Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zekâ

Tavas Barış Gazetesi - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DSO’nun 2026–2030 Dönemi Yönetim Kurulu Belli Oldu Haber

DSO’nun 2026–2030 Dönemi Yönetim Kurulu Belli Oldu

Denizli Sanayi Odası’nın (DSO) 2026–2030 dönemine ilişkin seçim süreci tamamlandı. 1 Ekim’de gerçekleştirilen Meslek Komiteleri ve Meclis Üyeleri seçimlerinde, 18 Meslek Komitesinde görev yapacak 110 Meslek Komitesi Üyesi ile 46 Meclis Üyesi belirlenmişti. Seçim sürecinin ikinci aşamasında ise Yönetim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Meclis Divanı, TOBB Genel Kurul Delegeleri ile Disiplin Kurulu Üyeleri belirlendi. DSO Meclisi, seçimlerin ikinci ayağında Meclisin en yaşlı üyesi Mehmet Akgün başkanlığında bir araya geldi. Gerçekleştirilen seçimlerle 2026–2030 döneminde görev yapacak Yönetim Kurulu ve Meclis Divanının yanı sıra TOBB Genel Kurul Delegeleri ile Disiplin Kurulu Üyeleri belirlendi. Başkan Kasapoğlu Güven Tazeledi Oda Hizmet Binasında gerçekleştirilen seçim sonucunda DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, 2026–2030 dönemi için yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilerek güven tazeledi.Kasapoğlu başkanlığındaki yeni dönem Yönetim Kurulunda Ali Fuat Özel, Enis Emre Boz, Erkan Tıkıroğlu, Ersin Turgut, Ferit Bozdemir, İlhan Sicimli, Levent Çaputçu, Mehmet Serter, Metin Okan ve Osman Makal asil üye olarak yer aldı. DSO Meclisinde Yeni Dönem Divanı DSO Meclisinin 2026–2030 döneminde görev yapacak Başkanlık Divanı da belirlendi. İ. Okan Konyalıoğlu yeniden Meclis Başkanlığına seçilirken, Tolga Varlıker ve Nuri Turgut Meclis Başkan Yardımcılıklarına, Ali Demir ise Kâtip Üyeliğe seçildi. Konyalıoğlu: Sorumluluğumuzu Aynı Kararlılıkla Sürdüreceğiz Yeniden Meclis Başkanlığına seçilen İ. Okan Konyalıoğlu, kendisini ve Meclis Divanı üyelerini göreve seçen Meclis Üyelerine teşekkür ederek, “Bu görevlere sorumluluk almaya talip olarak geldik. Önümüzdeki dört yıl boyunca yorgunlukların ve kırgınlıkların çalışmalarımızı etkilemesine izin vermeden bu sorumluluğu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Verimli bir dönemi geride bıraktık. Yeni dönemde meslek grubu sayımızın 18’e, Meclis Üyesi sayımızın 46’ya ve Meslek Komitesi Üyesi sayımızın 110’a yükselmesiyle sektörlerimizin Odamızdaki temsili daha da güçlendi. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla birlikte çalışarak bu dönemi de verimli geçireceğimize inanıyorum.” dedi. Kasapoğlu: Gündemimiz Verimlilik, Yapay Zekâ ve Yeni Yatırımlar Olacak Seçimlerin tamamlanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Kasapoğlu, geride kalan dönemde elde edilen başarının Meclis, Yönetim Kurulu ve Meslek Komitelerinin ortak emeğiyle sağlandığını belirterek, “Denizli Sanayi Odası, geçtiğimiz dört yılda şehrimizde daha etkin bir konuma geldi. Yeni dönemde de Odamızın etki alanını ve gücünü artırmak için aynı motivasyon ve heyecanla çalışacağız. Çalışmalarımızı ve kararlarımızı komitelerimizin ve komisyonlarımızın katkılarıyla şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Gündemimiz verimlilik, yapay zekâ ve yeni yatırımlar olacak. Yeni OSB alanları açmak ve mevcut OSB projelerimizi hızla tamamlamak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu şehrin Odamıza ve sizlerin Denizli sanayisi için vereceği mücadeleye ihtiyacı var. Hep birlikte aynı azim, kararlılık ve enerjiyle Denizli için çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi. Oda Organ Seçimlerinin tamamlanmasıyla birlikte DSO’yu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulunda temsil edecek asil delegeler Hüsnü Şarkaya ve Cihan Emre İnceoğlu oldu. DSO Disiplin Kurulunun asil üyeleri ise Selim Yaymanoğlu, Erdal Demiryürek, Osman Uğurlu, Mehmet Ateş, Yavuz Perçin ve Mehmet Yukarıca olarak belirlendi.

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor” Haber

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor”

Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’de giderek yaygınlaşan tüketim kültürünün ekonomik ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti. Öz, tüketimin artık yalnızca ihtiyaçların karşılanması olmaktan çıktığını belirterek, kredi kartları, reklamlar, sosyal medya ve influencer kültürünün bireylerin satın alma davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten ÖZ, tüketim davranışlarının bireysel bütçelerin yanı sıra ekonomik ve toplumsal yapıyı da etkilediğini söyledi. Geçmişte toplumda “bir lokma, bir hırka” anlayışının, kanaat etmenin ve sahip olunanla yetinmenin önemli bir değer olarak görüldüğünü ifade eden ÖZ, günümüzde ise tüketimin “haz, hız, statü ve görünürlük” üzerinden şekillendiğine dikkat çekti. “TÜKETİM ARTIK SADECE İHTİYAÇ KARŞILAMAK DEĞİL” Prof. ÖZ, günümüzde bireylerin alışveriş kararlarının yalnızca ihtiyaçlar doğrultusunda verilmediğini belirterek, sosyal çevre, reklamlar ve dijital platformların tüketim davranışları üzerindeki etkisinin arttığını söyledi. “Bende de olmalı”, “modası geçmeden almalıyım”, “kampanyayı kaçırmayayım” ve “herkes kullanıyor” gibi düşüncelerin tüketiciyi ihtiyaç dışı harcamalara yöneltebildiğini ifade etti. Tüketimin ihtiyaç olmaktan çıkarak bir yaşam biçimine dönüşmesinin “tüketim bağımlılığı” tartışmasını da beraberinde getirdiğini belirten ÖZ, bağımlılık kavramının artık yalnızca madde kullanımıyla sınırlı değerlendirilmediğini kaydetti. KREDİ KARTLARI TÜKETİMİ HIZLANDIRIYOR Kredi kartları ve tüketici kredilerinin tüketim davranışlarında önemli bir araç haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. ÖZ, kredi imkanlarının bireylere gelecekte elde edecekleri gelirleri bugünden kullanma imkanı sunduğunu, tabiri caizse olmayan parayı harcattığını söyledi. ÖZ, özellikle kredi kartı borçlarının tamamının ödenmemesi durumunda borcun faiz yüküyle birlikte sonraki dönemlere taşındığını belirterek, bunun hane halkı bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini ifade etti. “Tüketici bugün sahip olmadığı parayı kullanarak gelecekte elde edeceği gelirinin bir bölümünü bugünden harcayabiliyor. Bu durum kontrolsüz hale geldiğinde bireysel borçluluğu artırıyor” değerlendirmesinde bulundu. “500 LİRA ÜZERİNE ÇIKTINIZ, İNDİRİM İSTER MİSİNİZ?” Tüketiciyi daha fazla harcamaya yönelten pazarlama yöntemlerinin de giderek çeşitlendiğini belirten ÖZ, belirli tutarın üzerindeki alışverişlerde sunulan indirimler, hediyeler ve kampanyaların tüketicinin başlangıçta planlamadığı ürünleri satın almasına neden olabildiğini söyledi. Online alışveriş platformları ve yapay zeka kullanan mağazaların mobil satış sitelerinin ise tüketici davranışlarını analiz ederek kişiye özel reklam ve kampanyalar sunduğuna dikkat çeken ÖZ, bunun alışverişi ihtiyaç ortaya çıktığında gerçekleştirilen bir eylem olmaktan çıkarıp sürekli hatırlatılan bir davranışa dönüştürebildiğini ifade etti. Hatta sokakta yürürken önünden geçtiğiniz mağazadan size indirim kampanyası mesajı gelerek algınız otomatik tüketime yönlendiriliyor diye konuştu. SOSYAL MEDYA TÜKETİM BASKISINI ARTIRIYOR Prof. Dr. Ersan ÖZ, sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Bireylerin sürekli olarak başkalarının tatillerini, otomobillerini, evlerini, kıyafetlerini ve yaşam tarzlarını görmesinin karşılaştırma duygusunu artırabildiğini belirterek, influencerlar ve dijital reklamların da tüketim baskısını güçlendirdiğini söyledi. ÖZ, tüketimin zaman zaman statü kazanmanın, görünür olmanın ve sosyal çevrede kabul görmenin, “desinler diye yaşamanın” bir aracı haline gelebildiğini ifade etti. BAĞIMLILIKLARIN EKONOMİK YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ Bağımlılıkların yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirten ÖZ, bağımlılıkların sağlık harcamaları, tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları ve sosyal sonuçları nedeniyle ekonomi üzerinde de önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. “Alışverişin her türlüsünü çok seviyoruz, hatta bağımlılık düzeyinde (oniomania). Hemde yılda yaklaşık 400 Milyon adet taksitli işlem yaparak. Yaklaşık 45 Milyon kişi tüketici kredisi kullanarak. Ödemelerimizin yüzde 80’ini kredi kartı, yüzde 20’sini nakit yaparak gerçekleştiriyoruz alışverişlerimizi. Bağımlılıklarımızın Türkiye ekonomisine yükü yıllık yaklaşık 100 Milyar Dolar. Tükettiğimiz ürünler birde ithal ise, ki malesef önemli kısmı öyle, dışarıya döviz transferi de sözkonusu yani dış ticaret açığı ve dolayısıyla cari açığa negatif etki. IMF ve World EconomicForum verilerine göre son 20 yıla baktığımızda dünya tarihinin yaptığı üretime oranla en çok tüketim yapan ülkelerinde ilk sıralardayız desek yanlış olmaz” diyen ÖZ, tüketim bağımlılığının yalnızca “fazla alışveriş yapmak” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, aşırı tüketimin borçluluk, aile bütçesi ve ekonomik kaynakların kullanımına kadar uzanan sonuçları bulunduğunu kaydetti. “ENFLASYONU TEK BAŞINA TÜKETİMLE AÇIKLAYAMAYIZ” Türkiye’deki enflasyon sorununun tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan ÖZ, ancak tüketim ve talep davranışlarının ekonomik dengeler açısından önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Tüketimin kredi yoluyla finanse edilmesinin talebi canlı tuttuğunu belirterek, ithal ürünlere yönelik yüksek talebin ise döviz ihtiyacı ve dış ticaret dengesi üzerinde negatif etkili olduğuna dikkat çekti. “DESİNLER DİYE YAŞAMAK EKONOMİK BİR YÜK OLUŞTURUYOR” Tüketim kültürünün sosyal boyutuna da değinen Prof. Dr. ÖZ, bireylerin zaman zaman gerçek ihtiyaçları yerine çevrenin beklentilerine göre hareket edebildiğini söyledi. Yeni telefon, otomobil, marka kıyafet, daha büyük ev veya daha pahalı tatil gibi tüketim unsurlarının bazı kişiler açısından birer statü göstergesine dönüşebildiğini belirten ÖZ, “Desinler diye” yapılan harcamaların bireyleri gelirlerinin üzerinde tüketmeye ve borçlanmaya itebileceğini ifade etti. “İHTİYAÇ MI, İSTEK Mİ?” Tüketim alışkanlıklarının kontrol altına alınmasında bireysel farkındalığın önemli olduğunu vurgulayan ÖZ, alışveriş öncesinde “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunun sorulmasının önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren tüketim bilinci kazandırılması gerektiğini belirterek, ihtiyaç ile istek arasındaki farkın öğretilmesinin gelecekte daha sağlıklı tüketim alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜKETEREK DEĞİL, ÜRETEREK BÜYÜMELİYİZ” Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından tüketim ve üretim arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Teknolojik gelişmelerin ve finansal imkanların hayatı kolaylaştırdığını, ancak tüketimin ihtiyaç sınırlarını aşarak kontrol edilmesi güç bir davranışa dönüşmesinin hem bireysel hem de toplumsal sorunlara yol açabileceğini söyledi. ÖZ, tüketim kültürünün geldiği noktada herkesin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu anlayışla özetledi: “Gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi satın alıyoruz, yoksa ihtiyacımız olduğuna inandırıldığımız için mi?” Tüketim alışkanlıklarının yalnızca aile bütçesini değil, çocukların geleceğini ve ülkenin ekonomik yapısını da ilgilendirdiğini belirten ÖZ, daha bilinçli tüketim ve daha güçlü üretim anlayışının önemine dikkat çekti. “Çözüm daha fazla tüketmekte değil; ihtiyacımız kadar tüketmek, bilinçli yaşamak ve daha fazla üretmekte. Tüketerek değil, üreterek büyümeliyiz.”

