Babası yoksa baba olurdu, annesi yorulduysa yükü omuzlardı.
Şimdi bakıyoruz…
Yaşlar büyümüş ama sorumluluklar küçülmüş.
25 yaşına gelmiş genç hâlâ “çocuğum” diyor.
Hayatın içine girmekten kaçıyor, yük almaktan çekiniyor.
Peki ne değişti?
Eskiden hayat zordu ama insan güçlüydü.
Şimdi hayat kolaylaştı ama insanlar hassaslaştı.
Telefon var, internet var, her şey elinin altında…
Ama iş sorumluluğa gelince bir adım geri.
Kimse alınmasın ama gerçek şu:
Biz çocuklarımızı büyütüyoruz ama hayata hazırlayamıyoruz.
Her istediğini veriyoruz…
Ama sabretmeyi öğretmiyoruz.
Önüne engel koymuyoruz…
Ama mücadele etmeyi bekliyoruz.
Sonra da diyoruz ki:
“Gençlik bozuldu…”
Gençlik durduk yere bozulmaz.
Gençlik, nasıl yetiştirilirse öyle olur.
Eskiden çocuklar hayatın içinde büyürdü.
Şimdi hayatın dışında büyüyor.
Toprağa değmeden büyüyen,
Hayvanın gözüne bakmadan büyüyen,
Emeğin ne olduğunu görmeden büyüyen…
Nasıl sorumluluk alsın?
Bu bir eleştiri değil…
Bu bir uyarıdır.
Çünkü böyle giderse yarın üretim yapacak insan bulamayacağız.
Köyler boşalacak, şehirler dolacak ama kimse üretmeyecek.
O yüzden geç kalmadan şunu yapmamız lazım:
Çocuklara sadece konfor değil, sorumluluk da vermeliyiz.
Çünkü insanı büyüten yaş değil…
Taşıdığı yüktür.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özay ALABAŞ
Büyüyen Yaşlar, Küçülen Sorumluluklar”
Eskiden 15 yaşındaki bir genç, evin direği gibiydi…
Tarlaya giderdi, hayvana bakardı, sorumluluk alırdı.
Babası yoksa baba olurdu, annesi yorulduysa yükü omuzlardı.
Şimdi bakıyoruz…
Yaşlar büyümüş ama sorumluluklar küçülmüş.
25 yaşına gelmiş genç hâlâ “çocuğum” diyor.
Hayatın içine girmekten kaçıyor, yük almaktan çekiniyor.
Peki ne değişti?
Eskiden hayat zordu ama insan güçlüydü.
Şimdi hayat kolaylaştı ama insanlar hassaslaştı.
Telefon var, internet var, her şey elinin altında…
Ama iş sorumluluğa gelince bir adım geri.
Kimse alınmasın ama gerçek şu:
Biz çocuklarımızı büyütüyoruz ama hayata hazırlayamıyoruz.
Her istediğini veriyoruz…
Ama sabretmeyi öğretmiyoruz.
Önüne engel koymuyoruz…
Ama mücadele etmeyi bekliyoruz.
Sonra da diyoruz ki:
“Gençlik bozuldu…”
Gençlik durduk yere bozulmaz.
Gençlik, nasıl yetiştirilirse öyle olur.
Eskiden çocuklar hayatın içinde büyürdü.
Şimdi hayatın dışında büyüyor.
Toprağa değmeden büyüyen,
Hayvanın gözüne bakmadan büyüyen,
Emeğin ne olduğunu görmeden büyüyen…
Nasıl sorumluluk alsın?
Bu bir eleştiri değil…
Bu bir uyarıdır.
Çünkü böyle giderse yarın üretim yapacak insan bulamayacağız.
Köyler boşalacak, şehirler dolacak ama kimse üretmeyecek.
O yüzden geç kalmadan şunu yapmamız lazım:
Çocuklara sadece konfor değil, sorumluluk da vermeliyiz.
Çünkü insanı büyüten yaş değil…
Taşıdığı yüktür.