Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeref Arpacı

Tavas Barış Gazetesi - Şeref Arpacı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeref Arpacı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Tepkisi Haber

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Tepkisi

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada fon krizinin vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Krizin yalnızca fon yatırımcılarını değil, borsada manipülatif işlemler nedeniyle zarar görenleri de etkilediğini belirten Arpacı, sorumluların ortaya çıkarılması için kapsamlı bir Meclis araştırması yapılması gerektiğini söyledi. “Bu Komisyon Acilen Kurulmalıdır” Fon krizinin yüz binlerce yatırımcıyı mağdur ettiğini ve milyonlarca insanın finansal sisteme güvenini sarstığını ifade eden Arpacı, vatandaşların birikimlerinin yanı sıra işletmelerin ödeme kaynaklarının da tehlikeye girdiğini vurguladı. Arpacı, “Ev parasını, ameliyat parasını, çocuğun eğitim masraflarını bu sisteme emanet eden vatandaşlar ve maaş ödemelerini, ay sonu çek ödemelerini enflasyon karşısında erimemesi için fonda değerlendiren binlerce işletme zor durumdadır” dedi. Meclis araştırma komisyonunun kurulması çağrısını yineleyen Arpacı, denetim kurumlarından fon yöneticilerine, bürokratlardan siyasetçilere kadar süreçte sorumluluğu bulunan herkesin araştırılmasını istedi. Arpacı, “Fonlarda parasını kaybedenlerin yanı sıra manipülatif işlemler sebebiyle borsada mağdur olanların sesi duyulmalıdır. Bu komisyon acilen kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. “Kimdir Bu Ayrıcalıklı Kişiler?” Konuşmasında fon krizine ilişkin soruşturma sürecini de gündeme getiren Arpacı, Adalet Bakanlığının açıkladığı kişi sayısındaki değişikliğe dikkat çekti. Arpacı, “Bugün Genel Başkanımızın açıkladığı ayrıcalıklı kişiler kimdir? Adalet Bakanlığının açıkladığı 141 kişi nasıl iki saat sonra 85 kişiye düşürülmüştür?” diye sordu.Araştırma komisyonunun bu kişileri ortaya çıkarması gerektiğini belirten Arpacı, krizin çözümü için şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu. “Bu İş Tövbe Hesaplarına Gelecek İadelerle Çözülemez” Ekonominin temelinin güven olduğunu vurgulayan Arpacı, araştırma komisyonu kurulması, verilerin şeffaf biçimde paylaşılması ve suçluların cezalandırılması gerektiğini söyledi.Arpacı, “Bu iş tövbe hesaplarına gelecek iadelerle, ‘lekelenmeme hakkı’ gibi laflarla çözülemez, halledilemez” sözleriyle yürütülen sürece tepki gösterdi.Krizin bir aydır çözülemediğini, para piyasalarından çıkışın sürdüğünü ve Merkez Bankası rezervlerinin eridiğini ifade eden Arpacı, özellikle KOBİ’lerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Arpacı, “Çok düşük riskli para piyasası fonlarını kasa gibi kullanan, T+0'la işlem yapıp, parasını bozdurup ödemesini yapan KOBİ'ler çok zorda. Ay sonu geliyor, çekler, maaş, ödemeler durmuyor, bu paralara ihtiyaç var. Bu ihtiyaçları gidermek için bankaya gidenlere kredi yok” dedi. “Hırsız İçeriden Olunca Kapı Kilit Tutmuyor” Tasfiye edilen fonlara ilişkin ödemelerin bir kısmının yapıldığını ancak bazı fonların TEFAS üzerinden hâlâ işleme açılmadığını belirten Arpacı, bu durumun yatırımcıların mağduriyetini artırdığını söyledi. Arpacı, “Şimdi, geçen hafta 3 tane şirketin tasfiye edilen fonlarına ait ödemeler yapıldı fakat bu şirketlerin tasfiye edilmeyen fonları hâlâ TEFAS'ta işleme açılmıyor. Bu inisiyatif neden şirketlere bırakılıyor? Bu fonların değerleri her gün değişiyor, eriyor. Bu mağduriyet ne olacak?” ifadelerini kullandı. AKP'li milletvekillerinin yatırımcıların risk alarak fonlara yatırım yaptığı yönündeki açıklamalarına da karşı çıkan Arpacı, yatırımcıların piyasa koşullarından kaynaklanan riskleri göze aldığını ancak manipülasyon ve spekülasyon riskine karşı devletin denetimine güvendiğini vurguladı. Arpacı, “AKP'li hatipler bu yatırımcıların belli riskleri göze alarak bu fonlara yatırım yaptığını söylüyor; evet, ticari bir risk alınıyor, borsa ise borsa, altın ise altın ama dünya konjonktürüne ama ülkedeki gelişmelere göre bir risk alınıyor fakat yatırımcı en yüksek fonlara girdiğinde bile manipülasyon ve spekülasyon riski almıyor çünkü devlet bunları denetliyor diye düşünüyor ama hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmuyor” dedi. “Mesele Siyasetüstü Bir Meseledir” Konuşmasının sonunda fon krizinin siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Arpacı, meselenin vatandaşların birikimleri, ülkenin ekonomik geleceği ve Türkiye'nin itibarıyla ilgili olduğunu belirtti.Arpacı, “Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum: Mesele siyasetüstü bir meseledir. Yüz binlerce vatandaşımızın alın teri, milyonlarca insanımızın geleceği ve Türkiye'nin itibarıdır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı Haber

