Ekim ayıyla birlikte Anadolu’nun dört bir yanında traktör sesleri yeniden duyulmaya başladı. Tarlalar işleniyor, tohumlar toprağa kavuşuyor. Arpa ve buğday gibi temel ürünlerin ekimi hummalı bir şekilde sürüyor. Ancak bu yıl üreticinin yüzü çok da gülmüyor. Mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatları bir önceki sezona göre neredeyse iki katına çıkmış durumda. Çiftçi tarlasını ekiyor ama “Bu masrafı nasıl çıkaracağım?” diye düşünüyor.
Tarım kredi borçları, elektrik faturaları, sulama masrafları üreticinin belini büküyor. Buna bir de kuraklık endişesi eklenince, ekim sevinci yerini tedirginliğe bırakıyor. “Ya yağmur zamanında yağmazsa?” sorusu her köylünün aklında dolaşıyor.
Köy kahvelerinde en çok konuşulan konu artık “hasat bereketi” değil, “masraf hesabı” oldu. Traktörlerin deposunu doldurmak bile üretici için ayrı bir mücadeleye dönüştü. Devlet destekleri yetersiz bulunuyor, açıklanan alım fiyatları ise çiftçinin emeğini karşılamaktan uzak. Birçok üretici “Destekler kâğıt üstünde kalıyor, maliyetle baş edemiyoruz” diyerek sesini duyurmaya çalışıyor.
Ekim zamanı umut zamanıdır; her tohum bir geleceği temsil eder. Fakat bu yıl tarlaya atılan her tohumun yanında bir de endişe ekiliyor. Üretici emeğini toprağa bırakıyor ama karşılığını alabileceğine dair güveni her geçen yıl azalıyor. Anadolu’nun bereketli toprakları hâlâ üretmeye hazır; yeter ki üreticinin sesi duyulsun, emeği değersiz kalmasın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özay ALABAŞ
Tarlalar Ekiliyor, Üretici Derin Düşüncede
Ekim ayıyla birlikte Anadolu’nun dört bir yanında traktör sesleri yeniden duyulmaya başladı. Tarlalar işleniyor, tohumlar toprağa kavuşuyor. Arpa ve buğday gibi temel ürünlerin ekimi hummalı bir şekilde sürüyor. Ancak bu yıl üreticinin yüzü çok da gülmüyor. Mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatları bir önceki sezona göre neredeyse iki katına çıkmış durumda. Çiftçi tarlasını ekiyor ama “Bu masrafı nasıl çıkaracağım?” diye düşünüyor.
Tarım kredi borçları, elektrik faturaları, sulama masrafları üreticinin belini büküyor. Buna bir de kuraklık endişesi eklenince, ekim sevinci yerini tedirginliğe bırakıyor. “Ya yağmur zamanında yağmazsa?” sorusu her köylünün aklında dolaşıyor.
Köy kahvelerinde en çok konuşulan konu artık “hasat bereketi” değil, “masraf hesabı” oldu. Traktörlerin deposunu doldurmak bile üretici için ayrı bir mücadeleye dönüştü. Devlet destekleri yetersiz bulunuyor, açıklanan alım fiyatları ise çiftçinin emeğini karşılamaktan uzak. Birçok üretici “Destekler kâğıt üstünde kalıyor, maliyetle baş edemiyoruz” diyerek sesini duyurmaya çalışıyor.
Ekim zamanı umut zamanıdır; her tohum bir geleceği temsil eder. Fakat bu yıl tarlaya atılan her tohumun yanında bir de endişe ekiliyor. Üretici emeğini toprağa bırakıyor ama karşılığını alabileceğine dair güveni her geçen yıl azalıyor. Anadolu’nun bereketli toprakları hâlâ üretmeye hazır; yeter ki üreticinin sesi duyulsun, emeği değersiz kalmasın.