Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeref Arpacı

Tavas Barış Gazetesi - Şeref Arpacı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeref Arpacı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim” Haber

Arpacı,“Yandaşa İndirim, Vatandaşa Bindirim”

HABER MERKEZİ CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’ndaki 2026 yılı bütçe görüşmelerinde, “Şahap Kavcıoğlu, bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda dün (15 Haziran) İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 2026 bütçesine ilişkin söz alan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Hazine ve Maliye Bakanına seslenerek, “Yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir” dedi. Şahap Kavcıoğlu, Üçüncü Bütçesinde De Meclis’te Halkın Karşısına Çıkmadı BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun bütçe görüşmelerine katılmamasına tepki gösteren CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, eleştirilerini şöyle sıraladı: “Bugün, BDDK'yı, BDDK'ya ayrılan bütçeyi konuşuyoruz. Peki, bu bütçeyi ve bu kurumu kime emanet ediyoruz? Şahap Kavcıoğlu'na? Kimdir Şahap Kavcıoğlu? Nebati döneminin Merkez Bankası Başkanı. Nerede beyefendi? Yok. Bu 3'üncü bütçesi, 3'üncü bütçesinde de bu Mecliste halkın karşısına çıkmaya yüzü yok. Son 5 Merkez Bankası Başkanının içinde en çok görev yapan Başkan, yirmi yedi ay görev yapmış. Herhâlde bu başarı Sayın Mehmet Şimşek'in gözünden kaçmamış olacak ki onu Merkez Bankasının başından alıp bütün bankaların başına patron yapmış ve ekibine dâhil etmiş. Şimdi, burada bir gariplik yok mu Sayın Bakan? Siz göreve geldiğinizde bir önceki dönemi ‘irrasyonel’ olarak tanımlamadınız mı? Neydi irrasyonel? Sorduk bilgisayara ‘akıl ve mantığa dayanmayan, sağlıklı düşünceden uzak’ demekmiş. Tekrar ediyorum, akıl ve mantık dışı, sağlıklı düşünceden uzak. Peki, bu akıl dışı politikaları, o meşhur nas faiz politikalarının başında kim vardı? İşte, Şahap Kavcıoğlu vardı. Bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine. Ülkeyi Uçuruma Sürükleyenler Ödüllendiriliyor, Halk Size Güvenmiyor Bugün bu ülkenin yaşadığı derin yoksulluğun, açlığın, sefaletin baş sorumlularından birine bu Kurumu emanet etmek bu halkın aklıyla dalga geçmektir. Ülkeyi uçuruma sürükleyenlerin ödüllendirildiği bir düzende rasyonellikten bahsedemezsiniz Sayın Bakan. Bakın, en büyük probleminiz güven, siz akıl ve mantık dışı, sağlıksız düşünceler sahibi bir insanı bankaların başına getirirseniz, bu kişi bir sene içinde 400'e yakın düzenlemeyle oyun oynanırken bankacılığın kurallarını değiştirir, serbest piyasa ekonomisinin içinden geçerse bu piyasalar size nasıl güvensin? Uyguladığınız hazine politikalarının bir hikmeti yok, üzülerek söylüyorum ama siz ancak size gösterilen bir alan içinde top çevirebilirsiniz. Diyorsunuz ki: ‘2026'da enflasyon yüzde 16 olacak.’ fakat anketlerde beklentiler öyle demiyor. Piyasa katılımcılarında beklenti yüzde 23,5; sektörde yüzde 36; hane halkının 2026 enflasyon beklentisi yüzde 52 yani Türkiye size inanmıyor Sayın Bakan, halkımız size güvenmiyor maalesef. Adı ‘Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele’, Gerçekler Fahiş Vergi Dayatması Gelelim maliye politikalarınıza. Maliye politikalarınızın merkezine vergi, harç ve cezalar artırmayı koymuşsunuz, adına da ‘kayıt dışı ekonomiyle mücadele’ diyorsunuz. Yapılan ise kayıtlı firmaları, özellikle esnafları ‘gönüllü uyum’ adı altında tehdit etmektir, ‘uzlaşma’ adı altında fahiş vergi dayatmasıdır. Hükûmetiniz sözde enflasyonla mücadele için bir yandan gümrüklerde vergi indirimleri yaparken dünyanın en pahalı faiziyle biriktirilen döviz rezervlerini tahıl gibi, et gibi temel gıda maddeleri için yurt dışına, yandaş şirketlere aktarıyorsunuz yani yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz Sayın Bakan. Üretmeden Tüketen, Kazanmadan Harcayan, Planlamadan Büyümeye Çalışan AnlayışArtık İflas Etmiştir AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir. Bu görüşülen bütçe, faizcinin bütçesidir, bankaların bütçesidir, yandaşın bütçesidir. Bu bütçede halk yoktur, üretim yoktur, sanayici yoktur, güven ve adalet hiç yoktur. Biz bu bütçeye, bu bozuk düzene ‘Hayır.’ diyoruz.”

