Yetmişli yıllarda neredeyse bütün evlilikler görücü usulüyle olurdu. Evlilik çağına gelmiş, tercihan askerliğini yapmış, iş güç sahibi genç erkekler, düğünde, bayramda, Hıdırellez’de gördükleri kızlara, annelerini dünürcü gönderirlerdi. Evliliği hiç dile getiremeyen erkeklere de, anneler vakti gelince, çevreye kız bakmaya giderlerdi. Kız bulma işleminde elçilerin yani çöpçatanların da işlevini göz ardı etmemek gerek tabii.
Kızlı evlere kız bakmaya gelenler, her an baskın yapabilirdi. Kızlı evler her an temiz ve tetikte olmalıydı. Kız anneleri nezaketten her gelene “ Buyrun,” der, memnuniyetsizlik göstermemeye çalışırlardı. Öyle ya, bir kızı bin kişi ister, bir kişi alırdı. Bir kızın sevdiğinin olması, gönlünü birine kaptırması, o günün muhafazakar Tavas’ında, olağan üstü ayıp sayılırdı. Büyüklerinin uygun gördüğü, sütü sümüğü temiz biriyle baş göz edilirdi.
Gelin adaylarının alayda boyu güzel, pişirdiği yenir, yıkadığı giyilir olmasına dikkat edilirdi. Şimdiki gibi cılız gelinler değil, etli butlu, güçlü kuvvetli kızlar tercih sebebiydi. Çünkü bir dirhem et, bin ayıp örterdi. “Eşeğe vursan semer, beygire vursan eğer olur,” sözündeki gibi her işe ve ortama uyum sağlamalıydı. Damat adaylarınısa soyu sopu belli, hem efe, hem efendi olması beklenirdi.
Kız isteme, söz mendili vererek söz kesme, yüzük nişanı, nikah merasimi, minderaltı merasimi, kesim görme, dürü bohçası hazırlama, eşya döşeme, çeyiz, kına, gelin alma, kapı tutma, döşek kaldırma, gılıvan, gelin suyu, kız arkası gibi uzun geleneksel prosedürler aklıma geliveren detaylar.
Kız İsteme ve Söz Kesme
O yıllarda Tavas’ta, kız ve oğlan tarafının karşılıklı isteklerini ileten, gel-git işlerini yapan elçiler olurdu. Her iki tarafta bu işe meyilli ise, kız tarafının uygun bulduğu tarihte ziyaret gerçekleştirilirdi. Kızı erkek tarafından bir büyük, “Hararımız var, çuvalımız var, saman almaya geldiğimiz belli değil mi?” ile giriş yapardı. “Allah’ın emri, peygamberin kavli” faslına geçilirdi.
Beğenme ve isteme işlerinin ardından sıra söz kesmeye gelir. Kavilleşilen günde karşılıklı eş dost davet edilir. Oğlan evi gelirken “söz mendili” denilen bir bohça getirir, içine bilezik, kolonya, terlik, lokum gibi şeyler koyar. Oğlan evinin getirdiği imam, Kuran okur, dua eder. Kız evi ağız tatlılığı için, meşhur Tavas ev baklavası ikram eder. Kahvelerin içilmesinin ardından, oğlan tarafı kalkmadan önce, nikah işlemleri için kızın nüfus kağıdını ister. Kız tarafı bir beyaz mendilin içine kızın nüfus kağıdını koyarak verir ve nişan için uygun tarih belirlenir. Ayrıca büyük siniyle baklava gönderilir.
Söz kesmenin birkaç hafta sonrası oğlan evi, kız evini, ayak alıştırma gayesiyle yemeğe çağırır. Bu yemek davetine, gelin kız iştirak etmez.
Nişan
Nişan için önce çarşı pazar faslı başlar. Kararlaştırılan miktarda, altın ziynet eşyaları alınır, nişan alışverişi yapılırdı. Düğün konusunda teferruatıyla anlattığım, karşılıklı dürü bohçaları hazırlanır, sunulurdu. Gelen dürüler sergilenerek hınım hısım ve konu komşunun görüşüne açılırdı.
Nişan kız evinde yapılırdı. Dudu nenem zamanında gelin kıza henteri giydirilirmiş. Yetmişli yıllarda, halkın maksi dediği uzun tuvaletler giydirilir, saçlar berberde düzdürülürdü. Damat takım elbise giyer, paçasının düzgün olmasına özen gösterirdi.
