Bir zamanlar koyunculuk, köylerde “babadan kalma” bir iş olarak görülürdü. Sürü büyür, kuzu satılır, gerisi kaderin ve tabiatın insafına bırakılırdı. Bugün ise bambaşka bir dönemin içindeyiz. Artık koyunculuk sadece hayvan sayısıyla değil, damızlık kalitesiyle, verimle ve doğru ırk seçimiyle konuşuluyor.
Çünkü biliyoruz ki; sürüyü büyütmek değil, sürüyü doğru büyütmek kazandırır.
Eskiden “koyun koyundur” anlayışı hâkimdi. Bugün ise her ırkın, her hattın, hatta her bireyin ayrı bir değeri var. Et verimi, süt kapasitesi, ikizlik oranı, meraya uyum kabiliyeti, hastalıklara dayanıklılık… Hepsi artık hesap kitap işinin parçası oldu. Koyunculuk, geleneksel bir meslek olmaktan çıkıp, bilimle ve planlamayla yürütülen ciddi bir üretim alanına dönüştü.
Bu dönüşümün merkezinde ise tek bir kelime var: Damızlık.
Bugün bir sürünün geleceğini belirleyen en önemli unsur, seçilen damızlık koyun ve koçlardır. Yanlış damızlık, yıllarca sürecek bir verim kaybı demektir. Doğru damızlık ise aynı sürüyle daha fazla kuzu, daha sağlıklı hayvan ve daha istikrarlı gelir anlamına gelir. Artık üretici sadece “çok hayvan” değil, “kaliteli hayvan” peşinde.
Özellikle ikizlik oranı, son yıllarda koyunculukta en çok konuşulan başlıklardan biri oldu. Bir koyundan yılda bir kuzu almak ile iki kuzu almak arasındaki fark, sadece sayı değildir; işçilikten yem maliyetine, sürü yenilemeden pazarlama gücüne kadar her şeyi etkiler. Bu yüzden bugün birçok üretici, ikizlik oranı yüksek ırklara ve hatlara yöneliyor.
Irk konusu ise başlı başına bir strateji meselesi.
Her bölgenin iklimi, merası ve üretim amacı farklıdır. Bu nedenle “en iyi ırk” diye tek bir doğru yoktur. Kimisi etçi ırk ister, kimisi sütçü, kimisi ise hem et hem döl verimi yüksek kombine ırk arar. Önemli olan, bulunduğun bölgeye uyum sağlayan ve üretim hedefinle örtüşen ırkı seçmektir.
Son yıllarda yerli ırklarımıza olan ilgi de yeniden artıyor. Çünkü anlaşıldı ki, yerli ırklar sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de güvencesidir. Meraya dayanıklı, hastalıklara dirençli, bakım şartlarına uyumlu bu hayvanlar, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiler için büyük avantaj sağlıyor. Doğru ıslah çalışmalarıyla yerli ırkların verimi her geçen yıl daha da yukarı taşınıyor.
Verim meselesi ise artık sadece genetikle sınırlı değil. Besleme, barınak şartları, sürü yönetimi ve kayıt tutma alışkanlığı da en az damızlık kadar önemli. Bugün doğum kayıtlarını tutan, kuzuların gelişimini takip eden, sürüsünü bilinçli şekilde yenileyen üretici ile bunu yapmayan arasında büyük fark oluşuyor. Modern koyunculuk, sezgiyle değil veriyle yürütülüyor.
Devlet destekleri ve yerel projeler de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. Damızlık koç dağıtımları, ıslah projeleri ve eğitim çalışmaları sayesinde birçok bölgede sürü kalitesi gözle görülür şekilde yükseldi. Bu sadece üreticinin değil, ülke hayvancılığının da geleceği adına umut verici bir tablo.
Ancak bütün bu yeniliklerin merkezinde hâlâ değişmeyen bir gerçek var: Emek.
Günün ilk ışığında başlayan mesai, doğumda tutulan nöbetler, hastalanan kuzunun başında geçirilen uykusuz geceler… Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, koyunculuk hâlâ sabır, sevgi ve alın teri isteyen bir iştir. Fakat bugün bu emeğin karşılığını almak, geçmişe göre çok daha mümkün.
Koyunculukta yeni dönem; bilinçli damızlık seçimi, doğru ırk tercihi ve planlı üretim dönemidir. Bu yolu seçen üretici sadece bugünü değil, sürüsünün ve ailesinin yarınını da güvence altına alır.
