ASANSÖRLER, KAPILAR ve GÖRMEZDEN GELİNEN HAYATLAR…
Yazının Giriş Tarihi: 21.04.2026 10:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.04.2026 10:11
Bir gün oğlum Bertuğ ile birlikte bir AVM’deydik…
Büyük, gösterişli, her ihtiyaca cevap verdiği düşünülen bir alışveriş merkezi…
Ama iş “erişilebilirlik” olunca, o büyüklük bir anda küçülüyor.
AVM’de sadece bir asansör vardı.
İki noktada yürüyen merdiven… ama herkes asansörü tercih ediyordu.
O gün Bertuğ’un tuvaleti geldi.
Her katta tuvalet vardı ama engelli tuvaleti sadece bir taneydi… o da en üst katta.
Asansörü çağırdık.
Geldi… ama doluydu.
İçindekilerden bazıları aşağı inecekti ama yine de yukarı çıkan asansöre binmişlerdi.
Bekledik…
Kapı açıldı…
İnsanlar gözlerini kaçırdı.
Görmemek için ellerinden geleni yaptılar.
Bazen kendime kızmıyor değilim…
“Keşke hakkımız olanı isteseydik” diye.
Ben ne mi yaptım?
İçimden söylendim… içimden kızdım… ama sustum.
Zaman geçti…
Neyse ki duyarlı bir genç çiftin anlayışıyla asansöre binebildik.
Ama iş işten geçmişti…
Bertuğ’um biraz altını ıslatmıştı.
Yanımızdaki alınan yeni kıyafetlerle bir çözüm bulmaya çalıştık…
Ama o gün Bertuğ , o yeni kıyafetleri yıkama olmadan giymek zorunda kaldı.
Ve ben o an bir kez daha şunu düşündüm:
Engel bazen bedenlerde değil… bazen bakışlarda, bazen de duyarsızlıklarda.
OLAY 2:
Kapalı Bir Kapının Ardındaki Hak
Başka bir AVM…
Bu sefer asansör sorunu yoktu ama başka bir sorunla karşılaştık.
Yine tek katta tek bir engelli tuvaleti…
Kapıya geldik.
Dolu.
Bekledik…
Dakikalar geçti… çıkan yok.
“Acaba içeride kimse yok mu?” diye düşündüm.
Kapıyı tıklattım.
İçeriden bir ses:
“Dolu!”
Beklemeye devam ettik…
Ama içimiz rahattı.
Çünkü biz şunu düşündük:
“İçerideki kişi kesin engellidir, kim bilir ne zorlukla kullanıyor…”
Bu yüzden kapıyı tekrar çalmaya elim varmadı.
Saygı duyduk… sabrettik…
Ve bekledik…
Dakikalar…
15… 20…
Sonunda kapı açıldı.
İçeriden çıkan kişi engelli değildi.
Abdest aldığı çok belliydi.
“Çok beklettim sizi” dedi…
“Namaz saatim geçiyordu…”
İşte o an…
İçimde bir şeyler koptu.
Ben ibadete karşı biri değilim.
Elimden geldiğince yerine getirmeye çalışan bir anneyim.
Ama şunu da biliyorum:
Kul hakkı sadece maddi olmaz.
Bir insanın en temel ihtiyacını, tuvalet ihtiyacını bekletmek…
Onu çaresiz bırakmak…
Bu da bir kul hakkıdır.
Ve o gün anladım ki sorun sadece insanlar değil…
Sistem de eksik.
AVM’lerde abdesthaneler olmalı.
İbadet eden de mağdur olmasın…
Engelli birey de hakkından mahrum kalmasın.
Son Söz…
Bizler ayrıcalık istemiyoruz.
Sadece hakkımız olanı istiyoruz.
Bir asansörde öncelik…
Bir tuvalette erişim…
Bir bakışta anlayış…
Çok mu zor?
Unutmayalım…
Bir gün herkes bir başkasının yerine ihtiyaç duyabilir.
Hayatın içinde biz de varız.
???? 17 Nisan 2026
——Özgül Sert✍????
