2025 yılı boyunca bu köşede defalarca altını çizdiğim bir gerçek var: Tavas’ın geleceği, toprağına ve hayvancılığına sahip çıkan üreticinin bilinçli adımlarında gizli. Bu yıl yazdığım tüm yazıların ortak noktası; kayıt, düzen, teknoloji ve ortak hareket kültürünün artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğudur.
Tarlasından ahırına, merasından sulamasına kadar her adımın kayıt altına alınması gerektiğini anlattım. Çünkü biliyoruz ki; ÇKS’siz destek, kayıtsız hayvan, belgesiz işlem artık mümkün değil. Mazot ve gübre desteği, TARSİM güvencesi, düşük faizli krediler, belediye hibeleri… Hepsi üreticinin doğru kaydına bağlı. 2026 üretim yılı başvurularında yaşanan yoğunluk bize bir şeyi daha hatırlattı: “Söz uçar, kayıt kalır.”
Bu yıl kuraklık uyarıları, baraj seviyeleri, göletlerin durumu, suyun metreküple fiyatlandırılması gibi konular Tavas için hayati birer meseleye dönüştü. Sulama Kooperatiflerinin toplantılarından çıkan sonuç belliydi: Su yoksa ürün de yok. O nedenle damlama sulama, gece sulaması, yağmur suyu hasadı ve kapalı sistem dönüşümleri artık lüks değil, zorunluluktur.
Hayvancılıkta ise küpe düşmesi, kayıt gecikmesi, mikroçip süreci, destekli krediler, buzağı-kuzu destekleri gibi konuların hepsi aynı kapıya çıkıyor: Kayıt tutmayanın kaybedecek zamanı yok. 1 Ocak 2026 itibarıyla mikroçipsiz hayvanın mazereti kalmadı; sokakta başıboş dolaşmanın da hukuki sonucu ağır. Sahiplik sorumluluktur.
Toprak analizinden flake yeme, B-Reçete’den dron hizmetine kadar değindiğim tüm başlıklar ise üretimde bilinçli uygulamaların önemini gösterdi. Yanlış ilaçlama, yanlış gübreleme, diri arpa yedirme, anız yakma gibi alışkanlıkların hem verimi düşürdüğünü hem de doğaya zarar verdiğini anlattım. Artık teknolojiyle, eğitimle ve ortak kullanım kültürüyle ilerleyen bir üretim modeline geçmek zorundayız.
Tavas’ın bereketine yakışır bir üretim kültürü için kurumların güç birliği yapması gerektiğini de yineledim. Herkesin ayrı ayrı uğraştığı değil, birlikte hareket ettiği bir sistemle hem makine maliyetleri düşecek hem de üretim verimli hale gelecektir. Tarım fuarlarının bile artık eğitim, uygulama ve finansman ayağıyla çiftçiye gerçek katkı sunması gerektiğini vurguladım.
Bu yılın açık mesajı şudur:
Tavas; toprağıyla, üreticisiyle, hayvancılığıyla geleceğe ancak kayıtla, teknolojiyle ve ortak akılla hazırlanabilir.
2026 yılında dileğim; her üreticimizin toprağına sahip çıkması, kaydını yapması, hayvanını koruması, modern tekniklere yönelmesi ve en önemlisi birlikten doğan gücün kıymetini bilmesidir.
Tavas’ın bereketi, doğru adımlarla yarınlara taşınacaktır.
Huzurlu, verimli, kayıtlı bir 2026 miladi yılı hepimize hayırlı olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa BOZ
2025’in Ardından: Tavas’ta Üretimin Yol Haritası
2025 yılı boyunca bu köşede defalarca altını çizdiğim bir gerçek var: Tavas’ın geleceği, toprağına ve hayvancılığına sahip çıkan üreticinin bilinçli adımlarında gizli. Bu yıl yazdığım tüm yazıların ortak noktası; kayıt, düzen, teknoloji ve ortak hareket kültürünün artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğudur.
Tarlasından ahırına, merasından sulamasına kadar her adımın kayıt altına alınması gerektiğini anlattım. Çünkü biliyoruz ki; ÇKS’siz destek, kayıtsız hayvan, belgesiz işlem artık mümkün değil. Mazot ve gübre desteği, TARSİM güvencesi, düşük faizli krediler, belediye hibeleri… Hepsi üreticinin doğru kaydına bağlı. 2026 üretim yılı başvurularında yaşanan yoğunluk bize bir şeyi daha hatırlattı: “Söz uçar, kayıt kalır.”
Bu yıl kuraklık uyarıları, baraj seviyeleri, göletlerin durumu, suyun metreküple fiyatlandırılması gibi konular Tavas için hayati birer meseleye dönüştü. Sulama Kooperatiflerinin toplantılarından çıkan sonuç belliydi: Su yoksa ürün de yok. O nedenle damlama sulama, gece sulaması, yağmur suyu hasadı ve kapalı sistem dönüşümleri artık lüks değil, zorunluluktur.
Hayvancılıkta ise küpe düşmesi, kayıt gecikmesi, mikroçip süreci, destekli krediler, buzağı-kuzu destekleri gibi konuların hepsi aynı kapıya çıkıyor: Kayıt tutmayanın kaybedecek zamanı yok. 1 Ocak 2026 itibarıyla mikroçipsiz hayvanın mazereti kalmadı; sokakta başıboş dolaşmanın da hukuki sonucu ağır. Sahiplik sorumluluktur.
Toprak analizinden flake yeme, B-Reçete’den dron hizmetine kadar değindiğim tüm başlıklar ise üretimde bilinçli uygulamaların önemini gösterdi. Yanlış ilaçlama, yanlış gübreleme, diri arpa yedirme, anız yakma gibi alışkanlıkların hem verimi düşürdüğünü hem de doğaya zarar verdiğini anlattım. Artık teknolojiyle, eğitimle ve ortak kullanım kültürüyle ilerleyen bir üretim modeline geçmek zorundayız.
Tavas’ın bereketine yakışır bir üretim kültürü için kurumların güç birliği yapması gerektiğini de yineledim. Herkesin ayrı ayrı uğraştığı değil, birlikte hareket ettiği bir sistemle hem makine maliyetleri düşecek hem de üretim verimli hale gelecektir. Tarım fuarlarının bile artık eğitim, uygulama ve finansman ayağıyla çiftçiye gerçek katkı sunması gerektiğini vurguladım.
Bu yılın açık mesajı şudur:
Tavas; toprağıyla, üreticisiyle, hayvancılığıyla geleceğe ancak kayıtla, teknolojiyle ve ortak akılla hazırlanabilir.
2026 yılında dileğim; her üreticimizin toprağına sahip çıkması, kaydını yapması, hayvanını koruması, modern tekniklere yönelmesi ve en önemlisi birlikten doğan gücün kıymetini bilmesidir.
Tavas’ın bereketi, doğru adımlarla yarınlara taşınacaktır.
Huzurlu, verimli, kayıtlı bir 2026 miladi yılı hepimize hayırlı olsun.