Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

Tavas Barış Gazetesi - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DTO’da dönemin son meclis toplantısı gerçekleştirildi Haber

DTO’da dönemin son meclis toplantısı gerçekleştirildi

Toplantıda, Odanın çalışmaları ve projeleri ile Türkiye ve Denizli ekonomisindeki güncel gelişmeler ele alınırken, dönem içerisinde yürütülen faaliyetler de değerlendirildi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, toplantıda Meclis üyelerini DTO’nun faaliyetleri, devam eden projeleri ve iş dünyasını yakından ilgilendiren ekonomik gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgilendirdi. Döneme ilişkin genel değerlendirmeler de yaparak, Denizli’nin ticaret, sanayi ve ihracat kapasitesine ilişkin güncel verileri meclis üyeleri ile paylaştı. Erdoğan, KOSGEB’in Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında 75 milyon liraya kadar kredi imkânı sunduğunu hatırlatarak, şartları taşıyan işletmelerin başvurularını 30 Eylül’e kadar yapmaları gerektiğini vurguladı. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, DTO Meclisi’nin 2022-2026 döneminin son oturumunda yaptığı konuşmasında, ulusal ve uluslararası platformda yaşanan ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.Avrupa Birliği’nin (AB) ticaret verilerinden ABD Merkez Bankası’nın faiz kararına, Türkiye’nin büyüme ve enflasyon hedeflerinden Merkez Bankası’nın para politikasına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Başkan Erdoğan, meclis üyeleriyle iş dünyasının gündemindeki gelişmelere dair fikirlerini de paylaştı. Erdoğan, KOSGEB’in Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında 75 milyon liraya kadar kredi imkânı sunduğunu belirterek, şartları taşıyan işletmelerin başvurularını 30 Eylül’e kadar yapmaları gerektiğine dikkat çekti. BAŞKAN ERDOĞAN: “DENİZLİ İHRACATTA 8’İNCİ SIRADA” Denizli’nin ihracat performansına ilişkin de bilgi veren Başkan Erdoğan, şehrin yılın ilk 8 ayında ihracatçı iller arasında 8’inci sırada yer aldığını söyledi. Denizli’nin ağustos ayında yaklaşık 448 milyon 346 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 arttığını, yılın ilk 8 ayındaki ihracat artışının ise yüzde 9 seviyesinde kaldığını ifade etti. Şehrin son 12 aylık ihracatının 4 milyar 955 milyon 461 bin doları bulduğunu da belirten Erdoğan, Denizli’den en çok ihracat yapılan ilk 5 ülkenin İngiltere, ABD, İtalya, Almanya ve Fransa olarak sıralandığını kaydetti. DENİZLİ, E-İHRACATI İLE DE BÜYÜYOR Başkan Erdoğan, Denizli’nin e-ihracatta da önemli bir noktaya geldiğinin altını çizdi. Denizli’nin bu alanda Türkiye genelinde 5’inci sırada bulunduğunu, 2 bin 203 Denizlili firmanın e-ihracat yoluyla global pazarlara açıldığını ve aylık 1 milyondan fazla ürünün e-ihracat yoluyla yurt dışına gönderildiğini açıkladı. DTO, 24 BİN 51 ÜYEYE ULAŞTI Konuşmasında DTO’nun üye yapısındaki gelişmelere de değinen Erdoğan, ağustos ayı sonu itibarıyla Odalarının üye sayısının 24 bin 51’e ulaştığını açıkladı. Ayrıca son bir yılda yaklaşık 948 yeni üye kazandıklarını belirten Erdoğan, ağustos ayında DTO’ya 145 yeni üyekaydedildiğini, 48 firmanın kaydını sildirdiğini, 15 firmanın da tasfiye sürecine girdiğini söyledi. YABANCI ORTAKLI FİRMA SAYISI 8 YILDA 3,5 KAT ARTTI Denizli’deki yabancı sermayeli firma sayısının 441’e ulaştığını da dile getiren Başkan Erdoğan, yabancı ortaklı firmaların son 8 yılda yaklaşık 3,5 kat arttığını ifade etti. “Bunlar arasında 90 şirketle Almanya ilk sırada yer alıyor” diyen Erdoğan, yabancı sermayeli şirketlerin en çok toptan ticaret, ev tekstili, e-ticaret, doğal taş ve mermer ticareti ile ahşap hariç ikamet amaçlı binaların inşaatıyla iştigal ettiklerini kaydetti. Sermaye büyüklüğüne göre de bunların haricinde kağıt veya mukavvadan koli, kutu ve benzeri muhafazaların imalatı, tarım, hayvancılık ve ormancılık makine ve ekipmanları ile aksam ve parçalarının toptan ticareti ile otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticaretinde öne çıktıklarını belirtti. BAŞKAN ERDOĞAN: “ODAMIZIN VE ŞEHRİMİZİN HADİMİYİZ” Toplantılarının dönem sonu olması dolayısıyla DTO Meclis üyelerine destek ve çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Erdoğan gerek sektörlerin gerek ise şehrin gelişip kalkınmasında meclis üyelerinin ve sektör temsilcilerinin katkısının önemine vurgu yaptı. Odanın ve Denizli’nin gelişmesi, üyelerin ihtiyaçlarına cevap verilmesi ve şehrin ekonomik gücünün daha ileriye taşınması amacıyla gece gündüz demeden çalıştıklarını belirterek, görev süresi boyunca fedakarca emek veren herkese teşekkür etti. Bundan sonraki hayatlarında da başarılarının artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Toplantı, gündem maddelerinin görüşülmesi ve dönem değerlendirmelerinin ardından verilen teşekkür plaketi töreni ve toplu fotoğraf ile sona erdi.

