19 Kasım Çarşamba günü, Tavas Ovası semalarında yine o kurşuni, geniz yakan dumanları gördük. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve kuraklık riski kapıdayken çiftçimizin kendi eliyle tarlasını ateşe vermesi, bindiği dalı kesmekten farksızdır.
Denizli Valiliği daha kısa bir süre önce, 23 Temmuz 2025 tarihli ve 2025/01 sayılı Kararı ile orman yangınlarını önlemek adına çok net bir duruş sergiledi. Bu kararda sadece ormanlar değil; “orman içi, orman bitişiği ve hatta ormanla ilişiği olmayan seyrek yerleşim yerlerindeki anız, bağ-bahçe ve tarla temizliği artıkları” da kapsama alındı. Yani “Burası orman değil, benim tarlam” deme lüksümüz yok. Yasak net ve kesindir.
Peki çiftçimiz neden hâlâ kibriti çakıyor? “Toprağı kolay işlemek” veya “böcekleri öldürmek” gibi kulaktan dolma, bilim dışı gerekçelerle... Oysa Tarım ve Orman Müdürlüklerimizin bilimsel verileri, gerçeğin tam tersini haykırıyor.
Anız yakmak, tarlayı temizlemek değil; tarlayı “öldürmektir”. O alevlerin içinde neleri kaybediyoruz, bir bakalım:
Toprağın Bağışıklık Sistemi Çöküyor: Toprak, içinde milyarlarca canlının yaşadığı diri bir varlıktır. Ateş; toprağın verimini sağlayan mikroorganizmaları ve toprağın doğal havalandırma uzmanları olan solucanları yok eder. Canlılığını yitiren toprak verimsizleşir ve hastalanır.
Organik Madde Kül Oluyor: Toprağın en büyük besini organik maddedir. Anızı yaktığınızda topraktaki Azot (N) ve Karbon (C) dengesini bozarsınız. Sonra bu kaybı telafi etmek için daha fazla kimyasal gübreye ihtiyaç duyar, daha fazla para harcarsınız.
Erozyona Davetiye: Anız, toprağın yorganıdır; onu rüzgâra ve yağmura karşı korur. Yandığında çıplak kalan toprak, su ve rüzgâr erozyonuyla kaybolup gider. Su tutma kapasitesi düşer, kuraklıkla mücadele zorlaşır.
Mesele sadece tarla sınırları içinde kalsa yine bir nebze... Ancak rüzgârın yön değiştirmesiyle o anız ateşi bir anda orman yangınına dönüşebiliyor. Karayolu kenarında yakılan ateşler, görüş mesafesini düşürerek zincirleme trafik kazalarına ve can kayıplarına sebep oluyor. Komşu tarladaki hasat edilmemiş ürün bir kıvılcımla heba oluyor.
Bu işin vicdani boyutu kadar yasal boyutu da can yakıcıdır. Valilik kararında açıkça belirtildiği üzere, yasağa uymayanlar hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Özellikle orman sınırına yakın yerlerde anız yakanlara verilen idari para cezaları beş katına kadar artırılmaktadır. Bir kibrit çöpü, bir yıllık hasat gelirinizden fazlasına mal olabilir.
Çözüm Nedir?
Çözüm; yakmak değil, toprağa kazandırmaktır. Modern tarım teknikleri bellidir:
Biçerdöverle hasat yaparken sapları mümkün olduğunca alçaktan biçmek.
Kalan sapları parçalama makineleri ile kıyıp toprağa karıştırmak.
Anızın toprakta çürüyerek doğal gübreye dönüşmesini sağlamak.
Kıymetli hemşehrilerim,
Toprak bize atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan emanettir. Onu yakarak, kavurarak, öldürerek değil; besleyerek ve koruyarak geleceğe taşıyabiliriz. Tavas Ovası’ndan yükselen duman son olsun. Gelin, bu ilkel alışkanlığı toprağa gömelim; geleceğimizi yakmayalım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa BOZ
ANIZ YAKMAK: TOPRAĞA VE GELECEĞE İHANETTİR
19 Kasım Çarşamba günü, Tavas Ovası semalarında yine o kurşuni, geniz yakan dumanları gördük. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve kuraklık riski kapıdayken çiftçimizin kendi eliyle tarlasını ateşe vermesi, bindiği dalı kesmekten farksızdır.
