Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

Tavas Barış Gazetesi - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Reel sektörün kritik başlıkları DSO Meclisi’nde değerlendirildi Haber

Reel sektörün kritik başlıkları DSO Meclisi’nde değerlendirildi

DSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu başkanlığında DSO Hizmet binasında gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Çardak Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar katıldı. Toplantıda, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu tarafından gerçekleştirilen Güney Kore ve Çin’e gerçekleştirilen ziyaretlere ilişkin hazırlanan rapor Meclis üyeleriyle paylaşıldı. Raporda, küresel üretim ve ticaret dengelerindeki değişim ele alınırken, Çin’in üretim, lojistik, teknoloji ve ticaret ağlarını entegre biçimde yöneten güçlü bir ekonomik modele dönüştüğü vurgulandı. Sanayisi Güçlü Olmayan Ülkelerin Ekonomik Olarak Ayakta Kalması Zorlaşıyor Toplantının açılışında konuşan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün sanayinin stratejik önemini daha da artırdığına işaret ederek, sanayisi güçlü olmayan ülkelerin ekonomik olarak güçlü kalmasının giderek zorlaştığını söyledi. Jeopolitik gerilimlerin arttığı, ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği ve küresel rekabetin sertleştiği mevcut ortamda üretim kapasitesinin korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini dile getiren Kasapoğlu, “Bugün kaybedilen üretim kapasitesini, yatırım iştahını veya ihracat pazarını yeniden kazanmak kolay olmuyor” dedi. Enflasyon verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, üretici fiyatlarında maliyet baskısının devam ettiğine dikkat çekti. Sanayicilerin enerji, hammadde ve finansman maliyetleri nedeniyle üretim planlamasında önemli zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve enflasyonla mücadele sürecinde üretim maliyetlerini dikkate alan politikaların önem taşıdığını ifade etti. Sanayideki Daralma Ekonomik Görünüm İçin Alarm Veriyor Sanayinin katkı sunmadığı bir büyüme modelinin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı ilk çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi. Yüzde 2,5’lik büyümenin küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve ekonomik belirsizlikler dikkate alındığında olumlu görülebileceğini ancakbüyümenin niteliğinin önemine dikkat çekerek “Büyüme oranının kendisinden daha önemli olan konu, bu büyümenin hangi sektörlerin katkısıyla gerçekleştiğidir.” dedi. İlk çeyrekte sanayi sektörünün yüzde 0,8 daraldığına ifade eden Kasapoğlu, bilgi ve iletişim, hizmetler ve tarım sektörlerinin büyümeye katkı sağladığını, buna karşın sanayide yaşanan daralmanın üretim kapasitesi ve ülkenin orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Kasapoğlu, sanayinin üretim, ihracat, verimlilik artışı ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer aldığını, sanayideki ivme kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Büyüme verilerinin dış ticaret tarafında da önemli sinyaller verdiği ilk çeyrekte, mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 daraldığını hatırlatan Kasapoğlu,küresel talepteki yavaşlama, jeopolitik riskler ve artan rekabet baskısının ihracatçılar üzerindeki etkisinin rakamlara yansımasını değerlendirerek “İhracat pazarlarında kaybedilen bir müşteriyi, bir siparişi veya bir pazarı yeniden kazanmanın maliyeti oldukça yüksektir” dedi. Maliyet Baskısı Üretimi Zorlamaya Devam Ediyor Denizli ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,5 azalarak yaklaşık 383 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyleyen vetakvimetkisinin bu gerilemede belirli ölçüde rol oynadığını ifade eden Kasapoğlu, yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri, kur-enflasyon dengesi ve küresel rekabet baskısının ihracatçılar üzerindeki etkisini sürdürdüğünü kaydetti. Tüm bu zorlu koşullara rağmen Denizli’nin Türkiye ihracatındaki güçlü konumunu korumasının önemli olduğunu vurguladı. İSO Satın Alma Yöneticileri (PMI) verilerinin faaliyet koşullarındaki bozulmanın yavaşladığına ve üretimde sınırlı toparlanma sinyallerine işaret ettiğini belirten Kasapoğlu, buna rağmen maliyet baskılarının devam ettiğini söyledi. Enerji, akaryakıt, lojistik ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü ifade ederek sektörler arasında ayrışmanın devam ettiğini, özellikle tekstil sektöründe yavaşlamanın sürdüğünü kaydetti. Finansmana Erişimde Yaşanan Sorunlar Masaya Yatırıldı Son zamanlarda sanayicilerin finansmana erişim konusunda gündeminde olan TOBB, KGF ve bankaların iş birliğiyle yeniden devreye giren TOBB Nefes Kredisi’nin özellikle KOBİ’ler açısından önemli bir adım olduğunu belirten Kasapoğlu, “Ortaya konulan ekonomik tablo, reel sektörün finansmana erişimde ciddi bir sıkılaşma ile karşı karşıya olduğunu ve bunun artık doğrudan üretimi,yatırımı ve ihracatı etkilediğini göstermektedir. Bu çerçevede TOBB Nefes Kredisi’nin yeniden devreye alınacak olması, özellikle KOBİ’ler açısından sahada karşılığı olan önemli bir destek niteliğinde. Ancak açık söylemek gerekir ki, mevcut koşullarda bu tür programların etkisi daha çok kısa vadeli bir rahatlama sağlamakta; kalıcı çözüm ise finansman yapısının bütüncül şekilde ele alınmasına bağlıdır. Özellikle reeskont kredileri ihracatçılarımız için önemli bir araç. Ancak uygulamada gördüğümüz teminat yapısı, krediye erişimi kolaylaştırmak yerine tam tersine zorlaştıran bir sonuç ortaya koyuyor. Kredi tutarının üzerinde teminat mektubu istenmesi, firmaların teminat limitlerini gereksiz yere kilitliyor ve ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bu da reel sektörün finansmana erişimini destekleyen bir yapıdan çok, sınırlandıran bir yapıya dönüşmüş durumda. Benzer şekilde, faiz giderlerinin muhasebeleştirilmesinde uygulanan 12 aya yayma zorunluluğu da firmaların nakit akışını gereksiz yere zorluyor. Zaten finansmana erişimin zor olduğu bir dönemde, bu tür teknik uygulamalar işletmelerin hareket alanını daha da daraltıyor. Bugün asıl mesele büyümenin hızı değil, üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü koruyabilmektir. Çünkü rekabet gücünü kaybeden bir sanayinin yatırım yapması, istihdam yaratması ve ihracatta kalıcı başarı sağlaması mümkün değildir. Daha fazla üretmekten önce, üretebildiğimizi korumaya odaklanmalıyız.” dedi Denizli Çardak OSB Faaliyetleri DSO Meclisinde Görüşüldü DSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı’na konuk olarak katılan Denizli Çardak OSB Bölge Müdürü Mehmet Yeşilpınar ise bölgede yürütülen çalışmalar ve devam eden projelere ilişkin sunum gerçekleştirdi. Sunumda, Çardak OSB’de devam eden yatırımlar, Yeşil OSB hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar ve bölgenin gelişimine yönelik planlamalar hakkında bilgi verildi. Savunma sanayine yönelik yatırım potansiyeli ile OSB sınırları içerisinde yer alan Çardak Havalimanı’nın sanayi, lojistik ve savunma sanayii yatırımları açısından sağlayabileceği avantajlara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.Sunumun ardından Meclis Üyelerinin görüş ve değerlendirmeleri alınırken, yöneltilen soruların yanıtlanması ile toplantı sona erdi.

