Konak Altı, gündüzleri hareketli ve bereketli, geceleri ise sakin, sessiz ve tenhaydı. Köylü kardeşlerimizin arabaları adliyenin önünden kalkardı. İşini erken bitirenler beklerken Konak Altı’nda vakit geçirirdi. Fotoğrafçısı, arzuhalcisi, bakkalcısı, fırıncısı, lokantacısı, kahvecisi, jipçisi, nakliyecisi, radyatörcüsü, at arabacısı, ayakkabı boyacısı hep oradaydı. Biz de oradaydık.
Eski jandarma karakolunun karşı tarafında bisiklet kiralamalar ve moto taksi işi devam ederdi.
Yaz bitmiş, sonbahar aylarına girmiştik. Bir sabah dükkânımızı açtık. Orta Mahalle Adalet Caddesi’nde oturan Arzuhalci Mehmet İncekabe Amca geldi. Babama:
— Şevket Usta, bana Karacasu’da dava vekilliğim var. Motosikletinle beni götür, getir, dedi.
Aralarında pazarlık yaptılar. Babam hemen motosikletini çalıştırdı, Mehmet Amca’yı bindirip yola çıktılar. Karacasu yolu o zaman asfalt değildi; stabilize, şose bir yoldu ve çok az kullanılırdı.
Bu yolda ilerlerken Sekiköy yakınlarında bizim JAWA motosikletin ön tekeri patladı. Babam direksiyon hâkimiyetini kaybetti, direksiyonu zor zapt etti. Bir sağa bir sola savruldular. Hızı azaltınca motosikleti yan yatırdı ve düştüler. Allah’tan kendilerine bir şey olmamıştı. Motosikletin ön far camı ve ön siperlik camı kırılmıştı.
Kalkıp toparlandılar. Babam lastiği tamir etti, yamadı ve yola devam ettiler. Karacasu’ya vardılar, mahkemeye saatinde yetiştiler. Mehmet Amca dava vekilliğini yaptı ve davayı kazandı. Dava sahibi memnun oldu, babamlara yemek ısmarladı.
Daha sonra tekrar Tavas yolunu tuttular ve sağ salim geri döndüler. Ancak motosiklet hasarlıydı. Hemen camlarını değiştirdik, eğrilen yerlerini doğrulttuk.
Böyle böyle akort, tamir, yama, doğrultma, alıp satma derken yaşlandık…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET IRMAK
1960’larda Konak Altı Günleri
Konak Altı, gündüzleri hareketli ve bereketli, geceleri ise sakin, sessiz ve tenhaydı. Köylü kardeşlerimizin arabaları adliyenin önünden kalkardı. İşini erken bitirenler beklerken Konak Altı’nda vakit geçirirdi. Fotoğrafçısı, arzuhalcisi, bakkalcısı, fırıncısı, lokantacısı, kahvecisi, jipçisi, nakliyecisi, radyatörcüsü, at arabacısı, ayakkabı boyacısı hep oradaydı. Biz de oradaydık.
Eski jandarma karakolunun karşı tarafında bisiklet kiralamalar ve moto taksi işi devam ederdi.
Yaz bitmiş, sonbahar aylarına girmiştik. Bir sabah dükkânımızı açtık. Orta Mahalle Adalet Caddesi’nde oturan Arzuhalci Mehmet İncekabe Amca geldi. Babama:
— Şevket Usta, bana Karacasu’da dava vekilliğim var. Motosikletinle beni götür, getir, dedi.
Aralarında pazarlık yaptılar. Babam hemen motosikletini çalıştırdı, Mehmet Amca’yı bindirip yola çıktılar. Karacasu yolu o zaman asfalt değildi; stabilize, şose bir yoldu ve çok az kullanılırdı.
Bu yolda ilerlerken Sekiköy yakınlarında bizim JAWA motosikletin ön tekeri patladı. Babam direksiyon hâkimiyetini kaybetti, direksiyonu zor zapt etti. Bir sağa bir sola savruldular. Hızı azaltınca motosikleti yan yatırdı ve düştüler. Allah’tan kendilerine bir şey olmamıştı. Motosikletin ön far camı ve ön siperlik camı kırılmıştı.
Kalkıp toparlandılar. Babam lastiği tamir etti, yamadı ve yola devam ettiler. Karacasu’ya vardılar, mahkemeye saatinde yetiştiler. Mehmet Amca dava vekilliğini yaptı ve davayı kazandı. Dava sahibi memnun oldu, babamlara yemek ısmarladı.
Daha sonra tekrar Tavas yolunu tuttular ve sağ salim geri döndüler. Ancak motosiklet hasarlıydı. Hemen camlarını değiştirdik, eğrilen yerlerini doğrulttuk.
Böyle böyle akort, tamir, yama, doğrultma, alıp satma derken yaşlandık…