YENİ Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin fon krizinin araştırılması amacıyla verdiği önerge üzerine konuştu. Fon krizinin Türkiye ekonomisine duyulan güveni derinden sarstığını belirten Arpacı, iktidarın yaşananlardan sorumlu olduğunu söyledi. “Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li” Ekonominin temelinde güvenin bulunduğunu vurgulayan Arpacı, iktidarın bu güveni yeniden tesis edemeyeceğini söyledi. Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ekonominin temel unsuru güvendir ve Türk ekonomisine güven en derinden sarsılmıştır arkadaşlar. Bu güveni sizler, politika kurullarınız, denetçileriniz, danışmanlarınız tekrardan sağlayamazsınız; neden? Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li, göz göre göre gelen bu tehlikeye göz yuman AKP'lidir de ondan.” Fon krizinde siyasi sorumluluğun araştırılması gerektiğini belirten Arpacı, iktidar çevrelerinden çok sayıda ismin olayla bağlantılı olduğunu ifade etti. Arpacı, “Bu işin içinde Bakanlarınız, Genel Başkan Yardımcılarınız, parti sözcünüz, aile bireyleriniz, Cumhurbaşkanının direkt atadığı bürokratların hepsi vardır ve bu liste hepinizin elinde, Cumhurbaşkanının masasının üzerindedir” dedi. “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız” Fon krizinin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Arpacı, Meclis bünyesinde acilen araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir. Bu komisyon bu Meclisin çatısı altında acilen kurulmalıdır. At izini it izinden ayıracak olan bu komisyondur arkadaşlar” diye konuştu. Arpacı, krizin boyutlarının küçümsenerek sorumluluktan kaçınılamayacağını belirterek şöyle devam etti: “‘Bu iş Türk finans sisteminin bir bölümünün küçük bir parçasında yaşanmıştır.’ diyemeyeceğiniz kadar da büyüktür. Türkiye Yüzyılı'nın vurgunu, Türkiye Yüzyılı'nın soygunudur.” “Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür” İktidarın ekonomi yönetimini de hedef alan Arpacı, fon krizinin yol açtığını öne sürdüğü ekonomik kaybı EYT ve depremin maliyetiyle karşılaştırdı. Arpacı “Üç buçuk senedir burada berbat ekonomi yönetiminizin ayıplarını örtmek için EYT'ye ve depremin ekonomik büyüklüğüne sığındınız. Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür. Küçümseyerek bu işin içinden çıkamazsınız. Depremin toplam zararı 100 milyar dolarken bu vurgunun, bu soygunun Türk ekonomisine zararı 90 milyar doları geçmiştir” dedi. Krizin henüz bütün boyutlarıyla ortaya çıkmadığını savunan Arpacı, “Titanik buz dağına çarptı arkadaşlar, gemide kocaman bir delik açıldı, buz dağının görünen kısmı belli, her gün açıklıyoruz, görünmeyen kısmında da iliklerine kadar AK kadrolar vardır” diye konuştu. “KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin küçük ve orta ölçekli işletmeleri de ağır biçimde etkilediğini belirten Arpacı, hükümetin vergi politikalarıyla yatırımcıları riskli fonlara yönlendirdiğini ifade etti. Arpacı, para piyasası fonlarına stopaj uygulanırken serbest fonlar ve hisse senedi fonlarına aynı uygulamanın getirilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “En kötüsü, siz göz göre göre gelen bu tehlikeye rağmen, bunu bilmenize rağmen, hiçbir şey yapmadığınız gibi, şirketleri kurumsal firmaları bu serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına girmesi için daha da destek verdiniz, daha da teşvik verdiniz. Eylülün ilk haftası daha güvenli olan para piyasası fonlarına stopaj getirdiniz, serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına stopaj getirmediniz yani insanları bile bile daha da bataklığa sürüklediniz. Ya, size soruyorum: Ne günahı vardı, 3 milyonunu, 5 milyonunu, işletme sermayesini, işçinin maaşını enflasyona eritmemek için orada tutan KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin işletmelerin ödeme gücünü tehdit ettiğini ifade eden Arpacı, yaşananların ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Arpacı, “Herkesin 250 milyon lira unuttuğu bir köşede parası yok ki. İnsanlar çek ödeyemeyecek, maaşını ödeyemeyecek kurumlar var şu anda maalesef” dedi. “Küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz” Küçük yatırımcıların birikimlerinin de zarar gördüğünü söyleyen Arpacı, “Sizde gerçekten vicdan yoktu, biri bin yaptınız, yetmedi; küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz, yetmedi; 27 daire parası 367 daire oldu, yetmedi; şimdi, nefsine yenilenler, şeytana uyanlar bu paraları geri ödesin diye bekliyorsunuz” diye konuştu. Arpacı’dan mal varlıklarına el konulması çağrısı Fon krizinde sorumluluğu bulunanların yargı önüne çıkarılmasını isteyen Arpacı, olayla bağlantılı kişilerin mal varlıklarına el konulması ve ekonomik kaybın geri alınması çağrısında bulundu. Arpacı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Adalet istiyorsanız, hukuk istiyorsanız, yapacağınız şey açıktır; bu işin içine karışanları, iş birlikçileri sabahın altısında alacaksınız, bütün hepsinin ailelerine, mal varlıklarına el koyacaksınız ve bu paraların en az 2 katını Türkiye ekonomisine, hazineye geri ödemelerini sağlayacaksınız, yoksa bu işin içinden çıkamazsınız.”