CHP’li Arpacı’dan ‘Vergi Torbası’çıkışı Haber

CHP’li Arpacı’dan ‘Vergi Torbası’çıkışı

TBMM Genel Kurulu'nda Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında konuşan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, “Devlet doymuyor, alınan tüm vergiler, gelirler kara bir delikte yok olup gidiyor. Mehmet Şimşek, sıkı para politikasıyla vatandaşa aslan kesilirken, maliye politikalarında yani kamu israfını önleme noktasında süt dökmüş kediye dönüyor. yandaşa ve uluslararası şirketlere bol keseden dağıtırken harç, ceza ve yeni vergilerle vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin” dedi. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen vergiyle alakalı torba yasa teklifinin neredeyse tüm maddelerinin yurttaşın sırtına yük bindirdiğini belirtti. Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, teklifle kamu kurumlarına ve büyük şirketlere vergi istisnaları getirileceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Vergi sebep, enflasyon sonuçtur” “İki buçuk senedir burada, ne yazık ki işçinin, emekçinin, öğrencinin, sanayicinin, esnafın hiçbir derdine ilaç olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yine, halkın sırtına ağır bir yük yükleyen vergi, harç ve cezaları artıran bir paketi görüşüyor. Bu torba yasanın hemen hemen tüm maddeleri vatandaşın sırtına yük bindirirken kamuda bazı kurumların ve asıl vergi alınması gereken büyük şirketlerin, organizasyon firmalarının ödeyeceği kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV'ye istisnalar getiriyor. Yani, yine, yandaş ödüllendirilip vatandaş cezalandırılıyor. Devlet doymuyor; alınan tüm vergiler, gelirler kara bir delikte yok olup gidiyor. Mehmet Şimşek sıkı para politikasıyla vatandaşa aslan kesilirken maliye politikalarında yani kamu israfını önleme noktasında süt dökmüş kediye dönüyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo şunu net biçimde gösteriyor: Vergi sebep, enflasyon sonuçtur. “Bu devlet ne zaman doyacak” Değerli milletvekilleri, hatırlayacaksınız, Meclisin 28'inci Döneminde yapılan ilk düzenlemelerden biri Cumhurbaşkanına mazotta ÖTV'yi artırma yetkisi vermek olmuştu, bu yetki kullanıldı ve mazota 12 ila 15 lira arası ÖTV getirildi. Bugün mazot 60 lira değil de 40-45 lira olsaydı, enflasyon da bugünkü seviyesinde olmayacaktı. Yine, benzer bir şekilde, araçlarda ÖTV oranını değiştirme yetkisi verildi. Sonuç olarak araçların fiyatı bir anda milyonlarca lira arttı. Vergi artışı beklendiği için hem ithalat hızlandı hem de fiyatlar fırladı. Temel ihtiyaçlardaki KDV yükü de aynı şekilde vatandaşın hayatını pahalılaştırdı. Araç alırken ÖTV ödüyorsunuz, KDV ödüyorsunuz, sonra motorlu taşıtlar vergisi ödüyorsunuz, şimdi de alım satımda yeni harçlar getiriyorsunuz. Bir kuzudan kaç post çıkacak sayın milletvekilleri? Bu devlet ne zaman doyacak? “Alan, satan yandaş olunca aklınıza fahiş fiyatla mücadele etmek gelmiyor” Enflasyonla mücadelede en başarısız olduğumuz noktalardan bir tanesi kira meselesi. Bugün bu torbada ne yazık ki 47 bin TL'ye kadar olan kira gelirlerindeki istisnayı kaldırıyorsunuz yani kiraları biraz daha artıracak bir adım atıyorsunuz. UEFA organizasyonları için KDV, gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti getirirken emlakçı, diş hekimi, sarraf ve galericiye yeni harçlar yüklüyorsunuz. Üstelik büyükşehir ve il ayırımında 2 kat harç uygulaması bir adaletsizliği de getiriyor. Bugün mesela Denizli Çardak ilçesindeki bir esnaf on beş dakika mesafedeki Dazkırı'daki bir esnafa göre 2 katı fazla harç ödemek zorunda kalacak; bu, adil değil. Peki, bu harçlar neden getiriliyor? Vergi vermediğini düşündüğünüz bir kesimi denetleyemediğiniz için bu harçları getiriyorsunuz. Yani kayıt dışıyla mücadele edemediğiniz için kurunun yanında yaşı da yakıyorsunuz, herkesi harca tabi tutuyorsunuz. ‘Fahiş fiyatla mücadele.’ adı altında Türk üreticisini, esnafını, çiftçisini suçlarken bu ülkede 3,5 dolara yani 150 TL'ye ithal edilen et 700-800 TL'ye satılıyor. Alan satan yandaş olunca aklınıza fahiş fiyatla mücadele etmek gelmiyor. Çiftçimiz, üreticimiz emeğiyle, alın teriyle hasadını kaldırıyor ‘fiyatı dengelemek’ adı altında gümrük vergisi muafiyetleriyle tonlarca ürünü dışarıdan getiriyorsunuz. “Söz verdiler, çivi bile çakmadılar. Ülke olarak gülünç duruma düştük” Bu torba yasanın etki analizinde görüyoruz, her maddede 1 milyarlık, 2 milyarlık ek gelir hedefi var. Toplamda belki 30-40 milyar lira bir ek gelir olacak fakat mesela BYD firmasına 1 milyar dolarlık yatırım yapması, fabrika yapması için verdiğimiz vergi muafiyeti sayesinde kazancı 12 milyar TL civarında; bu yetmiyor, TOGG'u korumak için fiyatı belki 300-400 bin TL daha yukarıda bir fiyata sattırıyorsunuz, oradan da 14-15 milyar TL gelir elde ediyor. Üstelik daha tek bir çivi çakmadı, yatırım yapmadı. Ülke olarak gülünç duruma düştük. Yani sözün özü: Siz yandaşa ve uluslararası şirketlere bol keseden dağıtırken harç, ceza ve yeni vergilerle vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz. “Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin” Türkiye ekonomisinin bugün en önemli problemi yüksek enflasyon ve düşen satın alma gücüdür. Asgari ücret bir çalışan için 22 bin lira, işveren için 31 bin liradır; aradaki 9 bin liralık fark vergidir. Bir çalışan zaten eline geçen paranın yarısını dolaylı vergilerle devlete ödemektedir. Bu 9 bin liralık farkın büyük bir kısmını çalışanının cebine aktarmalıyız. Bu sayede hem satın alma gücünü artırırız hem de işverenin maliyetini daha fazla artırmayacağımız için enflasyon tetiklenmez. Kamu israfının, bütçe açığının, beceriksiz ekonomi politikalarının cezasını halka ödetmeyin. Vatandaşımız, Meclisimizden, yapısal reformlar ve maliye politikaları getirilmesini yani kamu israfının bitmesini beklemektedir.”

