Rahmetli bubamın bir kır eşeği vardı herkes bubamı "Kır Eşekli Yımırteci Bekir" diye tanırdı.
Bubam yumuşak yüzü ve fazla hoşgörüsü nedeniyle ticarete bu eşekle başlayıp Garipköylü Topal Murat amcadan aldığımız kara eşekle bitirdi. Kara eşeğin alındığı günü iyi hatırlıyorum. Bizim kır eşek artık fazla yürüyemez olunca bubam bir eşek almış. Bana dedi ki "Hadi Garipköy'e git bir sıpa aldım, bin gel." Garipköy'e Tavuk Dedesi yolundan gittim, Murat amcanın evini biliyordum, o zamanlar zil mil yok, kapıyı tıkırdatıp ünnedim. "Bekir'in olu sen misin?" dedi; dışarı çıktı, damdan bir sıpa çıkardı, çilbirini elime verdi. Binmememi söyledi daha alışacakmış vb. vb. Yola çıktık ama bu eşek deli bir sıpa, yolda beni sürüklüyor, sahibinin dediğini dinlemedim bindim zor da olsa. Solmaz'a kadar sorun olmadı, arada üstünden atmak istedi emme izin vermedim tam bizim tarlanın olduğu yere yani Garipköy-Ulukent-Keçeliler ayrımına geldiğimizde beni üzerinden attı, şükür otların üstüne düştüm, oradan da kesiğin içine yuvarlandım.
Köye gelmiştim zaten, bubam beni bekliyordu. "Bu her zaman çıkacak." deyip beyaz eşeği duvar dibine bunu kapı dibine bağladı. Mahalleye hareketlilik gelmişti; kır eşeğin anırmasına deli sıpa, deli sıpanın anırmasına kır eşek eşlik ediyordu; sessiz kaldıklarında ben devreye girip anırtıyordum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUHAMMET KAHRAMAN
YIMIRTECİ BEKİR'İN OĞLU-1
Rahmetli bubamın bir kır eşeği vardı herkes bubamı "Kır Eşekli Yımırteci Bekir" diye tanırdı.
Bubam yumuşak yüzü ve fazla hoşgörüsü nedeniyle ticarete bu eşekle başlayıp Garipköylü Topal Murat amcadan aldığımız kara eşekle bitirdi. Kara eşeğin alındığı günü iyi hatırlıyorum. Bizim kır eşek artık fazla yürüyemez olunca bubam bir eşek almış. Bana dedi ki "Hadi Garipköy'e git bir sıpa aldım, bin gel." Garipköy'e Tavuk Dedesi yolundan gittim, Murat amcanın evini biliyordum, o zamanlar zil mil yok, kapıyı tıkırdatıp ünnedim. "Bekir'in olu sen misin?" dedi; dışarı çıktı, damdan bir sıpa çıkardı, çilbirini elime verdi. Binmememi söyledi daha alışacakmış vb. vb. Yola çıktık ama bu eşek deli bir sıpa, yolda beni sürüklüyor, sahibinin dediğini dinlemedim bindim zor da olsa. Solmaz'a kadar sorun olmadı, arada üstünden atmak istedi emme izin vermedim tam bizim tarlanın olduğu yere yani Garipköy-Ulukent-Keçeliler ayrımına geldiğimizde beni üzerinden attı, şükür otların üstüne düştüm, oradan da kesiğin içine yuvarlandım.
Köye gelmiştim zaten, bubam beni bekliyordu. "Bu her zaman çıkacak." deyip beyaz eşeği duvar dibine bunu kapı dibine bağladı. Mahalleye hareketlilik gelmişti; kır eşeğin anırmasına deli sıpa, deli sıpanın anırmasına kır eşek eşlik ediyordu; sessiz kaldıklarında ben devreye girip anırtıyordum.