Yeni parti kurmayları Denizli'de nabız yokladı Haber

Yeni parti kurmayları Denizli'de nabız yokladı

Saha çalışmaları kapsamında Denizli’ye gelen Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, Antalya Milletvekili Cavit Arı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı ve İl Başkanı Ali Osman Horzum ile birlikte geniş kapsamlı temaslar gerçekleştirdi. İlçeleri ziyaret eden, kent merkezinde esnaflarla buluşan, vatandaşların nabzını tutan Yeni Partililer, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensupları ile de bir araya geldi. Basın toplantısına Yeni Parti Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, Antalya Milletvekili Cavit Arı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan katıldı. “KONGRE SÜRECİMİZ DEVAM EDİYOR” Toplantının açılışında açıklamalarda bulunan Yeni Parti Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Denizli’deki örgütlenme ve kongre çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Yeni Parti’nin kongre sürecinde önceki siyasi alışkanlıklarından farklı bir yöntem izlediğini belirten Horzum, kongrelerle eş zamanlı olarak saha çalışmalarına da devam ettiklerini söyledi. İlçe kongrelerinin tamamlanmasının ardından 18 Ekim’de il kongresinin ön seçiminin yapılacağını, 24 Ekim’de ise il kongresinin tamamlanacağını ifade eden Horzum, milletvekillerinin Denizli’de gerçekleştirdiği saha çalışmalarına da değindi. Denizli’ye gelen milletvekillerine teşekkür eden Horzum, vatandaşların sorunlarının dinlendiğini ve çözüm önerilerinin sahadan alınarak genel merkeze raporlanacağını belirtti. “VATANDAŞLARIN SORUNLARINI YERİNDE GÖRDÜK” Yeni Parti Antalya Milletvekili Cavit Arı ise, Denizli’de gerçekleştirdikleri saha çalışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Genel merkezin programı doğrultusunda milletvekilleriyle birlikte Denizli’de ilçe ve mahallelerde vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirten Arı, esnaf ve çiftçileri ziyaret ettiklerini, vatandaşların yaşadığı sorunları yerinde görme fırsatı bulduklarını ifade etti. Esnafın ekonomik sıkıntılarını ve çiftçilerin içinde bulunduğu durumu sahada net bir şekilde gözlemlediklerini anlatan Arı, bu çalışmaların Denizli ile sınırlı olmadığını, Yeni Parti milletvekillerinin Türkiye’nin farklı illerinde de benzer temasları gerçekleştirildiğini kaydetti. “ÜRETİCİNİN KADERİ ÖZEL SEKTÖRE BIRAKILMAMALI” Burdur Milletvekili İzzet Akbulut da, temaslarda bulunduğu Güney, Buldan ve Sarayköy’deki izlenimlerini paylaştı. Üreticilerin ürünlerini değerinde satamadığını belirten Akbulut, sorunların çözümü için devlet politikası geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Üreticilerin maliyetinin altında fiyatlarla ürünlerini satmak zorunda bırakılmaması gerektiğini ifade eden Akbulut, “Türkiye ürettikçe kazanacak ve bu derin hayat pahalılığından, bu derin yoksulluktan ancak böyle kurtulacak” diye konuştu. “SAHA ÇALIŞMALARIMIZIN SONUÇLARINI PAYLAŞACAĞIZ” Denizli Milletvekili Şeref Arpacı da milletvekilleri olarak 81 ilde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının önemine dikkat çekti. Denizli’de özellikle emekliler, çiftçiler ve üreticilerle bir araya geldiklerini anlatan Arpacı, vatandaşların yaşadığı sorunları dinlediklerini, çözüm önerilerini sunduklarını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama döneminde saha çalışmalarında tespit ettikleri sorunları Genel Kurul’da gündeme getirileceğini ve çözüm isteyeceklerini belirten Arpacı, hazırlanan raporların parti merkezine gönderilerek, parti politikaları kapsamında değerlendirildiğini de kaydetti. “ERKEN SEÇİM İSTİYORUZ” Toplantıda en dikkat çekici konuşmayı Yeni Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan yaptı. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkan, erken seçim çağrısı yaptı. Denizli’de gerçekleştirdikleri saha çalışmalarında esnaf, çiftçi, üretici ve vatandaşlarla görüştüklerini belirten Özkan, kentte üretim yapan kesimlerin ekonomik sorunlar yaşadığını vurguladı. Denizli’nin üretim kapasitesine dikkat çeken Özkan, üreticilerin yaşadığı sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin adalet, özgürlük, eşitlik ve refaha ihtiyaç duyduğunu belirterek erken seçimin kaçınılmaz olduğunu anlatan Özkan, “Biz bu düzenin derhal sona ermesini istiyoruz. Biz bu düzenin yıkılması için erken seçim istiyoruz. Aması fakatı olmadan hemen erken seçime gidelim. Herkes halkın terazisinde tartılsın. O teraziye biz razıyız” dedi. “VATANDAŞ SEÇİM DİYE BAĞIRIYOR” Basın mensuplarının sorularını da Yeni Parti Grubu adına yanıtlayan Özkan, saha çalışmalarında sıklıkla vatandaşların seçim talebiyle karşılaştıklarını ifade etti. Özkan, “Vatandaş seçim diye bağırıyor. Bakın arkadaşlar sizden rica ediyorum. Pazarlara gidin, sorun. Ben size diyorum ki vatandaş kurtulmak için bir an önce erken seçim istiyor” dedi. Erken seçime hazır olduklarını dile getiren Özkan, “Hemen bugün karar alalım, 45 gün sonra, hatta YSK 25 gün sonra diyordu, 25 gün sonra erken seçim yapalım. Biz hazırız” diye konuştu. Denizli’deki saha çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde kentin ekonomik yapısına da değinen Özkan, Denizli’nin önemli bir üretim merkezi olduğunu ancak kentte üretilen değerin toplumun tamamına yeterince yansımadığını savundu. Tekstil sektöründeki sorunlara ve tarımsal üretimde yaşanan sıkıntılara dikkat çeken Özkan, Denizli’nin üretim kapasitesinin kent halkının refahına daha fazla yansıması gerektiğini belirterek, gelir dağılımında adaletin sağlanması gerektiğini ifade etti. “SEÇİME GİRMEMİZİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ AŞACAĞIZ” Yeni Parti adı üzerinde yürütülen tartışmalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Özkan, partinin Türkiye genelinde örgütlenme çalışmalarını sürdürdüğünü, 81 ilde ve yaklaşık 500 ilçede örgütlenmesini tamamladığını, seçimlere girmeye hazır olduklarını kaydetti. Partinin adı ve örgütlenmesi üzerinden herhangi bir engelle karşılaşmaları halinde bunları aşacaklarını belirten Özkan, “Bizi bu yoldan kimse döndüremez” dedi. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SORUSUNA YANIT Anayasa değişikliğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Özkan, kendilerine iletilmiş veya Meclis’e getirilmiş kapsamlı bir anayasa değişikliği metni bulunmadığını söyledi. Terör örgütünün feshi ve silah bırakmasına yönelik düzenlemeler konusunda Meclis’e gelen teklif kapsamında destek verdiklerini hatırlatan Özkan, görmedikleri bir düzenleme hakkında değerlendirme yapmayacaklarını vurguladı.