CHP’li Arpacı, “Denizli'ye sırtınızı dönmeyin” Haber

CHP’li Arpacı, “Denizli'ye sırtınızı dönmeyin”

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 bütçe görüşmelerinde söz alan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Denizli’de spor altyapısının yok denecek kadar zayıf olduğunu belirterek hükümete yüklendi. Arpacı, “‘Denizli'ye stat yapacağız.’ dediniz ve on iki senedir bir çivi çakılmadı. Binlerce çocuk bu çürük binalarda spor yapmak zorunda kalıyor. Denizli'nin modern bir yüzme havuzu kompleksi yok. Siyasi sebeplerle yerel yönetimleri cezalandırmak halkı cezalandırmaktır; bu anlayış ne kamu vicdanına sığar ne de adalet duygusuna. Gelin, Denizli'ye sırtınızı dönmeyin ama bu yanlıştan hemen dönün” dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri ile devam etti. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Bakanlığın Denizli'de yaptığı yatırım yapmadığını belirterek gençlik ve spor yatırımlarını eleştirdi. Denizli'de iktidar tarafından verilen sözlerin tutulmadığını belirten Arpacı şöyle konuştu: ‘Denizli'ye stat yapacağız.’ dediniz ve on iki senedir bir çivi çakılmadı “Türkiye'nin üretim gücü, kültür başkenti olabilecek potansiyele sahip dinamik bir şehir olan Denizli yıllardır sportif yatırımlar konusunda açıkça ihmal edilmektedir. Ne yazık ki bütçenizi ve kamu yatırım planlarını incelediğimizde bu sene de Denizli'ye tek bir yatırım yapmayacaksınız gibi görünüyor. Oysaki her seçim döneminde partinizin verdiği vaatler akıllarda. Buyurun, bakın, 2014 ve 2019 yılında Büyükşehir Belediye Başkanınız Osman Zolan ve şu anda Genel Başkan Yardımcınız olan Nihat Zeybekçi'nin verdiği sözler, müjdeler, her seçimde bir müjde, ayrı bir paket. Her seçim döneminde ‘Denizli'ye stat yapacağız.’ dediniz ve on iki senedir bir çivi çakılmadı. Ne bir proje geldi ne bir somut adım atıldı. 2014 yılında açıkladınız, vaat verdiniz, 2019'da ‘Proje tamam, ihale aşamasında.’ dediniz ama sözleri tutmadınız. Ayrıca memleketim Babadağ Denizli'de futbol sahası olmayan tek ilçedir. Defalarca söz verilmesine rağmen, yer tahsisi için belediyeyle protokoller yapılmasına rağmen saha problemi hâlâ çözülmemiştir. Basketbol sahası yok, yüzme havuzu yok. Nerede bu projeler? Biz Denizli olarak artık yalnızca seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz Sayın Bakan. Denizli'nin tek eksiği futbol stadyumu değil. Denizli'nin başta basketbol olmak üzere salon sporlarının yapılacağı salonları da yok. Mevcut salonların deprem riski nedeniyle yıkılması gerekirken siz yenisini yapmadığınız için binlerce çocuk bu çürük binalarda antrenmanlarını, müsabakalarını yapmak zorunda kalıyorlar. Denizli'nin modern bir yüzme havuzu kompleksi yok. Binlerce sporcu antrenman yapamadığı için ne yazık ki bu branşı terk ediyor. Eski İl Müdürü açıklama yaptı: ‘Uluslararası standartlarda bin kişilik olimpiyat yüzme havuzu, 25.000 kişilik stadyum, 3.500 kişilik kapalı spor salonu ve antrenman merkezi projeleri hazır, yetkili mercilere sunduk.’ ifadesi var. Nerede bu projeler Sayın Bakan, bu projelerin akıbeti nedir? Neden yıllardır adım atılmıyor? Siz bu tesisleri yapmazsanız nasıl sporcu yetişecek, uluslararası müsabakalarda nasıl başarı elde edeceğiz? Birçok alanda olduğu gibi sporda da dünyada çok geride kaldık, bundan siz de sorumlusunuz; kırk yılda ilk defa olimpiyatlarda altın madalya alamadan döndük, bu da size nasip oldu. Mücadele eden sporculara minnettarız fakat gerideyiz, geri kalıyoruz ve daha da geriye gidiyoruz Sayın Bakan. Siyasi sebeplerle yerel yönetimleri cezalandırmak halkı cezalandırmaktır Bir diğer önemli husus, Denizli Engelsiz Yaşam Merkezi, Spor Toto tarafından ödenmesi gereken para. 2021'de protokol imzaladınız, açık ve net olarak Spor Toto'nun reklamlarının belediyemizin tesislerinde yer alması karşılığı 40-50 milyon ödenek ayrılacaktı. 31 Mart sonrası belediyeyi kaybedince hukuka aykırı bir biçimde yeni ek protokoller devreye sokuldu, ödenek durduruldu. Sizin Denizlileri cezalandırmaya ne hakkınız var Sayın Bakan? Siz kimin parasını kimden sakınıyorsunuz? Bu para Denizli halkının hakkıdır. Orada engelsiz yaşam merkezinden binlerce insanımız faydalanacak, spor yapacak, eğitim alacak; topluma kazandıracağız çocuklarımızı, topluma faydalı bireyler olacak. Siz de bunu biliyorsunuz ama bu parayı ödememek, siyasi sebeplerle yerel yönetimleri cezalandırmak halkı cezalandırmaktır; bu anlayış ne kamu vicdanına sığar ne de adalet duygusuna. Gelin, Denizli'ye sırtınızı dönmeyin ama bu yanlıştan hemen dönün. Biz Denizli'nin dört bir yanındaki gençlerin eşit imkânlara sahip olmasını istiyoruz Sayın Bakan, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Denizli'nin dört bir yanındaki gençlerin eşit imkânlara sahip olmasını istiyoruz. Bu ülkenin hiçbir evladı hangi partiden belediye başkanının o şehri yönettiğine ve orada yaşadığına göre farklı muamele görmemelidir. Bütçeyi yalnızca kâğıt üzerindeki rakamlarla değil bu ülkenin gençlerinin, sporcularının, geleceğinin ihtiyaçlarıyla değerlendirelim. Denizli'ye, bu ülkenin her şehrine eşit ve adil bir spor politikası getirelim diyorum.”