Genel Müdür Çay: Basınımıza sağlanan kamu desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı Haber

Genel Müdür Çay: Basınımıza sağlanan kamu desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı. Kurumun son dönemde yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çay, basın sektörünün ihtiyaçlarını sahada tespit etmeyi sürdürerek Türk basınının geleceğine yönelik adımları kararlılıkla attıklarını söyledi. 11 bölgede 684 süreli yayın temsilcisiyle bir araya geldik Sahadaki gerçekliği muhataplarından dinlemek ve çözümün bir parçası olmak şeklindeki temel yaklaşımlarının gereği olarak 11 Bölge Müdürlüğünde 58 ili kapsayan toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Çay, 684 süreli yayın temsilcisinin katıldığı toplantılarda, sektörün ihtiyaçları ve geleceğe yönelik atılacak adımlar için önemli izlenimler edindiklerini kaydetti. Farklı şehirlerde cemiyetler tarafından düzenlenen etkinliklere de katıldıklarını söyleyen Çay, “Programlarda gazetecinin alın terinin, nitelikli insan kaynağının ve gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının önemini vurguladık. Bütün bu temaslarımız, sahadan gelen talepleri karar süreçlerimize taşıyan ve çözüm üretme irademizi besleyen önemli birer çalışma alanı oldu” dedi. Nitelikli insan kaynağına katkı sağlamak için çalışmalar yürütüyoruz Konuşmasında ‘nitelikli insan kaynağı’ konusuna değinen Genel Müdür Çay, bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sunmak adına Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile ‘Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlattı. Söz konusu protokolle, resmî ilan ve reklam sistemi içerisinde yer alan 1.075 basın işletmesine yönelik istihdam, eğitim ve iş gücünün geliştirilmesini kapsayan yeni bir süreci başlattıklarını dile getiren Çay, “İŞKUR ile 2016 yılında imzalanan ve 2021 yılında nihayete eren protokol kapsamında 3 bin 635 kişi işbaşı eğitim programlarından yararlanmıştı. Yeni protokolden de basınımızın azami derecede yararlanmasını amaçlıyoruz. İnanıyorum ki bu iş birliği, Türk basınının gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağının yetişmesine de katkı sunacak önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu. Basın adına gerçekleştirdikleri çalışmaların istihdam boyutunun dışında birçok farklı alanda da sürdüğünü ifade eden Çay, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında eğitim programları düzenlediklerini, basın çalışanlarının eğitim imkânlarını geliştirmeye yönelik iş birlikleri gerçekleştirdiklerini aktardı. 131 milyon TL’lik kaynağı kısa sürede basının hizmetine sunduk Genel Müdür Çay, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına daha kolay ve hızlı şekilde ulaşabilmesi için hayata geçirilen iş birliğini, 2026 yılının ilk 8 ayında ortaya çıkan rakamlar üzerinden değerlendirdi. Yaklaşık 60 süreli yayına aktarılan toplam finansman tutarının kısa sürede 131 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Çay, 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık dönemde aktarılan finansmanın kur bazında 154,68 milyon TL olduğunu, bugün ise KGF iş birliği sayesinde birkaç ay içinde önemli bir kaynağın basın işletmelerinin hizmetine sunulduğunu vurguladı. Resmî ilan ve reklam desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı Sektöre sağlanan ilan ve reklam desteklerindeki ciddi yükselişe dikkat çeken Çay, 2026 yılının ilk 8 ayında resmî ilan tutarının 117 bin adet ilanla 4 milyar 200 milyon TL’ye, resmî reklam tutarının ise 14 bin adet reklamla 900 milyon TL’ye yükseldiğini açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir artış yakalandığını belirten Çay, 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaşan desteğin daha da artması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. 15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını dijitale taşıdık Sektörün geleceğinde meslek kültürünün ve hafızasının önemine işaret eden Çay, 15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde “İrade Bizim, Zafer Bizim” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, 7 üniversitenin iletişim fakültesi öğrencilerinin hazırladığı manşetlerden oluşan ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’ni TBMM, Gaziantep, İzmir ve Erzurum’da açtıklarını hatırlattı. TBMM’de açılan serginin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Çay, “Bu çalışmayı bir sergi faaliyetinden ziyade, Türk basınının demokrasi ve millî irade karşısındaki sorumluluğunu ortaya koyan tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Genç gazeteci adaylarımızın kaleminden çıkan manşetleri geleceğe taşımak; bir anlamda bu sorumluluğun, bu hafızanın ve bu meslek anlayışının yeni nesillere aktarılmasına katkı sunmaktır” diye konuştu. Bu tarihi sorumluluğu dijital alana da taşıdıklarını belirten Çay, 15temmuz.bik.gov.tr adresinden erişime açılan dijital portalda, 15 Temmuz sürecinde yaşananları kayıt altına aldıklarını söyledi. Genel Müdür Çay, “15 Temmuz gecesinde görev yapan 60’tan fazla gazetecinin yazılı ve görüntülü tanıklıklarını, o gecenin hafızasını taşıyan gazete manşetlerini, genç iletişimcilerimizin çalışmalarını ve gecenin gelişimini saat saat ortaya koyan kronolojiyi bir araya getirdik. Böylece yalnızca yaşananları anlatan değil, 15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını belgeleyen, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran kapsamlı bir dijital arşiv oluşturduk. Biliyoruz ki milletlerin hafızası yalnızca hatırlamakla değil; yaşananları doğru biçimde kayıt altına almak, tanıklıkları korumak ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmakla güçlenir” değerlendirmesinde bulundu. Çay ayrıca, yaz dönemi staj programı ile 60’ın üzerinde iletişim öğrencisine kurum bünyesinde pratik yapma imkânı sağladıklarını sözlerine ekledi. Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısına uyum sağlıyoruz Geleceğin medyasını bugünden hazırlamak zorunda olduklarını söyleyen Çay, BİK Analitik’in yeni versiyonunu Temmuz ayında kademeli olarak devreye aldıklarını belirtti. Ziyaretçi davranışları ve haber okuma alışkanlıklarını daha doğru yansıtan yeni ölçümleme kriterlerini aktaran Çay, “Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısı karşısında ölçümleme sistemimizi de geliştirerek resmî ilan ve reklam sistemimizin sürdürülebilir bir zeminde işlemesini hedefliyoruz” dedi. Denetim süreçlerini de dijitalleştirdiklerini kaydeden Genel Müdür Çay, Elektronik Denetim Tebliği’nin yayımlandığını, uygulamanın altyapı çalışmalarının ardından 1 Ocak 2027’de başlayacağını bildirdi. Güçlü bir mevzuat altyapısının önemine değinen Çay, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 195 sayılı Kanun değişikliğiyle internet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri ile yaptırım sınırlarının doğrudan kanun düzeyine taşındığını hatırlattı. Mevzuatın sahada doğru uygulanması amacıyla 10 Bölge Müdürlüğünde uygulamalı mevzuat eğitimleri düzenlediklerini aktaran Çay, İLANBİS üzerinden başlatılan anket çalışmasıyla internet medyasının beklentilerini analiz ederek eğitimleri sektörün gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirdiklerini ifade etti. Hedefimiz geleceğe güvenle bakan bir Türk basını Konuşmasının sonunda Türk basınının geleceğini şekillendirmek adına çalışmaya devam edeceklerini belirten Genel Müdür Çay, “Ortak gayemiz daha güçlü, daha nitelikli, dijital dönüşüme ayak uydurabilen, kendi hafızasına sahip çıkan ve geleceğe güvenle bakabilen bir Türk basınıdır” ifadelerini kullandı. Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi. Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı. Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurulu’nun 11 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