Denizli’de Savunma Sanayii Toplantısında Söz Krizi Haber

Denizli’de Savunma Sanayii Toplantısında Söz Krizi

Denizli Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün katılımıyla gerçekleştirilen “Denizli Savunma Sanayii İl Buluşması”nda beklenmedik bir tepki yaşandı. Emporia Otel Konferans Salonu’ndaki programda AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin’e kürsüde konuşma hakkı verildi. Yeni Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı’nın ise konuşma talebine rağmen kendisine söz verilmediği belirtildi. Yaşanan duruma tepki gösteren Arpacı, toplantıyı terk etti. ARPACI’DAN SERT TEPKİ Toplantıdan ayrılmasının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Arpacı, savunma sanayiinin siyasi partilerin üzerinde bir konu olduğunu vurguladı. Arpacı, “Savunma sanayii, siyasi partilerin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin milli meselesidir” ifadelerini kullanarak, iktidar milletvekiline söz hakkı verilirken muhalefet milletvekili olarak kendisine söz verilmemesini doğru bulmadığını belirtti. Arpacı, TBMM Sanayi, Ticaret ve Enerji Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlatarak, savunma sanayii gibi bir alanda seçilmiş milletvekillerinin görüşlerini ortaya koyabilmesi gerektiğini savundu. “SEÇİLMİŞ HER MİLLETVEKİLİNİN SÖZ SÖYLEME HAKKI VARDIR” Arpacı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkenin seçilmiş her milletvekilinin, hele ki savunma sanayii gibi milli bir konuda, söz söyleme ve katkı sunma hakkı vardır. İktidarın milletvekili konuşacak, muhalefetin milletvekili susacak anlayışını kabul etmiyoruz.” “MİLLİ MESELELERDE SİYASİ AYRIM YAPMAYACAĞIZ” Yaşananları yalnızca kendisine yönelik bir uygulama olarak değerlendirmediğini belirten Arpacı, gelecekte milli meselelerde siyasi ayrım yapılmaması gerektiğini ifade etti. Arpacı, “Önümüzdeki ilk genel seçimde partimiz iktidara geldiğinde biz; milli meselelerde siyasi ayrım yapmayacağız. Savunma sanayiinde de, sanayide de, ülkemizin geleceğini ilgilendiren her konuda farklı sesleri susturmak yerine ortak aklı büyüteceğiz” dedi. “MİLLİ DEĞERLER, İKTİDARIN SİYASİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Açıklamasının devamında milli değerlerin herhangi bir siyasi partinin tekelinde olmadığını vurgulayan Arpacı, “Çünkü milli değerler, iktidarın siyasi mülkü değildir. Türkiye hepimizindir” ifadelerini kullandı. Arpacı, yaşanan söz hakkı tartışmasına rağmen Denizli Sanayi Odası tarafından düzenlenen savunma sanayii buluşmasının Denizli ve Türkiye açısından önemli olduğunu belirterek, “Her ne olursa olsun YENİ Parti Denizli Milletvekili olarak; Denizli Sanayi Odamız tarafından gerçekleştirilen ‘Savunma’ başlıklı bu etkinliğin Denizlimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, katkı sağlayanlara teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