CHP’li Arpacı ,” Eserinizle Övünüyor Musunuz?” Haber

CHP’li Arpacı ,” Eserinizle Övünüyor Musunuz?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili TBMM Genel Kurulu’nda varlık barışı ile ilgili düzenlemeler ve İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki firmalara vergi avantajları sağlayan, ayrıca SGK’ya borç taksitlerinin 36 aydan 72 aya çıkarılmasını öngören kanun teklifi görüşmelerinde konuştu. “Tekstil Kan Kaybetmeye Devam Ediyor, Niye Bu Sektöre Sırtınızı Dönüyorsunuz” İstanbul Hometex Fuarı’nda tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaları ziyaret ettiğini belirten CHP’li Arpacı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bakın, bu kürsüden üç senedir defalarca dile getirdim, tekrar altını çizerek, üstüne basarak dile getirmek istiyorum: Tekstil ve hazır giyim kan kaybetmeye devam ediyor. Firmalarımız yüksek enflasyon ve düşük kur politikasıyla hayatına devam edemiyor, reel sektör çok sıkıştı. Konkordato sayısı ve vurulan çeklerin sayısında büyük artış var. Türkiye'nin köklü sanayi şirketleri teker teker iflas ediyor, işletmelerini kapatıyor ya da yurt dışına giderek ülkeyi terk ediyorlar. Tekstilci diyor ki: ‘Bu böyle gitmez’ İstihdam kaybı 400 bini geçti, ihracat düşüyor, üretim düşüyor, yatırım kaçıyor. Bakın, bu sektörde katma değerse katma değer, markaysa marka, verimlilikse verimlilik, istihdamsa istihdam, hepsi var. Yılda 30 milyar dolar ihracat kapasitene sahip elli yıllık ‘know-how’ var. Siz niye bu sektöre sırtınızı dönüyorsunuz? Bu Meclis, bu Sanayi ve Ticaret Komisyonu, sayın vekiller; biz ne zaman bir şeyler yapacağız? “Dört Ayda 11 Bin Şirket Kapandı, 46 Bin Esnaf Kepenk Kapattı” Bakın, bir kanun teklifi getirdiniz, ilk imzacının konuşmasını dikkatle dinledik, dedi ki: ‘Kanunu yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı artırmak için yapıyoruz’ Dedim ki: ‘Eyvah! Sanayicimizi, ihracatçımızı Allah korusun’ Niye böyle düşündüm? Çünkü siz en son bu dört kelimeyi kullandıktan sonra bu ülkenin başına neler geldi, biliyor musunuz? Dolar kuru 8 buçuktan 45 liraya çıktı, mazot 17 liradan 70 liraya çıktı. Kur korumalı mevduatı icat ettiniz, hazineden çıkan paranın ne olduğunu tahmin bile edemiyoruz. Merkez Bankası üç senede 2,5 trilyon zarar etti. Dört ayda faize sadece 1,1 trilyon ödediniz, 2026'da ödeyeceğiniz toplam rakam 2,7 trilyon lira. Bu rakam ne biliyor musunuz? Yirmi dört senelik özelleştirmenin karşılığı. Ticari krediler 20 trilyona ulaştı, batık kredi yükü 420 milyar. Dört ayda 11 bin şirket kapandı, 46 bin esnaf kepenk kapattı; bu, günde 470 tane dükkâna tekabül ediyor. “‘CarryTrade’cileri Düşündüğünüz Kadar Bu Ülkenin Sanayicisini Düşünmediniz” Son altı ayda tekstil, hazır giyim, deri... İstihdam kaybı 128 bin kişi arkadaşlar, 128 bin kişi işten çıkarıldı. Alınan her konkordato, her iflas sizin eseriniz. Mutlu musunuz? Eserinizle övünüyor musunuz acaba çok merak ediyorum. O gün size inanıp yatırım yapan insanlara siz ne dediniz? ‘Plansız büyüdünüz’ dediniz ya, o gün yatırım yapan insanlara. Bugün siz hâlâ ‘Bu kanunu 'Yatırımı, istihdamı artıracağız.' diye getirdik’ diyorsunuz. Yazıklar olsun size, komik duruma düşüyorsunuz ve bu treni kaçırdınız. Sanayicinin, ihracatçının, üreticinin iştahını kaçırdınız arkadaşlar; ülkeyi ithalat ülkesi hâline getirdiniz. ‘Carrytrade’cileri düşündüğünüz kadar bu ülkenin üreticisini, ihracatçısını, sanayicisini düşünmediniz. “Bu Kanunları Sanayiciyi Düşündüğünüz İçin Çıkarmıyorsunuz, Sıcak Paraya İhtiyaç Duyduğunuz İçin Çıkarıyorsunuz” Bu kanunla 9'uncu kez varlık barışı getiriyorsunuz ‘Yurt dışından para gelsin nasıl gelirse gelsin’ diyorsunuz. Sıcak paraya ihtiyaç var, değil mi? Neden? Çünkü kamunun ve özel sektörün döviz borcu 430 milyar dolar. Rezervleriniz 25 milyar dolara düştü, açık 400 milyar dolar. Siz artık dolar bazında verdiğiniz yüzde 30, yüzde 40 faize rağmen sıcak parayı bu ülkeye çekemiyorsunuz. Neden biliyor musunuz? Siz artık burada mülkiyet hakkını bitirdiniz arkadaşlar, hakkında iddianamesi yazılmayan, hükmü verilmeyen insanların mal varlıklarına el koydunuz, TMSF'ye devrettiniz ve satılığa çıkardınız bazılarını. Ya, bu ülkeye yatırım gelir mi? Siz ancak ve ancak bu kanunla fırsatçılık yapıyorsunuz. Orta Doğu'da bir savaş var, bu savaştan kaçacak -Dubai'deki, Katardaki- bir sıcak para var, ‘Bu sıcak para ülkeye gelir mi?’ diye fırsatçılık yapıyorsunuz; fırsatçısınız! Bu kanunları sanayiciyi, üreticiyi, ihracatçıyı düşündüğünüz için çıkarmıyorsunuz, sıcak paraya ihtiyaç duyduğunuz için çıkarıyorsunuz. Bu millet, bu insanlar, bu ihracatçılar bunu biliyorlar arkadaşlar ve en kısa zamanda seçimle sizi gönderecekler.”