PEV Okulları’nda 33. Yıl Haber

PEV Okulları’nda 33. Yıl

HABER MERKEZİ Denizli’nin köklü eğitim kurumlarından PEV Okulları, 2026-2027 eğitim öğretim yılına öğrenciler, öğretmenler, veliler ve okul yönetiminin katıldığı törenle başladı. Programda kurumun 1994’ten bu yana sürdürdüğü eğitim yolculuğu, mezunlarıyla kurduğu bağ ve yeni döneme ilişkin hedefleri öne çıktı. 1994’TEN BU YANA EĞİTİME YÖN VERİYOR PEV Okulları’nda yeni eğitim öğretim yılı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende, 30 yılı aşkın süredir Denizli’de eğitim alanında faaliyet gösteren kurumun geçmişten bugüne uzanan yolculuğuna dikkat çekildi. PEV’in akademik eğitimin yanı sıra yabancı dil, bilim, teknoloji, sanat, spor ve uluslararası çalışmalarla öğrencilerini geleceğe hazırlamayı sürdürdüğü vurgulandı. KAZDAĞLI: “KÖKLERİMİZ DENİZLİ’DE, DALLARIMIZ DÜNYAYA UZANIYOR” Törende konuşan Pamukkale Eğitim Vakfı Vakıf Başkanı Prof. Dr. Hasan Kazdağlı, PEV’in 33 yıllık tecrübesine dikkat çekerek kurumun hedeflerinin artık yalnızca ulusal düzeyle sınırlı olmadığını söyledi. Kazdağlı, şu ifadeleri kullandı: “30 yılı aşkın güçlü bir geçmişimiz var ama gözümüz gelecektedir. Köklerimiz Denizli’dedir, dallarımız dünyaya uzanmaktadır. Hedefimiz; eğitim anlayışıyla, yabancı diliyle, bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, sanatıyla, sporuyla ve uluslararası yönüyle Türkiye’nin örnek eğitim kurumlarından biri olmayı sürdürmektir.” YAPAY ZEKÂ VE TEKNOLOJİ EĞİTİME ENTEGRE EDİLİYOR Dünyanın çok hızlı değiştiğini belirten Kazdağlı, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün eğitim üzerindeki etkilerini yakından takip ettiklerini ifade etti. PEV Okulları’nın bu değişimi bir tehdit değil, eğitimi güçlendiren bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Kazdağlı; öğretmenlerin her yıl hizmet içi eğitimlerden geçtiğini, eğitim programlarının güncellendiğini ve öğrencilerin akademik eğitimin yanı sıra yarışmalar, projeler ve uluslararası faaliyetlerle desteklendiğini kaydetti. PEV MEZUNLAR DERNEĞİ ARTIK SAHADA Törenin öne çıkan bölümlerinden biri de PEV Mezunlar Derneği oldu. 1994’ten bu yana binlerce öğrenciyi mezun eden PEV Okulları, mezunlarıyla bağını daha güçlü ve kurumsal bir yapıya taşımayı hedefleyen dernekle birlikte yeni bir döneme adım attı. PEV’den mezun olan öğrencilerin yıllar sonra farklı mesleklerde, farklı şehirlerde ve farklı ülkelerde yollarına devam etmesine rağmen kurumla bağlarını sürdürmesinin, okul kültürünün en güçlü göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. NUR TURGUT’UN KONUŞMASI DUYGUSAL ANLARA SAHNE OLDU PEV Mezunlar Derneği Başkanı ve Cozyhome Kurucusu Nur Turgut, törende yaptığı konuşmayla salondaki öğrenci, veli ve öğretmenlere duygu dolu anlar yaşattı. PEV çatısı altında başlayan eğitim yolculuğunun mezuniyetle sona ermediğini vurgulayan Turgut, okulun mezunlarıyla kurduğu bağın yıllar geçtikçe daha da güçlendiğine dikkat çekti. PEV’in yalnızca eğitim alınan bir okul değil, mezuniyet sonrasında da aidiyet hissinin devam ettiği büyük bir aile olduğunu ifade eden Turgut’un konuşması, törende en çok dikkat çeken anlardan biri oldu. MEZUNLARDAN GELECEĞE UZANAN KÖPRÜ PEV Mezunlar Derneği’nin, eski öğrenciler ile bugün okul sıralarında eğitim gören öğrenciler arasında güçlü bir bağ kurması hedefleniyor. Mezunların deneyimlerini yeni nesillerle paylaşması, öğrencilerin meslek seçimlerine ve gelecek planlarına katkı sunması ve PEV kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılması derneğin temel amaçları arasında yer alıyor. Bu yönüyle PEV, geçmişte yetiştirdiği öğrenciler ile bugünün öğrencilerini aynı çatı altında buluşturarak eğitim yolculuğunu yalnızca okul yıllarıyla sınırlı tutmayan bir yapı oluşturmayı hedefliyor. VELİ, ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ İŞ BİRLİĞİ VURGUSU Törende yeni eğitim öğretim yılında veli, öğretmen ve öğrenci iş birliğinin önemine de dikkat çekildi. PEV yönetimi, çocukların yalnızca akademik başarıya değil; sosyal, kültürel, sanatsal ve teknolojik yönden de geleceğe hazırlanmasını hedeflediklerini belirtti. 33 yıllık kurumsal birikimin yeni dönem hedefleriyle birleştirilerek PEV’in ulusal ve uluslararası alandaki eğitim çalışmalarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. İLK ZİL 1. SINIF ÖĞRENCİSİYLE ÇALDI Konuşmaların ardından PEV Okulları’nda 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk zili çaldı. Yeni dönemin ilk zili, 1. sınıfa başlayan bir öğrencinin zili çalmasıyla birlikte duyuldu. PEV ailesi, 33. yılında öğrencileri ve mezunlarıyla birlikte yeni bir eğitim yolculuğuna başladı.

