Bizim bir tek odamız vardı,yatak odası,misafir odası, çocuklar için banyo yeri, ıvırı zıvırı bu odaydı.
Odanın içinde bir ocak vardı o yanardı kışları:bir gün anam soba kurdu,soluğu sokakta aldım,"Zengin olduk,"diye bağırasım geldi,bağırmasam da hava atıyordum arkadaşlara. Odanın içinde koltuk makket,sandalye vb. yoktu zaten koyacak yer de yoktu.Akşam ortaya bir sofra altı yazılır,üzerine kasnak konur,sonrasında da mutfaktan sini gelirdi.Mutfak bildiğiniz mutfaklardan değildi, yukarıda ninem rahmetliğin evi vardı oraya çıkılan merdivenin altı mutfağımızdı,orada bir çanaklığımız vardı,süslü püslüydü;naylondan bir altlık seriliydi ki değme gitsin valla aşağı sarkan yerleri fırfırlı ve çiçekliydi.O fırfırlı naylondan zaman zaman ders çalışma masası olarak kullandığımız mutfak masasının üzerinde de vardı.Ilkönceleri büyük tüp vb yoktu,dolayısıyla ocak da yoktu.Gazocağı bir numaralı pişiriciydi sonraları tüplü ocağa geçtik.Sofranın etrafına doluşurduk,anamla ninem küs olsak bile rahmetlik amcam da gelirdi bazen.Anamın yaptığı yemekler çok tatlı olurdu,daha yemek pişerken,"Ana,ekmeği aşa bandırıver."derdim ve aş pişerken elimde aşa bandırılmış ekmek dışarlarda dolaşırdım.Ne günlerdi be,daha sofra kalkmadan misafir gelirdi,sofraya buyur ederdik ama yetmeyecek sandığımız yemek artardı.Merak edenler için yazıyorum öyle porselen tabak vb yoktu,alüminyum çanak veya bakır çanak vardı.Sofrada öyle arasıcak,anasıcak,tatlı vb.zaten yoktu.Istanbul aşının yanında bazen kuru börülce vb. olurdu.Arada da pekmezden yapılmış helva ya da bulamaç olurdu.Odanın içi çok küçüktü, misafir geldiğinde içi içe oturulurdu.Uykusu gelen bir köşedeki minderin üstüne kıvrılıp yatmak durumundaydı.Misafirler gidince ortaya dışardaki yine merdivenin altından bir yatak getirilip serilirdi ve oturma odası yatak odasına dönüşürdü.
Mutfak derken bir şeyi atladım;O zamanlar buzdolabı yoktu ama odanın girişinde tel dolabımız vardı,içine yufka ekmeği vb. koyardık,diğer tarafta ise sütlük vardı ,sütlük dolabı tel dolaptan büyüktü,onun içine yemek konurdu yani buzdolabı görevindeydi.Ha bir de dışarda evin önünde abdastlık vardı,elleri ve bulaşıkları yıkamak için.
İşte durum böyle,şimdi her şey modern ama insanlar şükretmiyorlar ve beğenmiyorlar ben dahil.Allah sonumuzu hayreylesin…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUHAMMET KAHRAMAN
TEK ODALI EV
Bizim bir tek odamız vardı,yatak odası,misafir odası, çocuklar için banyo yeri, ıvırı zıvırı bu odaydı.
Odanın içinde bir ocak vardı o yanardı kışları:bir gün anam soba kurdu,soluğu sokakta aldım,"Zengin olduk,"diye bağırasım geldi,bağırmasam da hava atıyordum arkadaşlara. Odanın içinde koltuk makket,sandalye vb. yoktu zaten koyacak yer de yoktu.Akşam ortaya bir sofra altı yazılır,üzerine kasnak konur,sonrasında da mutfaktan sini gelirdi.Mutfak bildiğiniz mutfaklardan değildi, yukarıda ninem rahmetliğin evi vardı oraya çıkılan merdivenin altı mutfağımızdı,orada bir çanaklığımız vardı,süslü püslüydü;naylondan bir altlık seriliydi ki değme gitsin valla aşağı sarkan yerleri fırfırlı ve çiçekliydi.O fırfırlı naylondan zaman zaman ders çalışma masası olarak kullandığımız mutfak masasının üzerinde de vardı.Ilkönceleri büyük tüp vb yoktu,dolayısıyla ocak da yoktu.Gazocağı bir numaralı pişiriciydi sonraları tüplü ocağa geçtik.Sofranın etrafına doluşurduk,anamla ninem küs olsak bile rahmetlik amcam da gelirdi bazen.Anamın yaptığı yemekler çok tatlı olurdu,daha yemek pişerken,"Ana,ekmeği aşa bandırıver."derdim ve aş pişerken elimde aşa bandırılmış ekmek dışarlarda dolaşırdım.Ne günlerdi be,daha sofra kalkmadan misafir gelirdi,sofraya buyur ederdik ama yetmeyecek sandığımız yemek artardı.Merak edenler için yazıyorum öyle porselen tabak vb yoktu,alüminyum çanak veya bakır çanak vardı.Sofrada öyle arasıcak,anasıcak,tatlı vb.zaten yoktu.Istanbul aşının yanında bazen kuru börülce vb. olurdu.Arada da pekmezden yapılmış helva ya da bulamaç olurdu.Odanın içi çok küçüktü, misafir geldiğinde içi içe oturulurdu.Uykusu gelen bir köşedeki minderin üstüne kıvrılıp yatmak durumundaydı.Misafirler gidince ortaya dışardaki yine merdivenin altından bir yatak getirilip serilirdi ve oturma odası yatak odasına dönüşürdü.
Mutfak derken bir şeyi atladım;O zamanlar buzdolabı yoktu ama odanın girişinde tel dolabımız vardı,içine yufka ekmeği vb. koyardık,diğer tarafta ise sütlük vardı ,sütlük dolabı tel dolaptan büyüktü,onun içine yemek konurdu yani buzdolabı görevindeydi.Ha bir de dışarda evin önünde abdastlık vardı,elleri ve bulaşıkları yıkamak için.
İşte durum böyle,şimdi her şey modern ama insanlar şükretmiyorlar ve beğenmiyorlar ben dahil.Allah sonumuzu hayreylesin…