Aralık ayı geldiğinde insanın içi önce bir ürperir. Havada başka bir koku dolaşır; soğuk kendini gösterir ama bereket de sessizce toprağa doğru yaklaşır. Bu yıl da öyle oldu… Aralık’ın ilk yağmurları toprağa düşer düşmez doğa derin bir nefes aldı, ekilen tarlalar yavaş yavaş uyanmaya başladı.
Tohumun toprağa emanet edildiği gün, çiftçi için aslında bir dua başlar.
O dua, yağmurla tamam olur.
Yağmur toprağa indikçe, tohum içinden bir ses fısıldar gibi olur:
“Ben buradayım, merak etme… Şimdi yeşermeye geliyorum.”
Kuru tarlalar birkaç gün içinde değişti. Buğdayın ve arpanın, ilk yeşil çizgileri toprak yüzüne vurduğunda, çiftçinin yorgunluğu da sanki çekilip gitti. Çünkü toprağın yeşermesi, insanın içinin de yeşermesidir.
Aralık yağmurları sadece ekinleri değil, çiftçinin gönlünü de suladı bu yıl.
Emeğin karşılık bulacağını görmek, insanın umudunu tazeler. Gözle görünmeyen ama kalple hissedilen bir bereket gelir bu mevsimde. Bir damla yağmur, bazen bir yılın bütün endişesini alıp götürür.
Meralar da yağmurla birlikte canlanmaya başladı. Ne kadar soğuk olursa olsun, doğanın yeşeren hali insana ayrı bir güç verir. Mera canlanınca hayvanın yüzü güler; hayvan gülerse üreticinin de eli bereket bulur.
Aralık’ın bu ilk bereketi, toprağa verilmiş bir müjde gibidir.
Sanki doğa diyor ki:
“Merak etmeyin, ben yine görevimin başındayım. Ektiğinizi büyütecek, emeğinizi berekete çevireceğim.”
Çiftçi için bundan daha büyük bir moral olmaz.
Toprak yeşerdi mi insanın yüreği de yeşerir. Yağmur yağdıkça umut da çoğalır. Bu yılın Aralık yağmurları, sadece tarlalarda değil; insanların iç dünyasında da yeni bir başlangıcın kapısını araladı.
Dilerim bu bereket tüm sezona yayılır, toprak emeği boşa çıkarmaz ve çiftçimizin yüzü her zaman olduğu gibi yine güler.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özay ALABAŞ
Aralık Yağmurları
Aralık ayı geldiğinde insanın içi önce bir ürperir. Havada başka bir koku dolaşır; soğuk kendini gösterir ama bereket de sessizce toprağa doğru yaklaşır. Bu yıl da öyle oldu… Aralık’ın ilk yağmurları toprağa düşer düşmez doğa derin bir nefes aldı, ekilen tarlalar yavaş yavaş uyanmaya başladı.
Tohumun toprağa emanet edildiği gün, çiftçi için aslında bir dua başlar.
O dua, yağmurla tamam olur.
Yağmur toprağa indikçe, tohum içinden bir ses fısıldar gibi olur:
“Ben buradayım, merak etme… Şimdi yeşermeye geliyorum.”
Kuru tarlalar birkaç gün içinde değişti. Buğdayın ve arpanın, ilk yeşil çizgileri toprak yüzüne vurduğunda, çiftçinin yorgunluğu da sanki çekilip gitti. Çünkü toprağın yeşermesi, insanın içinin de yeşermesidir.
Aralık yağmurları sadece ekinleri değil, çiftçinin gönlünü de suladı bu yıl.
Emeğin karşılık bulacağını görmek, insanın umudunu tazeler. Gözle görünmeyen ama kalple hissedilen bir bereket gelir bu mevsimde. Bir damla yağmur, bazen bir yılın bütün endişesini alıp götürür.
Meralar da yağmurla birlikte canlanmaya başladı. Ne kadar soğuk olursa olsun, doğanın yeşeren hali insana ayrı bir güç verir. Mera canlanınca hayvanın yüzü güler; hayvan gülerse üreticinin de eli bereket bulur.
Aralık’ın bu ilk bereketi, toprağa verilmiş bir müjde gibidir.
Sanki doğa diyor ki:
“Merak etmeyin, ben yine görevimin başındayım. Ektiğinizi büyütecek, emeğinizi berekete çevireceğim.”
Çiftçi için bundan daha büyük bir moral olmaz.
Toprak yeşerdi mi insanın yüreği de yeşerir. Yağmur yağdıkça umut da çoğalır. Bu yılın Aralık yağmurları, sadece tarlalarda değil; insanların iç dünyasında da yeni bir başlangıcın kapısını araladı.
Dilerim bu bereket tüm sezona yayılır, toprak emeği boşa çıkarmaz ve çiftçimizin yüzü her zaman olduğu gibi yine güler.