Oymak,“Adalet Bir Toplumun Geleceğinin Meselesidir” Haber

Oymak,“Adalet Bir Toplumun Geleceğinin Meselesidir”

2026-2027 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, yeni adli yılın tüm yargı camiası ve vatandaşlar için adalete olan güvenin güçlendiği, başarılı ve bereketli bir dönem olmasını temenni etti. “Adalet Bir Toplumun Geleceğinin Meselesidir” başlığıyla yayımlanan mesajında Oymak, her yeni adli yılın, yargı camiası açısından yeni çalışma döneminin başlangıcı olmasının yanı sıra adalet arayışında olan vatandaşlar için de umut anlamı taşıdığını ifade etti. “ADALET HERKESE EŞİT VE GÜVEN VEREN BİR MEKANİZMAYLA MÜMKÜNDÜR” Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla sınırlı olmadığını belirten Av. Hasan Oymak, makam, soy ve ekonomik durum farkı gözetmeksizin herkesin eşit şekilde adalete ulaşabilmesinin önemine dikkat çekti. Oymak, adalet mekanizmasının hızlı, eşit ve güven veren bir yapıya sahip olması gerektiğini vurgulayarak, toplumda adalet duygusunun ancak bu şekilde güçlenebileceğini dile getirdi. “YARGININ TÜM BİRİMLERİ AYNI SORUMLULUK BİLİNCİYLE HAREKET ETMELİ” Adalet sisteminin insan hayatına, özgürlüğüne, emeğine ve geleceğine doğrudan etki ettiğini belirten HUDER Genel Başkanı Oymak, yargı sisteminin tüm unsurlarının ortak bir sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Oymak, “Adalet Bakanından hâkimine, avukatından mübaşirine kadar yargının tüm birimlerinin aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Hukuku hayatın her alanında uygulanabilir ve erişilebilir kılmak hepimizin ortak görevidir” ifadelerine yer verdi. YAPAY ZEKA ÇAĞINDA HUKUK VURGUSU Yeni dönemde teknolojinin hukuk alanındaki etkisine de değinen Av. Hasan Oymak, yapay zeka çağında hukuk pratiğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Teknolojinin sunduğu imkanların hukukun hizmetine sunulması gerektiğini belirten Oymak, bu süreçte hukukun temel değerlerinden ve meselenin özünden uzaklaşılmamasının büyük önem taşıdığını vurguladı. “HAK VE ADALETİN TESİSİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ” HUDER olarak Türkiye'nin tüm illerindeki ve dünyanın farklı ülkelerindeki meslektaşlarıyla birlikte çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Oymak, hak ve adaletin tesisi için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti. Sağlıklı ve güvenilir bir adalet mekanizmasının oluşturulması için ortaya konan tüm çabaları takdir ettiklerini ifade eden HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, yeni adli yılın beklentilerin karşılandığı ve adalete duyulan güvenin daha da güçlendiği bir dönem olmasını temenni etti. Av. Hasan Oymak, mesajını, “Yeni adli yılın tüm yargı camiası ve meslektaşlarımız bakımından beklentilerin karşılandığı, adalete güvenin güçlendiği, başarılı ve bereketli bir yıl olmasını diliyorum” sözleriyle tamamladı.