CHP’li Arpacı, Denizli’nin İki Büyük Sorununu Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP’li Arpacı, Denizli’nin İki Büyük Sorununu Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda Denizli’nin turizm ve ulaşım sorunlarını gündeme taşıdı. Arpacı, Pamukkale’de sezon ortasında başlatılıp hâlâ bitirilemeyen tadilatın hem turizme hem esnafa büyük darbe vurduğunu söyleyerek, “Bu iş bilmezliğin bedelini Denizli ödüyor, iktidar yine bir yandaşı zengin etti” dedi. THY’nin uçuş planındaki yetersizlikleri de eleştiren Arpacı, “Denizli'den daha az turist ziyaretçisi olan, ihracatı, ticari hacmi çok daha az olan Anadolu kentlerinde çok daha fazla uçuş gerçekleşmekte. Denizli'nin bu potansiyelini niye görmüyorsunuz” ifadelerini kullandı. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda Denizli’nin turizm ve ulaşım alanındaki sorunlarını gündeme getirdi. Pamukkale’de Antik Havuz ve Güney Kapısı’nda yürütülen tadilat çalışmalarının sezon başında başlatıldığına ve hâlâ tamamlanmadığına dikkat çeken Arpacı, sürecin bölge esnafı, otel işletmeleri ve kent turizmi üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti. Arpacı ayrıca, Türk Hava Yolları’nın yeni kış tarifesinde Denizli’nin sefer planlamasında yeniden geri planda bırakıldığını belirterek, uçuş saatlerinin turizm ve iş dünyasının ihtiyacını karşılamadığını söyledi. Arpacı, “Pamukkale’deki tadilat derhâl tamamlanmalı, şehrin turizm itibarı geri kazandırılmalı, Denizli'nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli ve bu kentin önü tıkanmamalıdır. Biz çözüm bekliyoruz, bahane değil, icraat istiyoruz” dedi. Pamukkale’deki tadilat, ülkemizin ve şehrimizin itibarını sarstı, turist sayısı düştü CHP’li Arpacı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Denizli'nin turizm merkezi Pamukkale'de Antik Havuz'da ve Güney Kapısı'nda yapılmakta olan tadilat ne yazık ki göz bebeğimiz Pamukkale'ye hançer vurmuştur. Üç aylık bir sürede, haziran sonu bitirilmek üzere tam da sezon başında başlayan tadilat kasım ayına girdiğimiz bugünlerde hâlâtamamlanamamış, başta, yöre esnafına ve otellere büyük zarar vermiştir. Dünyanın dört bir yanından şehrimize ziyarete gelen turistlerde ise büyük hayal kırıklığı yaratmış, sosyal medyada yapılan paylaşımlarla ne yazık ki ülkemizin ve şehrimizin itibarı sarsılmıştır; Pamukkale'ye gelen turist sayısında düşüş yaşanmıştır. Merkezden gelen bir proje yerine Denizlili bir mimar daha düşük bütçeyle, Denizli’ye yakışır bir bina yapabilirdi Tek problem zamanlama değil, aynı zamanda, yapılan binalar da mimari olarak Pamukkale'nin dokusuna yakışır ve işlevsel değildir. Merkezden gelen bir proje yerine yöreyi bilen Denizlili bir mimar orada çok daha düşük bir bütçeyle hızlı bir çözüm üretir, Denizli'ye yakışır bir bina yapabilirdi. Neden böyle bir iş bilmezlik yapılmıştır? Bu tadilat tam da bugünlerde başlasa olmaz mıydı? Zaten yüksek enflasyon ve berbat ekonomi politikalarınız sebebiyle zor durumda olan esnaf sezonda mağdur olmasaydı, turistler şehrimizi bu şekilde tanımasaydı olmaz mıydı? Yok, olmaz; iktidarınızın ‘Ben yaptım, oldu’ politikaları her zamanki gibi devreye girdi, esnaf mağdur oldu, siz her zamanki gibi bir yandaşı zengin ettiniz. Denizli’de uçuş saatleri ne turistlere ne de iş dünyasına uygun, bir gün yollarda geçiyor Denizli'de turizme vurulan tek darbe bu değil. Türk Hava Yolları kış tarifesini yayınladı; yıllardır beklediğimiz ve dile getirdiğimiz sefer sayılarının artmasını beklerken yine bir hayal kırıklığına uğradık. Söylediğim gibi, Denizlili iş dünyasına ve turizme bir hançer daha vuruldu; uçuş saatleri ne turistlere ne de iş dünyasına uygun. Bugün ne yazık ki Denizlili bir iş insanı İstanbul'da sabah toplantısını yapıp günübirlik işini görüp akşam uçağıyla geri dönemiyor; Avrupa'da fuarlara, müşterilerine gideceği zaman İstanbul-Avrupa bağlantılarını yakalayamıyor, bir gününü yollarda havalimanında bekleyerek geçiriyor. Ulaşım yoksa o şehir ne sosyokültürel ne de ekonomik olarak gelişmiyor. Vakit nakittir sayın bakanlık yetkilileri. Şimdi soruyorum: Denizli bu potansiyeliyle olanları hak ediyor mu? Bugün Denizli'den daha az turist ziyaretçisi olan, ihracatı, ticari hacmi çok daha az olan Anadolu kentlerinde çok daha fazla uçuş gerçekleşmekte, hem de sadece İstanbul'a değil, Ankara'ya, Avrupa'ya direkt uçuşları var. Denizli'nin bu potansiyelini niye görmüyorsunuz? Denizli'yi neden 3'üncü, 4'üncü, 5'inci plana atıyorsunuz? Doluluk oranlarına baktığımızda bir problem yok, her uçak dolu, fiyatlara baktığımızda en pahalı biletleri Denizlilere satıyorsunuz, para kazanıyorsunuz. Tadilat derhâl tamamlanmalı, Denizli’nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli Pamukkale’deki tadilat derhâl tamamlanmalı, şehrin turizm itibarı geri kazandırılmalı, Denizli'nin uçuş planı yeniden düzenlenmeli ve bu kentin önü tıkanmamalıdır. Bu Meclis, Denizli'nin sesini duymak zorundadır. Biz çözüm bekliyoruz, bahane değil, icraat istiyoruz. Denizli'nin hakkı teslim edilene kadar da takipçisi olacağız.”