Denizli Valiliği daha kısa bir süre önce, 23 Temmuz 2025 tarihli ve 2025/01 sayılı Kararı ile orman yangınlarını önlemek adına çok net bir duruş sergiledi. Bu kararda sadece ormanlar değil; “orman içi, orman bitişiği ve hatta ormanla ilişiği olmayan seyrek yerleşim yerlerindeki anız, bağ-bahçe ve tarla temizliği artıkları” da kapsama alındı. Yani “Burası orman değil, benim tarlam” deme lüksümüz yok. Yasak net ve kesindir.
Peki çiftçimiz neden hâlâ kibriti çakıyor? “Toprağı kolay işlemek” veya “böcekleri öldürmek” gibi kulaktan dolma, bilim dışı gerekçelerle... Oysa Tarım ve Orman Müdürlüklerimizin bilimsel verileri, gerçeğin tam tersini haykırıyor.
Anız yakmak, tarlayı temizlemek değil; tarlayı “öldürmektir”. O alevlerin içinde neleri kaybediyoruz, bir bakalım:
Toprağın Bağışıklık Sistemi Çöküyor: Toprak, içinde milyarlarca canlının yaşadığı diri bir varlıktır. Ateş; toprağın verimini sağlayan mikroorganizmaları ve toprağın doğal havalandırma uzmanları olan solucanları yok eder. Canlılığını yitiren toprak verimsizleşir ve hastalanır.
Organik Madde Kül Oluyor: Toprağın en büyük besini organik maddedir. Anızı yaktığınızda topraktaki Azot (N) ve Karbon (C) dengesini bozarsınız. Sonra bu kaybı telafi etmek için daha fazla kimyasal gübreye ihtiyaç duyar, daha fazla para harcarsınız.
Erozyona Davetiye: Anız, toprağın yorganıdır; onu rüzgâra ve yağmura karşı korur. Yandığında çıplak kalan toprak, su ve rüzgâr erozyonuyla kaybolup gider. Su tutma kapasitesi düşer, kuraklıkla mücadele zorlaşır.
Mesele sadece tarla sınırları içinde kalsa yine bir nebze... Ancak rüzgârın yön değiştirmesiyle o anız ateşi bir anda orman yangınına dönüşebiliyor. Karayolu kenarında yakılan ateşler, görüş mesafesini düşürerek zincirleme trafik kazalarına ve can kayıplarına sebep oluyor. Komşu tarladaki hasat edilmemiş ürün bir kıvılcımla heba oluyor.
Bu işin vicdani boyutu kadar yasal boyutu da can yakıcıdır. Valilik kararında açıkça belirtildiği üzere, yasağa uymayanlar hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Özellikle orman sınırına yakın yerlerde anız yakanlara verilen idari para cezaları beş katına kadar artırılmaktadır. Bir kibrit çöpü, bir yıllık hasat gelirinizden fazlasına mal olabilir.
Çözüm Nedir?
Çözüm; yakmak değil, toprağa kazandırmaktır. Modern tarım teknikleri bellidir:
Biçerdöverle hasat yaparken sapları mümkün olduğunca alçaktan biçmek.
Kalan sapları parçalama makineleri ile kıyıp toprağa karıştırmak.
Anızın toprakta çürüyerek doğal gübreye dönüşmesini sağlamak.
Kıymetli hemşehrilerim,
Toprak bize atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan emanettir. Onu yakarak, kavurarak, öldürerek değil; besleyerek ve koruyarak geleceğe taşıyabiliriz. Tavas Ovası’ndan yükselen duman son olsun. Gelin, bu ilkel alışkanlığı toprağa gömelim; geleceğimizi yakmayalım.