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor” Haber

Prof. Dr. Öz: “Haz Ve Hız Çağında Tüketim Bağımlılığı Sadece Ekonomiyi Etkilemiyor”

Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’de giderek yaygınlaşan tüketim kültürünün ekonomik ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti. Öz, tüketimin artık yalnızca ihtiyaçların karşılanması olmaktan çıktığını belirterek, kredi kartları, reklamlar, sosyal medya ve influencer kültürünün bireylerin satın alma davranışlarını önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten ÖZ, tüketim davranışlarının bireysel bütçelerin yanı sıra ekonomik ve toplumsal yapıyı da etkilediğini söyledi. Geçmişte toplumda “bir lokma, bir hırka” anlayışının, kanaat etmenin ve sahip olunanla yetinmenin önemli bir değer olarak görüldüğünü ifade eden ÖZ, günümüzde ise tüketimin “haz, hız, statü ve görünürlük” üzerinden şekillendiğine dikkat çekti. “TÜKETİM ARTIK SADECE İHTİYAÇ KARŞILAMAK DEĞİL” Prof. ÖZ, günümüzde bireylerin alışveriş kararlarının yalnızca ihtiyaçlar doğrultusunda verilmediğini belirterek, sosyal çevre, reklamlar ve dijital platformların tüketim davranışları üzerindeki etkisinin arttığını söyledi. “Bende de olmalı”, “modası geçmeden almalıyım”, “kampanyayı kaçırmayayım” ve “herkes kullanıyor” gibi düşüncelerin tüketiciyi ihtiyaç dışı harcamalara yöneltebildiğini ifade etti. Tüketimin ihtiyaç olmaktan çıkarak bir yaşam biçimine dönüşmesinin “tüketim bağımlılığı” tartışmasını da beraberinde getirdiğini belirten ÖZ, bağımlılık kavramının artık yalnızca madde kullanımıyla sınırlı değerlendirilmediğini kaydetti. KREDİ KARTLARI TÜKETİMİ HIZLANDIRIYOR Kredi kartları ve tüketici kredilerinin tüketim davranışlarında önemli bir araç haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. ÖZ, kredi imkanlarının bireylere gelecekte elde edecekleri gelirleri bugünden kullanma imkanı sunduğunu, tabiri caizse olmayan parayı harcattığını söyledi. ÖZ, özellikle kredi kartı borçlarının tamamının ödenmemesi durumunda borcun faiz yüküyle birlikte sonraki dönemlere taşındığını belirterek, bunun hane halkı bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini ifade etti. “Tüketici bugün sahip olmadığı parayı kullanarak gelecekte elde edeceği gelirinin bir bölümünü bugünden harcayabiliyor. Bu durum kontrolsüz hale geldiğinde bireysel borçluluğu artırıyor” değerlendirmesinde bulundu. “500 LİRA ÜZERİNE ÇIKTINIZ, İNDİRİM İSTER MİSİNİZ?” Tüketiciyi daha fazla harcamaya yönelten pazarlama yöntemlerinin de giderek çeşitlendiğini belirten ÖZ, belirli tutarın üzerindeki alışverişlerde sunulan indirimler, hediyeler ve kampanyaların tüketicinin başlangıçta planlamadığı ürünleri satın almasına neden olabildiğini söyledi. Online alışveriş platformları ve yapay zeka kullanan mağazaların mobil satış sitelerinin ise tüketici davranışlarını analiz ederek kişiye özel reklam ve kampanyalar sunduğuna dikkat çeken ÖZ, bunun alışverişi ihtiyaç ortaya çıktığında gerçekleştirilen bir eylem olmaktan çıkarıp sürekli hatırlatılan bir davranışa dönüştürebildiğini ifade etti. Hatta sokakta yürürken önünden geçtiğiniz mağazadan size indirim kampanyası mesajı gelerek algınız otomatik tüketime yönlendiriliyor diye konuştu. SOSYAL MEDYA TÜKETİM BASKISINI ARTIRIYOR Prof. Dr. Ersan ÖZ, sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Bireylerin sürekli olarak başkalarının tatillerini, otomobillerini, evlerini, kıyafetlerini ve yaşam tarzlarını görmesinin karşılaştırma duygusunu artırabildiğini belirterek, influencerlar ve dijital reklamların da tüketim baskısını güçlendirdiğini söyledi. ÖZ, tüketimin zaman zaman statü kazanmanın, görünür olmanın ve sosyal çevrede kabul görmenin, “desinler diye yaşamanın” bir aracı haline gelebildiğini ifade etti. BAĞIMLILIKLARIN EKONOMİK YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ Bağımlılıkların yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirten ÖZ, bağımlılıkların sağlık harcamaları, tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları ve sosyal sonuçları nedeniyle ekonomi üzerinde de önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. “Alışverişin her türlüsünü çok seviyoruz, hatta bağımlılık düzeyinde (oniomania). Hemde yılda yaklaşık 400 Milyon adet taksitli işlem yaparak. Yaklaşık 45 Milyon kişi tüketici kredisi kullanarak. Ödemelerimizin yüzde 80’ini kredi kartı, yüzde 20’sini nakit yaparak gerçekleştiriyoruz alışverişlerimizi. Bağımlılıklarımızın Türkiye ekonomisine yükü yıllık yaklaşık 100 Milyar Dolar. Tükettiğimiz ürünler birde ithal ise, ki malesef önemli kısmı öyle, dışarıya döviz transferi de sözkonusu yani dış ticaret açığı ve dolayısıyla cari açığa negatif etki. IMF ve World EconomicForum verilerine göre son 20 yıla baktığımızda dünya tarihinin yaptığı üretime oranla en çok tüketim yapan ülkelerinde ilk sıralardayız desek yanlış olmaz” diyen ÖZ, tüketim bağımlılığının yalnızca “fazla alışveriş yapmak” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, aşırı tüketimin borçluluk, aile bütçesi ve ekonomik kaynakların kullanımına kadar uzanan sonuçları bulunduğunu kaydetti. “ENFLASYONU TEK BAŞINA TÜKETİMLE AÇIKLAYAMAYIZ” Türkiye’deki enflasyon sorununun tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan ÖZ, ancak tüketim ve talep davranışlarının ekonomik dengeler açısından önemli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Tüketimin kredi yoluyla finanse edilmesinin talebi canlı tuttuğunu belirterek, ithal ürünlere yönelik yüksek talebin ise döviz ihtiyacı ve dış ticaret dengesi üzerinde negatif etkili olduğuna dikkat çekti. “DESİNLER DİYE YAŞAMAK EKONOMİK BİR YÜK OLUŞTURUYOR” Tüketim kültürünün sosyal boyutuna da değinen Prof. Dr. ÖZ, bireylerin zaman zaman gerçek ihtiyaçları yerine çevrenin beklentilerine göre hareket edebildiğini söyledi. Yeni telefon, otomobil, marka kıyafet, daha büyük ev veya daha pahalı tatil gibi tüketim unsurlarının bazı kişiler açısından birer statü göstergesine dönüşebildiğini belirten ÖZ, “Desinler diye” yapılan harcamaların bireyleri gelirlerinin üzerinde tüketmeye ve borçlanmaya itebileceğini ifade etti. “İHTİYAÇ MI, İSTEK Mİ?” Tüketim alışkanlıklarının kontrol altına alınmasında bireysel farkındalığın önemli olduğunu vurgulayan ÖZ, alışveriş öncesinde “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunun sorulmasının önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren tüketim bilinci kazandırılması gerektiğini belirterek, ihtiyaç ile istek arasındaki farkın öğretilmesinin gelecekte daha sağlıklı tüketim alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜKETEREK DEĞİL, ÜRETEREK BÜYÜMELİYİZ” Prof. Dr. Ersan Öz, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından tüketim ve üretim arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Teknolojik gelişmelerin ve finansal imkanların hayatı kolaylaştırdığını, ancak tüketimin ihtiyaç sınırlarını aşarak kontrol edilmesi güç bir davranışa dönüşmesinin hem bireysel hem de toplumsal sorunlara yol açabileceğini söyledi. ÖZ, tüketim kültürünün geldiği noktada herkesin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu anlayışla özetledi: “Gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi satın alıyoruz, yoksa ihtiyacımız olduğuna inandırıldığımız için mi?” Tüketim alışkanlıklarının yalnızca aile bütçesini değil, çocukların geleceğini ve ülkenin ekonomik yapısını da ilgilendirdiğini belirten ÖZ, daha bilinçli tüketim ve daha güçlü üretim anlayışının önemine dikkat çekti. “Çözüm daha fazla tüketmekte değil; ihtiyacımız kadar tüketmek, bilinçli yaşamak ve daha fazla üretmekte. Tüketerek değil, üreterek büyümeliyiz.”

