Hayat bize her gün yeni bir sınav sunuyor. Kimi zaman ekmek kavgası, kimi zaman sağlık, kimi zaman da sevdiklerimizle yaşadığımız kırgınlıklar... Ama ne olursa olsun, en derin yaralar bedende değil, insanın kalbinde açılan yaralardır.
Bir kalbi kırmak belki birkaç saniye sürer. Söylenen sert bir söz, küçümseyen bir bakış ya da umursamaz bir tavır... Bunların hepsi zamanla unutulup gider sanılır. Oysa kırılan insan, o anı günlerce, aylarca, hatta yıllarca içinde taşır. Çünkü bazı yaraların ilacı yoktur; sadece zamanla kabuk bağlar.
Ne acıdır ki günümüzde insanlar birbirini dinlemek yerine yargılıyor, anlamaya çalışmak yerine suçluyor. Oysa herkesin içinde, kimsenin görmediği bir mücadele vardır. Gülümseyen bir yüzün ardında gözyaşları, güçlü görünen bir insanın içinde ise sessiz çığlıklar saklı olabilir.
Özellikle engelli bireyler, yaşlılar, kimsesiz çocuklar ve hayatın yükünü tek başına omuzlayan insanlar... Onların en büyük ihtiyacı acınmak değil, anlaşılmaktır. Bazen içtenlikle sorulan bir "Nasılsın?" sorusu, uzun cümlelerden daha değerlidir. Çünkü insanı yaşatan sadece nefes almak değil, değer gördüğünü hissetmektir.
Bu cuma kendimize dönüp bir muhasebe yapalım. Kaç kişiyi sevindirdik? Kaç gönle dokunduk? Kaç insanın yükünü hafiflettik? Belki de en büyük ibadetlerden biri, kırık bir kalbi onarmaktır. Çünkü gönül yapmak; sözle, davranışla, merhametle ve samimiyetle olur.
Unutmayalım; dünya bir gün bitecek. Geriye ne malımız ne de makamımız kalacak. İnsanlar bizi, bıraktığımız iyiliklerle ve dokunduğumuz yüreklerle hatırlayacak. Bu yüzden kalp kıran değil, kalp onaran insanlardan olalım.
Belki bugün birini affetmek, belki bir özür dilemek, belki de uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir dostu aramak için en doğru gündür. Çünkü yarının garantisi yok. Bugün söylemediğimiz güzel sözleri, yarın söyleme fırsatı bulamayabiliriz.
Bu cuma vesilesiyle kalplerimizi kin ve öfkeden arındıralım. Sevgiyi, merhameti ve vicdanı yeniden hatırlayalım. Çünkü insanı gerçekten insan yapan; sahip olduğu servet değil, taşıdığı güzel yürektir.
Kalp kırmayın. Çünkü bazen bir kalbi onarmak, bin söz söylemekten daha değerlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
GÖKHAN SAĞIT
Kırılan Kalplerin Sessiz Çığlığı
Hayat bize her gün yeni bir sınav sunuyor. Kimi zaman ekmek kavgası, kimi zaman sağlık, kimi zaman da sevdiklerimizle yaşadığımız kırgınlıklar... Ama ne olursa olsun, en derin yaralar bedende değil, insanın kalbinde açılan yaralardır.
Bir kalbi kırmak belki birkaç saniye sürer. Söylenen sert bir söz, küçümseyen bir bakış ya da umursamaz bir tavır... Bunların hepsi zamanla unutulup gider sanılır. Oysa kırılan insan, o anı günlerce, aylarca, hatta yıllarca içinde taşır. Çünkü bazı yaraların ilacı yoktur; sadece zamanla kabuk bağlar.
Ne acıdır ki günümüzde insanlar birbirini dinlemek yerine yargılıyor, anlamaya çalışmak yerine suçluyor. Oysa herkesin içinde, kimsenin görmediği bir mücadele vardır. Gülümseyen bir yüzün ardında gözyaşları, güçlü görünen bir insanın içinde ise sessiz çığlıklar saklı olabilir.
Özellikle engelli bireyler, yaşlılar, kimsesiz çocuklar ve hayatın yükünü tek başına omuzlayan insanlar... Onların en büyük ihtiyacı acınmak değil, anlaşılmaktır. Bazen içtenlikle sorulan bir "Nasılsın?" sorusu, uzun cümlelerden daha değerlidir. Çünkü insanı yaşatan sadece nefes almak değil, değer gördüğünü hissetmektir.
Bu cuma kendimize dönüp bir muhasebe yapalım. Kaç kişiyi sevindirdik? Kaç gönle dokunduk? Kaç insanın yükünü hafiflettik? Belki de en büyük ibadetlerden biri, kırık bir kalbi onarmaktır. Çünkü gönül yapmak; sözle, davranışla, merhametle ve samimiyetle olur.
Unutmayalım; dünya bir gün bitecek. Geriye ne malımız ne de makamımız kalacak. İnsanlar bizi, bıraktığımız iyiliklerle ve dokunduğumuz yüreklerle hatırlayacak. Bu yüzden kalp kıran değil, kalp onaran insanlardan olalım.
Belki bugün birini affetmek, belki bir özür dilemek, belki de uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir dostu aramak için en doğru gündür. Çünkü yarının garantisi yok. Bugün söylemediğimiz güzel sözleri, yarın söyleme fırsatı bulamayabiliriz.
Bu cuma vesilesiyle kalplerimizi kin ve öfkeden arındıralım. Sevgiyi, merhameti ve vicdanı yeniden hatırlayalım. Çünkü insanı gerçekten insan yapan; sahip olduğu servet değil, taşıdığı güzel yürektir.
Kalp kırmayın. Çünkü bazen bir kalbi onarmak, bin söz söylemekten daha değerlidir.