Yapay zekâ çağında sanayinin yeni yol haritası DSO’da konuşuldu Haber

Yapay zekâ çağında sanayinin yeni yol haritası DSO’da konuşuldu

Etkinlikte ayrıca, teknolojik dönüşümün üretim ve iş yapış biçimlerine etkisi ile yapay zekânın bireylerin yaşam biçimleri, çalışma alışkanlıkları ve tüketim tercihleri üzerindeki yansımaları da ele alındı. Türkiye’nin değişen toplumsal yapısı, geleceğin meslekleri, insan kaynağının dönüşümü ve veri odaklı karar alma kültürü de programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kasapoğlu: “Geleceği ve Değişimi Doğru Okumalıyız” Programın açılış konuşmasını yapan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, finansmana erişim, yüksek işgücü maliyetleri, enflasyon, kur ve faiz politikalarının sanayicinin rekabet gücü üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte sahada sanayicinin sorunlarını yakından takip ettiklerini ifade eden Kasapoğlu, mevcut koşulların yatırım ve gelecek planlarını zorlaştırdığını söyledi. Bu tablonun iş dünyasını günlük sorunlara odaklanmaya ittiğini belirten Kasapoğlu, sanayicinin geleceğin teknolojilerini ve değişen üretim anlayışını da gündeminde tutması gerektiğini vurguladı. Kasapoğlu, “Öngörülebilir olmayan bu ortamda gelecekle ilgili hesap yapmak, plan yapmak zorlaşıyor. Ancak biz içeride bu sorunlarla uğraşırken dünya önemli bir teknoloji devriminden geçiyor. Girişimciliğin ruhunda, üretimin ruhunda değişimi yakalamak, çağı yakalamak var. Türk girişimcisinin ve sanayicisinin bu değişimi de mutlaka bir yerinden yakalayacağına inanıyorum. Yeter ki geleceği ve değişimi doğru okuyalım, bu dönüşümü iyi anlayıp geleceğimizi buna göre planlayalım.” dedi. Abdula: “Bugünü ve Yarını Birlikte Yaşamak Lazım” Stratejist ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, dönüşümün ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla birlikte okunmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin değişen yapısı, insan kaynağı ve geleceğe yönelik fırsatlarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Abdula, geleceğe hazırlanırken bugünün ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Geleceğin meslekleri konuşulurken mevcut üretim yapısının ihtiyaç duyduğu alanların da dikkate alınması gerektiğine işaret eden Abdula, teknoloji yatırımlarının enerji ve insan kaynağı başta olmak üzere farklı sektörlerde yeni ihtiyaçlar doğuracağını belirtti. Veri merkezlerinin yaygınlaşmasını örnek gösteren Abdula, geleceğin ekonomisinin bugünün temel sektörleriyle birlikte şekilleneceğini ifade etti. Abdula, “Yeni Ekonomik Zemin” başlıklı sunumunda, Türkiye’de değişen nüfus ve hane yapısından tüketici davranışlarına, şehirleşmeden eğitim ve kaynak yönetimine kadar uzanan dönüşümün iş dünyasına yansımalarını ele aldı. Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden kurulması ve sermayenin yeni merkezlere yönelmesiyle birlikte yapay zekâ, veri merkezleri ve dijital altyapının yeni bir yatırım alanı oluşturduğuna dikkat çeken Abdula, sanayinin önümüzdeki dönemde değişen pazar koşullarını, teknolojik gelişmeleri ve yeni yatırım dinamiklerini birlikte okuyarak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ teknolojilerindeki dönüşüme de değinen Abdula, asistan olarak kullanılan yapay zekâ uygulamalarından daha otonom çalışan “Agentic AI” sistemlerine doğru geçiş yaşandığını söyledi. Bu dönüşümün iş dünyasında üretim süreçlerinden karar alma mekanizmalarına, verimlilikten insan kaynağına kadar birçok alanı değiştireceğini belirten Abdula, şirketlerin yeni döneme hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekti. Program, Akan Abdula’nın katılımcıların sorularını yanıtladığı soru-cevap bölümünün ardından hediye takdimiyle sona erdi.

Denizli’de İlk Ve Tek Olan Yapay Zeka Destekli Yeni Nesil Mr Cihazı Hizmete Girdi Haber

Denizli’de İlk Ve Tek Olan Yapay Zeka Destekli Yeni Nesil Mr Cihazı Hizmete Girdi

Denizli Devlet Hastanesi’nin tüm birimleriyle birlikte etaplar halinde Denizli Acil Durum Hastanesi’ne taşınma süreci devam ederken, hastanenin teknolojik altyapısı da en yeni tıbbi cihazlarla güçlendiriliyor. Modern mimarisi, ferah poliklinikleri, geniş bekleme alanları, yüksek teknolojili görüntüleme üniteleri ve hasta odalarıyla vatandaşlara daha konforlu bir sağlık hizmeti sunan Denizli Acil Durum Hastanesi, yeni MR cihazıyla tanı ve tedavi süreçlerinde de önemli bir kapasite artışı sağladı. Türkiye’de az sayıda olan ve Denizli’de ise ilk ve tek olarak hizmete alınan son teknoloji yapay zeka tabanlı MAGNETOM Lumina 3 Tesla Manyetik Rezonans (MR) cihazıyla birlikte bazı özellikli görüntülemeler de artık başarıyla uygulanabilecek. Denizli’de Başka Hiçbir Sağlık Kuruluşunda Bulunmayan MR İle Yüksek Çözünürlüklü Görüntüler Elde Edilebilecek Hastalıkların teşhisinde çok önemli bir yeri olan yapay zeka destekli yeni nesil MR cihazının Denizli’de tek olduğunu belirten Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, yapay zeka tabanlı 3 Tesla MR görüntüleme cihazını Denizli’ye kazandırmaktan büyük sevinç duyduklarını söyledi. Öztürk: “Merkezde Denizli Devlet Hastanemizde iki, Servergazi Devlet Hastanemizde bir olmak üzere ilimizde üç MR cihazımız hizmet vermektedir. Günlük ortalama 9 bin acil ve poliklinik muayenesi yapılan Denizli Devlet Hastanemizin taşındığı Acil Durum Hastanemizde yeni nesil MR cihazımızın kurulumu tamamlandı ve hasta kabulüne başlandı. 3 Tesla MR, standart 1.5 Tesla MR cihazlarına göre iki kat daha güçlü yüksek çözünürlüklü bir manyetik rezonans görüntüleme (MR) cihazıdır. Yeni nesil MAGNETOM Lumina 3T MR sistemi, yapay zeka destekli yazılımları sayesinde çok daha kısa sürede yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilmesine imkân tanırken, beyin, karaciğer ve kas-iskelet sistemi başta olmak üzere birçok alanda daha hızlı ve güvenilir tanı süreçlerini destekliyor. Lezyon ve patolojilerin daha keskin ve çok kısa sürelerde taranmasını sağlıyor. Geniş hasta tüneli, sessiz çalışma teknolojisi ve kısa çekim süreleriyle hasta konforunu artıran cihaz, hareket ve metal kaynaklı görüntü bozulmalarını da en aza indirerek tekrar çekim ihtiyacını azaltıyor. Bu cihazlar hastalıkların daha hızlı ve etkin teşhis edilmesine önemli katkı sağlayacak. Yapay zeka tabanlı 3 Tesla MR görüntüleme cihazını İlimize kazandırmaktan büyük kıvanç duyuyoruz. Denizli Devlet Hastanemiz uzun yıllardır sadece Denizli’ye değil tüm bölgeye şifa dağıtan bir merkez konumundadır. Türkiye’de sayısı az olan ve Denizli’de ilk ve tek olacak 3 Tesla MR cihazımız, Denizli’deki vatandaşlarımıza ve çevre illerden gelecek hastalara da çok önemli bir hizmet sağlayarak önemli bir boşluğu dolduracaktır. İnşallah hastalarımız burada şifa bulacak, sağlık çalışanlarımız da yeni teknolojinin sunduğu imkânlarla tanı süreçlerini daha hızlı ve kolay yürütecektir. Hastanemize ve Denizli’mize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Kasapoğlu: "Erken sanayisizleşme riskine karşı üretimi koruyacak adımlar şart" Haber