YENİ Parti’li Arpacı’dan üzüm fiyatına tepki Haber

YENİ Parti’li Arpacı’dan üzüm fiyatına tepki

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, 2026 yılı üzüm hasadının sürdüğü Denizli’nin Çal ilçesinde üreticileri ziyaret etti. Bağlarda hasat yapan işçilerle ve üreticilerle sohbet eden Arpacı, açıklanan kuru üzüm fiyatının üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi.Geçen yıl 9 numara üzüm için 120 lira fiyat açıklanırken, 2026 ürünü çekirdeksiz kuru üzüm için kalite farkı gözetilmeksizin kilo başına 80 lira avans fiyat açıklanması üreticide hayal kırıklığı yarattı. Üreticilerin beklentisinin ise kilogram başına en az 150 lira olduğu belirtildi. Hasat sırasında üreticilerle konuşan Arpacı, “Geçen sene yaş üzümü 35 liradan satmadınız mı? Bu sene nasıl 17-18 liraya geliyor? Mazot 80 liraya çıkmışken üzüm fiyatının daha yüksek olması gerekmiyor mu?” diye sordu.Üreticilerden biri, şubat ayından bu yana yaptıkları masraflara dikkat çekerek, altı aylık emeğin karşılığını alamadıklarını söyledi. Üretici, “Şimdi hasat zamanı hep zarar. Şubattan ağustosa kadar altı aylık emeğin karşılığını alamıyoruz. Şevkimiz kırıldı, hevesimiz kalmadı. Bizi yine üzdüler” ifadelerini kullandı. “Devlet üreticinin yanında olmalı” Üreticilerin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirten Arpacı, devletin piyasayı yalnızca özel sektörün insiyatifine bırakmaması gerektiğini söyledi.Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üzüm alım fiyatını daha önce açıklaması gerektiğini ifade eden Arpacı, “Toprak Mahsulleri Ofisi daha önce fiyat açıklasa, ‘100 lira, 120 lira, 150 lira’ dese, bu fiyatlar biraz daha yukarı çıkmaz mı? Devlet üreticisinin yanında olması gerekmiyor mu?” dedi.Arpacı, üreticinin iki temel yoldan desteklenebileceğini belirterek, “Ya maliyetini düşüreceksin ya da ürününü yüksek fiyattan alacaksın. Bunun ikisini de yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. Mazot, gübre ve ilaç maliyetlerine dikkat çeken Arpacı, “Üretici şubat ayında masraf yapmaya başladığında mazot bugünkü seviyesinde değildi. Şimdi 80 liraya geldi. Devlet üreticinin üzerindeki vergi yükünü azaltarak maliyetleri aşağı çekebilir. Mazotun, gübrenin, ilacın üzerindeki vergiler azaltılabilir. Böylece üreticinin maliyeti düşer ve ürününü daha düşük fiyatla satsa bile para kazanabilir. Ya da devlet ürünü daha yüksek fiyattan alır” diye konuştu. “Gıda fiyatı düşsün diye üreticiyi zarar ettiremezsiniz” Tarım politikalarının yalnızca tüketici fiyatlarını düşürme hedefi üzerinden yürütülemeyeceğini vurgulayan Arpacı, üreticinin zarar etmesinin uzun vadede gıda arzını da tehdit edeceğini söyledi.Arpacı, “Devlet ne düşünüyor? ‘Gıda fiyatları düşüyor, enflasyon azalacak.’ İyi de sen üreticiye maliyet enflasyonuyla destek olmuyorsun. Üreticinin maliyetini düşürmüyorsun, ürününü de yeterli fiyattan almıyorsun. Böyle bir sistem sürdürülebilir değil” dedi. “Üretici kalmazsa gıda üretimini kim yapacak?” Üzüm üretimindeki sorunların yalnızca bugünün fiyat meselesi olmadığını, tarımda giderek büyüyen üretici yaşlanmasına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Arpacı, gençlerin tarımdan uzaklaşmasının ciddi bir tehlike olduğunu söyledi.Arpacı, “Gıda stratejik ürün diyorsunuz, gıda önemli diyorsunuz. Peki bundan sonra bu üretimi kim yapacak? Üreticilerin yaş ortalaması giderek yükseliyor. Nerede çocuklar, nerede gençler?” diye konuştu. Tarımda gelir elde edemeyen ailelerin zamanla topraklarını satmak zorunda kaldığını ifade eden Arpacı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Babalar yaşlanıyor, tarlalar satılıyor. Çocuklar şehre gidiyor, hizmet sektöründe çalışıyor. Üretim giderek bitiyor, köy bitiyor. Eğer çiftçiyi ve üreticiyi yeniden kazanamazsak bu iş sürdürülemez. Üreticinin yeniden üretime dönmesi için desteklenmesi gerekiyor.”