Oğlan tarafından bir büyük tarafından, yüzükler takılır, baklavalar yenir, gelin kız büyüklerin ellerini öperdi. Nişanlılık süresince kız, oğlan evine hiç gitmezdi. Oğlan ise sadece, bayramda, bir kez olmak üzere, arkadaşlarıyla kız evine yemeğe giderdi. O günün muhafazakâr Tavas’ında, nişanlı çiftlerin yalnız görüşmelerine, gezmelerine izin verilmezdi.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÜMMÜHAN MUSAN
BİR ZAMANLAR DAVAZ DÜĞÜNLERİ 1
Yetmişli yıllarda neredeyse bütün evlilikler görücü usulüyle olurdu. Evlilik çağına gelmiş, tercihan askerliğini yapmış, iş güç sahibi genç erkekler, düğünde, bayramda, Hıdırellez’de gördükleri kızlara, annelerini dünürcü gönderirlerdi. Evliliği hiç dile getiremeyen erkeklere de, anneler vakti gelince, çevreye kız bakmaya giderlerdi. Kız bulma işleminde elçilerin yani çöpçatanların da işlevini göz ardı etmemek gerek tabii.
Kızlı evlere kız bakmaya gelenler, her an baskın yapabilirdi. Kızlı evler her an temiz ve tetikte olmalıydı. Kız anneleri nezaketten her gelene “ Buyrun,” der, memnuniyetsizlik göstermemeye çalışırlardı. Öyle ya, bir kızı bin kişi ister, bir kişi alırdı. Bir kızın sevdiğinin olması, gönlünü birine kaptırması, o günün muhafazakar Tavas’ında, olağan üstü ayıp sayılırdı. Büyüklerinin uygun gördüğü, sütü sümüğü temiz biriyle baş göz edilirdi.
Gelin adaylarının alayda boyu güzel, pişirdiği yenir, yıkadığı giyilir olmasına dikkat edilirdi. Şimdiki gibi cılız gelinler değil, etli butlu, güçlü kuvvetli kızlar tercih sebebiydi. Çünkü bir dirhem et, bin ayıp örterdi. “Eşeğe vursan semer, beygire vursan eğer olur,” sözündeki gibi her işe ve ortama uyum sağlamalıydı. Damat adaylarınısa soyu sopu belli, hem efe, hem efendi olması beklenirdi.
Kız isteme, söz mendili vererek söz kesme, yüzük nişanı, nikah merasimi, minderaltı merasimi, kesim görme, dürü bohçası hazırlama, eşya döşeme, çeyiz, kına, gelin alma, kapı tutma, döşek kaldırma, gılıvan, gelin suyu, kız arkası gibi uzun geleneksel prosedürler aklıma geliveren detaylar.
Kız İsteme ve Söz Kesme
O yıllarda Tavas’ta, kız ve oğlan tarafının karşılıklı isteklerini ileten, gel-git işlerini yapan elçiler olurdu. Her iki tarafta bu işe meyilli ise, kız tarafının uygun bulduğu tarihte ziyaret gerçekleştirilirdi. Kızı erkek tarafından bir büyük, “Hararımız var, çuvalımız var, saman almaya geldiğimiz belli değil mi?” ile giriş yapardı. “Allah’ın emri, peygamberin kavli” faslına geçilirdi.
Beğenme ve isteme işlerinin ardından sıra söz kesmeye gelir. Kavilleşilen günde karşılıklı eş dost davet edilir. Oğlan evi gelirken “söz mendili” denilen bir bohça getirir, içine bilezik, kolonya, terlik, lokum gibi şeyler koyar. Oğlan evinin getirdiği imam, Kuran okur, dua eder. Kız evi ağız tatlılığı için, meşhur Tavas ev baklavası ikram eder. Kahvelerin içilmesinin ardından, oğlan tarafı kalkmadan önce, nikah işlemleri için kızın nüfus kağıdını ister. Kız tarafı bir beyaz mendilin içine kızın nüfus kağıdını koyarak verir ve nişan için uygun tarih belirlenir. Ayrıca büyük siniyle baklava gönderilir.
Söz kesmenin birkaç hafta sonrası oğlan evi, kız evini, ayak alıştırma gayesiyle yemeğe çağırır. Bu yemek davetine, gelin kız iştirak etmez.
Nişan
Nişan için önce çarşı pazar faslı başlar. Kararlaştırılan miktarda, altın ziynet eşyaları alınır, nişan alışverişi yapılırdı. Düğün konusunda teferruatıyla anlattığım, karşılıklı dürü bohçaları hazırlanır, sunulurdu. Gelen dürüler sergilenerek hınım hısım ve konu komşunun görüşüne açılırdı.
Nişan kız evinde yapılırdı. Dudu nenem zamanında gelin kıza henteri giydirilirmiş. Yetmişli yıllarda, halkın maksi dediği uzun tuvaletler giydirilir, saçlar berberde düzdürülürdü. Damat takım elbise giyer, paçasının düzgün olmasına özen gösterirdi.
Oğlan tarafından bir büyük tarafından, yüzükler takılır, baklavalar yenir, gelin kız büyüklerin ellerini öperdi. Nişanlılık süresince kız, oğlan evine hiç gitmezdi. Oğlan ise sadece, bayramda, bir kez olmak üzere, arkadaşlarıyla kız evine yemeğe giderdi. O günün muhafazakâr Tavas’ında, nişanlı çiftlerin yalnız görüşmelerine, gezmelerine izin verilmezdi.