YENİ Parti’li Arpacı Kütahya Pazarında: “Bereketi Bol Da Cepler Boş” Haber

YENİ Parti’li Arpacı Kütahya Pazarında: “Bereketi Bol Da Cepler Boş”

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, partisinin görevlendirmesi kapsamında Kütahya’da çeşitli temaslarda bulundu. Pazar esnafını ziyaret eden Arpacı, tezgâh başında esnafın sorunlarını dinlerken yurttaşlarla da sohbet etti.Pazar ziyaretlerinde özellikle yüksek girdi maliyetleri, mazot fiyatları, alım gücündeki düşüş ve emeklilerin geçim sıkıntısı öne çıktı. “Devlet Ne İçin Var? Önce Bir Karnımı Doyurun” Arpacı’nın pazarda sohbet ettiği bir emeklinin sözleri, geçim sıkıntısının geldiği noktayı ortaya koydu.Devletin temel görevinin vatandaşın refahını sağlamak olduğunu söyleyen emekli, yaşadığı ekonomik sıkıntıyı şöyle anlattı:“Devlet ne için var? Fakiri yıllarca, 25 senedir sömürüyor. Kardeşim diyor ‘Ben yol yaptım.’ Yav benim karnım aç ya, ben yolu ne yapayım? Yol karın mı doyuruyor?”Emekli, önceliğin vatandaşın geçimi olması gerektiğini belirterek, “Önce bir karnımı doyurayım. Önce bir yüzümü güldürün. Önce insanların refahı, sonra yol yap. Bunları zaten yapacaksın, zaten yapacak bunlar görevi ama yapmıyor kardeşim” ifadelerini kullandı. Esnaf: “Bereketi Bol Da Cepler Boş” Pazarın bir başka tezgâhında ise bu kez üreticinin ve esnafın artan maliyetlerle mücadelesi gündeme geldi.Patates satan esnafa “Bereketli mi?” diye soran Arpacı, “Bereketi bol da cepler boş” yanıtını aldı.Arpacı’nın “Nasıl bereket bu?” sorusuna esnaf, “Rabbim veriyor, toprak bereketli bu sene ama işçinin parasını zor çıkarıyoruz” diye karşılık verdi.Mazot maliyetini de soran Arpacı’ya esnafın yanıtı ise kısa ve net oldu:“Zor.” Üreticiden pazara kadar uzanan maliyet zincirine dikkat çeken Arpacı, mazot fiyatlarının düşmesi halinde esnafın ve üreticinin nefes alabileceğini belirtti. Esnaf da daha düşük maliyetle daha uygun fiyata satış yapabileceğini ifade etti.Esnafın yaşadığı sıkıntıyı ise şu sözler özetledi:“Günümüzü dolduruyoruz. Günümüzü değerlendiriyoruz. Yapacak bir şey yok.” “Üzüm Manisa’dan Yürüyerek Mi Geliyor?” Pazar ziyaretinde üzüm satan bir esnafın sözleri de fiyatların vatandaş ve pazarcı üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.Üzüm fiyatları üzerinden yaşanan maliyet artışlarına dikkat çeken esnaf,“Üzüm Manisa’dan yürüyerek mi geliyor?”diyerek hem üreticinin hem de pazarcının karşı karşıya kaldığı maliyet baskısına tepki gösterdi. Arpacı ise Kütahya’dan iktidara seslenerek özellikle mazot fiyatlarının üretimden nakliyeye, pazarcıdan tüketiciye kadar bütün zinciri etkilediğini vurguladı. Arpacı: “Mazotta ÖTV’yi İndirin” Arpacı, artan akaryakıt maliyetlerinin yalnızca araç sahiplerini değil, doğrudan üreticiyi, esnafı ve pazardaki tüketiciyi etkilediğini söyledi.Arpacı, ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, “Motorinin litre fiyatı bugün itibarıyla 100 TL sınırını aşmış durumda. Mazotta ÖTV’yi indirin; üretici de kazansın, satıcı da kazansın” çağrısında bulundu.Arpacı, iktidara ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de seslenerek şunları söyledi:“Enflasyonu büyüten en önemli maliyetlerden biri olan mazot fiyatlarına artık seyirci kalmayın. Üreticinin de esnafın da vatandaşın da nefes alabilmesi için derhal önlem alın.”