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ÖZGÜL SERT
ASANSÖRLER, KAPILAR ve GÖRMEZDEN GELİNEN HAYATLAR…
Bir gün oğlum Bertuğ ile birlikte bir AVM’deydik…
Büyük, gösterişli, her ihtiyaca cevap verdiği düşünülen bir alışveriş merkezi…
Ama iş “erişilebilirlik” olunca, o büyüklük bir anda küçülüyor.
AVM’de sadece bir asansör vardı.
İki noktada yürüyen merdiven… ama herkes asansörü tercih ediyordu.
O gün Bertuğ’un tuvaleti geldi.
Her katta tuvalet vardı ama engelli tuvaleti sadece bir taneydi… o da en üst katta.
Asansörü çağırdık.
Geldi… ama doluydu.
İçindekilerden bazıları aşağı inecekti ama yine de yukarı çıkan asansöre binmişlerdi.
Bekledik…
Kapı açıldı…
İnsanlar gözlerini kaçırdı.
Görmemek için ellerinden geleni yaptılar.
Bazen kendime kızmıyor değilim…
“Keşke hakkımız olanı isteseydik” diye.
Ben ne mi yaptım?
İçimden söylendim… içimden kızdım… ama sustum.
Zaman geçti…
Neyse ki duyarlı bir genç çiftin anlayışıyla asansöre binebildik.
Ama iş işten geçmişti…
Bertuğ’um biraz altını ıslatmıştı.
Yanımızdaki alınan yeni kıyafetlerle bir çözüm bulmaya çalıştık…
Ama o gün Bertuğ , o yeni kıyafetleri yıkama olmadan giymek zorunda kaldı.
Ve ben o an bir kez daha şunu düşündüm:
Engel bazen bedenlerde değil… bazen bakışlarda, bazen de duyarsızlıklarda.
OLAY 2:
Kapalı Bir Kapının Ardındaki Hak
Başka bir AVM…
Bu sefer asansör sorunu yoktu ama başka bir sorunla karşılaştık.
Yine tek katta tek bir engelli tuvaleti…
Kapıya geldik.
Dolu.
Bekledik…
Dakikalar geçti… çıkan yok.
“Acaba içeride kimse yok mu?” diye düşündüm.
Kapıyı tıklattım.
İçeriden bir ses:
“Dolu!”
Beklemeye devam ettik…
Ama içimiz rahattı.
Çünkü biz şunu düşündük:
“İçerideki kişi kesin engellidir, kim bilir ne zorlukla kullanıyor…”
Bu yüzden kapıyı tekrar çalmaya elim varmadı.
Saygı duyduk… sabrettik…
Ve bekledik…
Dakikalar…
15… 20…
Sonunda kapı açıldı.
İçeriden çıkan kişi engelli değildi.
Abdest aldığı çok belliydi.
“Çok beklettim sizi” dedi…
“Namaz saatim geçiyordu…”
İşte o an…
İçimde bir şeyler koptu.
Ben ibadete karşı biri değilim.
Elimden geldiğince yerine getirmeye çalışan bir anneyim.
Ama şunu da biliyorum:
Kul hakkı sadece maddi olmaz.
Bir insanın en temel ihtiyacını, tuvalet ihtiyacını bekletmek…
Onu çaresiz bırakmak…
Bu da bir kul hakkıdır.
Ve o gün anladım ki sorun sadece insanlar değil…
Sistem de eksik.
AVM’lerde abdesthaneler olmalı.
İbadet eden de mağdur olmasın…
Engelli birey de hakkından mahrum kalmasın.
Son Söz…
Bizler ayrıcalık istemiyoruz.
Sadece hakkımız olanı istiyoruz.
Bir asansörde öncelik…
Bir tuvalette erişim…
Bir bakışta anlayış…
Çok mu zor?
Unutmayalım…
Bir gün herkes bir başkasının yerine ihtiyaç duyabilir.
Hayatın içinde biz de varız.
???? 17 Nisan 2026
——Özgül Sert✍????