Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yoksulluk

Tavas Barış Gazetesi - Yoksulluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoksulluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“ Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz” Haber

“ Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz”

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde çocuk emeği, MESEM, çocuk iş cinayetleri, ev gençleri, genç kadınların eğitim ve istihdam dışına itilmesi, kadın emeği, kayıt dışılık, bakım yükü ve iş cinayetlerine ilişkin sendikalar, emek örgütleri ve istatistik kurumlarının araştırmalarına yer verdiği politika notunu paylaştı. “AKP’nin Emek Düzeni: Çocuklar İşte, Gençler Evde, Kadınlar Güvencesiz” 2026 Türkiye’sinin emek fotoğrafında çocukların erken yaşta işgücüne sürüldüğü, gençlerin eğitimden ve istihdamdan koparak evlere sıkıştığı, kadınların ise hem ev içinde görünmeyen ücretsiz emeğe hem de işgücü piyasasında kayıt dışı, düşük ücretli ve güvencesiz çalışmaya mahkum edildiği vurgulandı. Biçer Karaca değerlendirmesinde, “1 Mayıs yalnızca ücret, sendika ve meydan hakkının değil; emeğin en görünmez, en kırılgan ve en çok sömürülen kesimlerinin de günüdür. AKP iktidarında yıkıcı emek düzeni; yalnızca düşük ücret ve işsizlik üzerinden değil; çocukların çalışmaya mecbur bırakıldığı, gençlerin geleceksizliğe mahkum edildiği ve kadın emeğinin görünmezleştirildiği, emek hareketinin ve örgütlenme hakkının gasp edildiği neoliberal rejim ve sosyal devletin sorumluluklarını devri üzerinden kurulmaktadır.” ifadelerini kullandı. 15-17 YAŞ GRUBUNDAKİ HER DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ İŞGÜCÜNDE TÜİK’in 2025 “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranının yüzde 25,5 olduğu belirtildi. Bu oranın erkek çocuklarda yüzde 36,5’e, kız çocuklarda yüzde 13,9’a çıktığı kaydedilen raporda, 0-17 yaş grubundaki çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riskinin yüzde 36,8 olduğu vurgulandı. Biçer Karaca, “15-17 yaş grubundaki her dört çocuktan biri işgücüne dahilse, orada yalnızca ekonomik kriz yoktur; sosyal devletin geri çekilmesi ve çöküşü vardır. Çocukların yeri işletme değil okuldur. Çocukları çalışmaya mecbur bırakan düzen, çocuk hakkını da eğitim hakkını da ihlal etmektedir.” dedi. 2025’TE EN AZ 94 ÇOCUK İŞÇİ ÇALIŞIRKEN YAŞAMINI YİTİRDİ İSİG Meclisi’nin bağımsız izleme verilerine göre 2025 yılında en az 94 çocuk işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği, son 13 yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısının en az 836’ya ulaştığı belirtildi. 2025 yılında yaşamını yitiren 94 çocuğun 31’inin tarımda, 27’sinin sanayide, 20’sinin hizmetlerde, 16’sının ise inşaatta çalıştığı kaydedildi. Ölen çocukların 26’sının 14 yaş ve altında, 68’inin 15-17 yaş aralığında olduğu; 13’ünün kız, 81’inin erkek olduğu ifade edildi. Biçer Karaca, “Çocuk iş cinayetleri münferit değil, bu düzenin sonucudur. Çocuklar tarlada, sanayide, hizmet sektöründe, inşaatlarda, tehlikeli işlerde ve işletmelerde çalışırken ölüyor. Bu ölümler kader değil; yoksulluğun, denetimsizliğin, kayıt dışılığın ve ucuz emek düzeninin sonucudur.” açıklamasını yaptı. MESEM’DE 10’U ÖLÜMLÜ 1.273 İŞ KAZASI MESEM’in çocuk emeği tartışmasının