Geriliyor” İddiası ABD’nin dünya genelinde birçok cephede aynı anda varlık göstermeye çalıştığını belirten Çobanoğlu, bunun sürdürülebilir olmadığını dile getirdi. Dünya ekonomisinde Asya ülkelerinin yükselişte olduğunu, ABD’nin ise ekonomik ve askeri açıdan eski gücünde bulunmadığını savunan Çobanoğlu, NATO’nun dağılma sürecine girdiğini iddia etti. Trump’ın ilan ettiği “Barış Kurulu”nun gerçekte uluslararası hukuku devre dışı bırakma ve Birleşmiş Milletler’i işlevsizleştirme amacı taşıdığını öne süren Çobanoğlu, bu girişimin özellikle Filistin meselesi üzerinden ABD ve İsrail politikalarını meşrulaştırmayı hedeflediğini söyledi. “Barış Değil, Vesayet Mekanizması” Basına yansıyan kurul yapısına ilişkin iddialara da değinen Çobanoğlu, üyelerin belirlenmesi, veto yetkisi ve karar süreçlerinde ABD Başkanı’nın belirleyici olduğu yönündeki bilgilerin, yapının “eşit devletler arası bir platform olmadığını” gösterdiğini savundu. Çobanoğlu, “Bu yapı bir barış kurulu değil, emperyalist vesayet mekanizmasıdır. Barış ve hukuk üretmez” ifadelerini kullandı. Türkiye’ye Katılım Uyarısı Açıklamasında Türkiye’nin olası konumuna da değinen Çobanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin başka bir ülke liderinin belirleyici olduğu bir yapıda yer almaması gerektiğini söyledi. Devletler arası ilişkilerin egemen eşitlik temelinde yürütülmesi gerektiğini belirten Çobanoğlu, hükümete bu yönde çağrıda bulundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın hükümet adına söz konusu yapıyla ilgili bir belge imzaladığı iddialarını da eleştiren Çobanoğlu, bunun Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğunu savundu. “İmza Geri Çekilmeli” Çağrısı Vatan Partisi olarak hükümeti uyardıklarını belirten Çobanoğlu, Türkiye’nin ABD politikalarının parçası haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Çobanoğlu, açıklamasının sonunda, söz konusu girişime yönelik imzaların geri çekilmesi çağrısında bulundu.

“Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız” Haber

“Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız”

HABER MERKEZİ Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan, katledilişlerinin 33. ve 25. yılında özlemle anıldı Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde bombalı suikastla şehit edilmesi ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan'ın 24 Ocak 2001'de silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin yıldönümünde Vatan Partisi Denizli İl Başkanlığı anlamlı bir mesaj yayımladı. Vatan Partisi Basın Yayın Sekreteri Sabri Kasapoğlu imzasıyla yapılan açıklamada, iki yiğit ismin yalnızca aynı tarihte katledilmelerinin değil, aynı zamanda emperyalizme, bölücü ve gerici teröre karşı duruşlarının onları birleştirdiği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kalpaksız kuvvacı Uğur Mumcu ve teröre karşı mücadelenin simge ismi Gaffar Okkan, acımasızca aramızdan alındı. Her ikisi de gerçek yurtsever, halkını seven, bölücü ve gerici teröre karşı mücadele eden, emperyalizmin oyunlarına direnen insanlardı. Büyük devrimci, korkusuz gazeteci, gerçek Atatürkçü Uğur Mumcu, ABD-AB emperyalizmine karşı mücadelenin katıksız savaşçısı olarak aramızdan ayrılışının 33. yılında kalbimizde yaşamaya devam ediyor. Emeği, eşitliği, aydınlanmayı savunan; vahşi kapitalizmle mücadele eden yiğit bir devrimciydi. Korkusuz kalemiyle emperyalizmin üzerine gitti ve geleceğe ışık tuttu. Uğur Mumcu yalnızca gazeteci değil, aynı zamanda büyük bir dava ve eylem adamıdır. Onu hedef yapan, emperyalizmin planlarını açığa vurmasıydı. Bugün bazı kesimler onu farklı göstermeye çalışsa da biz Vatan Partililer olarak Uğur Mumcu’yu ‘Ben Atatürkçüyüm, ben antiemperyalistim, ben terörün karşısındayım’ haykırışıyla hatırlıyoruz. Yaşasaydı Uğur Mumcu’nun yüreği, ABD emperyalizmine direnen Gazze ile birlikte atar; Venezuela’da Maduro’ya göğsünü siper eder; İran’a yönelik ABD planlarına cepheden karşı çıkardı. Ulusal çıkarlarımızın ve ülke bütünlüğümüzün yılmaz savunucusu olduğu için katledildi. Gaffar Okkan ise bölücü terörle mücadelede simge isim oldu. İkisini en mutlu edecek şey, mücadele ettikleri ABD-İsrail güdümlü bölücü terörün bitmesidir. Bu nedenle tüm olumsuzluklara rağmen Bütünleşen Türkiye süreci mutlaka başarıya ulaşmalıdır. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de emperyalizmi denize dökecektir. Bu memlekette ne Mustafa Kemaller, ne Uğur Mumcular, ne de Gaffar Okkanlar tükenir. Sevgili Uğur Mumcu, sevgili Gaffar Okkan… Bağımsızlığa ve halkına adanmış hayatlarınızı unutmayacağız. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