Lykos Yarı Maratonu İçin Geri Sayım Başladı Haber

Lykos Yarı Maratonu İçin Geri Sayım Başladı

HABER:MURAT DEMİRBİLEK Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin spor turizmine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği Lykos Yarı Maratonu, 25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Yarış öncesi düzenlenen lansman programı, Pamukkale Belediyesi Kocaçukur Tesisleri’nde yapıldı. Lansmana; Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Abdullah Yılmaz, Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, Denizli Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, Yeni Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, milli atletler Sema Aydemir ve Merve Aydın, serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen, TRT spikerleri Erdoğan Arıkan ve Setenay Cankat, milli futbolcu Hami Mandıralı ile çok sayıda davetli katıldı. “DENİZLİ LYKOS’U SEVDİ, LYKOS DA DENİZLİ’YE ÇOK YAKIŞTI” Programda konuşan Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, geçen yıl ilk kez düzenlenen organizasyona gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Bozbaş, Lykos Yarı Maratonu’nun Denizli ile özdeşleşen ve ilerleyen yıllarda uluslararası ölçekte tanınan bir organizasyon haline gelmesini hedeflediklerini belirterek, “Denizli Lykos’u sevdi, Lykos da Denizli’ye çok yakıştı” dedi. Lykos isminin Denizli’nin bugünkü Çürüksu Nehri’nin antik adından geldiğine dikkat çeken Bozbaş, Honaz Dağı’ndan doğarak Lykos Ovası’nı besleyen vadinin Laodikeia ve Hierapolis gibi önemli antik kentlere ev sahipliği yaptığını ifade etti. ATLETİZM FEDERASYONU’NDAN DESTEK Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Abdullah Yılmaz ise atletizmin sporun temel branşlarından biri olduğunu belirterek, yol koşularında gerçekleştirilecek organizasyona federasyon olarak destek vereceklerini söyledi. Yılmaz, Denizli’nin bu yıl ikinci kez düzenlenecek Lykos Yarı Maratonu’na ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu ifade etti. ARPACI: “DENİZLİ’Yİ ÖNE ÇIKARAN ORGANİZASYONLAR” Yeni Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, organizasyonun Pamukkale’nin eteklerinde gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Denizli’de son dönemde konser, tiyatro, festival ve fuarların yanı sıra farklı organizasyonların da düzenlendiğini belirten Arpacı, Lykos Yarı Maratonu’nun kentin tanıtımına katkı sağlayacağını söyledi. “BİR YILDIR BU ANI ÇALIŞIYORUZ” Denizli Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya da Lykos Yarı Maratonu için uzun süredir yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirtti. Sarıkaya, organizasyonun Denizli, Pamukkale ve spor camiası için büyük emekle hazırlandığını ifade ederek lansmana katılanlara teşekkür etti. SEMA AYDEMİR: “DENİZLİLİ ÇOCUKLAR MİLLİ SPORCU OLSUN” Milli atlet Sema Aydemir, spor organizasyonlarının gençlerin spora yönelmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Aydemir, Lykos Yarı Maratonu sayesinde Denizli’de daha fazla çocuğun spora ilgi göstermesini temenni ederek, “Belki bu maraton sayesinde bir sürü Denizlili çocuk sporcu olacak, milli olacak, hatta olimpiyatlarda Denizli’yi temsil edecek” ifadelerini kullandı. MERVE AYDIN: “SPORTMEN BİR HALK OLMALIYIZ” Milli atlet Merve Aydın ise böylesine büyük organizasyonların çoğalmasının kendisini bir milli sporcu olarak gururlandırdığını belirtti. Aydın, başarının yalnızca milli sporcular yetiştirmekten ibaret olmadığını vurgulayarak, “Bizim asıl ihtiyacımız olan başarılı sporcular kadar sportmen bir halk” dedi. Organizasyona 20 bin kişinin katılması halinde bunun 20 bin sportmen insan anlamına geleceğini ifade eden Aydın, Lykos Yarı Maratonu’nun büyüyerek devam etmesini temenni etti. ŞAHİKA ERCÜMEN: “TARİHLE SPOR BİR ARADA” Serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen de Lykos Yarı Maratonu’nun tarih ve sporu bir araya getirmesinin önemli olduğunu söyledi. Organizasyonun sadece sportif başarı açısından değil, toplumun sporla bütünleşmesi açısından da değer taşıdığını belirten Ercümen, “Asıl dışarıda birbirimize sarılıp kardeş olabiliyor muyuz? Bana göre en kıymetli şey budur” ifadelerini kullandı. Ercümen, Denizli’nin tarihi ve doğal güzelliklerinden etkilendiğini belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. PAMUKKALE’NİN ETEKLERİNDE SPOR VE TARİH BULUŞACAK Lansman programında yapılan konuşmalarda, Lykos Yarı Maratonu’nun yalnızca bir spor organizasyonu olmadığı; Denizli’nin tarihi, doğal ve kültürel değerlerinin tanıtımına da katkı sağlayacağı vurgulandı. 25 Ekim 2026’da düzenlenecek Lykos Yarı Maratonu ile Pamukkale’nin eşsiz atmosferinde spor, tarih ve turizm bir araya gelecek.