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı Haber

Türkeş Taş’tan TÜİK ve Enflasyon çıkışı

Denizli’de İYİ Parti heyetinin gerçekleştirdiği basın toplantısında, Türkiye ekonomisine yönelik eleştiriler ve güncel siyasi tartışmalar öne çıktı. Özellikle TÜİK verileri ve enflasyon politikaları üzerinden iktidarı hedef alan Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, ekonomik yönetimi sert sözlerle eleştirirken; parti kurmayları sahadan gelen sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. İl teşkilatı programı kapsamında Denizli’ye gelen İYİ Parti heyeti, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ve İYİ Parti Denizli İl Başkanı Süleyman Semerci katıldı. TÜİK’E SERT ELEŞTİRİ: “VERİLER ŞEFFAF DEĞİL” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Türkeş Taş, konuşmasında Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon verilerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. TÜİK’in hesaplama yöntemlerinin şeffaf olmadığını savunan Türkeş, enflasyon sepetinin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi. Türkeş, yanlış açıklanan enflasyon verilerinin maaş zamlarından piyasa beklentilerine kadar tüm ekonomik dengeleri olumsuz etkilediğini belirterek, “Bu durum emeklinin, işçinin ve sabit gelirlinin hakkının eksik verilmesine neden oluyor” dedi. “ENFLASYON DEĞİL, YAŞAM MALİYETİ ESAS ALINMALI” Ekonomik politikaların gerçek hayatla örtüşmediğini vurgulayan Türkeş, İYİ Parti olarak “yaşam maliyeti endeksi” önerisinde bulunduklarını açıkladı. Türkeş, kira, gıda ve eğitim gibi temel harcamaların esas alınması gerektiğini ifade ederek, mevcut sistemin vatandaşın gerçek yükünü yansıtmadığını dile getirdi. “TÜRKİYE’DE GÜVEN YOK, EKONOMİ İŞLEMİYOR” Ekonominin temelinde güvenin olduğunu belirten Türkeş, mevcut yönetim anlayışında bu güven ortamının kaybolduğunu söyledi. Türkeş, “Güven olmayan yerde yatırım da olmaz, üretim de olmaz” diyerek ekonomik programın başarısız olduğunu savundu. Türkiye’nin uzun süredir ekonomik kriz içinde olduğunu ifade eden Türkeş, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 seviyelerinde olduğunu belirterek, “Bu tablo alarm veriyor” dedi. “SANAYİ VE TARIM GERİLİYOR” Denizli ziyaretinde esnaf ve sanayicilerle görüştüklerini aktaran Türkeş, hem üreticinin hem de esnafın ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. Tekstil sektörünün yurt dışına kaydığına dikkat çeken Türkeş, tarım sektöründe de gerileme yaşandığını belirtti. Türkiye’nin üretimden uzaklaştığını savunan Türkeş, “Türkiye’nin kaynak sorunu yok, yönetim sorunu var” ifadelerini kullandı. “YANLIŞ YÖNETİM TÜM KAYNAKLARI ERİTİYOR” Hükümetin ekonomik politikalarını eleştiren Türkeş, bütçe gelirlerinin büyük kısmının faiz ödemelerine gittiğini belirterek, bunun ülke ekonomisi açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de eleştiren Türkeş, denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını ifade ederek sistem değişikliği çağrısında bulundu. OFLUOĞLU: “ESNAF KAN AĞLIYOR” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu ise sahada vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıların açıkça görüldüğünü belirtti. Ofluoğlu, esnafın artan maliyetler ve vergiler nedeniyle zor durumda olduğunu ifade ederek, “Orta direk yok edildi” dedi. İYİ Parti’nin sahada aktif bir şekilde vatandaşın sorunlarını dinlediğini söyleyen Ofluoğlu, partilerinin çözüm odaklı siyaset anlayışıyla hareket ettiğini vurguladı. ÖZTÜRK: “HOBİ BAHÇELERİNDE PLANSIZLIK VAR” Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ise hobi bahçelerine yönelik düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mevcut uygulamaların plansız olduğunu belirten Öztürk, gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ancak vatandaşın mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi. Öztürk, getirilen düzenlemelerin etki analizinin yapılmadan hayata geçirildiğini savunarak, bu durumun yönetim zafiyetini ortaya koyduğunu ifade etti. “ERKEN SEÇİM GEREKLİ” Seçim tartışmalarına da değinen Öztürk, ara seçim yerine erken seçimin daha doğru olacağını belirterek, “Türkiye’nin gündeminin seçim tartışmalarıyla değil, doğrudan seçimle netleştirilmesi gerekiyor” dedi. Toplantıda konuşan İYİ Parti heyeti, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözümü için güçlü bir değişim gerektiğini vurgulayarak, vatandaşlara destek çağrısında bulundu.