"Devlet kumar oynatmaz" Haber

"Devlet kumar oynatmaz"

Türkiye’nin günlerdir futbolda bahis iddialarıyla çalkalandığını belirten Vatan Partisi Pamukkale İlçe Başkanı Hüseyin Mercan önce hakemler, sonra da futbolcular üzerinden bir bahis operasyonunun düğmesine basılmasının esas suçluları gizlemeye ve sorunların asıl kaynağının üzerini örtmeye hizmet etiğini söyledi. Hükûmeti ve Meclis’i üzerine düşeni yapmaya çağıran Mercan, “Yasa dışı kumarla mücadele yetmez. Yasal kumar da ortadan kaldırılmalı ve bu bataklık bir an önce kurutulmalıdır. Devlet kumar oynatmaz. Piyango ve bahis yasaklansın!” çağrısı yaptı. Bahisin ve piyangonun yasaklaması için imza kampanyası başlatan Vatan Partisi Pamukkale İlçe Başkanı Hüseyin Mercan, Gazi İlkokulu karşısında düzenlenen basın açıklamasında futbolda bahis soruşturmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. BAHİS ŞİRKETİ SAHİBİ BAŞKANLAR VAR! Türkiye’de bahis şirketi sahibi Futbol Federasyonu Başkanı ve kulüp başkanları olduğunu aktaran Mercan, devamında şu tespitlerde bulundu:“Formasına yasal ya da yasadışı bahis şirketlerinin reklamlarını alan kulüpler var. Yasadışı bahis reklamı yaptığı için yargılanan kulüp yöneticilerini izledik. Türkiye’nin profesyonel futbol liglerinin isim sponsoru bile bahis şirketleri. Yani bugün futbolumuz bahis bataklığına boğazına kadar gömülmüştür.Federasyonlar, kulüpler bahis gelirlerini bir güzel kullanıyor, maaşlarını ödüyor. Yani bahis parası federasyonlara, kulüplere helal ama hakeme futbolcuya haram. Yasal bahis şirketleri insanlarımızın umutlarını sömürerek zenginliklerine zenginlik katıyor. Türk futbolunu bahis bataklığına itenler, suçu hakemlere ve gencecik futbolculara atarak, kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak, bahisin olduğu yerde, temiz spor da olmaz, adil rekabet de olmaz. MİLLETİMİZ TOPLU HALDE KUMAR BATAKLIĞINA DÜŞTÜ! Millet toplu halde kumar bataklığına düştüğünü vurgulayan Mercan, “Sözde kumarhaneler kapalıdır. Ancak hepimiz elimizdeki telefonlarla her an kumar oynayabiliyoruz. Artık her telefon bir kumarhanedir.” dedi. Bahisin de piyangonun da kumar olduğunun altını çizen Mercan, “Devlet yasadışı kumarla mücadele etmeye çalışıyor ama aynı devlet, çatır çatır yasal olarak kumar oynatıyor.” diye ekledi. BU SİSTEM KOKUŞTU! Kumar bağımlılığının, uyuşturucu kullanımın, fuhuşun, boşanma oranının arttığını, evlenme oranının azaldığını, Türkiye’nin nüfus artış hızının gerilediğini, suç oranlarının yükseldiğini paylaşan Hüseyin Mercan, devamında, “Tüm bunlar Türkiye’nin Batı’ya bağımlı, üretimden kopuk, halkın değil azınlığın çıkarlarını esas alan siyasi/ekonomik sisteminin bir sonucudur. Tüm bunlar bu sistemin kokuştuğunun işaretidir. Tüm bunlar, mevcut düzenin artık insanlarımıza, alın teriyle yaşamaya çalışan milyonlarca vatandaşımıza bir şey vadetmediğinin kanıtlarıdır. Bu çürüyen sistemin yerine bir Üretim Devrimi ile bağımsız, başı dik, uygar, müreffeh ve adil bölüşen bir Türkiye inşa etmek artık zorunluluktur. Devlet, toplumun çürümesini teşvik etmez. Devlet kumar oynatmaz. Devlet bahis oynatmaz. Devlet bunlarla mücadele eder. Devlet bireyi, aileyi ve toplumu her türlü bağımlılığa karşı korur.” ifadelerini paylaştı. HÜKÜMETİ VE MECLİS’İ GÖREVE ÇAĞIRDI! Vatan Partisi olarak, geçtiğimiz günlerde konunun uzmanları ile birlikte bir kanun teklifi hazırladıklarını ve kamuoyuna sunduklarını hatırlatan Mercan, AK Parti hükümetine ve Meclis’e şu çağrıyı yaptı: “Yasal ve yasadışı ayrımı olmaksızın tüm kumar faaliyetlerinin yasaklanması gerektiğini söyledik. Gençlerimizi kumara değil; sanata, spora, zanaata, mesleğe yönlendirmemiz gerektiğini söyledik. Türkiye’miz, milletimiz kumarın yarattığı yıkıcı sonuçları acı biçimde tecrübe etmektedir. Bir an önce bu illetten kurtulmak için Hükümetin ve Meclisin üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Yasa dışı kumarla mücadele yetmez. Yasal kumar da ortadan kaldırılmalı ve bu bataklık bir an önce kurutulmalıdır.”

