Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bir Kelimeyle Yaralamak: CEZA

Yazının Giriş Tarihi: 06.03.2026 12:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 12:15

Kader ortağı olan bir annemiz anlatmıştı.

Toplu taşımada, herkes gibi bir yerden bir yere gitmeye çalışırken… Yüreğinde evladını taşıyarak.

Çocuk huysuz. Yol uzun. Ayağında AFO denilen bir cihaz var. Yürüyebilmesi için takılan bir destek. Ama bazı gözler için o cihaz, merhamet değil merak; anlayış değil yargı sebebi.

Anne zaten diken üstünde.

Çocuğu huzursuz olduğu için üzgün. Çevre rahatsız olur mu kaygısıyla mahcup.

Zaman hızla geçsin, araç bir an önce dursun istiyor.

Yanlarına orta yaşlı bir kadın oturuyor.

Önce uzun uzun bakıyor.

O bakışta merhamet yok. Sorgu var.

Ve sonra pervasız bir cümle düşüyor havaya:

“Bu çocukların böyle olma nedeni anne babanın büyük günah işlemesidir.”

Anne afallıyor.

Ne demek istiyor bu kadın?

Ben 21 yaşında anne oldum. Ne günah işlemiş olabilirim ki? diye düşünüyor.

Bir anlığına kendini suçlu hissediyor.

Sadece bir anlığına…

Toparlanmaya çalışırken ikinci darbe geliyor:

“Anne babanın günahı şurada dursun, yedi ceddinin günahı yüzünden Allah ceza olarak veriyor.”

Ceza.

Bir çocuğa.

Bir cana.

Bir anneye.

Ama mesele yalnızca o gün, o otobüste yaşanan değil.

Bir başka gün…

Bir başka yerde…

Başka bir engelli bireyin yüzüne doğrudan söylenen o kelime:

“Demek ki bir cezan var.”

Düşünün…

Hayatla zaten mücadele eden bir insanın yüzüne, gözlerinin içine bakarak “ceza” diyebilmek.

Bu nasıl bir cesaret?

Bu nasıl bir bilgisizlik?

Bu nasıl bir inanç yorumu?

Bir çocuğun yüzüne, bir gencin yüzüne, bir yetişkinin yüzüne “Allah seni ceza olarak yaratmış” diyebilmek; aslında en büyük vicdan körlüğüdür.

Engel bir ceza değildir.

Ne anne babanın günahı,

ne yedi sülalenin geçmişi,

ne de ilahi bir intikam senaryosu…

Bilim var. Genetik var. Doğum süreci var. Çevresel faktörler var. Hayatın kendisi var.

Ama en önemlisi:

İnsan onuru var.

Bir çocuğun onuru.

Bir annenin onuru.

Bir engelli bireyin var olma hakkı.

Asıl günah nedir biliyor musunuz?

İnancı merhametsizliğe alet etmek.

Bilmeden konuşmak.

Yargıyı, şefkatin önüne koymak.

Ve en acısı…

Bir annenin zaten ağır olan yükünü, sözle daha da ağırlaştırmak.

O anne o gün bir kez daha şunu anladı:

Engelli çocuk sahibi olmak zor değil.

Zor olan, toplumun cehaletiyle mücadele etmek.

Çocuğunu hayata tutundurmaya çalışırken,

aynı anda insanların yargılarından da korumak zorunda kalmak.

Toplu taşımada geçen birkaç dakikalık bir yolculuk,

bir annenin hafızasında yıllarca kalıyor.

Çünkü bazı yaralar bakışla açılır,

bazıları cümleyle.

Ve bazı kelimeler vardır ki…

Söyleyeni unutulur belki,

ama duyana ömür boyu yük olur.

“Engel ceza değildir, cehalet asıl engeldir.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.