Zeybekci DSO’ya Konuk Oldu Haber

Zeybekci DSO’ya Konuk Oldu

DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada,Türkiye ve Denizli ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sanayicilerin öncelikli ihtiyaçlarını paylaştı. Kasapoğlu konuşmasına“Bugün meclisimizde hep birlikte bir fotoğrafa bakacağız. Bu fotoğrafın içinde küresel ekonomi, Türkiye ve en çok da Denizli var. İçinde bulunduğumuz dönemi doğru okumak, riskleri açıkça konuşmak ve birlikte yol haritası çizmek istiyoruz” diyerek başladı.Küresel belirsizliklerin üretim üzerindeki baskısını artırdığını ifade eden Kasapoğlu, sanayide yaşanan istihdam kaybına işaret ederek “Sanayisizleşme artık akademik bir tartışma değil, ekonominin yeni gerçeğidir” dedi. “Sanayici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor” Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sanayicinin giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kasapoğlu, “Küresel atmosferin boğuculuğunu sanayicimiz iliklerine kadar hissediyor. Artan rekabet ortamında üretim yapımızı dönüştürmeye çalışıyoruz ancak bu dönüşüm her geçen gün daha maliyetli ve daha riskli hale geliyor” dedi. Sanayicilerin artan ve zorlaşan rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim şekillerine uyarlamaya gayret ettiğini vurgulayan Kasapoğlu şöyle devam etti: “Ancak bu gayretin her geçen gün daha maliyetli, daha riskli hale geldiğini de hep birlikte yaşıyoruz.Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı bir ayda %50’ye yakın bir artışla 100 dolar seviyesinin üzerine çıkmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz.Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her yükseliş cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturuyor.” Büyüme Var Ama Sanayi Zayıflıyor 2025 yılı büyüme verilerini değerlendiren Kasapoğlu, 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,6’lık büyüdüğünü hatırlatarak,konunun detaylarında dikkat çekici bir tablo olduğunu belirtti: “İlk bakışta olumlu gibi görünen bu verinin altını kazıdığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tarım %8,8 daralıyor, sanayi %2,9 büyüyor ve manşetin altında kalıyor. Daha da önemlisi, sanayinin milli gelir içindeki payı son birkaç yılda %26’lardan %18’lere düşüyor. Sanayide çalışan sayısında azalma var, 174 bin kişi sistemin dışına çıkmış. Açık söylemek lazım: Sanayisizleşme patikası artık akademik bir tartışmanın ötesinde, reel sektörün gündelik gerçeğidir. Sanayi zayıflarsa ekonomi yavaşlamaz, yönünü kaybeder.” Sanayicinin en temel ihtiyacının öngörülebilirlik olduğunu ifade eden Kasapoğlu, kur politikası, enflasyonla mücadele ve finansmana erişim konularında kısa vadeli reflekslerin ötesine geçen, uzun erimli ve tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ekledi.Kasapoğlu, yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan kısıtların yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek; ihracat ve yatırım kredilerinin desteklenmesi, kurda istikrar sağlanması ve maliyet unsurlarının rekabetçiliği gözeten bir yapıya kavuşturulmasının önemine işaret etti. Gümrük Birliği’nde Denge Arayışı, “Made in Europe” Sürecinde Yeni Fırsatlar Gümrük Birliği sürecine de değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında dezavantajlı konumda kaldığını belirtti.Kasapoğlu “Made in Europe” Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısınınDenizli açısından fırsatlar sunabileceğini şöyleifade etti: “Başta çelik olmak üzere, çimento ve beton bağlantılı ürünler, metal işleme, makine, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerin daha görünür alanlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Sektörler ve ürün grupları açısından olası etkileri erkenden değerlendirmek önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımızla koordine bir biçimde gelişmeleri yakından takip edeceğiz.” “Yeni Başarı Hikâyeleri Yazmak Zorundayız” Denizli sanayisinin potansiyeline dikkat çeken Kasapoğlu, savunma sanayii başta olmak üzere yeni yatırım ve tedarik zinciri alanlarına odaklanılması gerektiğini vurgularken, Denizli’nin artık yeni başarı hikâyeleri yazması gerektiğini şöyle ifade etti: “Yolu Denizli’ye her düşenin girişimci kasımızı övmesiyle böbürlenmek bizi bir yere taşımıyor. Savunma sanayiinde gerek yatırımcı gerekse tedarik zincirinin bir parçası olarak açmaya çalıştığımız alanlara dört elle sarılmalıyız. TEİ Tedarikçi Buluşmaları kapsamında 27 firmamızı bir araya getirdik. TEİ Yan Sanayi Geliştirme Ekibinin üç günlük program sonundaki izlenimi, Denizli’nin makine imalat altyapısı düşünülenin çok daha üzerinde bir potansiyele sahip olduğuydu. Kablo, mermer işleme, gıda ve makine sektörlerinde önemli atılımlarımız var. Bilişim, yazılım ve cam sektörlerinde de yüz ağartan önemli işler yapıyoruz. Bu başarıları yukarı taşıyacak, dışarıya anlatacak ve destekleyecek hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışıyoruz.” Zeybekci: “Denizli Güçlü Üretim Altyapısıyla Öne Çıkıyor” Toplantıya konuk olarak katılan önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomi İşleri Başkanı Sayın Nihat Zeybekci, Türkiye’nin zorlu ancak fırsatlarla dolu bir coğrafyada bulunduğunu ifade ederek küresel ekonomide güç dengelerinin değiştiğine ve çok kutuplu bir yapıya geçildiğine dikkat çekti. Artan küresel rekabet ortamında ülkelerin ekonomik ve siyasi stratejilerini yeniden şekillendirdiğini belirtti. Avrupa’daki yeni ticaret ve çevre düzenlemeleri ile Orta Doğu’daki gelişmelerinTürkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine değinen Zeybekci, ekonomik göstergeler doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla daha dengeli bir sürece girilebileceğini, faizlerdeki düşüşle birlikte kredi ve finansmana erişimin kolaylaşmasının beklendiğini ifade etti. “Birlikte Hareket Etmek Zorundayız” Denizli özelinde de değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, şehrin güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve girişimci yapısıyla Türkiye ekonomisi açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı. Zeybekci, Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa ile daha dengeli bir ekonomik yapı kurulmasının önemine değinerek hizmetler sektörü ve kamu alımlarında eşit hak sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Çok yönlü dünya düzeninde Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Zeybekci, Hürmüz Boğazı ve savaş ortamının ekonomiye olumsuz etkileri ve küresel belirsizliklere rağmen bu zorlu süreçte Denizli için birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Toplantının sonunda katılımcıların yönelttiği soruları yanıtlayan Zeybekci, artan maliyetler ile sınırlı fiyatlama imkânı arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik mevcut ve planlanan teşvik mekanizmalarının önemli rol oynayacağını ifade etti. 2026 yılı beklentilerine de değinen Zeybekci, özellikle finansmana erişim konusunda sanayiciyi rahatlatacak iyileştirmelerin hayata geçirilmesinin planlandığını belirtti. Mevcut zorlu sürecin aşılmasında en önemli unsurun ise tüm kurumların topyekûn bir anlayışla hareket etmesi olduğunu vurguladı.