Türkiye zor dönemden geçiyor ama çözüm var; Vatan Partisi var! Haber

Türkiye zor dönemden geçiyor ama çözüm var; Vatan Partisi var!

Vatan Partisi Denizli İl başkanı Mehmet Çobanoğlu, il yöneticileri ve üyelerle sokak sokak gezerek vatandaşlara çözüm önerilerini anlatıyor. Gazi Bulvarı, Doktorlar Caddesi, Saltak Caddesi ve Bayramyeri Meydanında vatandaşlara çözüm önerilerinin bulunduğu bildirileri dağıtıp çözümlerini anlattılar. Vatandaşlarla sohbet eden Vatan Partililer vatandaşları vatan Partisine üye olmaya davet ettiler. İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu, ABD-İsrail tehditleri ülkemiz üzerinde ağırlaşıyor, Güney Kıbrıs’a silah yığıyorlar, ABD Ege adalarına askeri üsler kurmuş, Edirne sınırımızda NATO bize karşı tatbikatlar yapıyor kısacası etrafımız ateş çemberi dedi. Ekonomik bunalımın ağırlaştığını belirten Vatan Partisi İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu şunları söyledi: “Üretici eziliyor, faizciler baş tacı ediliyor. Sanayici konkordatoları rekor seviyelere ulaşmış. Çiftçi ekemiyor, ekse para etmiyor. Girdi maliyetleri her sene bel büküyor. Memur zorda, esnafın yüzü gülmüyor. Dar gelirlimiz, emeklimiz, asgari ücretlimiz nefes alamıyor, kiralar füze gibi artıyor, insanca yaşam koşulları kalmıyor. Kamu ve Belediye yönetimleri yolsuzluğa batmış, Devlet kurumlarında rüşvet almış başını gidiyor. Bir yere gelebilmek için Ankara’da “büyük yerlerde” tanıdık aranıyor. Bu koşullarda iktidarıyla, muhalefetiyle sistem partileri ABD-İsrail tehditlerinden korkuyor, hepsi NATO’da birleşiyor. Sistem partileri çözümsüz. Meclis’te çözüm yok, Beştepe’ye ulaşabilen yok.” Şimdi devrimci çözüm zamanı diyen Çobanoğlu, büyük krizler devrimci çözümleri dayatıyor. Oy verdikleriniz size bir şey veremedi, O olacağına bu olsun dediniz, durum değişmedi. Oylarınız boşa boşa gitti dedi. Çobanoğlu çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Üreten Türkiye kurulacak. Rant ekonomisine son verilecek. Üretim devrimi şart. Plan, tasarruf, yatırım, istihdam, adil bölüşüm ve herkese iş olacak. Türkiye’nin geleceği Avrasya’dadır. ABD-İsrail tehditlerine karşı Rusya, Çin, İran, Türk Devletleri ve emperyalizme karşı direnen bütün güçlerle bir olacağız. KKTC’yi devlet olarak mutlaka tanıtacağız. Sanal bahisi ve her türlü kumarı kumarı yasaklayacağız. Bilimle, sanatla, çalışıp üretmekle, paylaşmayla mutlu olan gençlik yetiştireceğiz. Vatan Partisi varsa torpil işlemez, rüşvet sökmez, kartvizit geçmez. Liyakat esastır. Türk kadını Üretim Devriminin, siyasetin, kültürün ve toplumun en önünde olacak.” Mehmet Çobanoğlu daha iktidar olmadan Ermene Soykırımı yalanını bitirdiklerini, Ergenekon FETÖ tertiplerini boşa çıkardıklarını belirterek çözüm önerilerini de yaparız dedi. Zorlukları üreticilerin milli hükümetiyle aşarız diyen Çobanoğlu vatandaşları Vatan Partisi’ne üye olmaya ve görev almaya davet etti.