Kasapoğlu: "Erken sanayisizleşme riskine karşı üretimi koruyacak adımlar şart"

Toplantıda; küresel ve ulusal ekonomideki gelişmeler, sanayinin güncel görünümü, üretim ve ihracattaki son durum, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, ABD’nin tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik yeni tarife düzenlemeleri ile döviz dönüşüm desteğindeki değişiklikler değerlendirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, üretim gücünün korunmasının rekabetçiliği ve finansmana erişimi destekleyen politikalarla mümkün olacağını vurgulayarak, erken sanayisizleşme riskine karşı üretim kapasitesini koruyacak adımların önemine dikkat çekti. Toplantıda ayrıca DSO Bilişim Komisyonu Üyesi Buğra Yüksel’in “Sanayide Yapay Zekâ ile Stratejik Yönetim” başlıklı sunumu ile Odanın Stratejik Plan revizyonu Meclis Üyeleriyle paylaşılırken, Temmuz ayı Oda faaliyetleri hakkında da bilgilendirme yapıldı. Üretim Ekonomisinin Güçlendirilmesi Ortak Öncelik Olmalı Toplantıda konuşan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, yaklaşık üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının sanayi üzerindeki yansımalarına değinerek, üretim, ihracat ve istihdamın ekonomi politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Özellikle emek yoğun sektörlerde artan maliyetlerin Türkiye'nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattığını dile getiren Kasapoğlu, finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin ve yüksek finansman maliyetlerinin sanayicinin üzerindeki baskıyı artırdığını kaydetti. Sanayinin Ekonomideki Payındaki Gerileme Dikkatle Değerlendirilmeli Temmuz ayına ilişkin ekonomik göstergeleri de meclis üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verisinin 47,7 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, endeksin eşik değer olan 50'nin altında kalmaya devam etmesinin üretim tarafındaki yavaşlamanın sürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Enflasyonda kademeli bir gerileme görülmesine rağmen üretim cephesindeki kırılganlığın devam ettiğini belirten Kasapoğlu, enflasyonla mücadele yürütülürken üretim kapasitesinin korunmasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Denizli İhracatta Güçlü Performansını Koruyor Konuşmasında Temmuz ayı ihracat verilerine de yer veren Kasapoğlu, Denizli ihracatının 483,9 milyon dolara ulaşarak Haziran 2022'den bu yana en yüksek aylık seviyesini gördüğünü belirtti. Kentin yılın ilk yedi ayında Türkiye ortalamasının üzerinde ihracat artışı yakaladığını aktaran Kasapoğlu, geçen yılın aynı döneminin bayram ayına denk gelmesi nedeniyle yıllık artış oranlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tutar bazındaki yükselişin sevindirici olduğunu ancak miktar bazındaki gelişmelerin de dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Finansmana Erişim Sanayinin Öncelikli Gündemi Finansal göstergelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, takipteki kredi tutarları ile karşılıksız çek oranlarında yaşanan yükselişin işletmelerin nakit akışındaki sıkışıklığı açıkça gösterdiğini ifade etti. Buna karşın Denizli'nin diğer sanayi şehirleriyle kıyaslandığında dayanıklılığını koruduğunu belirten Kasapoğlu, kentin KOBİ ağırlıklı üretim yapısının değişen piyasa koşullarına daha hızlı uyum sağlayabilmesine katkı sunduğunu söyledi. Sanayicinin beklentisinin daha fazla borçlanmak olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, üretimin devamlılığını sağlayacak sürdürülebilir bir finansman ortamının oluşturulmasının hem ihracat hem de istihdam açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Türk İhracatçısı Küresel Pazarda Eşit Şartlarla Rekabet Etmeli ABD'nin tekstil ve hazır giyim ürünlerine yönelik yeni gümrük vergisi düzenlemesini değerlendiren Kasapoğlu, uygulamanın Türkiye'nin rakip ülkeler karşısındaki rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Maliyet baskılarının devam ettiği bir dönemde ilave tarife yükünün ihracatçılar açısından yeni bir zorluk oluşturduğunu ifade eden Kasapoğlu, siparişlerin alternatif ülkelere yönelmesi riskine dikkat çekti.Türkiye ile ABD arasında yürütülmesi planlanan müzakere sürecinin sektör açısından önemli olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, beklentilerinin Türk ihracatçısını dezavantajlı konuma düşüren koşulların giderilmesi ve küresel pazarlarda eşit rekabet şartlarının sağlanması olduğunu söyledi. İhracatın Rekabet Gücü İçin Destek Mekanizmaları Önemli Kasapoğlu, ihracatçılara yönelik döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılmasını olumlu karşıladıklarını belirterek, yeni düzenlemeyle birlikte katma değer, kârlılık ve iş gücü maliyetleri dikkate alınarak farklılaşan bir sisteme geçileceğini ifade etti. 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe girecek uygulamanın, ihracatçıların finansmana erişimine katkı sağlayacağını belirten Kasapoğlu, “Finansman maliyetlerinin yüksek, küresel rekabetin yoğun olduğu bu dönemde ihracatçımıza nefes aldıran her destek kıymetlidir. Ancak üretim ve ihracat gücümüzü korumak için rekabetçiliğimizi artıracak ilave adımlara da ihtiyaç var.” dedi. Denizli’nin 2035 Vizyonu Ele Alındı DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, “Denizli 2035 Yol Haritası” sunumunda Denizli’nin sanayi ve ihracat potansiyelini farklı illerle karşılaştırmalı bir biçimde değerlendirerek, rekabet gücünün korunması için altyapı yatırımları, yatırım ortamının geliştirilmesi ve stratejik planlamanın önemine dikkat çekti.Konyalıoğlu, Denizli’nin güçlü üretim kültürünü geleceğe taşıyabilmesi için ortak vizyonla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Yapay Zekâ Sanayinin Geleceğini Şekillendiriyor DSO Bilişim Komisyonu Üyesi Buğra Yüksel tarafından "Sanayide Yapay Zekâ ile Stratejik Yönetim" başlıklı bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda, yapay zekâ teknolojilerinin sanayide stratejik yönetim anlayışına etkileri, üretimden finansa, insan kaynaklarından proje yönetimine kadar farklı iş süreçlerinde sunduğu uygulama alanları ile işletmelerin dijital dönüşümüne sağlayacağı katkılar ele alındı. Ayrıca yapay zekâ destekli karar alma mekanizmaları, rekabet gücünün artırılması ve geleceğin üretim modellerine ilişkin değerlendirmeler Meclis Üyeleriyle paylaşıldı. Stratejik Plan Revizyonu: Geleceğin Sanayisi İçin Yenilenen Yol Haritası DSO’nun mevcut 2024–2028 Stratejik Planı; üyelerin değişen ihtiyaçları, Denizli sanayisinin dönüşen yapısı, Odanın gelişen hizmet kapasitesi ve TOBB Oda/Borsa Akreditasyon Sistemi’nin güncellenen standartları doğrultusunda revize edildi. DSO Genel Sekreteri Dr. Sezgi Akbaş tarafından Meclis Üyelerine sunulan revize Stratejik Plan, yapılan değerlendirmelerin ardından oy birliğiyle kabul edildi. Ortak akıl anlayışıyla hazırlanan plan, DSO Yönetim Kurulu’nun önümüzdeki dönem çalışmalarına yön verecek, kaynakların etkin kullanılmasını sağlayacak ve Odanın üyelere yönelik hizmet kapasitesini geliştirecek stratejik bir rehber olarak değerlendirildi. Revize Stratejik Plan; Denizli sanayisinin dijital ve yeşil dönüşümünün hızlandırılması, uluslararası rekabet gücünün artırılması, hedef sektörlerde farklılaşma ve katma değerli üretimin desteklenmesi, nitelikli işgücünün geliştirilmesi ve DSO’nunüyelerine sunduğu hizmetlerin çeşitlendirilerek güçlendirilmesi doğrultusunda hazırlandı. Planın uygulanmasıyla birlikte üye işletmelerin dönüşüm süreçlerine daha etkin biçimde rehberlik edilmesi, firmaların değişen küresel rekabet koşullarına uyum kapasitesinin artırılması ve DSO’nun sanayicilere sunduğu katma değerli hizmetlerin somut ve ölçülebilir sonuçlar üzerinden geliştirilmesi hedefleniyor.