Enerjide Krizin Faturası Yine Vatandaşa Kesilecek! Haber

Enerjide Krizin Faturası Yine Vatandaşa Kesilecek!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalelerinin tetiklediği küresel enerji krizinin Türkiye ekonomisi, enerji arz güvenliği ve gıda enflasyonu üzerindeki etkilerine yönelik araştırma önergesi hakkında konuştu. CHP’li Arpacı, “Kriz var, maliyet artıyor ama çözüm vatandaşa yüklenmek oluyor. Çünkü bu iktidarın ekonomi anlayışında planlama yok, öngörü yok, strateji yok; sadece zam var” diye konuştu. Önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Sanayici ‘Ben Bu Maliyetlerle Üretemem’ Diyor Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimin doğrudan Türkiye ekonomisinin kalbini etkileyen ciddi bir kriz hâline geldiğini vurgulayan CHP’li Arpacı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Hürmüz Boğazı'nda yaşanan en küçük bir aksama küresel piyasaları sarsıyor. Peki, AKP iktidarı ne yapıyor? Hiçbir hazırlık yok. Sanayi sektörü alarm veriyor, üretici artan enerji maliyetleri altında eziliyor, fabrika kapasiteleri düşüyor, birçok firma üretimi durdurma noktasına geldi. Daha ortada savaş yokken Ocak 2026'da sanayi üretimi yaklaşık yüzde 2 geriledi, elektrik tüketimi düşmüş durumda. Sanayici diyor ki: ‘Ben bu maliyetlerle üretemem.’ Bakın, tekstil, deri ve hazır giyim sektöründe toplam istihdam kaybı 400 bin. Müjdelediğiniz 3.500 liralık istihdam destekleri daha verilmeye başlanmadı. Siz hareket alıncaya kadar iş işten geçiyor arkadaşlar. Her gün konkordato alan bir şirket, her gün kapanan, her gün iflas eden köklü bir sanayi kuruluşunun haberlerini duyuyoruz. Ekonomi yönetimi çıkıp hâlâ ‘Büyüme yüzde 3,8 olacak.’ diyor. Nasıl olacak? Sanayi üretimi düşerken, fabrikalar kapanırken, enerji maliyetleri artarken büyüme nasıl gerçekleşecek? Mazotta KDV'yi Yüzde 1'e İndirin Üstelik şimdi de kulislerde doğal gaz ve elektriğe yeni zam hazırlıkları yapıldığı konuşuluyor. ‘Tarife dönüşümü’ adı altında yine zam planlanıyor yani kriz var, maliyet artıyor ama çözüm vatandaşa yüklenmek oluyor. Çünkü bu iktidarın ekonomi anlayışında planlama yok, öngörü yok, strateji yok; sadece zam var. Üç senedir burada vergi ve harçları artırmaktan, yeni harçlar getirmekten, cezaları artırmaktan başka ne yaptık? Hep aynı senaryo: Kriz geliyor, maliyet artıyor, faturası vatandaşa kesiliyor. Artan benzin ve mazot fiyatları karşısında eşelmobil sistemiyle günü kurtardık fakat yetmedi, bitti. Eşelmobil sistemiyle ÖTV farkını artık yansıtmaya başladık. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in defalarca dile getirdiği gibi ‘Mazotta KDV'yi yüzde 1'e indirin.’ dedik. Niye bekliyorsunuz? Cumhurbaşkanımızın yetkisi var. Her fırsatta Cumhurbaşkanını burada övüyorsunuz. Böyle bir krizde KDV'yi, ÖTV'yi yüzde 1'e indirseniz enflasyonla mücadelede en faydalı işi yapmış olmaz mısınız? Destek Paketleri Açıklanmalı Ekonomi yönetimi acilen sanayiye enerji maliyeti destek paketleri açıklamalıdır, enerjide ithalata bağımlılığı azaltacak somut adımlar atmalıdır, tarım ve gıda üretiminde enerji maliyetlerini dengeleyecek destekleri devreye sokmalıdır. Kanunun emrettiği şekilde, millî gelirin yüzde 1'i çiftçiye derhâl verilmelidir. Aksi hâlde, sanayide daralma yaşanacak, tarımda üretim düşecek, işsizlik artacak ve enflasyon kalıcı hâle gelecektir. Bunun bedelini ise yine, en çok, dar gelirli vatandaşlarımız ödeyecektir.”

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim” Haber

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim”