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!” Haber

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!”

Vatan Partisi İl Yönetim Kurulu üyesi ve Kitle Örgütleri, Sanayici ve İş İnsanları Bürosu Başkanı Ali Korkmazcan yaptığı açıklama ile “Parti olarak son yıllarda yaşadığımız sektörel bazda firma ve istihdam kayıplarımızın önüne geçmek amacıyla fikirlerimizi kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duymaktayız dedi.” Son günlerde iş dünyamızın önemli isimlerinin ve kuruluşlarının peş peşe yaptıkları açıklamalar üretim sektöründe yaşanan sıkıntıları ve iş kaybını, firmalarımızın başka ülkelere tesislerini taşımalarını, kapanan firma sayısındaki artışı ve istihdam kaybımızı gözler önüne sermiştir diyen Korkmazcan yüksek faiz ile enflasyonu dengeleme çabası finansmana erişimi zorlaştırdığını, ham madde ve yarı mamullerde dışa bağımlılığın fazla olmasının birçok sektörün üretim maliyetlerini bir hayli tırmandırdığını belirtti. Ali Korkmazcan sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji ve çalışan maliyetlerindeki kur politikası ve enflasyon kaynaklı hızlı yükseliş ise dünya ile rekabet şansını giderek azaltmaktadır. Çalışanlarımız aldığı maaşla geçinemez halde, işverenlerimiz ise çalışan giderlerini eklediğinde ekmek teknesini döndüremez haldedir. Bu durum işçi azaltmalarına, kaliteli çalışan eksiltmelerine ve uzun vadeli büyük problemlere yol açmaktadır. Sistemdeki çarpık düzen çalışana da işverene de fayda sağlamamakta ve sadece günü kurtarmaktadır. Hazır giyim sektöründen örnek vermek gerekirse; sektör temsilcileri ‘’Asya ve Mısır gibi ülkelerdeki rakiplerimizle maliyet farkımız %60-65 düzeylerine ulaştı’’ diyerek tehlikeyi gözler önüne sermekte, sektörde duayen kabul edilen firmaların ‘’6 ay sonra üretim durabilir’’ açıklamaları ise ülkemiz ve sektörümüz açısından acil önlem alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu duruma bir günde gelmedik. Doğru adımlarla hızlı bir şekilde çözmek ise mümkündür. Fakat devlet aklı ve sanayici girişkenliğiyle uzun vadeli planlama yaparak içinden çıkmak durumundayız. ÜRETİCİLERİ VE UZMAN ÇALIŞANLARIMIZI KORUMALIYIZ! En liberal görünen ülkeler dahi üretimi kendi ülkelerine çekmek için çeşitli önlemlerle devletin zor gücünü kullanırken, Türkiye’nin gidene ‘’Güle güle’’ politikası derhal terk edilmeli ve üretime dönük faaliyet gösteren firmalarımızı koruyucu önlemler alınması gerekmektedir. Çünkü bu durum hem firma ve ekonomik kayba hem de alanında uzmanlaşmış iş gücü kaybına neden olmakta ve uzun vadeli daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Başlıca önerilerimizi sıralamak gerekirse; Sorun sadece üretimi desteklemekle ilgili değildir. Katma değerli üretim stratejisi konusunda da devlet aklıyla sanayici girişkenliğini birleştiren çözümler üretmektedir. Üretimi desteklemek katma değerli üretim stratejileri belirlemeyle olacaktır. Mesela son yıllarda hazır giyim sanayimiz üretim tesislerini Mısır’a taşımaktadır. Son 3 yılda tekstil sektöründe 7000’in üzerinde firma kapanmış, 250 bin civarında çalışanımız işsiz kalmıştır. Ayrıca 300’ün üzerinde firma başka ülkelere tesislerini taşımıştır. Bunun bir nedeni enerji ve çalışan maliyetlerinin ilgili ülkede ucuz olmasıdır. Fakat diğer nedeni de hazır giyim sektörümüzde marka sayısının azlığı, dünya markalarına fason üretim sayısının çok olmasıdır. Devlet planlaması da eksik kalınca sektör giderek kan