Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), her yıl 16 Ekim’i, örgütün 1945 yılındaki kuruluşunu anmak amacıyla “Dünya Gıda Günü” olarak kutlamaktadır. Etkinlikler, dünya genelinde 150’den fazla ülkede düzenlenmekte olup, Birleşmiş Milletler takviminin en çok kutlanan günlerinden biridir.
Dünya Gıda Günü her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. Bu yıl 45’incisi düzenlenen Dünya Gıda Günü’nün teması, “Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı” olarak belirlenmiştir.
Dünya genelinde yüz milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken, milyarlarca kişi sağlıklı ve güvenli gıdaya düzenli olarak erişememektedir. Aynı zamanda obezite, gıda israfı ve dengesiz tüketim, küresel gıda sisteminin adaletsizliğini gözler önüne sermektedir. Her yıl 600 milyon kişi güvensiz gıdalar nedeniyle hastalanmakta, 420 bin kişi hayatını kaybetmektedir. Tüketiciye ulaşan gıdanın %19’u israf edilmekte, %13’ü ise hasat ve lojistik aşamasında kaybedilmektedir.
İklim değişikliği, doğal afetler, kuraklık, savaşlar ve ekonomik dalgalanmalar, gıdaya erişimi zorlaştırmakta; üretim maliyetleri artmakta, tarımsal üretim baskı altına girmektedir.
Tarım ve hayvancılık, gıda zincirinin temelini oluşturur. Bitkisel ve hayvansal üretim, sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçalarıdır. Bu üretim süreçleri, çevreye duyarlı ve bölgelere uygun verimli modellerle desteklenmeli; gıdaların güvenliği, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda denetlenmelidir. Bitkisel üretimde zirai ilaç kalıntısı, hayvansal üretimde ise antibiyotik kalıntısının daha etkin kontrol edilebilmesi için bu alanlarda daha fazla teknik personel istihdam edilmelidir.
Çiftçiler, gıda zincirinin ilk halkasını oluşturan en kritik aktörlerdir. Üreticilerin emeğinin karşılığını alması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme politikalarının güçlendirilmesi ve genç nüfusun tarım ve hayvancılığa teşviki, sektörün geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Tarımsal gelirlerin istikrara kavuşması, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve ülke ekonomisinin direncini artıracaktır.
Gıda hakkı, her bireyin doğuştan sahip olduğu temel bir haktır. Artan çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği ve beslenme yetersizliği, toplumların geleceğini tehdit etmektedir. Okullarda beslenme programlarının güçlendirilmesi ve her çocuğun sağlıklı gıdaya erişiminin güvence altına alınması olmazsa olmazlardandır.
2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağı öngörülmektedir. Bu gerçeklik, gıda üretiminde her adımın ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bugünden atılacak adımlar, yarının dünyasını şekillendirecektir.
Gıdayı israf edecek lüksümüz yok. Daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele vererek, adil, sürdürülebilir ve dirençli bir gıda sistemi kurmak hepimizin sorumluluğudur.
A’râf Suresi 31. Ayet’te Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:“Ey Âdemoğulları! Namaz kıldığınız, ibadet ettiğiniz her yerde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
Çok uzağa gitmeye gerek yok; ilçemizde çöpe atılan ekmek, yemek ve gıda miktarı her geçen gün artmaktadır. Pandemi döneminde sokağa çıkma yasağı ilan edilince telaşa kapılıp neler yaptığımızı hatırlayalım. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar bu yasaktan muaf tutuldu. Çiftçiliğin önemi bir kez daha anlaşıldı. Ancak bazı kişiler bu durumu kötüye kullanarak hafta sonu memleketine gitmek için çiftçi belgesi çıkarttı ve verilerin sapmasına sebep oldu.
Sümerlere atfedilen şu söz her şeyi özetliyor:
“Gümüşü ve altını olanlar, öküzü, koyunu ve arpası olanların kapısında bekler.”
Gıda israfının önlenmesinde herkese büyük görev düşmektedir. Çiftçimiz tarım ve hayvancılık alanında üretirken insan sağlığını gözetmeli; biz tüketiciler de israf etmeden, üreticinin ne zor şartlarda üretim yaptığını unutmadan, beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirerek bu sürece katkı sunmalıyız.
Ne yapabiliriz? İşte birkaç öneri, gerisini siz çoğaltın:
– Günde 10 bardak çay içmek yerine 1’er bardak süt, ıhlamur, kekik gibi ürünler tüketin.
– Gazlı içecekler yerine ayran gibi sağlıklı içecekleri tercih edin.
– Misafirliğe veya hasta ziyaretine giderken süt,yumurta, mevsimine göre kavun, karpuz gibi ürünler götürün.
Siz sağlıklı yiyin, için; sağlıklı kalın.
Üreticimiz de kazansın, sağlıklı üretim yapsın.