PAÜ'de "Geleceğin Meslekleri" Buluşması Haber

PAÜ'de "Geleceğin Meslekleri" Buluşması

HABER:MURAT DEMİRBİLEK Üniversite yerleşkesinde gerçekleştirilen etkinlikte, 27 bölüm kurduğu stantlarla aday öğrencilere eğitim programlarını tanıtırken, akademisyenler, sektör temsilcileri ve mezunlar da öğrencilerin kariyer planlamalarına katkı sağladı. Programa öğrenciler, veliler, rehber öğretmenler, psikolojik danışmanlar ve Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Rektör Güngör: "Yapay zekâ geliştiricileri yetiştireceğiz" Etkinlikte konuşan PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, öğrencilerin ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda tercih yapmalarının önemine dikkat çekti. Pamukkale Üniversitesi'nin geleceğin ihtiyaçlarına uygun yeni akademik programlar açtığını belirten Güngör, Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği Lisans Programı'nın bu yıl ilk kez öğrenci kabul edeceğini açıkladı. Güngör, "Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği lisans bölümünü açtık. Buradan mezun olacak öğrenciler yalnızca yapay zekâ kullanan değil, yapay zekâ geliştiren mühendisler olarak yetişecek ve ülkemize hizmet edecekler." dedi. Yeni bölüm için kendi alanlarında öne çıkan profesör, doçent ve akademisyenlerden güçlü bir akademik kadro oluşturduklarını ifade eden Güngör, programın ilk etapta 30 öğrenciyle eğitime başlayacağını söyledi. Başarılı öğrencilere burs desteği Pamukkale Üniversitesi'nin akademik başarısı yüksek öğrencileri desteklemeye devam ettiğini belirten Güngör, Tıp Fakültesi'ni ilk tercih olarak seçen ve ilk bin başarı sıralamasına giren öğrencilere verilen bursların artırıldığını ifade etti. Güngör, yeni dönemde bu desteklerin önemli ölçüde yükseltileceğini belirterek, öğrencilerin sadece akademik açıdan değil sosyal ve kültürel imkânlarla da güçlü bir üniversite yaşamı yaşayacağını dile getirdi. 27 bölüm geleceğin mesleklerini tanıttı Etkinlik hakkında bilgi veren PAÜ Bilim İletişim Koordinatörü Doç. Dr. Bahar Türk ise organizasyonun YÖK'ün "Geleceğin Meslekleri" vizyonu kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi. Türk, etkinlikte üniversitenin 27 bölümünün stant açtığını belirterek, her stantta bir akademisyen, bir sektör temsilcisi ve mezun öğrencilerin aday öğrencilerle bir araya geldiğini ifade etti. Amaçlarının üniversite adaylarının geleceğin meslekleri hakkında doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamak olduğunu belirten Türk, öğrencilerin ve velilerin yoğun ilgisinden memnuniyet duyduklarını kaydetti. Aday öğrencilere tercih desteği Etkinlik boyunca aday öğrenciler, üniversitenin fakülteleri, bölümleri, eğitim olanakları, laboratuvarları, sosyal yaşamı ve kariyer fırsatları hakkında akademisyenlerden birebir bilgi alma fırsatı buldu. Pamukkale Üniversitesi yetkilileri, özellikle yapay zekâ, mühendislik, sağlık, hukuk, turizm ve ilahiyat gibi birçok alanda sundukları eğitim imkânlarıyla öğrencilerin geleceklerini şekillendirmelerine katkı sağlamayı hedeflediklerini belirterek, üniversite tercihi yapacak tüm adayları PAÜ'yü yakından tanımaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.