kaybetmektedir. Sektörlerimizin bir diğer problemi ise yarı mamul ve ham madde konusunda dışa bağımlılığın fazla olmasıdır. İçeride kur politikası nedeniyle alternatif ürünlerin ham madde ve yarı mamul ithalatları giderek artmakta ve Türkiye’de üretimin kar marjı her geçen gün daralmaktadır. Bu durum da üreticiyi başka formüller aramaya itmektedir. Nitekim bu yılın ilk dokuz ayında ihracatımız %4.1, ithalatımız ise %5.9 artış göstermiştir. Bu verilerde göstermektedir ki dış açık her geçen gün artış göstermekte ve giderek sürdürülebilir olmaktan çıkmaktadır. İthalat ile dışa bağımlılık arttıkça üretim giderek pahalı kalmakta ve rekabet şansı azalmaktadır. YÜKSEK FAİZ = DÜŞÜK ÜRETİM ÇIKMAZINI SONLANDIRMALIYIZ! Ticari kredilerin yıllık %50 civarında faizle verildiği ve buna rağmen finansmana ulaşımın zorlaştığı günlerde sanayicimizin kazancı da yedek akçesi de faize gitmektedir. Bu durum sürdürülebilir bir üretim planı yapmanın önüne geçmekte ve iş dünyasında paniğin artmasına neden olmaktadır. Ülkemiz bir kararın eşiğindedir. Turizm, yeme-içme sektörü gibi hizmet sektörlerinde de tehlike çanları çalmakta, üretim-imalat sanayi gibi sektörler kan kaybetmekte ve çalışan sayısı giderek azalmaktadır. Dolayısıyla çözüm devlet eliyle üreticinin desteklenmesi, Türkiye’de ithal ikamesi yoluyla ithal edilen malların ülke içinde üretimlerin teşvik edilmesi, üretim odaklı finansmana erişimin hem ucuzlatılması hem de kolaylaştırılması gerekmektedir. VATAN PARTİSİ'NİN KAYNAK SORUNU YOKTUR! Değerli vatandaşlarımız, işverenlerimiz, işçilerimiz, Vatan Partisi olarak sunduğumuz önerileri yapacak programa sahibiz. Bizim kaynak bulma korkumuz yoktur. Çünkü kaynak vardır. Bu ülkenin insanlarının alın teriyle kazanılmış 500 milyar doların üzerinde servet yurtdışına çıkarılmıştır. Vatan Partisi iktidarında devlet demir yumruğunu masaya vurarak bu kaynakları yeniden Türkiye’ye getirecek ve üretim ekonomisi modelinin güvencesi olarak kullanılacaktır. Bu paralara el koymayacağız. Bu paraları pasif olmaktan çıkaracak ve ekonomiye kazandıracağız. Paradan para kazanma yöntemleri yerine üretimden para kazanmaya odaklanacağız. Ayrıca bu servetleri yurtdışına kaçıranlar bilmelidir ki kontrol onlarda değil. Küresel piyasa yapıcı aktörlerdedir. ABD-Atlantik sisteminin gidişatı nedeniyle yurtdışına çıkarılan kaynakların bir gecede değersizleşme riski hiç olmadığı kadar yüksektir. Son dönemde finans araçları üzerinde yapılan manipülatif hareketler bir gecede insanların servetini, varını yoğunu sıfırlama tehlikesi yaratmaktadır. Kolay yoldan yüksek paralar kazanma hayaliyle küresel hırsızlara paranızı kaptırmak yerine gelin Türkiye’de alnınızın teriyle, Türk milletinin iradesiyle, çalışkanlığıyla üreterek kazanın diyoruz. Bu konuda Türk iş insanlarının girişkenliğine, iradesine ve çalışkanlığına güvenimiz sonsuzdur. Yaratacakları iş hacmiyle hem istihdama hem de katma değerli üretime çok fayda sağlayacakları aşikârdır. Kaynak vardır. Türk milleti tasarruflu bir millettir. Yaklaşık 500 milyar doların yastık altında tasarruf edildiği çeşitli açıklamalar ve raporlarda yer almaktadır. Bu kaynağı ancak iradesi güçlü bir hükümetle Türkiye’ye yeniden kazandırabiliriz. Üretime, sağlıklı bir ekonomi politikasına olan güveni tazeleyerek yastık altı rezervleri yeniden ekonomiye kazandırabiliriz. Milletimize ve iş dünyamıza çağrımız budur. Vatan Partisi olarak görevlere hazır olduğumuzu bildiriyoruz!”