HABER MERKEZİ CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’ndaki 2026 yılı bütçe görüşmelerinde, “Şahap Kavcıoğlu, bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda dün (15 Haziran) İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 2026 bütçesine ilişkin söz alan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Hazine ve Maliye Bakanına seslenerek, “Yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir” dedi. Şahap Kavcıoğlu, Üçüncü Bütçesinde De Meclis’te Halkın Karşısına Çıkmadı BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun bütçe görüşmelerine katılmamasına tepki gösteren CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, eleştirilerini şöyle sıraladı: “Bugün, BDDK'yı, BDDK'ya ayrılan bütçeyi konuşuyoruz. Peki, bu bütçeyi ve bu kurumu kime emanet ediyoruz? Şahap Kavcıoğlu'na? Kimdir Şahap Kavcıoğlu? Nebati döneminin Merkez Bankası Başkanı. Nerede beyefendi? Yok. Bu 3'üncü bütçesi, 3'üncü bütçesinde de bu Mecliste halkın karşısına çıkmaya yüzü yok. Son 5 Merkez Bankası Başkanının içinde en çok görev yapan Başkan, yirmi yedi ay görev yapmış. Herhâlde bu başarı Sayın Mehmet Şimşek'in gözünden kaçmamış olacak ki onu Merkez Bankasının başından alıp bütün bankaların başına patron yapmış ve ekibine dâhil etmiş. Şimdi, burada bir gariplik yok mu Sayın Bakan? Siz göreve geldiğinizde bir önceki dönemi ‘irrasyonel’ olarak tanımlamadınız mı? Neydi irrasyonel? Sorduk bilgisayara ‘akıl ve mantığa dayanmayan, sağlıklı düşünceden uzak’ demekmiş. Tekrar ediyorum, akıl ve mantık dışı, sağlıklı düşünceden uzak. Peki, bu akıl dışı politikaları, o meşhur nas faiz politikalarının başında kim vardı? İşte, Şahap Kavcıoğlu vardı. Bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine. Ülkeyi Uçuruma Sürükleyenler Ödüllendiriliyor, Halk Size Güvenmiyor Bugün bu ülkenin yaşadığı derin yoksulluğun, açlığın, sefaletin baş sorumlularından birine bu Kurumu emanet etmek bu halkın aklıyla dalga geçmektir. Ülkeyi uçuruma sürükleyenlerin ödüllendirildiği bir düzende rasyonellikten bahsedemezsiniz Sayın Bakan. Bakın, en büyük probleminiz güven, siz akıl ve mantık dışı, sağlıksız düşünceler sahibi bir insanı bankaların başına getirirseniz, bu kişi bir sene içinde 400'e yakın düzenlemeyle oyun oynanırken bankacılığın kurallarını değiştirir, serbest piyasa ekonomisinin içinden geçerse bu piyasalar size nasıl güvensin? Uyguladığınız hazine politikalarının bir hikmeti yok, üzülerek söylüyorum ama siz ancak size gösterilen bir alan içinde top çevirebilirsiniz. Diyorsunuz ki: ‘2026'da enflasyon yüzde 16 olacak.’ fakat anketlerde beklentiler öyle demiyor. Piyasa katılımcılarında beklenti yüzde 23,5; sektörde yüzde 36; hane halkının 2026 enflasyon beklentisi yüzde 52 yani Türkiye size inanmıyor Sayın Bakan, halkımız size güvenmiyor maalesef. Adı ‘Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele’, Gerçekler Fahiş Vergi Dayatması Gelelim maliye politikalarınıza. Maliye politikalarınızın merkezine vergi, harç ve cezalar artırmayı koymuşsunuz, adına da ‘kayıt dışı ekonomiyle mücadele’ diyorsunuz. Yapılan ise kayıtlı firmaları, özellikle esnafları ‘gönüllü uyum’ adı altında tehdit etmektir, ‘uzlaşma’ adı altında fahiş vergi dayatmasıdır. Hükûmetiniz sözde enflasyonla mücadele için bir yandan gümrüklerde vergi indirimleri yaparken dünyanın en pahalı faiziyle biriktirilen döviz rezervlerini tahıl gibi, et gibi temel gıda maddeleri için yurt dışına, yandaş şirketlere aktarıyorsunuz yani yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz Sayın Bakan. Üretmeden Tüketen, Kazanmadan Harcayan, Planlamadan Büyümeye Çalışan AnlayışArtık İflas Etmiştir AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir. Bu görüşülen bütçe, faizcinin bütçesidir, bankaların bütçesidir, yandaşın bütçesidir. Bu bütçede halk yoktur, üretim yoktur, sanayici yoktur, güven ve adalet hiç yoktur. Biz bu bütçeye, bu bozuk düzene ‘Hayır.’ diyoruz.”

