“Yumurtacı Bekir’in Oğlu Olmak: Bir Hayatın Onuru ve Babadan Kalan Miras”
Yazının Giriş Tarihi: 22.03.2026 13:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.03.2026 13:39
1970'li yıllarda yaz tatillerinde ve sonrasında da okula gidemediğim yıllarda bisiklete biner yörük çadırlarından yumurta toplardım. Bisiklete ilk zamanlar ortadan binerdim çünkü boyum yetişmezdi.Bisikletin arkasına heybe asar, heybenin içine teneke yerleştirir, tenekenin içine de saman koyardım. Çadırlardan aldığım yumurtaları özenle yerleştirirdim ama bisiklete ortadan bindiğim için bir de tarla yollarında gittiğimden bisikletten düşerdim;haliyle yumurtalar da kırılırdı. Rahmetli babam kesinlikle hesabını sormazdı ve şevkimi kıracak bir şey söylemezdi;bunun faydasını da sonra gördüm. 1980 yılında 20 yaşında genç bir delikanlıyken öğretmen oldum ama atamam o dönemin yönetimince yapılmayınca "Ne iş yaparım?" diye hiç düşünmedim ve babamın yanında iki yıl hurdacılık yaptım. Yumurta satın aldığım çadırlarda bozuk para yerine sakız,nane şeker, susamlı şeker vb. verirdim. Babamı herkes tanıdığı için gittiğim yerlerde -şimdi olduğu gibi- adını gururla söylerdim; ona güvendikleri ve bildikleri için hiç kimse de "Kaça alıyorsun? diye soru sormazdı ve ne varsa getirip verirlerdi.
Bir ara yine okula gidemediğim dönemlerde ve çocukluk dönemlerimde harman yerinde sakız,şeker vb. sattım;köyümüzdeki sinemada akşamları şeker vb. sattım. Kale,Beyağaç ve Tavas'ın köylerinde hurdacılık yaptım, o zamanlarda da babamın bana gösterdiği hoşgörünün hep faydasını gördüm .
"Yumurtacı Bekir"in oğlu olduğum için birçok kapının bana hâlâ açıldığını söyleyebilirim. En son Vakıf'taki şehitler için düzenlenen programda yazdığım kitabı takdim ettiğim Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman ZOLAN'a, birileri beni tanıtmaya,anlatmaya çalışıyordu;başkana "Ben kimim biliyor musunuz?" dedim ve arkasından "Solmazlı Yumurtacı Bekir'in oğluyum. "dedim. Başkan ZOLAN da "Şu bizim gençliğimizdeki şeker aldığımız, Bekir dayının oğlu musun? "dedi.
Bunu anlatmaktan kastım; çocuklarınıza destek olunuz,onların önünü kesecek davranışlardan uzak durunuz ve engel koymayınız. Ve her şeyden önemlisi güzelliklerle anılacak bir isim bırakarak onlara bu dünyadan bırakıp gittikten sonra da gururlanmalarını sağlayacak işler yapınız. Bu çok zor değil.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MUHAMMET KAHRAMAN
“Yumurtacı Bekir’in Oğlu Olmak: Bir Hayatın Onuru ve Babadan Kalan Miras”
1970'li yıllarda yaz tatillerinde ve sonrasında da okula gidemediğim yıllarda bisiklete biner yörük çadırlarından yumurta toplardım. Bisiklete ilk zamanlar ortadan binerdim çünkü boyum yetişmezdi.Bisikletin arkasına heybe asar, heybenin içine teneke yerleştirir, tenekenin içine de saman koyardım. Çadırlardan aldığım yumurtaları özenle yerleştirirdim ama bisiklete ortadan bindiğim için bir de tarla yollarında gittiğimden bisikletten düşerdim;haliyle yumurtalar da kırılırdı. Rahmetli babam kesinlikle hesabını sormazdı ve şevkimi kıracak bir şey söylemezdi;bunun faydasını da sonra gördüm. 1980 yılında 20 yaşında genç bir delikanlıyken öğretmen oldum ama atamam o dönemin yönetimince yapılmayınca "Ne iş yaparım?" diye hiç düşünmedim ve babamın yanında iki yıl hurdacılık yaptım. Yumurta satın aldığım çadırlarda bozuk para yerine sakız,nane şeker, susamlı şeker vb. verirdim. Babamı herkes tanıdığı için gittiğim yerlerde -şimdi olduğu gibi- adını gururla söylerdim; ona güvendikleri ve bildikleri için hiç kimse de "Kaça alıyorsun? diye soru sormazdı ve ne varsa getirip verirlerdi.
Bir ara yine okula gidemediğim dönemlerde ve çocukluk dönemlerimde harman yerinde sakız,şeker vb. sattım;köyümüzdeki sinemada akşamları şeker vb. sattım. Kale,Beyağaç ve Tavas'ın köylerinde hurdacılık yaptım, o zamanlarda da babamın bana gösterdiği hoşgörünün hep faydasını gördüm .
"Yumurtacı Bekir"in oğlu olduğum için birçok kapının bana hâlâ açıldığını söyleyebilirim. En son Vakıf'taki şehitler için düzenlenen programda yazdığım kitabı takdim ettiğim Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman ZOLAN'a, birileri beni tanıtmaya,anlatmaya çalışıyordu;başkana "Ben kimim biliyor musunuz?" dedim ve arkasından "Solmazlı Yumurtacı Bekir'in oğluyum. "dedim. Başkan ZOLAN da "Şu bizim gençliğimizdeki şeker aldığımız, Bekir dayının oğlu musun? "dedi.
Bunu anlatmaktan kastım; çocuklarınıza destek olunuz,onların önünü kesecek davranışlardan uzak durunuz ve engel koymayınız. Ve her şeyden önemlisi güzelliklerle anılacak bir isim bırakarak onlara bu dünyadan bırakıp gittikten sonra da gururlanmalarını sağlayacak işler yapınız. Bu çok zor değil.