Faik Müftüler, Denizli Ticaret Odası Başkanlığına Adaylığını Açıkladı Haber

Faik Müftüler, Denizli Ticaret Odası Başkanlığına Adaylığını Açıkladı

Adaylık açıklamasında DTO’nun köklü geçmişine vurgu yapan Müftüler, ailesinin de geçmişte kuruma başkanlık etmiş büyüklerinden devraldığı hizmet anlayışıyla yola çıktığını söyledi. “Yüzyıllık bir çınarın köklerinden aldığımız güçle ve ailemizin bu kıymetli kuruma başkanlık etmiş büyüklerimizden devraldığımız hizmet anlayışıyla Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığımı açıklıyorum” diyen Müftüler, görev sürelerine ilişkin de dikkat çeken bir taahhütte bulundu. “İKİ DÖNEMDEN FAZLA GÖREV YAPMAYACAĞIZ” Belirli bir sürenin ardından kurumlarda iş körlüğü oluşabileceğini, heyecanın azalabileceğini ve temponun düşebileceğini ifade eden Müftüler, en büyük riskin ise koltuğu kaybetmeme refleksinin kuruma hizmet etme arzusunun önüne geçmesi olduğunu söyledi. Müftüler, “Sizlerin huzurunda açıkça söz veriyorum. Biz iki dönemden fazla görev yapmayacağız. Kendi ekibimizle üç dönem kuralını iki dönem kuralıyla hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı. “DTO İLE ÜYELERİ ARASINDAKİ BAĞI GÜÇLENDİRECEĞİZ” Aylardır saha çalışması yürüttüklerini ve binlerce DTO üyesiyle görüştüklerini belirten Müftüler, üyeler ile oda arasında yeterli bağ bulunmadığını savundu. DTO’nun 21 binden fazla üyesi bulunduğunu dile getiren Müftüler, üyelerin yaklaşık yüzde 40’ının askı durumunda olduğunu öne sürerek, “Tüm sektörlerimizdeki üyelerimiz yüksek maliyetler, finansman darlığı ve enflasyon altında ezilirken odamız ne yazık ki sadece aidat toplayan ve belge veren bir konuma dönüşmüştür” dedi. Müftüler, DTO’yu kapalı kapılar ardında değil, 30 meslek komitesiyle birlikte ve sahadan yönetmeyi hedeflediklerini söyledi. “YENİ NESİL DİJİTAL DTO KURACAĞIZ” Projelerinin başlıklarını da açıklayan Müftüler, üyelerin ulusal ve uluslararası hibe fırsatlarından daha etkin yararlanabilmesi için Proje ve Fon Merkezi oluşturacaklarını belirtti. “Yeni Nesil Dijital DTO” projesiyle üyelerin ticari bağlantılar kurabileceği, eğitimlere ulaşabileceği ve teşviklerden yararlanabileceği dijital bir platform oluşturmayı planladıklarını ifade eden Müftüler, kadın ve genç girişimcilere de özel destekler sunacaklarını kaydetti. E-ticaret, e-ihracat ve yeşil dönüşüm alanlarında üyelerin yanında olacaklarını belirten Müftüler, tüccar ve sanayicilerin hak ve çıkarlarını da kararlılıkla savunacaklarını söyledi. KADIN VE GENÇLER İÇİN DAHA FAZLA TEMSİL Kadın ve genç girişimcilerin DTO’nun karar mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini savunan Müftüler, oda yönetimi, meclis ve meslek komitelerinde kadın ve gençlerin temsilini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. Müftüler, “Denizli ekonomisine yön veren, üreten, istihdam sağlayan sizlersiniz. Ancak odamızın karar mekanizmalarında ve yönetimlerinde yeteri kadar temsil edilmediğinizi görüyoruz. Biz bu tabloyu değiştirmeye geliyoruz” diye konuştu. “PROJELERİMİZ HAZIR” Adaylık sürecinde projelerini aşamalı olarak kamuoyuyla paylaşacaklarını belirten Müftüler, projelerin beş ana başlıkta toplandığını açıkladı: Üye ilişkileri ve katılımEğitim ve insan kaynağıDijital dönüşümMarkalaşma ve ihracatDenizli’nin geleceğine yatırım Müftüler, projelerin tamamını bir günde açıklamak istemediklerini belirterek, “Bugün üç projemizi sizlerle paylaşacağız, önümüzdeki süreçte de her hafta iki proje paylaşacağız” dedi. Açıklamasının sonunda DTO üyelerine çağrıda bulunan Müftüler, hedeflerinin yalnızca bir değişim gerçekleştirmek olmadığını vurgulayarak, “Bu yolculuğun adı sadece değişim değil, birlikte gelişimdir. Yüzyıllık tecrübeyi yeni yüzyılın vizyonuyla buluşturmak; birlikte üreten, birlikte yöneten ve birlikte büyüyen bir Denizli inşa etmek için biz hazırız” ifadelerini kullandı.

Yapay zekâ çağında sanayinin yeni yol haritası DSO’da konuşuldu Haber

Yapay zekâ çağında sanayinin yeni yol haritası DSO’da konuşuldu

Etkinlikte ayrıca, teknolojik dönüşümün üretim ve iş yapış biçimlerine etkisi ile yapay zekânın bireylerin yaşam biçimleri, çalışma alışkanlıkları ve tüketim tercihleri üzerindeki yansımaları da ele alındı. Türkiye’nin değişen toplumsal yapısı, geleceğin meslekleri, insan kaynağının dönüşümü ve veri odaklı karar alma kültürü de programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kasapoğlu: “Geleceği ve Değişimi Doğru Okumalıyız” Programın açılış konuşmasını yapan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, finansmana erişim, yüksek işgücü maliyetleri, enflasyon, kur ve faiz politikalarının sanayicinin rekabet gücü üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte sahada sanayicinin sorunlarını yakından takip ettiklerini ifade eden Kasapoğlu, mevcut koşulların yatırım ve gelecek planlarını zorlaştırdığını söyledi. Bu tablonun iş dünyasını günlük sorunlara odaklanmaya ittiğini belirten Kasapoğlu, sanayicinin geleceğin teknolojilerini ve değişen üretim anlayışını da gündeminde tutması gerektiğini vurguladı. Kasapoğlu, “Öngörülebilir olmayan bu ortamda gelecekle ilgili hesap yapmak, plan yapmak zorlaşıyor. Ancak biz içeride bu sorunlarla uğraşırken dünya önemli bir teknoloji devriminden geçiyor. Girişimciliğin ruhunda, üretimin ruhunda değişimi yakalamak, çağı yakalamak var. Türk girişimcisinin ve sanayicisinin bu değişimi de mutlaka bir yerinden yakalayacağına inanıyorum. Yeter ki geleceği ve değişimi doğru okuyalım, bu dönüşümü iyi anlayıp geleceğimizi buna göre planlayalım.” dedi. Abdula: “Bugünü ve Yarını Birlikte Yaşamak Lazım” Stratejist ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, dönüşümün ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla birlikte okunmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin değişen yapısı, insan kaynağı ve geleceğe yönelik fırsatlarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Abdula, geleceğe hazırlanırken bugünün ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Geleceğin meslekleri konuşulurken mevcut üretim yapısının ihtiyaç duyduğu alanların da dikkate alınması gerektiğine işaret eden Abdula, teknoloji yatırımlarının enerji ve insan kaynağı başta olmak üzere farklı sektörlerde yeni ihtiyaçlar doğuracağını belirtti. Veri merkezlerinin yaygınlaşmasını örnek gösteren Abdula, geleceğin ekonomisinin bugünün temel sektörleriyle birlikte şekilleneceğini ifade etti. Abdula, “Yeni Ekonomik Zemin” başlıklı sunumunda, Türkiye’de değişen nüfus ve hane yapısından tüketici davranışlarına, şehirleşmeden eğitim ve kaynak yönetimine kadar uzanan dönüşümün iş dünyasına yansımalarını ele aldı. Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden kurulması ve sermayenin yeni merkezlere yönelmesiyle birlikte yapay zekâ, veri merkezleri ve dijital altyapının yeni bir yatırım alanı oluşturduğuna dikkat çeken Abdula, sanayinin önümüzdeki dönemde değişen pazar koşullarını, teknolojik gelişmeleri ve yeni yatırım dinamiklerini birlikte okuyarak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ teknolojilerindeki dönüşüme de değinen Abdula, asistan olarak kullanılan yapay zekâ uygulamalarından daha otonom çalışan “Agentic AI” sistemlerine doğru geçiş yaşandığını söyledi. Bu dönüşümün iş dünyasında üretim süreçlerinden karar alma mekanizmalarına, verimlilikten insan kaynağına kadar birçok alanı değiştireceğini belirten Abdula, şirketlerin yeni döneme hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekti. Program, Akan Abdula’nın katılımcıların sorularını yanıtladığı soru-cevap bölümünün ardından hediye takdimiyle sona erdi.

