Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

DUDU NENEMİN MİSAFİRLERİ/2

Yazının Giriş Tarihi: 20.01.2026 12:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.01.2026 12:11

Çocuklara misafirliklerde ikinci sınıf muamelesi yapılırdı. Şeker bir adet alınır, kafalarına kolonya dökülür, biraz kıpırdamaya başlasalar, gözler belerdilerek bakılırdı. Kahve, zaten çocukları karartabilir endişesiyle içirilmezdi. Bazı bonkör ev sahipleri kafamıza kolonyayı fazla kaçırınca gözlerimiz yanar ama ev sahibine ayıp olamasın diye sesimizi çıkartmazdık. Çaresiz gözlerimizden yaş aka aka, bir tane almaya zorlandığımız şekerimizi yemeye devam ederdik.

Nenemle gittiğimiz ev ziyaretlerinde “kanile” denilen kırmızı tarçınlı çayın kokusu hala burnumdadır. Sobanın üstünde kaynayan teneke ibrikten , billurlara sıcak su taksim edilir, birer çay kaşığı kanile konulurdu. Bana da versinler diye bakar dururdum.

Misafir gelmeyen eve melekler de girmezdi. O yıllarda misafirliğe haberli gidilmez, çat kapı yapılırdı. Kapıya geleni geri göndermek nenemin kitabında yazmazdı. İki eli kızıl kanda da olsa ağırlar, hürmet ederdi. Misafir yanında iş yapmaz, kötü olaylar konuşmaz, üzgün olsa da gelene bir şey yansıtmaz, mutluluk maskesi takardı.

Gelen ne zaman “ Bize müsaade, gidelim galan” derse desin nenem; “Aynaa, obal boynunuza oturun gaa. Memet amcan daha gelmez, vallaha bi işimiz yok, oturun” derdi. Misafir bu ısrarlara rağmen vakti gelince kalkar “Size oturun demek düşer, yolcu yolunda gerek, Allah’a ısmarladık” diyerek ayrılırdı. Nenem “Gine buyrun gelin, gine buyrun gelin, uğuralan, uğuralan” diyerek avlu kapıya kadar giderdi. Çünkü yedi adım giderse, yedi cehennem kapısı kapanır; sekiz adım giderse sekiz cennet kapısı açılırdı.

Yaddan yabandan, gelen misafirler yatılı kalırdı. Evler çok sayıda misafiri ağırlayabilecek kapasitede olurdu. Yüklüklerde bol miktarda yer döşekleri, yorganlar, yastıklar, yastık örtüleri bulunurdu.

Bugün artık kapılar daha az çalınıyor, misafirlik randevuyla ve nadiren gerçekleşiyor. Ev hanımları kabul günlerini kafelerde yapıyor. Ama ben hâlâ o kahve kokusunu özlüyorum, sobanın üstündeki ibriğin fışıltısını işitiyorum. Nenem bize şunu öğretti: Misafir bereket demek, sevgi demek, paylaşmak demek. O tenha evlerimiz biraz daha soğuk, yüreklerimiz biraz daha yalnız kalıyor. Belki bir gün yeniden çat kapı misafirler gelir. O zaman nenemin “Misafir dokuz nasip getirir… Sekizini bırakır gider” sözü kulaklarımızda çınlar.. Ve biz, o sekiz nasibi toplamayı yeniden öğreniriz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.