merkezinde olduğunu vurgulayan CHP Milletvekili Biçer Karaca, ayrıştırılmış veri yoksunluğunun çocukların takibini imkansız kıldığına dikkat çekti. MEB’ten tBMM’ye verilen soru önergesi yanıtına göre; Mayıs 2025 itibarıyla Mesleki Eğitim Merkezi Programı’na kayıtlı öğrenci sayısının 492 bin 627 olduğu; bu öğrencilerin 90 bin 676’sının kız, 401 bin 951’inin erkek olduğu belirtildi. Aynı cevapta, 2016’dan bu yana MESEM kapsamında 10’u ölümlü 1.273 iş kazası kaydedildiği ifade edildi. Biçer Karaca, “MESEM, çocukları kağıt üzerinde öğrenci statüsünde tutarken fiilen işletmelere yönlendiren bir modele dönüşmüştür. Bakanlığın kendi cevabında dahi MESEM kapsamında ölümlü iş kazalarının yaşandığı kabul edilmektedir. Çocuklar işletmelere gönderiliyor; kaza ve ölüm olduğunda sorumluluk Bakanlıklar, okul, işletme ve denetim mekanizmaları arasında dağıtılıyor. Bu, çocukları koruyan değil, sorumluluğu görünmezleştiren ve öldüren bir sistemdir.” dedi. GENÇ KADINLARIN YÜZDE 30,1’İ NE EĞİTİMDE NE İSTİHDAMDA Politika notunda; gençler bakımından tablonun “ev gençliği” ve ne “eğitimde ne istihdamda olma NEET” hali üzerinden derinleştiği belirtildi. TÜİK ve UN Women verilerine göre 2024 yılında 15-24 yaş grubundaki genç kadınların yüzde 30,1’inin ne eğitimde ne istihdamda olduğu; erkeklerde bu oranın yüzde 16,2 olduğu kaydedildi. UNDP’nin Nisan 2025’te başlayan “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi – Faz II” kapsamında aktardığı TÜİK verilerine göre ise 18-29 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 30,3’ünün NEET, yani ne eğitimde ne istihdamda olduğu; genç kadınlarda bu oranın yüzde 43,4’e ulaştığı belirtildi. Biçer Karaca, “Ev gençliği bireysel bir tercih ya da tembellik meselesi değildir. Gençler güvenceli işe erişemiyor, bağımsız yaşam kuramıyor, aile evine sıkışıyor. Genç kadınlar için bu tablo daha ağırdır; işsizlik bakım yüküyle, ev içi görünmeyen emekle ve ekonomik bağımlılıkla birleşmektedir.” ifadelerini kullandı. GENÇ KADINLARDA GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 49,1 DİSK-AR’ın 25 Mart 2026 tarihli “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü 2025 Yıllık” araştırma bültenine de yer verildi: 2025 yılında geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,7; kadınlarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 39,1; gençlerde yüzde 38,3; genç kadınlarda ise yüzde 49,1 olarak hesaplandı. Biçer Karaca, “Dar tanımlı resmi işsizlik, gençlerin ve kadınların yaşadığı krizi görünmezleştiriyor. İş aramaktan vazgeçenler, çalışmaya hazır olup iş bulamayanlar, eksik istihdam edilenler tabloya dahil edildiğinde, özellikle genç kadınlar için mesele işsizlikten öte sistematik dışlanma ve eve hapsedilmeye dönüşüyor.” dedi. KADIN İSTİHDAMI ERKEKLERİN YARISINDAN AZ Kadın emeği bağlamında ise resmi veriler de yapısal eşitsizliği ortaya koyuyor. TÜİK ve UN Women verilerine göre 2024 yılında kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 36,8, erkeklerde yüzde 72 olduğu; kadın istihdam oranının yüzde 32,5’te kalırken erkek istihdam oranının yüzde 66,9 olduğu kaydedildi. Kadın emeğinin güvencesizliğini gösteren kayıt dışılık bakımından ise tarımda kadın kayıt dışı istihdam oranının yüzde 91,1’e, tarım dışı sektörde