 “Türk Sanayisi Çalışarak Batıyor, Her Sektör Yangın Yeri” Haber

 “Türk Sanayisi Çalışarak Batıyor, Her Sektör Yangın Yeri”

YENİ Parti’nin TBMM Genel Kurulu’na sunduğu ilk Meclis araştırma önergesi tekstil ve hazır giyim sektörü üzerine oldu. Önergeye ilişkin grubu adına konuşan YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan sorunlara ilişkin daha önce de önerge verdiğini kaydederek, üç yıl önce yaptığı uyarılarda sorunların araştırılması ve önlem alınması gerektiğini ifade ettiğini söyledi. Özgür Özel önderliğinde kurulan YENİ Parti’nin iktidar mücadelesinde işçinin, emeklinin, emekçinin, üreticinin, ihracatçının yanında olacağını söyleyen Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Sektöre Son Darbeyi ‘Dostum Trump’ Vurdu” İlk grup önerimizin tekstil sanayisi ve istihdam üzerine olmasını da çok anlamlı bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Üç sene oldu, aynı şekilde bir öneri vermiştim, dedim ki o zaman: ‘İşler yolunda gitmiyor. Gelin, sorunlar, sıkıntılar araştırılsın, önlem alalım.’ Dediler: ‘Dünya konjonktüründen kaynaklı geçici bir sorun var, merak etmeyin, geçer gider.’ Komisyonumuza geçen sene özellikle bu konuda bir toplantı yapmamız ve sektör temsilcilerini toplamamız gerektiğini, sektörün kan kaybettiğini, yoğun bakıma doğru gittiğini söyledim. Varank Bey lütfedip Komisyonumuzu toplamadı, tekstilciyle yüz yüze gelemedi. Bakın, sektöre son darbeyi ‘dostum Trump’ vurdu.Türk tekstilcisine ihracatta yüzde 12,5 ilave vergi getirdi. İşin en acı kısmı ABD ticaret temsilciliği kamuya açık kayıtlarından Türkiye'den ilave vergiye karşı bir savunma ya da temsilciyle bir görüş bildirilmediğini de söyledi. Yani hani masada kazanmıştık, hani her istediğimizi almıştık bu NATO toplantısında? Öyle olmadığını da anladık. AKP'nin gözden çıkardığı sektörde gelinen son noktayı ben size kısaca özetleyeyim: Kriz geçmiş gitmiş mi yoksa delip geçmiş mi siz karar verin. Tekstil ve hazır giyimde toplam iş gücü kaybı 500 binin üzerinde, sektörün yüzde 35'i erimiş. İstihdam rakamlarına göre tekstilde on beş, hazır giyimde tam on bir sene önce geriye gitmişiz; 10 bin firma kapısına kilit vurmuş, toplamda yüzde 15'e tekabül ediyor. Daha beş sene önce 3,7 milyar ile 6'ncı sıradayken şimdi tam otuz beş sene sonra dünyada hazır giyim piyasasından aldığımız pay yüzde 3'ün altına inmiş, ihracat 21 milyar dolardan 16 milyar dolara düşmüş. “Türkiye Sanayisizleşiyor” Daha önceki önergelerde olduğu gibi, AKP'nin hatibi biraz sonra burada, verilen teşvikleri, destekleri, dünya pazarından aldığımız, dünya pazarının daralmasından falan bahsedecek; inanmayın. 2024-25'te dünyada hacmi artan hazır giyim ihracatı içinde payı düşen, ihracatı gerileyen tek üretici maalesef Türkiye. Bakın, teşvik konusunda farklı kurumlardan 86 farklı teşvik verilen sektör bu hâle gelir mi? Geliyor çünkü teşvikler verilmemek üzere kurgulanmış, şartları çok zor. En önemlisi, döviz dönüşüm ve istihdam desteklerini kullanan firma sayısı çok az. Diğer teşvikler ise yara bandı olamayacak nitelikte ve zayıf. Adını koyalım arkadaşlar, Türkiye sanayisizleşiyor, uygulanan ekonomi politikaları sebebiyle durdurulamayan enflasyon yüzünden firmalar faaliyetlerinden kâr edemiyor. Büyüme dediğiniz şey Türk lirası enflasyonu sebebiyle nominal bir şişmeden ibaret. Firmaların finansal kazançlarıyla faaliyetlerinden ettikleri zararları karşılayamıyor yani firmalarımız çalışarak batıyor arkadaşlar. Bugün, bu mevcut durum ile bu faizle sanayicinin sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,5 FAVÖK üretmesi gerekiyor, şu anda firmaların net kârı yüzde 1 civarında. Bu sürdürülebilir mi? 2022'de mal ihracatının gayrisafi yurt içi hasıladaki payı yüzde 27'nin üzerindeyken üç senede yüzde 17'ye düştü, 2028'deki hedef yüzde 16,4. Uyardık, çok söyledik, yangın küçük bir alandayken önlem alın, ormanı kaybediyoruz, orman gidiyor dedik, dinletemedik. “Tekstilden Teknolojiye, İnşaattan Lojistiğe, Turizme Her Yer Yangın Yeri” Şimdi, artık yangının olmadığı sektör kalmadı. Türkiye hızla sanayisizleşiyor; tekstilden teknolojiye, inşaattan lojistiğe, turizme her yer yangın yeri. Konkordato başvurularında son üç senedir her ay yeni rekor kırılıyor.Sadece altı ayda 1.240 şirket konkordato aldı ve bunun çok büyük bir oranı haziran ayı içinde. 115 şirket iflas etti. Başvuruların büyük bir bölümü sanayi kentlerinden geliyor. Tasfiye edilen şirket sayısı 3.382 yani insanlar artık sizden yıldı, artık üretmiyor, kendi istekleriyle firmalarını kapatıyorlar. Elli yılda emek emek inşa edilen Türk sanayisinin rekabet gücü üç senedir yok oluyor. Biz mevcut gücümüzü kaybedip üretimden hızla uzaklaşırken gelecek nesillerden nasıl üretici olmasını bekleyeceğiz? Türkiye bu anlamda ciddi bir yol ayrımındadır ve acil önlem alınmalıdır. Türk sanayisi acilen koruma altına alınmalıdır diyorum.”

