Tavas merkezde eskiden alt yapı olmadığı için Tavaslılar bağlara göçüyorlarmış;bağı olmayanlar da bir şekilde bağ kiralayıp bir ağacın gölgesinde bezlerden ev kurup bağlara göçerlermiş. Hem serin olduğu için hem de alt yapıdan dolayı kaynaklanan sorunun çözülmesi için bağlara göçülürmüş.Tavas'taki iş yerleri de Bağlar Mesireliği'ndeki dükkanlara taşınır,buralarda hizmet verirlermiş. Tavas'ta bağ kültürü çok eski yıllara dayanır ve bu kültür önceleri sadece şehirdeki tuvalet çukurlarının temizlenmesi amacıyla başlamıştır ama bugün geldiği durum çok farklıdır.Sıcaklardan bunalanlar, ömrünün geri kalan kısmını sakin bir şekilde geçirmek isteyenler kendilerini bağlara atmaktadırlar ve burada 6 ay vakit geçirenler vardır. Tavas bağlarında çok eskiden bağ fiyatları çok düşükken bugün Denizli'de iki daire alınabilecek parayla satılan bağlar vardır hatta Tavaslı olmayanların da buradan bağ aldıkları bilinmektedir. Denizli'de oturup da bağ kiralayanlar da hâlâ vardır.
Bağlardaki kahvelerde ve çay ocaklarında,lokantalarda eskiden sadece erkekler otururdu ve kadınların buralara gitmesi çok abes karşılanırdı;her ne kadar ilçeye dışarıdan gelen memurlar eşleriyle birlikte bağlara gidip otursalar da yerli kadınların bu mesirelikte oturmasını sağlayamamışlardır. Zamanın belediye başkanı rahmetli Ramazan KÖYLÜ,Tavas'ta hayatın yazın burada olduğunu görmüş ve buraya ücretsiz servis arabaları koyarak herkesin ailesiyle,çoluk çocuğuyla buraya gelmesinin yolunu açmış,önünü açmıştır. Dışarıdan gelenlerin de katkıda bulunmasıyla Tavas Bağlar Mesireliği bugünkü duruma gelmiştir ve neredeyse yaz kış hizmet vermektedir. Kışın gelen kişiler buraya yapılan kapalı alanlarda da oturabilmektedirler ve yaz kış bağlarda hizmet veren pideciler vardır.
Tavas merkezde altyapı olmadığını yazmıştım,o zamanlar evler bahçeli olduğu için evlerin bahçelerine lağım çukuru kazılırmış;bu çukurlar dolduğu için yaz aylarında temizletilirmiş.Buradan çıkarılan pislikler bahçelerde kuruyormuş ve sonrasında ovaya atılıyormuş;haliyle de şehir kokudan geçilmiyormuş ve kimse kalmıyormuş.
Ben evi aldığımda da evimin bahçesinde lağım çukuru vardı ve komşumun katkısıyla bu sorunu çözerek altyapıya bağladım.Hatırladığım kadarıyla da Denizli'de daha düne kadar bu sorun vardı ve sorunun evlerin yanlarından geçen su arıklarıyla çözüldüğünü, bu pisliklerin arıklardan akan suya karışarak Honaz'dan gelen çayla buluştuğunu buradan da Menderes'e akıtıldığını biliyorum.
Bağ kültürü çok eskiden beri Tavas merkezde de köylerinde de vardır.
Yaz yüzünü gösterdiğinde bağlara gidilir ve akşama kadar orada kalınıp çalışılır.Tavas merkezde yaz bağlarda geçirilir hatta şimdilerde yaz kış bağlarda oturanlar vardır.Köylerde artık bağlarda ikamet eden kalmadı denecek kadar az.Eskiden de pek bağlarda kalan olmazdı ama tütün işlemek için en elverişli yer bağlar gibi yerler olduğundan bağlarda kalanlar,yazı bağlarda geçirenler olurdu.İlla bağ evi olacak diye bir şart yoktu,bağlarda ağaç diplerine gerdikleri bezlerle oturulacak, durulacak yer yapanlar olduğu gibi,asmaların uzantısıyla çardak yapıp altında oturup yatan vb. yöntemlerle kalacak yer yapanlar da vardı.Bağda zaten her ağacın,asmanın altı tuvaletti ama tahtayla dört duvar yapıp tuvalet şekline de dönüştürürlerdi.Bağlarda yiyecek içecek istemediğin kadar çoktu.Bağın bir köşesindeki iki arık domatesle bir küme soğan ta öte köşedeki kapalı alandaki tavukların kümesinden alınmış 3-5 yumurta değişmez yiyeceklerdi;kocakızın ya da topal keçinin sütünün yanında,vişne suyu vb. de içecek olarak kullanırdı.