Gıdaya saygı, emeğe değer!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa BOZ
DÜNYA GIDA GÜNÜ
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), her yıl 16 Ekim’i, örgütün 1945 yılındaki kuruluşunu anmak amacıyla “Dünya Gıda Günü” olarak kutlamaktadır. Etkinlikler, dünya genelinde 150’den fazla ülkede düzenlenmekte olup, Birleşmiş Milletler takviminin en çok kutlanan günlerinden biridir.
Dünya Gıda Günü her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. Bu yıl 45’incisi düzenlenen Dünya Gıda Günü’nün teması, “Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı” olarak belirlenmiştir.
Dünya genelinde yüz milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken, milyarlarca kişi sağlıklı ve güvenli gıdaya düzenli olarak erişememektedir. Aynı zamanda obezite, gıda israfı ve dengesiz tüketim, küresel gıda sisteminin adaletsizliğini gözler önüne sermektedir. Her yıl 600 milyon kişi güvensiz gıdalar nedeniyle hastalanmakta, 420 bin kişi hayatını kaybetmektedir. Tüketiciye ulaşan gıdanın %19’u israf edilmekte, %13’ü ise hasat ve lojistik aşamasında kaybedilmektedir.
İklim değişikliği, doğal afetler, kuraklık, savaşlar ve ekonomik dalgalanmalar, gıdaya erişimi zorlaştırmakta; üretim maliyetleri artmakta, tarımsal üretim baskı altına girmektedir.
Tarım ve hayvancılık, gıda zincirinin temelini oluşturur. Bitkisel ve hayvansal üretim, sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçalarıdır. Bu üretim süreçleri, çevreye duyarlı ve bölgelere uygun verimli modellerle desteklenmeli; gıdaların güvenliği, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda denetlenmelidir. Bitkisel üretimde zirai ilaç kalıntısı, hayvansal üretimde ise antibiyotik kalıntısının daha etkin kontrol edilebilmesi için bu alanlarda daha fazla teknik personel istihdam edilmelidir.
Çiftçiler, gıda zincirinin ilk halkasını oluşturan en kritik aktörlerdir. Üreticilerin emeğinin karşılığını alması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme politikalarının güçlendirilmesi ve genç nüfusun tarım ve hayvancılığa teşviki, sektörün geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Tarımsal gelirlerin istikrara kavuşması, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve ülke ekonomisinin direncini artıracaktır.
Gıda hakkı, her bireyin doğuştan sahip olduğu temel bir haktır. Artan çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği ve beslenme yetersizliği, toplumların geleceğini tehdit etmektedir. Okullarda beslenme programlarının güçlendirilmesi ve her çocuğun sağlıklı gıdaya erişiminin güvence altına alınması olmazsa olmazlardandır.
2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağı öngörülmektedir. Bu gerçeklik, gıda üretiminde her adımın ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Bugünden atılacak adımlar, yarının dünyasını şekillendirecektir.
Gıdayı israf edecek lüksümüz yok. Daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele vererek, adil, sürdürülebilir ve dirençli bir gıda sistemi kurmak hepimizin sorumluluğudur.
A’râf Suresi 31. Ayet’te Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:“Ey Âdemoğulları! Namaz kıldığınız, ibadet ettiğiniz her yerde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
Çok uzağa gitmeye gerek yok; ilçemizde çöpe atılan ekmek, yemek ve gıda miktarı her geçen gün artmaktadır. Pandemi döneminde sokağa çıkma yasağı ilan edilince telaşa kapılıp neler yaptığımızı hatırlayalım. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar bu yasaktan muaf tutuldu. Çiftçiliğin önemi bir kez daha anlaşıldı. Ancak bazı kişiler bu durumu kötüye kullanarak hafta sonu memleketine gitmek için çiftçi belgesi çıkarttı ve verilerin sapmasına sebep oldu.
Sümerlere atfedilen şu söz her şeyi özetliyor:
“Gümüşü ve altını olanlar, öküzü, koyunu ve arpası olanların kapısında bekler.”
Gıda israfının önlenmesinde herkese büyük görev düşmektedir. Çiftçimiz tarım ve hayvancılık alanında üretirken insan sağlığını gözetmeli; biz tüketiciler de israf etmeden, üreticinin ne zor şartlarda üretim yaptığını unutmadan, beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirerek bu sürece katkı sunmalıyız.
Ne yapabiliriz? İşte birkaç öneri, gerisini siz çoğaltın:
– Günde 10 bardak çay içmek yerine 1’er bardak süt, ıhlamur, kekik gibi ürünler tüketin.
– Gazlı içecekler yerine ayran gibi sağlıklı içecekleri tercih edin.
– Misafirliğe veya hasta ziyaretine giderken süt,yumurta, mevsimine göre kavun, karpuz gibi ürünler götürün.
Siz sağlıklı yiyin, için; sağlıklı kalın.
Üreticimiz de kazansın, sağlıklı üretim yapsın.
Gıdaya saygı, emeğe değer!