Reel sektörün kritik başlıkları DSO Meclisi’nde değerlendirildi Haber

Reel sektörün kritik başlıkları DSO Meclisi’nde değerlendirildi

DSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu başkanlığında DSO Hizmet binasında gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Çardak Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar katıldı. Toplantıda, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu tarafından gerçekleştirilen Güney Kore ve Çin’e gerçekleştirilen ziyaretlere ilişkin hazırlanan rapor Meclis üyeleriyle paylaşıldı. Raporda, küresel üretim ve ticaret dengelerindeki değişim ele alınırken, Çin’in üretim, lojistik, teknoloji ve ticaret ağlarını entegre biçimde yöneten güçlü bir ekonomik modele dönüştüğü vurgulandı. Sanayisi Güçlü Olmayan Ülkelerin Ekonomik Olarak Ayakta Kalması Zorlaşıyor Toplantının açılışında konuşan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün sanayinin stratejik önemini daha da artırdığına işaret ederek, sanayisi güçlü olmayan ülkelerin ekonomik olarak güçlü kalmasının giderek zorlaştığını söyledi. Jeopolitik gerilimlerin arttığı, ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği ve küresel rekabetin sertleştiği mevcut ortamda üretim kapasitesinin korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini dile getiren Kasapoğlu, “Bugün kaybedilen üretim kapasitesini, yatırım iştahını veya ihracat pazarını yeniden kazanmak kolay olmuyor” dedi. Enflasyon verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, üretici fiyatlarında maliyet baskısının devam ettiğine dikkat çekti. Sanayicilerin enerji, hammadde ve finansman maliyetleri nedeniyle üretim planlamasında önemli zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve enflasyonla mücadele sürecinde üretim maliyetlerini dikkate alan politikaların önem taşıdığını ifade etti. Sanayideki Daralma Ekonomik Görünüm İçin Alarm Veriyor Sanayinin katkı sunmadığı bir büyüme modelinin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı ilk çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi. Yüzde 2,5’lik büyümenin küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve ekonomik belirsizlikler dikkate alındığında olumlu görülebileceğini ancakbüyümenin niteliğinin önemine dikkat çekerek “Büyüme oranının kendisinden daha önemli olan konu, bu büyümenin hangi sektörlerin katkısıyla gerçekleştiğidir.” dedi. İlk çeyrekte sanayi sektörünün yüzde 0,8 daraldığına ifade eden Kasapoğlu, bilgi ve iletişim, hizmetler ve tarım sektörlerinin büyümeye katkı sağladığını, buna karşın sanayide yaşanan daralmanın üretim kapasitesi ve ülkenin orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Kasapoğlu, sanayinin üretim, ihracat, verimlilik artışı ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer aldığını, sanayideki ivme kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Büyüme verilerinin dış ticaret tarafında da önemli sinyaller verdiği ilk çeyrekte, mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 daraldığını hatırlatan Kasapoğlu,küresel talepteki yavaşlama, jeopolitik riskler ve artan rekabet baskısının ihracatçılar üzerindeki etkisinin rakamlara yansımasını değerlendirerek “İhracat pazarlarında kaybedilen bir müşteriyi, bir siparişi veya bir pazarı yeniden kazanmanın maliyeti oldukça yüksektir” dedi. Maliyet Baskısı Üretimi Zorlamaya Devam Ediyor Denizli ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,5 azalarak yaklaşık 383 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyleyen vetakvimetkisinin bu gerilemede belirli ölçüde rol oynadığını ifade eden Kasapoğlu, yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri, kur-enflasyon dengesi ve küresel rekabet baskısının ihracatçılar üzerindeki etkisini sürdürdüğünü kaydetti. Tüm bu zorlu koşullara rağmen Denizli’nin Türkiye ihracatındaki güçlü konumunu korumasının önemli olduğunu vurguladı. İSO Satın Alma Yöneticileri (PMI) verilerinin faaliyet koşullarındaki bozulmanın yavaşladığına ve üretimde sınırlı toparlanma sinyallerine işaret ettiğini belirten Kasapoğlu, buna rağmen maliyet baskılarının devam ettiğini söyledi. Enerji, akaryakıt, lojistik ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü ifade ederek sektörler arasında ayrışmanın devam ettiğini, özellikle tekstil sektöründe yavaşlamanın sürdüğünü kaydetti. Finansmana Erişimde Yaşanan Sorunlar Masaya Yatırıldı Son zamanlarda sanayicilerin finansmana erişim konusunda gündeminde olan TOBB, KGF ve bankaların iş birliğiyle yeniden devreye giren TOBB Nefes Kredisi’nin özellikle KOBİ’ler açısından önemli bir adım olduğunu belirten Kasapoğlu, “Ortaya konulan ekonomik tablo, reel sektörün finansmana erişimde ciddi bir sıkılaşma ile karşı karşıya olduğunu ve bunun artık doğrudan üretimi,yatırımı ve ihracatı etkilediğini göstermektedir. Bu çerçevede TOBB Nefes Kredisi’nin yeniden devreye alınacak olması, özellikle KOBİ’ler açısından sahada karşılığı olan önemli bir destek niteliğinde. Ancak açık söylemek gerekir ki, mevcut koşullarda bu tür programların etkisi daha çok kısa vadeli bir rahatlama sağlamakta; kalıcı çözüm ise finansman yapısının bütüncül şekilde ele alınmasına bağlıdır. Özellikle reeskont kredileri ihracatçılarımız için önemli bir araç. Ancak uygulamada gördüğümüz teminat yapısı, krediye erişimi kolaylaştırmak yerine tam tersine zorlaştıran bir sonuç ortaya koyuyor. Kredi tutarının üzerinde teminat mektubu istenmesi, firmaların teminat limitlerini gereksiz yere kilitliyor ve ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bu da reel sektörün finansmana erişimini destekleyen bir yapıdan çok, sınırlandıran bir yapıya dönüşmüş durumda. Benzer şekilde, faiz giderlerinin muhasebeleştirilmesinde uygulanan 12 aya yayma zorunluluğu da firmaların nakit akışını gereksiz yere zorluyor. Zaten finansmana erişimin zor olduğu bir dönemde, bu tür teknik uygulamalar işletmelerin hareket alanını daha da daraltıyor. Bugün asıl mesele büyümenin hızı değil, üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü koruyabilmektir. Çünkü rekabet gücünü kaybeden bir sanayinin yatırım yapması, istihdam yaratması ve ihracatta kalıcı başarı sağlaması mümkün değildir. Daha fazla üretmekten önce, üretebildiğimizi korumaya odaklanmalıyız.” dedi Denizli Çardak OSB Faaliyetleri DSO Meclisinde Görüşüldü DSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı’na konuk olarak katılan Denizli Çardak OSB Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar ise bölgede yürütülen çalışmalar ve devam eden projelere ilişkin sunum gerçekleştirdi. Sunumda, Çardak OSB’de devam eden yatırımlar, Yeşil OSB hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar ve bölgenin gelişimine yönelik planlamalar hakkında bilgi verildi. Savunma sanayine yönelik yatırım potansiyeli ile OSB sınırları içerisinde yer alan Çardak Havalimanı’nın sanayi, lojistik ve savunma sanayii yatırımları açısından sağlayabileceği avantajlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.Sunumun ardından Meclis Üyelerinin görüş ve değerlendirmeleri alınırken, yöneltilen soruların yanıtlanması ile toplantı sona erdi.