"Devlet bahis, kumar oynatmaz" Haber

"Devlet bahis, kumar oynatmaz"

Vatan Partisi İl Başkanı Mehmet Çobanoğlu, Meclis Başkanlığına sunulan partisinin sanal bahsin yasaklanması üzerine hazırlanan kanun teklifi hakkında açıklamalarda bulundu. Çobanoğlu, açıklamalarında şu noktalara değindi: “Türkiye Futbol Federasyonu bünyesindeki bazı hakemlerin bahis oynadıkları yönündeki suçlamalar, son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Ancak bu tür meselelerde olduğu gibi, sistemin paydaşları yine asıl sebepleri değil, sonuçları topluma tartışmaya açıyorlar. Bütün odaklar bahis iddiasıyla anılan hakemlere yöneliyor. Hakemler hedef tahtasında ve sorgusuzca eleştiriliyor. Hem eleştirmek kolay, hem de başka günah keçisi bulunmuş oluyor. Bu şekilde hem yönetimdekiler hem de futbol otoriteleri kendi sorumluluklarından sıyrılmak için suçu hakemlere yüklemiş oluyorlar. Bahis meselesinin tekrar gündeme gelmesi ve fakat sorunun temel kaynaklarının göz ardı edilmesi üzerine Vatan Partisi olarak, uzman hukukçular, psikiyatrlar ve akademisyenlerle bir süredir yürüttüğümüz çalışmanın ürünü olan 'Şans Oyunlarının ve Bahislerin Yasaklanmasına Dair Kanun Teklifi ve Gerekçesi'ni kamuoyuna duyurmayı kararlaştırdık. Şu anda yasal veya yasadışı olarak adlandırılsın, bahis ve kumar toplum içinde giderek yayılan bir sosyal hastalık durumuna gelmiştir. Devlet resmi olarak kumarı yasaklasa da, vatandaşımız İddaa bayileri, Milli Piyango ve at yarışı gibi devlet destekli oyunlarla hala kumar oynamaktadır. Kumarhaneler kapalı olsa bile, teknolojiyle birlikte neredeyse her hanede bir kumar ortamına dönülmüştür. Akıllı telefonlar ve bilgisayarlar adeta birer kumar aleti haline gelmiştir. Bahis bir tür kumar mıdır? Şans oyunları kumar mıdır? Elbette ki kumardır. Rastgele kazanç sağlamaya yönelik, emek gerektirmeyen bu aktiviteler kumar kategorisine girmektedir. Bahis, kumar ya da rastlantıya dayalı şans oyunları birey ve toplumu tehdit eden bir olgu haline gelmiş, ayrıca millî güvenlik açısından da bir tehlike yaratmıştır. Bu nedenle yasalar çerçevesinde 'yasal' ya da 'yasadışı' ayrımı yapmaksızın her türlü kumarın engellenmesi ve oynanmasının yasaklanması ile kolay kazanç arayışına karşı ciddi bir mücadele verilmesi zorunluluk teşkil etmektedir. Kumarın farklı isimleri olsa da, özünde rastlantıya dayalı tüm kazanç faaliyetleri aynı kategoride toplanmalıdır ve genel olarak kumar tanımı bu aktiviteleri karşılamaktadır. Devlet kumar oynatmaz. Devlet bahis oynatmaz. Devlet bu zararlı alışkanlıklarla mücadele eder. Aileleri dağıtan, bireyleri umutsuzluğa sürükleyen ve emeksiz kazanç anlayışıyla toplumsal değerleri altüst eden bu sorunla yüzleşilmesinin zamanı geldi. Kamuoyunu ve özellikle iktidar dahil tüm siyasi çevreleri hakemlerle değil, bu hakemlerin bu duruma gelmesine neden olan sistemle mücadele etmeye davet ediyoruz. Kanun Teklifimizi milletimizin ilgisine sunuyor, sağlıklı ve alın teriyle geçinen bir toplum oluşturma amacı doğrultusunda Vatan Partisi’nde örgütlenmeye çağırıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.