Eskiden hayat daha yavaştı ama insanlar birbirine daha yakındı. Sokakta karşılaştığımız birine selam vermek, çalışan birine "Kolay gelsin." demek, komşunun kapısını çalıp bir bardak çay içmek hayatın en doğal parçasıydı. Belki imkânlarımız bugünkü kadar değildi ama gönüllerimiz birbirine daha açıktı.
Bugün ise teknoloji gelişti, binalar yükseldi, şehirler büyüdü; ama insan ilişkileri zayıfladı. Aynı apartmanda yıllarca yaşayan insanlar birbirlerinin adını bile bilmiyor. Asansörde göz göze gelmemek için telefonuna bakanlar, komşusuna selam vermeyi unutanlar her geçen gün artıyor.
Oysa bir selam vermek ne para ister ne de büyük bir emek. İçten söylenen bir "Günaydın", bir "Kolay gelsin." ya da samimi bir "Nasılsınız?" bazen bir insanın bütün gününü güzelleştirebilir. Küçük gibi görünen bu davranışlar, aslında saygının, sevginin ve insanlığın en güzel göstergesidir.
Bir zamanlar komşular sadece aynı apartmanı paylaşmazdı; sevinci de, hüznü de paylaşırdı. Çaylar demlenir, sohbetler uzar, çocuklar birlikte büyürdü. Bugün ise kapılar kapalı, gönüller mesafeli. Kalabalıklar içinde yaşıyoruz ama birbirimize hiç olmadığı kadar uzağız.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer çok basit: Bir selam vermek, bir hâl hatır sormak, bir komşunun kapısını çalıp "Bir çay içmeye geldim." diyebilmek... Çünkü insanı insan yapan yalnızca konuşmak değil, birbirine değer vermek, sevgiyi paylaşmak ve saygıyı yaşatmaktır.
Unutmayalım ki sevgi paylaşıldıkça çoğalır, saygı gösterildikçe güçlenir. Komşuluğun, dostluğun ve samimiyetin yeniden hayat bulduğu bir toplum olmak elimizde.
Çünkü bir gün hepimiz bir kapıyı çalacak, bir selamı, bir tebessümü ve uzanacak bir dost elini arayacağız. O gün geldiğinde "Keşke." dememek için, bugünden birbirimize gönlümüzü açalım.
Unutmayalım; bir toplumu ayakta tutan beton binalar değil, birbirine selam veren insanlar, hâl hatır soran komşular ve sevgiyle çalınan kapılardır. Bir selamı çoğaltalım ki insanlığımız eksilmesin. Çünkü insanlık, bir selamla başlar; sevgiyle büyür, saygıyla güçlenir ve vicdanla sonsuza kadar yaşar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
GÖKHAN SAĞIT
Bir Selamı Bile Esirger Olduk
Eskiden hayat daha yavaştı ama insanlar birbirine daha yakındı. Sokakta karşılaştığımız birine selam vermek, çalışan birine "Kolay gelsin." demek, komşunun kapısını çalıp bir bardak çay içmek hayatın en doğal parçasıydı. Belki imkânlarımız bugünkü kadar değildi ama gönüllerimiz birbirine daha açıktı.
Bugün ise teknoloji gelişti, binalar yükseldi, şehirler büyüdü; ama insan ilişkileri zayıfladı. Aynı apartmanda yıllarca yaşayan insanlar birbirlerinin adını bile bilmiyor. Asansörde göz göze gelmemek için telefonuna bakanlar, komşusuna selam vermeyi unutanlar her geçen gün artıyor.
Oysa bir selam vermek ne para ister ne de büyük bir emek. İçten söylenen bir "Günaydın", bir "Kolay gelsin." ya da samimi bir "Nasılsınız?" bazen bir insanın bütün gününü güzelleştirebilir. Küçük gibi görünen bu davranışlar, aslında saygının, sevginin ve insanlığın en güzel göstergesidir.
Bir zamanlar komşular sadece aynı apartmanı paylaşmazdı; sevinci de, hüznü de paylaşırdı. Çaylar demlenir, sohbetler uzar, çocuklar birlikte büyürdü. Bugün ise kapılar kapalı, gönüller mesafeli. Kalabalıklar içinde yaşıyoruz ama birbirimize hiç olmadığı kadar uzağız.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer çok basit: Bir selam vermek, bir hâl hatır sormak, bir komşunun kapısını çalıp "Bir çay içmeye geldim." diyebilmek... Çünkü insanı insan yapan yalnızca konuşmak değil, birbirine değer vermek, sevgiyi paylaşmak ve saygıyı yaşatmaktır.
Unutmayalım ki sevgi paylaşıldıkça çoğalır, saygı gösterildikçe güçlenir. Komşuluğun, dostluğun ve samimiyetin yeniden hayat bulduğu bir toplum olmak elimizde.
Çünkü bir gün hepimiz bir kapıyı çalacak, bir selamı, bir tebessümü ve uzanacak bir dost elini arayacağız. O gün geldiğinde "Keşke." dememek için, bugünden birbirimize gönlümüzü açalım.
Unutmayalım; bir toplumu ayakta tutan beton binalar değil, birbirine selam veren insanlar, hâl hatır soran komşular ve sevgiyle çalınan kapılardır. Bir selamı çoğaltalım ki insanlığımız eksilmesin. Çünkü insanlık, bir selamla başlar; sevgiyle büyür, saygıyla güçlenir ve vicdanla sonsuza kadar yaşar.