CHP’li Arpacı’dan ‘Vergi Torbası’çıkışı Haber

CHP’li Arpacı’dan ‘Vergi Torbası’çıkışı

TBMM Genel Kurulu'nda Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında konuşan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, “Devlet doymuyor, alınan tüm vergiler, gelirler kara bir delikte yok olup gidiyor. Mehmet Şimşek, sıkı para politikasıyla vatandaşa aslan kesilirken, maliye politikalarında yani kamu israfını önleme noktasında süt dökmüş kediye dönüyor. yandaşa ve uluslararası şirketlere bol keseden dağıtırken harç, ceza ve yeni vergilerle vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin” dedi. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen vergiyle alakalı torba yasa teklifinin neredeyse tüm maddelerinin yurttaşın sırtına yük bindirdiğini belirtti. Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, teklifle kamu kurumlarına ve büyük şirketlere vergi istisnaları getirileceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Vergi sebep, enflasyon sonuçtur” “İki buçuk senedir burada, ne yazık ki işçinin, emekçinin, öğrencinin, sanayicinin, esnafın hiçbir derdine ilaç olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yine, halkın sırtına ağır bir yük yükleyen vergi, harç ve cezaları artıran bir paketi görüşüyor. Bu torba yasanın hemen hemen tüm maddeleri vatandaşın sırtına yük bindirirken kamuda bazı kurumların ve asıl vergi alınması gereken büyük şirketlerin, organizasyon firmalarının ödeyeceği kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV'ye istisnalar getiriyor. Yani, yine, yandaş ödüllendirilip vatandaş cezalandırılıyor. Devlet doymuyor; alınan tüm vergiler, gelirler kara bir delikte yok olup gidiyor. Mehmet Şimşek sıkı para politikasıyla vatandaşa aslan kesilirken maliye politikalarında yani kamu israfını önleme noktasında süt dökmüş kediye dönüyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo şunu net biçimde gösteriyor: Vergi sebep, enflasyon sonuçtur. “Bu devlet ne zaman doyacak” Değerli milletvekilleri, hatırlayacaksınız, Meclisin 28'inci Döneminde yapılan ilk düzenlemelerden biri Cumhurbaşkanına mazotta ÖTV'yi artırma yetkisi vermek olmuştu, bu yetki kullanıldı ve mazota 12 ila 15 lira arası ÖTV getirildi. Bugün mazot 60 lira değil de 40-45 lira olsaydı, enflasyon da bugünkü seviyesinde olmayacaktı. Yine, benzer bir şekilde, araçlarda ÖTV oranını değiştirme yetkisi verildi. Sonuç olarak araçların fiyatı bir anda milyonlarca lira arttı. Vergi artışı beklendiği için hem ithalat hızlandı hem de fiyatlar fırladı. Temel ihtiyaçlardaki KDV yükü de aynı şekilde vatandaşın hayatını pahalılaştırdı. Araç alırken ÖTV ödüyorsunuz, KDV ödüyorsunuz, sonra motorlu taşıtlar vergisi ödüyorsunuz, şimdi de alım satımda yeni harçlar getiriyorsunuz. Bir kuzudan kaç post çıkacak sayın milletvekilleri? Bu devlet ne zaman doyacak? “Alan, satan yandaş olunca aklınıza fahiş fiyatla mücadele etmek gelmiyor” Enflasyonla mücadelede en başarısız olduğumuz noktalardan bir tanesi kira meselesi. Bugün bu torbada ne yazık ki 47 bin TL'ye kadar olan kira gelirlerindeki istisnayı kaldırıyorsunuz yani kiraları biraz daha artıracak bir adım atıyorsunuz. UEFA organizasyonları için KDV, gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti getirirken emlakçı, diş hekimi, sarraf ve galericiye yeni harçlar yüklüyorsunuz. Üstelik büyükşehir ve il ayırımında 2 kat harç uygulaması bir adaletsizliği de getiriyor. Bugün mesela Denizli Çardak ilçesindeki bir esnaf on beş dakika mesafedeki Dazkırı'daki bir esnafa göre 2 katı fazla harç ödemek zorunda kalacak; bu, adil değil. Peki, bu harçlar neden getiriliyor? Vergi vermediğini düşündüğünüz bir kesimi denetleyemediğiniz için bu harçları getiriyorsunuz. Yani kayıt dışıyla mücadele edemediğiniz için kurunun yanında yaşı da yakıyorsunuz, herkesi harca tabi tutuyorsunuz. ‘Fahiş fiyatla mücadele.’ adı altında Türk üreticisini, esnafını, çiftçisini suçlarken bu ülkede 3,5 dolara yani 150 TL'ye ithal edilen et 700-800 TL'ye satılıyor. Alan satan yandaş olunca aklınıza fahiş fiyatla mücadele etmek gelmiyor. Çiftçimiz, üreticimiz emeğiyle, alın teriyle hasadını kaldırıyor ‘fiyatı dengelemek’ adı altında gümrük vergisi muafiyetleriyle tonlarca ürünü dışarıdan getiriyorsunuz. “Söz verdiler, çivi bile çakmadılar. Ülke olarak gülünç duruma düştük” Bu torba yasanın etki analizinde görüyoruz, her maddede 1 milyarlık, 2 milyarlık ek gelir hedefi var. Toplamda belki 30-40 milyar lira bir ek gelir olacak fakat mesela BYD firmasına 1 milyar dolarlık yatırım yapması, fabrika yapması için verdiğimiz vergi muafiyeti sayesinde kazancı 12 milyar TL civarında; bu yetmiyor, TOGG'u korumak için fiyatı belki 300-400 bin TL daha yukarıda bir fiyata sattırıyorsunuz, oradan da 14-15 milyar TL gelir elde ediyor. Üstelik daha tek bir çivi çakmadı, yatırım yapmadı. Ülke olarak gülünç duruma düştük. Yani sözün özü: Siz yandaşa ve uluslararası şirketlere bol keseden dağıtırken harç, ceza ve yeni vergilerle vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. “Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin” Türkiye ekonomisinin bugün en önemli problemi yüksek enflasyon ve düşen satın alma gücüdür. Asgari ücret bir çalışan için 22 bin lira, işveren için 31 bin liradır; aradaki 9 bin liralık fark vergidir. Bir çalışan zaten eline geçen paranın yarısını dolaylı vergilerle devlete ödemektedir. Bu 9 bin liralık farkın büyük bir kısmını çalışanının cebine aktarmalıyız. Bu sayede hem satın alma gücünü artırırız hem de işverenin maliyetini daha fazla artırmayacağımız için enflasyon tetiklenmez. Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin. Vatandaşımız, Meclisimizden, yapısal reformlar ve maliye politikaları getirilmesini yani kamu israfının bitmesini beklemektedir.”

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!” Haber

“Plansız kazanç günü, planlı üretim geleceği kurtarır!”