yüzde 19,4’e çıktığı belirtildi. Biçer Karaca, “Kadınlar işgücüne katılamadığında ev kadını sayılıyor; işgücüne katıldığında ise çoğu zaman kayıt dışı, düşük ücretli ve güvencesiz işlere sıkıştırılıyor. Kadın emeği evde görünmez, tarlada kayıt dışı, işyerinde düşük ücretli hale getiriliyor.” değerlendirmesinde bulundu. BAKIM YÜKÜNÜ KADINLARA DEVREDEN DEVLET Neoliberal ve neomuhafazakar rejimde bakım yükünün aileye ve özellikle kadınlara yüklenmesinin, kadınların işgücü piyasasından dışlanmasında belirleyici olduğu aşikar. TÜİK ve UN Women verilerine göre kadınlarda ev işleriyle meşguliyetin işgücüne dahil olmama nedenleri arasındaki payının yüzde 35 olduğu belirtildi. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, aynı durumdaki erkeklerde ise yüzde 90,9 olduğu kaydedildi. Biçer Karaca, “Çocuk bakımını kamusal hizmet olarak örgütlemeyen iktidar, kadınları işgücü piyasasının dışına itiyor. Küçük çocuğu olan erkeklerin istihdam oranı yüzde 90’ın üzerindeyken, kadınlarda bu oran yüzde 26,9’a düşüyorsa, bu bireysel tercih değil, bakım yükünün kadınların üzerine yıkılmasıdır.” dedi. KADINLAR ÇALIŞSA DA EŞİT ÜCRET ALAMIYOR TÜİK’in 2023 Kazanç Yapısı İstatistikleri’ne bakıldığındaysa cinsiyetler arası ücret farkının ilköğretim ve ortaokul düzeyinde yüzde 14,1, lise düzeyinde yüzde 16,7, yükseköğretim düzeyinde yüzde 17,4 olduğu ifade edildi. Biçer Karaca, “Kadınlar eğitim aldığında da eşit ücret güvencesine kavuşamıyor. Yükseköğretim düzeyinde dahi kadınlar ile erkekler arasında yüzde 17,4 ücret farkı bulunması, eşitsizliğin yalnızca eğitimle açıklanamayacağını gösteriyor. Eşit işe eşit ücret ilkesi temenniyle değil, denetim ve yaptırımla sağlanır.” açıklamasında bulundu. “BU DÜZEN ÇOCUKLUĞU, GENÇLİĞİ VE KADIN EMEĞİNİ SÖMÜREN DÜZEN İSİG Meclisi’nin 2025 iş cinayetleri raporuna göre 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği; bunların 138’inin kadın işçi olduğu belirtildi. Kadın işçilerin tarım, gıda, kimya, tekstil, eğitim, büro, ticaret, cam, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama, güvenlik, belediye ve genel işler işkollarında yaşamını yitirdiği kaydedildi. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN İFLASI Biçer Karaca, tablonun veri ve istatistiklere indirgemeden bütüncül olarak değerlendirildiğinde Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin adaletsizliği, işsizliği, yoksulluğu derinleştiren toplumsal grupları başta kırılgan gruplar olmak üzere sömürü düzenine iten bir görünüm arz ettiğine dikkat çekti. “AKP’nin emek düzeni çocukları işe, gençleri eve, kadınları güvencesizliğe itmektedir. Çocuk emeği mesleki eğitim adı altında meşrulaştırılmakta, gençlerin işsizliği bireysel sorun gibi gösterilmekte, kadınların ev içi emeği çalışma sayılmamaktadır. 1 Mayıs’a giderken çocukların okulda kalma hakkı, gençlerin geleceğini kurma hakkı, kadınların eşit ve güvenceli çalışma hakkı, işçilerin ücret, özlük ve sosyal hakları, insan haklarına duyarlı bir anlayış ve politikayla teslim edilmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı çocuk emeğini ortadan kaldıran, gençlere güvenceli gelecek sunan, kadın emeğini görünür ve güvenceli kılan, holdinglere değil emek kesimine hakkını teslim eden sosyal devlet düzenidir.”