CHP’li Arpacı, “Bugün önlem almazsanız üç-beş ay içinde 100 bin kişi daha işsiz kalacak” Haber

CHP’li Arpacı, “Bugün önlem almazsanız üç-beş ay içinde 100 bin kişi daha işsiz kalacak”

CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2026 bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, “Tekstil sektöründe üç yılda ihracat yüzde 30 düştü, 10 bin firma kapandı, 360 bin kişi işsiz kaldı. Bu kayıptan siz sorumlusunuz. Bugün bir umut olmazsanız üç-beş ay içinde inanın istihdam kaybı 100 binleri daha bulur, kapanan iş yeri sayısı daha da artar” dedi. Plan ve Bütçe Komisyonu, dün (4 Kasım) AK Parti Samsun Milletevkili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyonda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2026 bütçesi ve kesin hesabı görüşüldü. Komisyonda konuşan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, “Sanayici, emekli, çiftçi ve asgari ücretli aynı potada eziliyor; sanayi her yıl daha kötüye gidiyor” dedi. Arpacı, “Sanayici kandırılmıştır, ‘üretim, istihdam, ihracat artacak’ diyenler sözünü tutmadı” sözleriyle Bakanlığı eleştirdi. Arpacı, “Tekstil sektöründe üç yılda 10 bin firma kapandı, 360 bin 757 kişi işsiz kaldı, ihracat yüzde 30 düştü” diyerek çöküşü rakamlarla ortaya koyarken, “Bugün bir şey yapılmazsa istihdam kaybı üç-beş ay içinde 100 bini daha aşacak” uyarısında bulundu. Sanayi politikalarının ülkeyi ithalata bağımlı hale getirdiğini belirten Arpacı, “Sanayiyi kaybedersek bir daha geri getiremeyiz” dedi. Konuşmasının sonunda Denizli Çivril’deki Organize Sanayi Bölgesi sözünü hatırlatan Arpacı, “Çivril’de belediye el değiştirince verilen sözler unutuldu, OSB projesi rafa kaldırıldı” ifadelerini kullandı. Ekonominin en güçlü kası olması gereken sanayi üretimi her yıl daha kötüye gidiyor “Sayın Bakanım, geçen gün ekonomi gazetelerinde bir yazarın ‘Bu dönemde emekli, çiftçi, sanayici ve asgari ücretli çok zor durumda’ sözleri oldukça ilgimi çekti” diyen Arpacı, konuşmasını şöyle sürdürdü “Siz de bu bileşenlerden sanayicinin, sanayinin başındaki sorumlu insan olarak ne hissediyorsunuz, çok merak ediyorum. Nasıl oldu da bu 4 bileşen, bu temel 4 bileşen bir potaya girdi ve bir potada özellikle sanayici eridi gitti? Ekonominin en güçlü kası olması gereken sanayi üretimi her yıl daha kötüye gidiyor. İstihdam sanayiden hizmete kayıyor, ihracat düşüyor ve siz bize sunumunuzda teknoloji üzerinden tozpembe bir tablo çiziyorsunuz. Teknoloji tabii ki önemli ama Bakanlığınızın adı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Teknolojiden bu kadar bahsederken ne yazık ki imalat sanayisinden çok az bir kısımda bahsetmişsiniz. Bu ekonomik tabloda sanayiciyi gerçekten koruyan ve haklarını savunan başarılı bir Bakan olduğunuzu düşünüyor musunuz? Ben çok merak ediyorum. Sanayici ‘üretim, istihdam, yatırım ve ihracatı artıracağız’ diyenler tarafından kandırılmıştır Üç senedir ısrarla söylüyoruz: Covid dönemi sonrası bir fırsat kaçmıştır, dengeler altüst oldu, kamu kaynakları doğru zamanda doğru yere verimli harcanmamış ve bunun sonucunda bugün sanayici yüksek maliyet ve kur baskısı yüzünden pazarını kaybetmiş, finansa ve ara mala erişemeyen, öz sermayesi, cirosu, istihdamı, üretimi kaybetme noktasına gelmiştir. Sanayici kandırılmıştır, ‘Üretim, istihdam, yatırım ve ihracatı artıracağız. Çin modeli üretime, yeni Türkiye ekonomisine geçiyoruz’ diyenler tarafından kandırılmıştır. Tekstil sektöründe üç senede 360 bin 757 kişi işsiz kaldı Bugün gelinen noktayı burun kıvırdığınız, verimsiz bulduğunuz, katma değer yaratamadığını düşündüğünüz, ‘Marka olamamış’ dediğiniz, dövize bağımlı sandığınız yanlış yatırım yapan, plansız büyüyen tekstil sektöründen örneklerle göstereyim. Bakalım, hâlâ övünebilecek misiniz Sayın Bakanım? 2022 Aralık ayı tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe faaliyet gösteren firma sayısı yaklaşık 71 bin 959; bugün 62 bin civarında. Kapanan firma sayısı 10 bin, kayıp yüzde 13,5. Aralık 2022, tam da nas politikalarının başladığı, ihracata doyamadığımız, en büyük sıkıntımızın kapasite sorunu olduğu o aylar 2022 Ağustos-Aralık, istihdam 1 milyon 304 bin 927; bugün 944 bin. İşten çıkarılan kişi sayısı 360 bin 757, kayıp yüzde 27,5 sadece üç senede. Tekstil sektöründe üç senede ihracat kaybıyüzde 30 Şimdi, verilen teşvikle, 2 bin 500 liralık verdiğiniz teşvikle sunumunuzda 22 bin istihdam artışıyla övündünüz, yazmışsınız, fakat üç senede sanayideki toplam kayıp, istihdam kaybı 560 bin. O gün dünyanın 6'ncı büyük ihracatçısı, toplam pazarın 3,7'si Türkiye, bugün Avrupa Birliğine ihracatımızda son iki yılda değer kaybı yüzde 6,5; miktar kaybı 3,3. Bakın, Avrupa Birliği pazarındaki Uzak Doğulu rakiplerimiz ihracatını yüzde 4,3 oranında değer değişiminde, miktar değişiminde ise yüzde 13,2'lik artırmış yani Uzak Doğulu rakiplerimiz Avrupa Birliğine yüzde 10,1, yüzde 10 diyelim, artış yakalamışlar. Yani ‘Dünyada talep daraldı, resesyon var, bu düşüşün sebebi dış mihraklar...’ falan değil Sayın Bakanım. Avrupa bizden almadığı malı gitti, başka yerden buldu, aldı. Biz pazarımızı kaybettik, onlar daha büyük pazarlara ulaştı; biz kaybettik, onlar kazandı. Sadece hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe 2022 Ocak-Ekim ihracatımız 17 milyar 873 milyon, 2025 Ocak-Eylül ihracatı 12 milyar 712 milyon TL'ye geriledi. Üç senede yüzde 30 ihracat kaybı. Sakın ‘İhracat Ticaret Bakanlığının işi’ demeyin, o, gümrüklerden sorumlu, ihracatı sanayici yapıyor, sorumluluk sizde, bu kayıptan siz sorumlusunuz. Umut olmazsa üç-beş ay içinde istihdam kaybı 100 binleri daha bulur Şimdi, Çin modeli Türkiye ekonomisini size anlattım.Bu üç sektörde de üretim ve ihracat yapan sanayici kan ağlamaktadır Sayın Bakan. Siz bu tabloda kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Sektör bu duruma gelirken siz ne yaptınız? 2 bin 500 TL KOBİ'lere istihdam desteği sağladınız, sağladınız da şartlarını çok ağır koydunuz, bunu size geçen sene ifade etmiştim. Birçok firma da zaten bu teşvikten yararlanamadı, bir ay yararlansa üç ay yararlanamadı çünkü zaten çalışma saatlerini burada baz aldınız, çalışma saatlerinin düşmemesini baz aldınız. İyi de kapasite her gün düşüyor, PMI düşüyor, üretim azalıyor. Zaten üretimini devam ettirebilen işletmede sorun yok ki devam ettiremeyen işletmelere vermeniz gerekiyordu. Dolayısıyla, birçok firma da kullanamadı. Bir de ölçek belirlediniz, sadece KOBİ'lere verdiniz. O gün de söylemiştim, ölçek belirtmeksizin sektördeki büyük firmaları da dâhil ederek verin çünkü tekstil sektöründe büyük siparişleri büyük firmalar alır ve fasonlarına, KOBİ'lere dağıtır. Dolayısıyla, büyük şirketlerin sipariş alması önemlidir. Alamadıkları için de pazarlarını kaptırmamak için bugün o teşvik vermediğiniz büyük şirketler Mısır'a gidiyorlar üretimlerini sürdürebilmek için. Küçük şirketler ne yazık ki kapanıp gidiyorlar Sayın Bakanım. Bakın, çok kritik bir noktadayız. Biz 2026'yı kaybettik, 2026 ilkbahar, yaz, sonbahar, kış koleksiyonlarının siparişleri gitti. Bugün bir şey yaparsanız, bugün bir teşvik çıkartırsanız, bugün döviz dönüşüm desteğini artırırsanız, bugün tekstil üreticisine umut olursanız 2027 ilkbahar, yaz koleksiyonlarını yakalarız. Anlatabiliyor muyum? Bizim bir senemiz kayıp. Dolayısıyla, bugün bir umut olmazsanız üç-beş ay içinde inanın istihdam kaybı 100 binleri daha bulur, kapanan iş yeri sayısı daha da artar Sayın Bakanım. Birçok işletmenin ocak, şubat aylarında siparişi yok, kasım, aralık aylarında ne yazık ki istihdamı azaltmak, makinaları kapatmak üzere şu an hazırlık yapıyorlar. Tekstili gözden çıkardıysanız yavaş bir dönüşüm planlamanız gerekiyordu Şimdi, savunma sanayii ve yüksek teknoloji tabii ki çok önemli fakat bu alanda gelişmek için tekstilden bir anda vazgeçmek de gerekmiyor. Tekstili gözden çıkardıysanız sektörden yavaş yavaş çıkıp bir dönüşümü planlamanız gerekiyordu. Ayrıca, şunu da belirteyim: Sunumunuzda 2025'in ilk dokuz ayında yüksek teknoloji ürünlerde ihracatta yüzde 12,7; orta teknolojide de yüzde 9,9 artış olduğunu söylemiştiniz. Haklısınız fakat aynı dönemde 2024'teki düşüş yüzde 20'dir yani aslında bu düşüşü yerine bile koyamamışız, bir düzeltme hareketi olmuş, iyi de olmuş. İhtiyaç duyduğumuz döviz ülkemize gelsin diye tefeci faizi veriyoruz Şimdi, artık konu sadece tekstil değil Sayın Bakanım. Adnan Polat, biliyorsunuz, duydunuz mu, bir açıklama yaptı, dedi ki: ‘Sanayi bittikten sonra enflasyon düşse ne olur, faiz yüzde 0 olsa ne olur’ Yukarıda bahsettiklerimi üç senedir söylüyorum, eğer bir şeyler yapmazsanız bugün tekstilin başına gelenler imalat sektörü ve Türk sanayisini vuracaktır, Türkiye üretemez hâle gelecek, ithalata bağımlı hâle gelecektir. Bugün ihtiyaç duyduğumuz döviz ülkemize gelsin diye tefeci faizi veriyoruz. Dolar bazında yüzde 25; yüzde 30 faiz veriyoruz dünyada başka yerde örneği yok. Dolayısıyla, bu sanayi kültürünü kaybedersek, iş işten geçerse inanın bir daha başa getiremezsiniz. Çivril’de belediyeyi CHP kazanınca verilen sözler unutuldu Son olarak Sayın Bakanım, Denizli'de Çivril ilçemizde seçimden önce verdiğiniz sözlere değinmek istiyorum. Belediyeyi kaybedince unuttuğunuz, çeşitli bahanelerle kulak arkası ettiğiniz Çivril Organize Sanayi Bölgemiz. Ne yazık ki seçimden sonra Çivrillihemşehrilerimizi cezalandırıyorsunuz. Bakın, seçimden önce milletvekilleriniz gittiler, orada fotoğraf çekildiler, müjdelediler, ‘Hayırlı olsun’ dediler fakat belediye gitti, organize sanayi bölgesi birden tarım alanı oldu, şu anda Tarım Bakanından izin bekleniyor. Bakın, orada bir sermaye birikti, orada bir kamulaştırma yapıldı. Bu yanlıştan bir an önce dönün; Çivril’de organize sanayi bölgesinin önünü açın, Tarım Bakanına bir telefonunuza bakar. O alan zaten sizin izninizle bu şeye geldi ve heyet oluştu, başkanlık oluştu.Bu sözünüzü yerine getirmenizi bekliyorum.”