Bağın keyfi de korkusu da akşam başka olurdu.Gece tuvaletin gelmeyedursun yanarsın çünkü tuvalete giderken gördüğün her asma insan gibi görünür ya da cin peri gibi algılanır;çocuksan gerisini yazmam gerek yok sanırım.Duyulan baykuş sesi,çok uzaklardan gelen havlama sesleriyle ve arada atılan tüfek sesleri gecenin karanlığında kaybolur gider.Gözlerini kuş sesleri ve sincap sesleriyle açarsın sabahın ayazında.Erken saatlerde kalkarsın çünkü o ortamda uyuduğun 3-5 saat uyku 10 saat uykuya bedeldir.Yeni güne merhaba deyip doğaya atarsınız kendinizi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUHAMMET KAHRAMAN
TAVAS'TA BAĞ KÜLTÜRÜ
Tavas merkezde eskiden alt yapı olmadığı için Tavaslılar bağlara göçüyorlarmış;bağı olmayanlar da bir şekilde bağ kiralayıp bir ağacın gölgesinde bezlerden ev kurup bağlara göçerlermiş. Hem serin olduğu için hem de alt yapıdan dolayı kaynaklanan sorunun çözülmesi için bağlara göçülürmüş.Tavas'taki iş yerleri de Bağlar Mesireliği'ndeki dükkanlara taşınır,buralarda hizmet verirlermiş. Tavas'ta bağ kültürü çok eski yıllara dayanır ve bu kültür önceleri sadece şehirdeki tuvalet çukurlarının temizlenmesi amacıyla başlamıştır ama bugün geldiği durum çok farklıdır.Sıcaklardan bunalanlar, ömrünün geri kalan kısmını sakin bir şekilde geçirmek isteyenler kendilerini bağlara atmaktadırlar ve burada 6 ay vakit geçirenler vardır. Tavas bağlarında çok eskiden bağ fiyatları çok düşükken bugün Denizli'de iki daire alınabilecek parayla satılan bağlar vardır hatta Tavaslı olmayanların da buradan bağ aldıkları bilinmektedir. Denizli'de oturup da bağ kiralayanlar da hâlâ vardır.
Bağlardaki kahvelerde ve çay ocaklarında,lokantalarda eskiden sadece erkekler otururdu ve kadınların buralara gitmesi çok abes karşılanırdı;her ne kadar ilçeye dışarıdan gelen memurlar eşleriyle birlikte bağlara gidip otursalar da yerli kadınların bu mesirelikte oturmasını sağlayamamışlardır. Zamanın belediye başkanı rahmetli Ramazan KÖYLÜ,Tavas'ta hayatın yazın burada olduğunu görmüş ve buraya ücretsiz servis arabaları koyarak herkesin ailesiyle,çoluk çocuğuyla buraya gelmesinin yolunu açmış,önünü açmıştır. Dışarıdan gelenlerin de katkıda bulunmasıyla Tavas Bağlar Mesireliği bugünkü duruma gelmiştir ve neredeyse yaz kış hizmet vermektedir. Kışın gelen kişiler buraya yapılan kapalı alanlarda da oturabilmektedirler ve yaz kış bağlarda hizmet veren pideciler vardır.
Tavas merkezde altyapı olmadığını yazmıştım,o zamanlar evler bahçeli olduğu için evlerin bahçelerine lağım çukuru kazılırmış;bu çukurlar dolduğu için yaz aylarında temizletilirmiş.Buradan çıkarılan pislikler bahçelerde kuruyormuş ve sonrasında ovaya atılıyormuş;haliyle de şehir kokudan geçilmiyormuş ve kimse kalmıyormuş.
Ben evi aldığımda da evimin bahçesinde lağım çukuru vardı ve komşumun katkısıyla bu sorunu çözerek altyapıya bağladım.Hatırladığım kadarıyla da Denizli'de daha düne kadar bu sorun vardı ve sorunun evlerin yanlarından geçen su arıklarıyla çözüldüğünü, bu pisliklerin arıklardan akan suya karışarak Honaz'dan gelen çayla buluştuğunu buradan da Menderes'e akıtıldığını biliyorum.
Bağ kültürü çok eskiden beri Tavas merkezde de köylerinde de vardır.
Yaz yüzünü gösterdiğinde bağlara gidilir ve akşama kadar orada kalınıp çalışılır.Tavas merkezde yaz bağlarda geçirilir hatta şimdilerde yaz kış bağlarda oturanlar vardır.Köylerde artık bağlarda ikamet eden kalmadı denecek kadar az.Eskiden de pek bağlarda kalan olmazdı ama tütün işlemek için en elverişli yer bağlar gibi yerler olduğundan bağlarda kalanlar,yazı bağlarda geçirenler olurdu.İlla bağ evi olacak diye bir şart yoktu,bağlarda ağaç diplerine gerdikleri bezlerle oturulacak, durulacak yer yapanlar olduğu gibi,asmaların uzantısıyla çardak yapıp altında oturup yatan vb. yöntemlerle kalacak yer yapanlar da vardı.Bağda zaten her ağacın,asmanın altı tuvaletti ama tahtayla dört duvar yapıp tuvalet şekline de dönüştürürlerdi.Bağlarda yiyecek içecek istemediğin kadar çoktu.Bağın bir köşesindeki iki arık domatesle bir küme soğan ta öte köşedeki kapalı alandaki tavukların kümesinden alınmış 3-5 yumurta değişmez yiyeceklerdi;kocakızın ya da topal keçinin sütünün yanında,vişne suyu vb. de içecek olarak kullanırdı.
Bağın keyfi de korkusu da akşam başka olurdu.Gece tuvaletin gelmeyedursun yanarsın çünkü tuvalete giderken gördüğün her asma insan gibi görünür ya da cin peri gibi algılanır;çocuksan gerisini yazmam gerek yok sanırım.Duyulan baykuş sesi,çok uzaklardan gelen havlama sesleriyle ve arada atılan tüfek sesleri gecenin karanlığında kaybolur gider.Gözlerini kuş sesleri ve sincap sesleriyle açarsın sabahın ayazında.Erken saatlerde kalkarsın çünkü o ortamda uyuduğun 3-5 saat uyku 10 saat uykuya bedeldir.Yeni güne merhaba deyip doğaya atarsınız kendinizi.