YENİ Parti’li Arpacı’dan üzüm fiyatına tepki Haber

YENİ Parti’li Arpacı’dan üzüm fiyatına tepki

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, 2026 yılı üzüm hasadının sürdüğü Denizli’nin Çal ilçesinde üreticileri ziyaret etti. Bağlarda hasat yapan işçilerle ve üreticilerle sohbet eden Arpacı, açıklanan kuru üzüm fiyatının üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi.Geçen yıl 9 numara üzüm için 120 lira fiyat açıklanırken, 2026 ürünü çekirdeksiz kuru üzüm için kalite farkı gözetilmeksizin kilo başına 80 lira avans fiyat açıklanması üreticide hayal kırıklığı yarattı. Üreticilerin beklentisinin ise kilogram başına en az 150 lira olduğu belirtildi. Hasat sırasında üreticilerle konuşan Arpacı, “Geçen sene yaş üzümü 35 liradan satmadınız mı? Bu sene nasıl 17-18 liraya geliyor? Mazot 80 liraya çıkmışken üzüm fiyatının daha yüksek olması gerekmiyor mu?” diye sordu.Üreticilerden biri, şubat ayından bu yana yaptıkları masraflara dikkat çekerek, altı aylık emeğin karşılığını alamadıklarını söyledi. Üretici, “Şimdi hasat zamanı hep zarar. Şubattan ağustosa kadar altı aylık emeğin karşılığını alamıyoruz. Şevkimiz kırıldı, hevesimiz kalmadı. Bizi yine üzdüler” ifadelerini kullandı. “Devlet üreticinin yanında olmalı” Üreticilerin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirten Arpacı, devletin piyasayı yalnızca özel sektörün insiyatifine bırakmaması gerektiğini söyledi.Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üzüm alım fiyatını daha önce açıklaması gerektiğini ifade eden Arpacı, “Toprak Mahsulleri Ofisi daha önce fiyat açıklasa, ‘100 lira, 120 lira, 150 lira’ dese, bu fiyatlar biraz daha yukarı çıkmaz mı? Devlet üreticisinin yanında olması gerekmiyor mu?” dedi.Arpacı, üreticinin iki temel yoldan desteklenebileceğini belirterek, “Ya maliyetini düşüreceksin ya da ürününü yüksek fiyattan alacaksın. Bunun ikisini de yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. Mazot, gübre ve ilaç maliyetlerine dikkat çeken Arpacı, “Üretici şubat ayında masraf yapmaya başladığında mazot bugünkü seviyesinde değildi. Şimdi 80 liraya geldi. Devlet üreticinin üzerindeki vergi yükünü azaltarak maliyetleri aşağı çekebilir. Mazotun, gübrenin, ilacın üzerindeki vergiler azaltılabilir. Böylece üreticinin maliyeti düşer ve ürününü daha düşük fiyatla satsa bile para kazanabilir. Ya da devlet ürünü daha yüksek fiyattan alır” diye konuştu. “Gıda fiyatı düşsün diye üreticiyi zarar ettiremezsiniz” Tarım politikalarının yalnızca tüketici fiyatlarını düşürme hedefi üzerinden yürütülemeyeceğini vurgulayan Arpacı, üreticinin zarar etmesinin uzun vadede gıda arzını da tehdit edeceğini söyledi.Arpacı, “Devlet ne düşünüyor? ‘Gıda fiyatları düşüyor, enflasyon azalacak.’ İyi de sen üreticiye maliyet enflasyonuyla destek olmuyorsun. Üreticinin maliyetini düşürmüyorsun, ürününü de yeterli fiyattan almıyorsun. Böyle bir sistem sürdürülebilir değil” dedi. “Üretici kalmazsa gıda üretimini kim yapacak?” Üzüm üretimindeki sorunların yalnızca bugünün fiyat meselesi olmadığını, tarımda giderek büyüyen üretici yaşlanmasına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Arpacı, gençlerin tarımdan uzaklaşmasının ciddi bir tehlike olduğunu söyledi.Arpacı, “Gıda stratejik ürün diyorsunuz, gıda önemli diyorsunuz. Peki bundan sonra bu üretimi kim yapacak? Üreticilerin yaş ortalaması giderek yükseliyor. Nerede çocuklar, nerede gençler?” diye konuştu. Tarımda gelir elde edemeyen ailelerin zamanla topraklarını satmak zorunda kaldığını ifade eden Arpacı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Babalar yaşlanıyor, tarlalar satılıyor. Çocuklar şehre gidiyor, hizmet sektöründe çalışıyor. Üretim giderek bitiyor, köy bitiyor. Eğer çiftçiyi ve üreticiyi yeniden kazanamazsak bu iş sürdürülemez. Üreticinin yeniden üretime dönmesi için desteklenmesi gerekiyor.”

YENİ Partili Arpacı: Çocuk Adaletinde Başarı Ceza Vermekle Değil, Suçu Önlemekle Ölçülür Haber

YENİ Partili Arpacı: Çocuk Adaletinde Başarı Ceza Vermekle Değil, Suçu Önlemekle Ölçülür