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz" Haber

Arpacı, "Esnafın, üreticinin sırtına yük bindiriyorsunuz; büyük şirketlere muafiyet tanıyorsunuz"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “vergi paketi” görüşmelerinde teklif üzerine söz aldı. Paketle birlikte emlakçılardan, galericilerden, sarraflardan, diş hekimlerinden senelik harç alınacağını hatırlatan CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı şunları söyledi: Esnafın hali perişan “Galericilerden örnek vereyim: Şimdi, yaklaşık bir buçuk iki senedir Denizli'de ‘gönüllü uyum’ adı altında, galericilerden, sattıkları araç başına 10 bin lira vergi alınıyor. Bu yetmedi mi Sayın Başkanım? Araç başına 10 bin lira. Tehdit ediyorsunuz: ‘Ya gönüllü uyum yaparsınız ya da dört senelik defterlerini getir’ Bakın, bu insanlar zaten kayıtlı, zaten mükellef, zaten vergi levhası var. Anlatabildim mi? Peki, size bir veri vereyim. Şimdi, Türkiye'de, yetkili, kayıtlı araç satışı yapabilen kayıtlı satıcıların yaptığı araç satışının 6 katı kadar şahıslar satış yapıyor. Kafesteki kuşların tüylerini yola yola bitiremediniz. Bu kafesi ne zaman genişleteceğiz, dışardaki kargaları, kuşları ne zaman kafese sokacağız; onun cevabı yok, ne varsa kayıtlılara yükleniyorsunuz. ‘Kayıtlılardan daha da vergi alalım, harç alalım, ÖTV alalım, MTV alalım’ Esnafın hâli perişan. Esnaf, sanayici, üretici bizlerden sıkıntılara, sorunlara çare olmamızı beklerken sizler sırtına daha fazla yük yüklüyorsunuz Sayın Bakanım; gelin, bundan vazgeçin. Diş hekimlerinden, sarraflardan, galericilerden ve emlakçılardan alınacak harçları iptal edelim; bu kanundan çıkaralım. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı Söylediğim sözü tekrarlayacağım: ‘Fakirin karnı doyar, zenginin gözü doymaz’ derler bizim orada. Yani bu sizin zamanınızda fakir de aç kaldı, zengin de doymak bilmiyor. Yine, her türlü avantajı, yurt dışından gelen şirketlere, büyük şirketlere veriyorsunuz ama dolaylı vergilerle ama harçlarla bütün yükünüzü halkın sırtına yüklüyorsunuz. Yani burada şöyle bir sıkıntı var: Yani ülkeye yatırım gelmiyor, ülkeye hizmet gelmiyor, siz bunu çekmek için kapitülasyon niteliğinde yine avantajlar sağlamaya çalışıyorsunuz. BYD'nin örneğini verdim. BYD'ye dünyanın vergi avantajını verdik, daha Manisa'ya çivi çakmadı, Manisa'ya daha kepçe vurmadı. Hani orada yatırım yapacaktı, daha çivi çakmadan 20 bin tane arabayı ülkeye vergi avantajıyla soktu ve şu anda satıyor, diğer firmalarla haksız rekabete sebep oldunuz. Bunun amacı neydi? Yatırım, istihdam. Ne yatırım var, ne istihdam var. Yani bunlar fayda sağlamıyor. Siz hâlâ vermeye devam ediyorsunuz fakat bunları artık yatırımcıya, esnafa, sanayiciye, üreticiye verin, onlara vergi muafiyeti sağlayın. Tek yaptığınız büyük şirketlere, ithalatçılara ve yandaşlara vergi muafiyeti vermek. Çiftçi tam hasadını yapıyor, ürünü para edecek, vergi muafiyeti, gümrük vergisinden muaf, Mersin'de, limanda onlarca gemi buğday sokuyor, mısır