Bir engelli bireyi gördüğümüzde çoğu zaman ilk aklımıza gelen şey aynıdır.
“Ne yazık…”
Bazen acıyarak bakarız.
Bazen uzak dururuz.
Bazen de farkında bile olmadan aramıza görünmez bir mesafe koyarız.
Oysa engel her zaman bedenle ilgili değildir.
Bazen asıl engel gözlerde başlar.
Bir parkta…
Down sendromlu bir çocuk diğer çocukların yanına gitmek ister.
Ama bazı bakışlar o çocuğu durdurur.
Bir okulda…
Bir engelli öğrenci sınıfa katılmak ister.
Ama bazı veliler rahatsız olur.
Bir sosyal mekânda…
Bir engelli genç sadece insanların yanında olmak ister.
Ama bazı insanlar bundan huzursuz olur.
Ve sonra biz buna tek bir kelimeyle isim veririz:
“Engelli.”
Ama hiç durup kendimize şu soruyu soruyor muyuz?
Gerçekten engelli olan kim?
Koşulsuz sevgi gösterebilen o çocuk mu?
Yoksa sevgiyi bile anlamaktan uzaklaşmış kalpler mi?
Down sendromlu bireyler için bazen “+1” denir.
Evet, kromozomları bir tane fazladır.
Ama galiba başka bir şey de fazladır.
Sabırları.
Sevgileri.
Ve insanlıkları.
Belki de bu yüzden Down sendromlu bireylerle tanışan herkes aynı şeyi söyler:
“Onlar çok özel.”
Ama aslında onların özel olan tarafı kromozomları değildir.
Özel olan şey, dünyaya bizim unuttuğumuz bir duyguyu hatırlatmalarıdır:
Sevgi.
Belki de asıl mesele budur.
Biz engeli hep yanlış yerde arıyoruz.
Bazen engel bir bedende değil,
bir bakışta başlar.
Bazen bir kromozomda değil,
bir kalpte büyür.
Ve bazen bir insanın hayatını zorlaştıran şey
engel değil…
başkalarının önyargılarıdır.
O yüzden belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Asıl engel nerede başlıyor?
Bir kromozomda mı?
Yoksa bir insanın kalbinde mi?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZGÜL SERT
“+1 Sevginin Hikâyesi”-4
Asıl Engel Nerede Başlıyor?
Bir engelli bireyi gördüğümüzde çoğu zaman ilk aklımıza gelen şey aynıdır.
“Ne yazık…”
Bazen acıyarak bakarız.
Bazen uzak dururuz.
Bazen de farkında bile olmadan aramıza görünmez bir mesafe koyarız.
Oysa engel her zaman bedenle ilgili değildir.
Bazen asıl engel gözlerde başlar.
Bir parkta…
Down sendromlu bir çocuk diğer çocukların yanına gitmek ister.
Ama bazı bakışlar o çocuğu durdurur.
Bir okulda…
Bir engelli öğrenci sınıfa katılmak ister.
Ama bazı veliler rahatsız olur.
Bir sosyal mekânda…
Bir engelli genç sadece insanların yanında olmak ister.
Ama bazı insanlar bundan huzursuz olur.
Ve sonra biz buna tek bir kelimeyle isim veririz:
“Engelli.”
Ama hiç durup kendimize şu soruyu soruyor muyuz?
Gerçekten engelli olan kim?
Koşulsuz sevgi gösterebilen o çocuk mu?
Yoksa sevgiyi bile anlamaktan uzaklaşmış kalpler mi?
Down sendromlu bireyler için bazen “+1” denir.
Evet, kromozomları bir tane fazladır.
Ama galiba başka bir şey de fazladır.
Sabırları.
Sevgileri.
Ve insanlıkları.
Belki de bu yüzden Down sendromlu bireylerle tanışan herkes aynı şeyi söyler:
“Onlar çok özel.”
Ama aslında onların özel olan tarafı kromozomları değildir.
Özel olan şey, dünyaya bizim unuttuğumuz bir duyguyu hatırlatmalarıdır:
Sevgi.
Belki de asıl mesele budur.
Biz engeli hep yanlış yerde arıyoruz.
Bazen engel bir bedende değil,
bir bakışta başlar.
Bazen bir kromozomda değil,
bir kalpte büyür.
Ve bazen bir insanın hayatını zorlaştıran şey
engel değil…
başkalarının önyargılarıdır.
O yüzden belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Asıl engel nerede başlıyor?
Bir kromozomda mı?
Yoksa bir insanın kalbinde mi?