Vatan Partisi İl Yönetim Kurulu üyesi ve Kitle Örgütleri, Sanayici ve İş İnsanları Bürosu Başkanı Ali Korkmazcan yaptığı açıklama ile “Parti olarak son yıllarda yaşadığımız sektörel bazda firma ve istihdam kayıplarımızın önüne geçmek amacıyla fikirlerimizi kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duymaktayız dedi.” Son günlerde iş dünyamızın önemli isimlerinin ve kuruluşlarının peş peşe yaptıkları açıklamalar üretim sektöründe yaşanan sıkıntıları ve iş kaybını, firmalarımızın başka ülkelere tesislerini taşımalarını, kapanan firma sayısındaki artışı ve istihdam kaybımızı gözler önüne sermiştir diyen Korkmazcan yüksek faiz ile enflasyonu dengeleme çabası finansmana erişimi zorlaştırdığını, ham madde ve yarı mamullerde dışa bağımlılığın fazla olmasının birçok sektörün üretim maliyetlerini bir hayli tırmandırdığını belirtti. Ali Korkmazcan sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji ve çalışan maliyetlerindeki kur politikası ve enflasyon kaynaklı hızlı yükseliş ise dünya ile rekabet şansını giderek azaltmaktadır. Çalışanlarımız aldığı maaşla geçinemez halde, işverenlerimiz ise çalışan giderlerini eklediğinde ekmek teknesini döndüremez haldedir. Bu durum işçi azaltmalarına, kaliteli çalışan eksiltmelerine ve uzun vadeli büyük problemlere yol açmaktadır. Sistemdeki çarpık düzen çalışana da işverene de fayda sağlamamakta ve sadece günü kurtarmaktadır. Hazır giyim sektöründen örnek vermek gerekirse; sektör temsilcileri ‘’Asya ve Mısır gibi ülkelerdeki rakiplerimizle maliyet farkımız %60-65 düzeylerine ulaştı’’ diyerek tehlikeyi gözler önüne sermekte, sektörde duayen kabul edilen firmaların ‘’6 ay sonra üretim durabilir’’ açıklamaları ise ülkemiz ve sektörümüz açısından acil önlem alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu duruma bir günde gelmedik. Doğru adımlarla hızlı bir şekilde çözmek ise mümkündür. Fakat devlet aklı ve sanayici girişkenliğiyle uzun vadeli planlama yaparak içinden çıkmak durumundayız. ÜRETİCİLERİ VE UZMAN ÇALIŞANLARIMIZI KORUMALIYIZ! En liberal görünen ülkeler dahi üretimi kendi ülkelerine çekmek için çeşitli önlemlerle devletin zor gücünü kullanırken, Türkiye’nin gidene ‘’Güle güle’’ politikası derhal terk edilmeli ve üretime dönük faaliyet gösteren firmalarımızı koruyucu önlemler alınması gerekmektedir. Çünkü bu durum hem firma ve ekonomik kayba hem de alanında uzmanlaşmış iş gücü kaybına neden olmakta ve uzun vadeli daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Başlıca önerilerimizi sıralamak gerekirse; Sorun sadece üretimi desteklemekle ilgili değildir. Katma değerli üretim stratejisi konusunda da devlet aklıyla sanayici girişkenliğini birleştiren çözümler üretmektedir. Üretimi desteklemek katma değerli üretim stratejileri belirlemeyle olacaktır. Mesela son yıllarda hazır giyim sanayimiz üretim tesislerini Mısır’a taşımaktadır. Son 3 yılda tekstil sektöründe 7000’in üzerinde firma kapanmış, 250 bin civarında çalışanımız işsiz kalmıştır. Ayrıca 300’ün üzerinde firma başka ülkelere tesislerini taşımıştır. Bunun bir nedeni enerji ve çalışan maliyetlerinin ilgili ülkede ucuz olmasıdır. Fakat diğer nedeni de hazır giyim sektörümüzde marka sayısının azlığı, dünya markalarına fason üretim sayısının çok olmasıdır. Devlet planlaması da eksik kalınca sektör giderek kan kaybetmektedir. Sektörlerimizin bir diğer problemi ise yarı mamul ve ham madde konusunda dışa bağımlılığın fazla olmasıdır. İçeride kur politikası nedeniyle alternatif ürünlerin ham madde ve yarı mamul ithalatları giderek artmakta ve Türkiye’de üretimin kar marjı her geçen gün daralmaktadır. Bu durum da üreticiyi başka formüller aramaya itmektedir. Nitekim bu yılın ilk dokuz ayında ihracatımız %4.1, ithalatımız ise %5.9 artış göstermiştir. Bu verilerde göstermektedir ki dış açık her geçen gün artış göstermekte ve giderek sürdürülebilir olmaktan çıkmaktadır. İthalat ile dışa bağımlılık arttıkça üretim giderek pahalı kalmakta ve rekabet şansı azalmaktadır. YÜKSEK FAİZ = DÜŞÜK ÜRETİM ÇIKMAZINI SONLANDIRMALIYIZ! Ticari kredilerin yıllık %50 civarında faizle verildiği ve buna rağmen finansmana ulaşımın zorlaştığı günlerde sanayicimizin kazancı da yedek akçesi de faize gitmektedir. Bu durum sürdürülebilir bir üretim planı yapmanın önüne geçmekte ve iş dünyasında paniğin artmasına neden olmaktadır. Ülkemiz bir kararın eşiğindedir. Turizm, yeme-içme sektörü gibi hizmet sektörlerinde de tehlike çanları çalmakta, üretim-imalat sanayi gibi sektörler kan kaybetmekte ve çalışan sayısı giderek azalmaktadır. Dolayısıyla çözüm devlet eliyle üreticinin desteklenmesi, Türkiye’de ithal ikamesi yoluyla ithal edilen malların ülke içinde üretimlerin teşvik edilmesi, üretim odaklı finansmana erişimin hem ucuzlatılması hem de kolaylaştırılması gerekmektedir. VATAN PARTİSİ'NİN KAYNAK SORUNU YOKTUR! Değerli vatandaşlarımız, işverenlerimiz, işçilerimiz, Vatan Partisi olarak sunduğumuz önerileri yapacak programa sahibiz. Bizim kaynak bulma korkumuz yoktur. Çünkü kaynak vardır. Bu ülkenin insanlarının alın teriyle kazanılmış 500 milyar doların üzerinde servet yurtdışına çıkarılmıştır. Vatan Partisi iktidarında devlet demir yumruğunu masaya vurarak bu kaynakları yeniden Türkiye’ye getirecek ve üretim ekonomisi modelinin güvencesi olarak kullanılacaktır. Bu paralara el koymayacağız. Bu paraları pasif olmaktan çıkaracak ve ekonomiye kazandıracağız. Paradan para kazanma yöntemleri yerine üretimden para kazanmaya odaklanacağız. Ayrıca bu servetleri yurtdışına kaçıranlar bilmelidir ki kontrol onlarda değil. Küresel piyasa yapıcı aktörlerdedir. ABD-Atlantik sisteminin gidişatı nedeniyle yurtdışına çıkarılan kaynakların bir gecede değersizleşme riski hiç olmadığı kadar yüksektir. Son dönemde finans araçları üzerinde yapılan manipülatif hareketler bir gecede insanların servetini, varını yoğunu sıfırlama tehlikesi yaratmaktadır. Kolay yoldan yüksek paralar kazanma hayaliyle küresel hırsızlara paranızı kaptırmak yerine gelin Türkiye’de alnınızın teriyle, Türk milletinin iradesiyle, çalışkanlığıyla üreterek kazanın diyoruz. Bu konuda Türk iş insanlarının girişkenliğine, iradesine ve çalışkanlığına güvenimiz sonsuzdur. Yaratacakları iş hacmiyle hem istihdama hem de katma değerli üretime çok fayda sağlayacakları aşikârdır. Kaynak vardır. Türk milleti tasarruflu bir millettir. Yaklaşık 500 milyar doların yastık altında tasarruf edildiği çeşitli açıklamalar ve raporlarda yer almaktadır. Bu kaynağı ancak iradesi güçlü bir hükümetle Türkiye’ye yeniden kazandırabiliriz. Üretime, sağlıklı bir ekonomi politikasına olan güveni tazeleyerek yastık altı rezervleri yeniden ekonomiye kazandırabiliriz. Milletimize ve iş dünyamıza çağrımız budur. Vatan Partisi olarak görevlere hazır olduğumuzu bildiriyoruz!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.