CHP’li Arpacı ,” Eserinizle Övünüyor Musunuz?” Haber

CHP’li Arpacı ,” Eserinizle Övünüyor Musunuz?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili TBMM Genel Kurulu’nda varlık barışı ile ilgili düzenlemeler ve İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki firmalara vergi avantajları sağlayan, ayrıca SGK’ya borç taksitlerinin 36 aydan 72 aya çıkarılmasını öngören kanun teklifi görüşmelerinde konuştu. “Tekstil Kan Kaybetmeye Devam Ediyor, Niye Bu Sektöre Sırtınızı Dönüyorsunuz” İstanbul Hometex Fuarı’nda tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaları ziyaret ettiğini belirten CHP’li Arpacı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bakın, bu kürsüden üç senedir defalarca dile getirdim, tekrar altını çizerek, üstüne basarak dile getirmek istiyorum: Tekstil ve hazır giyim kan kaybetmeye devam ediyor. Firmalarımız yüksek enflasyon ve düşük kur politikasıyla hayatına devam edemiyor, reel sektör çok sıkıştı. Konkordato sayısı ve vurulan çeklerin sayısında büyük artış var. Türkiye'nin köklü sanayi şirketleri teker teker iflas ediyor, işletmelerini kapatıyor ya da yurt dışına giderek ülkeyi terk ediyorlar. Tekstilci diyor ki: ‘Bu böyle gitmez’ İstihdam kaybı 400 bini geçti, ihracat düşüyor, üretim düşüyor, yatırım kaçıyor. Bakın, bu sektörde katma değerse katma değer, markaysa marka, verimlilikse verimlilik, istihdamsa istihdam, hepsi var. Yılda 30 milyar dolar ihracat kapasitene sahip elli yıllık ‘know-how’ var. Siz niye bu sektöre sırtınızı dönüyorsunuz? Bu Meclis, bu Sanayi ve Ticaret Komisyonu, sayın vekiller; biz ne zaman bir şeyler yapacağız? “Dört Ayda 11 Bin Şirket Kapandı, 46 Bin Esnaf Kepenk Kapattı” Bakın, bir kanun teklifi getirdiniz, ilk imzacının konuşmasını dikkatle dinledik, dedi ki: ‘Kanunu yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı artırmak için yapıyoruz’ Dedim ki: ‘Eyvah! Sanayicimizi, ihracatçımızı Allah korusun’ Niye böyle düşündüm? Çünkü siz en son bu dört kelimeyi kullandıktan sonra bu ülkenin başına neler geldi, biliyor musunuz? Dolar kuru 8 buçuktan 45 liraya çıktı, mazot 17 liradan 70 liraya çıktı. Kur korumalı mevduatı icat ettiniz, hazineden çıkan paranın ne olduğunu tahmin bile edemiyoruz. Merkez Bankası üç senede 2,5 trilyon zarar etti. Dört ayda faize sadece 1,1 trilyon ödediniz, 2026'da ödeyeceğiniz toplam rakam 2,7 trilyon lira. Bu rakam ne biliyor musunuz? Yirmi dört senelik özelleştirmenin karşılığı. Ticari krediler 20 trilyona ulaştı, batık kredi yükü 420 milyar. Dört ayda 11 bin şirket kapandı, 46 bin esnaf kepenk kapattı; bu, günde 470 tane dükkâna tekabül ediyor. “‘CarryTrade’cileri Düşündüğünüz Kadar Bu Ülkenin Sanayicisini Düşünmediniz” Son altı ayda tekstil, hazır giyim, deri... İstihdam kaybı 128 bin kişi arkadaşlar, 128 bin kişi işten çıkarıldı. Alınan her konkordato, her iflas sizin eseriniz. Mutlu musunuz? Eserinizle övünüyor musunuz acaba çok merak ediyorum. O gün size inanıp yatırım yapan insanlara siz ne dediniz? ‘Plansız büyüdünüz’ dediniz ya, o gün yatırım yapan insanlara. Bugün siz hâlâ ‘Bu kanunu 'Yatırımı, istihdamı artıracağız.' diye getirdik’ diyorsunuz. Yazıklar olsun size, komik duruma düşüyorsunuz ve bu treni kaçırdınız. Sanayicinin, ihracatçının, üreticinin iştahını kaçırdınız arkadaşlar; ülkeyi ithalat ülkesi hâline getirdiniz. ‘Carrytrade’cileri düşündüğünüz kadar bu ülkenin üreticisini, ihracatçısını, sanayicisini düşünmediniz. “Bu Kanunları Sanayiciyi Düşündüğünüz İçin Çıkarmıyorsunuz, Sıcak Paraya İhtiyaç Duyduğunuz İçin Çıkarıyorsunuz” Bu kanunla 9'uncu kez varlık barışı getiriyorsunuz ‘Yurt dışından para gelsin nasıl gelirse gelsin’ diyorsunuz. Sıcak paraya ihtiyaç var, değil mi? Neden? Çünkü kamunun ve özel sektörün döviz borcu 430 milyar dolar. Rezervleriniz 25 milyar dolara düştü, açık 400 milyar dolar. Siz artık dolar bazında verdiğiniz yüzde 30, yüzde 40 faize rağmen sıcak parayı bu ülkeye çekemiyorsunuz. Neden biliyor musunuz? Siz artık burada mülkiyet hakkını bitirdiniz arkadaşlar, hakkında iddianamesi yazılmayan, hükmü verilmeyen insanların mal varlıklarına el koydunuz, TMSF'ye devrettiniz ve satılığa çıkardınız bazılarını. Ya, bu ülkeye yatırım gelir mi? Siz ancak ve ancak bu kanunla fırsatçılık yapıyorsunuz. Orta Doğu'da bir savaş var, bu savaştan kaçacak -Dubai'deki, Katardaki- bir sıcak para var, ‘Bu sıcak para ülkeye gelir mi?’ diye fırsatçılık yapıyorsunuz; fırsatçısınız! Bu kanunları sanayiciyi, üreticiyi, ihracatçıyı düşündüğünüz için çıkarmıyorsunuz, sıcak paraya ihtiyaç duyduğunuz için çıkarıyorsunuz. Bu millet, bu insanlar, bu ihracatçılar bunu biliyorlar arkadaşlar ve en kısa zamanda seçimle sizi gönderecekler.”