BirGün okurları: “Gazetecilik suç değil!” Haber

BirGün okurları: “Gazetecilik suç değil!”

DENİZLİ’DE BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI Denizli BirGün Okur İnisiyatifi’nin çağrısıyla Candoğan Parkı’nda toplanan BirGün okurları ve yurttaşlar, gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasını protesto etti. Açıklamayı Denizli BirGün Okur İnisiyatifi sözcüsü Orhun Çoban okudu. Çoban açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bugün burada, Birgün Muhabiri gazeteci İsmail Arı’nın hukuksuz tutuklanmasına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Tüm itirazlarımıza rağmen, ‘Gazetecilere dokunulmayacak, haberle ilgisi yok’ denilerek yasalaştırılan Dezenformasyon Yasası, bir kez daha gazetecileri hedef aldı. Haberden bir kez daha ‘suç’ oluşturdu, haberci suçlu ilan edildi. Sonda söyleyeceğimiz şeyi başta söyleyelim, gazetecilik suç değildir.” İSMAİL ARI’NIN TUTUKLANMA SÜRECİ ANLATILDI Açıklamada İsmail Arı’nın tutuklanma süreci detaylı şekilde aktarıldı. BirGün muhabiri İsmail Arı, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Tokat’ta gözaltına alındı. Ankara’ya getirilen Arı’nın savcılık ifadesi alınmadan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği ve akşam geç saatlerde tutuklandığı belirtildi. Tutuklamanın gazetecilere yönelik bir gözdağı olduğu savunuldu. DEZENFORMASYON YASASI ELEŞTİRİLDİ Çoban, Dezenformasyon Yasası’nın gazetecilik faaliyetlerini kısıtladığına dikkat çekerek, Yasanın “haber ve habercilerle ilgisi olmadığı” savunulmasına rağmen gazetecilere karşı yargı sopası olarak kullanıldığı ifade etti. Ülkedeki yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizlik derinleşirken gazetecilerin susmayacağı vurgulandı. İSMAİL ARI’DAN CEZAEVİNDEN MESAJ Tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın BirGün okurlarına gönderdiği not da açıklamada paylaşıldı. Arı şunları kaydetti: “Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni twitler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler…” BİRGÜN OKURLARINDAN DAYANIŞMA ÇAĞRISI Çoban,BirGün Gazetesi’nin halkın yanında duran gazetecilik anlayışını sürdüreceğini ifade ederek,“Bizler biliyoruz ki; bu ülkede yoksulluk derinleşirken, adaletsizlik büyürken, rant düzeni daha da pervasızlaşırken gazetecilerin susması isteniyor. Birgün okurları olarak susmayacağız. İnatla, ısrarla, gerçeğin peşinden gitmeye devam Birgün’ü ve gazetecileri yalnız bırakmayacağız. Çünkü gazetecilik, sadece olanı yazmak değil; saklanmak isteneni ortaya çıkarmaktır. Çünkü gazetecilik, yalnızca haber değil; sorumluluktur. Çünkü gazetecilik, halk adına sormaktır, halk adına hesap sormaktır. BirGün okurları olarak bir kez daha ilan ediyoruz: Hiçbir baskı, hiçbir tehdit, hiçbir gözdağı Birgün Gazetesi’ni gittiği yoldan döndüremeyecektir.” Diye konuştu. YETKİLİLERE VE KAMUOYUNA ÇAĞRI YAPILDI Basın açıklamasında yetkililere seslenen Çoban, İsmail Arı’nın derhal serbest bırakılması talep etti. Kamuoyuna ise “Haber hakkınız için bu hukuksuzluğa tepki gösterin” çağrısı yapıldı. “Bu karanlığı dayanışmayla aşacağız. Susmayacağız” ifadeleriyle sona eren açıklamada son olarak “İsmail Arı’ya özgürlük! Gazetecilik suç değildir!” sloganları atıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.