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı TBMM Genel Kurulu'nda, Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci maddesi hakkında konuştu. Arpacı, “Devlet çocuğa okuldan koptuğunda ulaşamıyorsa, ailesi yoksullukla mücadele ederken yanında değilse, bağımlılık ve ruh sağlığı desteğini zamanında sunamıyorsa yıllar sonra yalnızca ceza kanunuyla karşısına çıkamaz. Bizim ihtiyacımız çocuğu suç işledikten sonra hatırlayan bir sistem değil, riski önceden gören, aileye zamanında ulaşan, çocuğu okulda tutan ve suç örgütlerinin elinden kurtaran bir kamu düzenidir” dedi. “Kaybettiğimiz Çocuklarımızın Acısı Hâlâ Kalbimizde” Düzenlemede ateşli silahların saklanmasıyla ilgili 1'inci maddesi üzerine değerlendirmelerde bulunan YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı şunları söyledi: “Ahmet Minguzzi, Ata Emre Akman, Atlas Çağlayan, Abdurrahman Balcı, Gülden Coni, Fatih Acacı, Kıvanç Uman, Murat Duha Yıldız, Alperen Ömer Toprak, Hakan Çakır, Eyüp Arıcı ve son olarak da İzmir'de kalbinden bıçaklanan Mehmet; birkaç sene içinde cinayete kurban giden, ülkenin geleceği gençlerimizden sadece birkaçı. Şanlıurfa'da, Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen okul saldırılarında kaybettiğimiz çocuklarımızın acısı hâlâ kalbimizde, en derinliklerinde. Hepsinin acısı çok taze, üzerinden yıllar da geçse unutamayacağımız pırıl pırıl, bir hiç uğruna kaybettiğimiz gençlerimiz. “Geleceğimiz Gidiyor Ve Giden Geri Gelmiyor, Ülkeyi Bu Hâle Siz Getirdiniz” 2025'te mağdur olan çocuk sayısı tam 268 bin. Bu çocukların yüzde 60'ı yaralanma suçundan mağdur, belki de ölmekten kıl payı kurtuldular. Korkunç bir rakam, korkunç. Bir senede suç işleyen çocuğumuzun, gencimizin sayısı 200 bin. Belki bir suç örgütünün elinde, belki kötü yaşam koşulları, berbat eğitim sistemimiz, ekonomik zorluklar ya da ruhsal problemleri yüzünden suç işlemiş yüz binlerce çocuğumuz var. Biz bu ülkede nasıl yaşayacağız? Hangi aile sokak güvenliği olmadığı bir ülkede evladını başka bir şehirde eğitim almaya gönderebilecek? Birçok aile çocukları hayal ettiği okulu kazandığı hâlde özellikle büyükşehirlerde okumasını istemiyor. Çocuklarımızı nasıl bir geleceğe hazırlıyoruz? Allah aşkına, kim bu ülkede yaşamak istiyor? Türkiye'den dünyaya ilk önce doktorlarımızı, mühendislerimizi, yetişmiş insan gücümüzü gönderdik. Üniversiteden mezun olan gençlerimizin tek hayali Avrupa'da çalışmak ve artık en sonunda liseden mezun olan çocuklarımız bile yurt dışında üniversite eğitimi almak istiyorlar. Bütün gençler bir fırsatını bulup ülkeyi terk etmek istiyor, farkında mısınız? Geleceğimiz gidiyor ve giden geri gelmiyor. Yirmi yılda ülkeyi derin yoksulluğa sürükleyen, hukuku keyfî uygulamalarla işlemez hâle getiren, düşünce, ifade ve sosyal medya özgürlüğünü ortadan kaldıran sizsiniz. Uyuşturucu baronları başta olmak üzere, suç örgütleriyle mücadele ediyormuş gibi yaparak ülkeyi bu hâle getirdiniz; suçlusu da sorumlusu da sizlersiniz. “Silahın Çocuğun Eline Geçmesini Önlemek Yetişkin Bireyin En Temel Sorumluluklarından” 1'inci maddeyle ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden saklayan ve bir çocuğun silahı ele geçirmesine neden olan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Elbette bir evde silah bulunuyorsa o silahın çocuğun eline geçmesini önlemek yetişkin bir bireyin en temel sorumluluklarından biridir. Silahı çocuğun rahatça ulaşabileceği bir yerde bırakmak basit bir ihmal değildir, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilecek ağır bir sorumsuzluktur ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır; bu nedenle düzenlemenin amacını doğru buluyoruz. “Çocuk Koruma Sistemi Zamanında Çalışmıyor” Sayın milletvekilleri, bakın, veriler önümüzde çok açık bir tabloyu ortaya koyuyor. 2020-2025 yılı arasında çocukların karıştığı organize suç olayları yüzde 236 arttı. Bu veri suç örgütlerinin çocukların yoksulluğundan, yalnızlığından, okullarından kopuşundan ve gelecek kaygısından daha fazla yararlandıklarını gösteriyor. Çocukları uyuşturucu taşımada, silah saklamada, gözcülükte ve şiddet eylemlerinde kullanılması yalnızca bir asayiş meselesi değil, bu tablo çocuk koruma sisteminin zamanında da çalışmadığını gösteriyor. “Aynı Çocuk İçin Hep Beraber Çalışmalıdır” Teklifin gerekçesinde yoksulluktan, aile içi şiddetten, eğitimden kopuştan ve sosyal hizmet eksikliğinden söz ediliyor ancak çözüm bölümüne gelindiğinde yeniden sadece cezaları artırıyor, infaz ağırlaştırılıyor, aileye yeni ceza hükümleri getiriliyor. Devlet çocuğa okuldan koptuğunda ulaşamıyorsa, ailesi yoksullukla mücadele ederken yanında değilse, bağımlılık ve ruh sağlığı desteğini zamanında sunamıyorsa yıllar sonra yalnızca ceza kanunuyla karşısına çıkamaz. Bizim ihtiyacımız çocuğu suç işledikten sonra hatırlayan bir sistem değil, riski önceden gören, aileye zamanında ulaşan, çocuğu okulda tutan ve suç örgütlerinin elinden kurtaran bir kamu düzenidir. Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Millî Eğitim, Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları ile yerel yönetimler aynı çocuk için hep beraber çalışmalıdır. Çocuk adaletinde başarı kaç çocuğa ceza verdiğimizle ve bunun ne kadar uzun olduğuyla ilgili değil, kaç çocuğun suça sürüklenmesini önlediğimizle ölçülür diyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.