sokuyor, ceviz sokuyor. Çiftçiyi mağdur ediyorsunuz, üreticiyi mağdur ediyorsunuz. Bu vergi muafiyetlerini, bu avantajlarınızı neden Türk halkına kullandırmıyorsunuz? Maç oynanırken kural değiştiriliyor Bireysel emeklilikte katkı payının yüzde sıfıra düşmesi ya da yüzde 45'e çıkmasını konuşuyoruz fakat mevcut poliçeler için de geçerli olacak mı, olmayacak mı onu tam anlayamadım. Bir de bu geçişi kademeli yapamaz mıyız? Yani maç oynanırken kural değiştirmek yerine eğer böyle bir kural değişikliğine gidiyorsak ki ‘Siz yetki veriyoruz’ diyorsunuz ama zaten Cumhurbaşkanımıza en son yetki verdiğimizde etkiyi gördük yani ‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ dedi ekonomide bu hâllere düşmemizin bir anlamda sebebi oldu. Dolayısıyla, 50 ile sıfır arasındaki hani artırma, azaltma noktasında verdiğiniz şey bir algı operasyonu. Bunun belli ki 45'e çıkmayacağı, 50'ye çıkmayacağı belli bu düşecek. Biz de burada en azından finansal sistemin zarar görmemesi açısından bunu birinci yıl şu kadar, ikinci yıl bu kadar, üçüncü yıl bu kadar gibi bir geçiş sağlasak daha kolay olmaz mı? Hem mevcut yatırımcıların zarar etmesini engelleriz hem de sisteme girecek insanlar mağdur olmaz ne yaşayacaklarını bilerek sisteme girerler diye düşünüyorum. Asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor Ben genel bir değerlendirme yapıp ‘Vergi sebep, enflasyon sonuçtur’ demiştim. Şimdi, ana konumuz enflasyonu düşürmek ve satın alma gücünü artırmak olmalı. Şu anda Türkiye ekonomisinin yaşadığı en büyük problem budur. Yüksek enflasyon, düşük satın alma gücü. Şu an elinizde aslında harika bir fırsat var. Genel Başkan Yardımcınız Nihat Zeybekçi'nin de açıklamaları vardı: ‘Marmara Bölgesi dışında tekstil sektörüne bir teşvik kapsamında çalışıyoruz’ diye. Şu an gerçekten güzel bir fırsat var. Yani hem satın alma gücünü artırıp hem de bunun enflasyona etkisini artırmayacağınız asgari ücret düzenlemesi yapılması gerekiyor. Bugün çalışanın eline geçen 22 bin lira fakat bir işverene ‘Asgari ücret ne kadar?’ diye sorarsanız ‘31 bin lira’ diye cevap verir. Arada 9 bin liralık bir makas var. 22 bin liranın neredeyse eline geçenin yüzde 40'ına denk geliyor ki 22 bin lirayı vatandaşın harcamalarının içindeki vergiye bakarsanız en az yüzde 40'ta vergi vardır. Aslında brüt ücret 31 bin liranın neredeyse 20 bin lirası devletin gelirli hanesinde vergiye gidiyor ve burada işveren için şu anda ciddi bir maliyet dövizlerini artmadığı noktada. Siz bu makası kapatırsanız, hatta bir sene, iki sene boyunca bu 9 bin lira işçinin eline geçer ve işverene yükü artmazsa bakın, memlekette yapacağınız en güzel hizmet bu olur. Şu anda bütün ekonomistler, herkes sizden maliye politikalarını devreye almanızı istiyor. Yani Hükûmetin, devletin tasarruf yapmasını istiyor. Alın size fırsat, halkın satın alma gücünü arttırın, enflasyon artmasın ve kamu maliyesiyle maliye politikalarıyla tasarruf yapın diyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.