Çünkü artık biliyoruz:
Koyunculukta asıl kazanç, sürünün sayısında değil, kalitesindedir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özay ALABAŞ
KOYUNCULUKTA DAMIZLIK, VERİM VE IRKLARIN GELECEĞİ
Bir zamanlar koyunculuk, köylerde “babadan kalma” bir iş olarak görülürdü. Sürü büyür, kuzu satılır, gerisi kaderin ve tabiatın insafına bırakılırdı. Bugün ise bambaşka bir dönemin içindeyiz. Artık koyunculuk sadece hayvan sayısıyla değil, damızlık kalitesiyle, verimle ve doğru ırk seçimiyle konuşuluyor.
Çünkü biliyoruz ki; sürüyü büyütmek değil, sürüyü doğru büyütmek kazandırır.
Eskiden “koyun koyundur” anlayışı hâkimdi. Bugün ise her ırkın, her hattın, hatta her bireyin ayrı bir değeri var. Et verimi, süt kapasitesi, ikizlik oranı, meraya uyum kabiliyeti, hastalıklara dayanıklılık… Hepsi artık hesap kitap işinin parçası oldu. Koyunculuk, geleneksel bir meslek olmaktan çıkıp, bilimle ve planlamayla yürütülen ciddi bir üretim alanına dönüştü.
Bu dönüşümün merkezinde ise tek bir kelime var: Damızlık.
Bugün bir sürünün geleceğini belirleyen en önemli unsur, seçilen damızlık koyun ve koçlardır. Yanlış damızlık, yıllarca sürecek bir verim kaybı demektir. Doğru damızlık ise aynı sürüyle daha fazla kuzu, daha sağlıklı hayvan ve daha istikrarlı gelir anlamına gelir. Artık üretici sadece “çok hayvan” değil, “kaliteli hayvan” peşinde.
Özellikle ikizlik oranı, son yıllarda koyunculukta en çok konuşulan başlıklardan biri oldu. Bir koyundan yılda bir kuzu almak ile iki kuzu almak arasındaki fark, sadece sayı değildir; işçilikten yem maliyetine, sürü yenilemeden pazarlama gücüne kadar her şeyi etkiler. Bu yüzden bugün birçok üretici, ikizlik oranı yüksek ırklara ve hatlara yöneliyor.
Irk konusu ise başlı başına bir strateji meselesi.
Her bölgenin iklimi, merası ve üretim amacı farklıdır. Bu nedenle “en iyi ırk” diye tek bir doğru yoktur. Kimisi etçi ırk ister, kimisi sütçü, kimisi ise hem et hem döl verimi yüksek kombine ırk arar. Önemli olan, bulunduğun bölgeye uyum sağlayan ve üretim hedefinle örtüşen ırkı seçmektir.
Son yıllarda yerli ırklarımıza olan ilgi de yeniden artıyor. Çünkü anlaşıldı ki, yerli ırklar sadece geçmişin hatırası değil, geleceğin de güvencesidir. Meraya dayanıklı, hastalıklara dirençli, bakım şartlarına uyumlu bu hayvanlar, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiler için büyük avantaj sağlıyor. Doğru ıslah çalışmalarıyla yerli ırkların verimi her geçen yıl daha da yukarı taşınıyor.
Verim meselesi ise artık sadece genetikle sınırlı değil. Besleme, barınak şartları, sürü yönetimi ve kayıt tutma alışkanlığı da en az damızlık kadar önemli. Bugün doğum kayıtlarını tutan, kuzuların gelişimini takip eden, sürüsünü bilinçli şekilde yenileyen üretici ile bunu yapmayan arasında büyük fark oluşuyor. Modern koyunculuk, sezgiyle değil veriyle yürütülüyor.
Devlet destekleri ve yerel projeler de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. Damızlık koç dağıtımları, ıslah projeleri ve eğitim çalışmaları sayesinde birçok bölgede sürü kalitesi gözle görülür şekilde yükseldi. Bu sadece üreticinin değil, ülke hayvancılığının da geleceği adına umut verici bir tablo.
Ancak bütün bu yeniliklerin merkezinde hâlâ değişmeyen bir gerçek var: Emek.
Günün ilk ışığında başlayan mesai, doğumda tutulan nöbetler, hastalanan kuzunun başında geçirilen uykusuz geceler… Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, koyunculuk hâlâ sabır, sevgi ve alın teri isteyen bir iştir. Fakat bugün bu emeğin karşılığını almak, geçmişe göre çok daha mümkün.
Koyunculukta yeni dönem; bilinçli damızlık seçimi, doğru ırk tercihi ve planlı üretim dönemidir. Bu yolu seçen üretici sadece bugünü değil, sürüsünün ve ailesinin yarınını da güvence altına alır.
Çünkü artık biliyoruz:
Koyunculukta asıl kazanç, sürünün sayısında değil, kalitesindedir.