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı Haber

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı

Denizli’de İYİ Parti heyetinin gerçekleştirdiği basın toplantısında, Türkiye ekonomisine yönelik eleştiriler ve güncel siyasi tartışmalar öne çıktı. Özellikle TÜİK verileri ve enflasyon politikaları üzerinden iktidarı hedef alan Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, ekonomik yönetimi sert sözlerle eleştirirken; parti kurmayları sahadan gelen sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. İl teşkilatı programı kapsamında Denizli’ye gelen İYİ Parti heyeti, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ve İYİ Parti Denizli İl Başkanı Süleyman Semerci katıldı. TÜİK’E SERT ELEŞTİRİ: “VERİLER ŞEFFAF DEĞİL” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. TÜİK’in hesaplama yöntemlerinin şeffaf olmadığını savunan Türkeş, enflasyon sepetinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi. Türkeş, yanlış açıklanan enflasyon verilerinin maaş zamlarından piyasa beklentilerine kadar tüm ekonomik dengeleri olumsuz etkilediğini belirterek, “Bu durum emeklinin, işçinin ve sabit gelirlinin hakkının eksik verilmesine neden oluyor” dedi. “ENFLASYON DEĞİL, YAŞAM MALİYETİ ESAS ALINMALI” Ekonomik politikaların gerçek hayatla örtüşmediğini vurgulayan Türkeş, İYİ Parti olarak “yaşam maliyeti endeksi” önerisinde bulunduklarını açıkladı. Türkeş, kira, gıda ve eğitim gibi temel harcamaların esas alınması gerektiğini ifade ederek, mevcut sistemin vatandaşın gerçek yükünü yansıtmadığını dile getirdi. “TÜRKİYE’DE GÜVEN YOK, EKONOMİ İŞLEMİYOR” Ekonominin temelinde güvenin olduğunu belirten Türkeş, mevcut yönetim anlayışında bu güven ortamının kaybolduğunu söyledi. Türkeş, “Güven olmayan yerde yatırım da olmaz, üretim de olmaz” diyerek ekonomik programın başarısız olduğunu savundu. Türkiye’nin uzun süredir ekonomik kriz içinde olduğunu ifade eden Türkeş, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 seviyelerinde olduğunu belirterek, “Bu tablo alarm veriyor” dedi. “SANAYİ VE TARIM GERİLİYOR” Denizli ziyaretinde esnaf ve sanayicilerle görüştüklerini aktaran Türkeş, hem üreticinin hem de esnafın ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Tekstil sektörünün yurt dışına kaydığına dikkat çeken Türkeş, tarım sektöründe de gerileme yaşandığını belirtti. Türkiye’nin üretimden uzaklaştığını savunan Türkeş, “Türkiye’nin kaynak sorunu yok, yönetim sorunu var” ifadelerini kullandı. “YANLIŞ YÖNETİM TÜM KAYNAKLARI ERİTİYOR” Hükümetin ekonomik politikalarını eleştiren Türkeş, bütçe gelirlerinin büyük kısmının faiz ödemelerine gittiğini belirterek, bunun ülke ekonomisi açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Türkeş, denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını ifade ederek sistem değişikliği çağrısında bulundu. OFLUOĞLU: “ESNAF KAN AĞLIYOR” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu ise sahada vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıların açıkça görüldüğünü belirtti. Ofluoğlu, esnafın artan maliyetler ve vergiler nedeniyle zor durumda olduğunu ifade ederek, “Orta direk yok edildi” dedi. İYİ Parti’nin sahada aktif bir şekilde vatandaşın sorunlarını dinlediğini söyleyen Ofluoğlu, partilerinin çözüm odaklı siyaset anlayışıyla hareket ettiğini vurguladı. ÖZTÜRK: “HOBİ BAHÇELERİNDE PLANSIZLIK VAR” Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ise hobi bahçelerine yönelik düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mevcut uygulamaların plansız olduğunu belirten Öztürk, gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ancak vatandaşın mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi. Öztürk, getirilen düzenlemelerin etki analizinin yapılmadan hayata geçirildiğini savunarak, bu durumun yönetim zafiyetini ortaya koyduğunu ifade etti. “ERKEN SEÇİM GEREKLİ” Seçim tartışmalarına da değinen Öztürk, ara seçim yerine erken seçimin daha doğru olacağını belirterek, “Türkiye’nin gündeminin seçim tartışmalarıyla değil, doğrudan seçimle netleştirilmesi gerekiyor” dedi. Toplantıda konuşan İYİ Parti heyeti, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözümü için güçlü bir değişim gerektiğini vurgulayarak, vatandaşlara destek çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.